Anahtar kelimeler: Borçludan Poliçeleri Acentelik Acenteliğini Davalıborçlu İlamsız Yaparak Emeklilik Aşnin Vermiş

T.C.
İSTANBUL3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda :TALEP
:Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Müvekkilim davalı borçludan alacaklı olduğunu, Müvekkil şirket alacağının tahsili amacıyla 28.02.2025 tarihinde borçlu hakkında ... 13. İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, Müvekkil şirket davalı/borçlu sigorta şirketinin sigorta sözleşmelerine aracılık etmiş ve/veya davalı adına sigorta sözleşmeleri tanzim etmiş yani davalı borçlunun acenteliğini yaparak sigorta poliçeleri düzenlendiğini, Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurulunun ...tarih ve ... sayılı Kararı ile davalı borçlu ... Sigorta A.Ş.'nin tüm branşlarda yeni sigorta sözleşmesi akdetme ve temdit yetkisinin durdurulmasına karar verildiğini, Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurulunun bu kararından sonra gerçekleşen poliçe iptalleri sebebiyle evvelce müvekkilimizce acente sıfatıyla tanzim edilen/aracılık edilen sigorta sözleşmelerine ait sigorta primleri müvekkilimce sigortalılara iade edilmek zorunda kalınmış ve müvekkilim bu nedenle davalı sigorta şirketinden 132.324,40.- TL alacaklı hale geldiğini, Arz ve izah edilen nedenlerle; itirazlarının iptali ile takibin devamına, davalı/borçlu asıl alacağın 9020'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekilinin 21.05.2025 tarihli davaya cevap dilekçesinde özetle; Bir kabul beyanı olmamak kaydıyla, Davacı ...Şti.ile Müvekkil şirket arasında düzenlenen herhangi bir cari hesap mutabakatı bulunmamakta olup davacının işbu haksız ve mesnetsiz başvurusunun reddi gerektiğini, Cari Hesap 6102 Sayılı TTK. 6.Kısım'da "CARİ HESAP" başlığı altında düzenlenmiş olup TTK. m.89/2 'de bu sözleşmenin yazılı yapılmadıkça geçerli olmadığı açıkça düzenlendiğini, Ticaret hukukunda cari hesap sözleşmeyle kurulan bir kurum olduğunu, Bu sözleşmenin yazılı olması ticaret hukuku açısından şart olduğunu, Yazılı cari hesap sözleşmesinin olmaması durumunda böyle bir cari hesap ilişkisinin varlığından bahsetmek mümkün olmayacağını, Sonuç olarak cari hesap ilişkisi yazılı olarak kurulmadıkça, hukuki açıdan bir etkisi olmayıp davacının taleplerinin reddi gerektiğini, Açıklanan nedenlerle; davanın reddine, davacı aleyhine dava nedeniyle kötü niyet tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karaşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini" talep ve dava etmiştir.SAVUNMA
:Davalı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Bir kabul beyanı olmamak kaydıyla, davacı ... şti. ile müvekkil şirket arasında düzenlenen herhangi bir cari hesap mutabakatı bulunmamakta olup davacının işbu haksız ve mesnetsiz başvurusunun reddi gerekmektedir. Cari Hesap 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu 6. Kısım' da "CARİ HESAP" başlığı altında düzenlenmiş olup TTK M.89/2 ' de bu sözleşmenin yazılı yapılmadıkça geçerli olmadığı açıkça düzenlenmiştir. Ticaret hukukunda cari hesap sözleşmeyle kurulan bir kurumdur. Bu sözleşmenin yazılı olması ticaret hukuku açısından şarttır. Yazılı cari hesap sözleşmesinin olmaması durumunda böyle bir cari hesap ilişkisinin varlığından bahsetmek mümkün olmayacaktır. Sonuç olarak cari hesap ilişkisi yazılı olarak kurulmadıkça, hukuki açıdan bir etkisi olmayıp davacının taleplerinin reddi gerekmektedir. Davaya konu alacak iddiası yargılamayı gerektirdiği için likit değildir. İnkar tazminatı talebi haksızdır ve reddi gerekmektedir.Davacı ile Müvekkil Şirket arasında cari hesap mutabakatı bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesini,- Müvekkil şirket tarafından karşılık ayrıldığı için ve teknik karşılıkları da bu durum etkilediği için davacı aleyhine haksız ve hukuka aykırı şekilde açılmış bulunan dava nedeniyle kötüniyet tazminatına hükmedilmesine,- Yine bir kabul beyanı olmamak kaydıyla alacak iddiası yargılamayı gerektirdiği için likit değildir, inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesini müvekkilim adına vekaleten" talep etmiştir.DELİLLER VE GEREKÇE
:Dava, Davacı ile davalı arasında acentelik ilişkisi bulunduğu, davalı sigorta şirketinin Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun ...tarihli ve ... sayılı kararı ile yeni sigorta akdetme ve temdit yetkisinin durdurulması nedeniyle davacı aracılığıyla tanzim edilen sigorta sözleşmelerinin zeyil edilmesi nedeniyle davacı tarafından primlerin dava dışı sigortalılara iade edildiği iddiasıyla 132.324,40 TL alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemli davadır.Mahkememiz ara kararı gereği alanında uzman bilirkişilerden rapor aldırıldığı ve bilirkişilerin mahkememize sunmuş oldukları raporda özetle: "Davacı acentenin sigorta şirketi adına fesih sonucu oluşan prim iadelerini sigortalılara yaptığı ve davalı şirkete rücu edebileceği, Davacı şirkete ait ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süresinde TTK hükümlerine göre usulüne uygun yapıldığı, dolayısı ile sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, Takip tarihi itibariyle davacı şirketin davalı şirketten 132.324,40 TL alacaklı olduğu, Davadan önce davalı aleyhine ... 13 İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile ilamsız takip başlatılmış ve takip ile 132.324,40 TL asıl alacak ile takip tarihinden itibaren işleyen Yıllık TTK. 1530. Mad. Tem. Faizi edebileceği, İnceleme gün ve saatinde davalı şirket ticari defter kayıtlarını sunmaması nedeniyle inceleme yapılamadığı" şeklinde görüş ve kanaat bildirmişlerdir.Mahkememizce ... 13.İcra Dairesi'nin ...takip sayılı dosyası getirtilmiş olup incelenmesinde; alacaklısı ... Şti. tarafından, borçlu ... Şirketi. aleyhine 132.321,40 TL Asıl alacağa %53,25 oranında faiz işletilmek kaydı ile tahsili talebi ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, yasal süresinde borçlu vekilinin borca ve fer'ilerine itiraz ettiği, itiraz sonucunda icra takibinin durduğu, iş bu itirazın iptali davasının mahkememize İİK.m.67 hükmü uyarınca 1 yıllık yasal süresi içerisinde açılmış olduğu anlaşılmıştır.Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK 222.maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK m.222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK m.222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.22/7/2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanunun 23 üncü maddesiyle, HMK m.222/3'de yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “DİĞER TARAFIN TİCARİ DEFTERLERİNİ İBRAZ ETMEMESİ” şeklinde değiştirilmiş, tarafların ticari defterlerini sunmaması hali de usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için yeterli görülmüştür.Nitekim, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi ... Esas, ... Karar sayılı ilamı ile şu şekilde değerlendirmelerde bulunulmuştur: "...Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır." demiştir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1419. Maddesinde; "Sigorta sözleşmesi sona erdiği takdirde, Kanunda aksi öngörülmemişse, işlemeyen günlere ait ödenmiş primler sigorta ettirene geri verilir" şeklinde düzenleme yapılmıştır.Bu itibarla, yukarıda yer verilen ilam ve özellikle gerekçesi ile HMK 220/3.maddesi hükmü uyarınca davalının ticari defterlerini ibrazdan kaçındığı anlaşılmakla; davacı şirketin ticari defterlerinin TTK 69 ve 213 sayılı Kanunun 216. md gereğince açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, davacı tarafın davalının acentası olup davalı adına sigorta sözleşmeleri tanzim ettiği, davalının sigorta tanzim etme yetkisinin kaldırılması üzerine sigorta poliçelerinin iptali ile acentanın müşterilere ödemeler yaptığı ve cari hesaba alacak kaydında bulunduğu, davalı taraf ile davadan önce mutabık kaldıkları davacının defterlerin usulüne uygun şekilde tutulduklarından TTK 85. ve HMK 222. maddesi gereğince sahibi olan davacı lehine delil niteliğine haiz olabileceği kanaati oluşmuş ve Mahkememizce davacının usulüne uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtlara itibar edilerek, takip tarihi itibariyle davalıdan 132.324,40 TL alacaklı olduğu anlaşıldığından takibin asıl alacak üzerinden aynı şartlarla devamına, itiraz haksız ve alacak likit olduğundan davacı lehine hüküm altına alınan asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş , fazlaya ilişkin talep reddedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.HÜKÜM
: Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :Davanın KABULÜNE,1-Davalı tarafından ... 13. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasına yapılan İTİRAZIN İPTALİNE, takibin takip talebindeki şartlarla aynen DEVAMINA,2-Alacağın % 20'si olan 26.464,88 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,3-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 9.039,05 TL harçtan peşin alınan 1.598,15 TL'nin mahsup edilerek bakiye 7.440,90 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,4-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,5-Davacı tarafından yatırılan 1.598,15 TL peşin harç, 615,40 TL başvuru harcı gideri toplamı olan 2.213,55 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,6-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden, yürürlükte olan A.A.Ü.T. gereğince dava değeri olan 132.324,00 TL üzerinden hesaplanan 45.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,7-Davacı tarafından yapılan 1.967,50 TL tebligat, posta gideri ile 15.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 16.967,50 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,8-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine,Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. █████/2026Katipe-imzalıdırHakime-imzalıdır