Anahtar kelimeler: Bam Esaskarar Fiilden Başkan Yazim Katip Tedbir Üye İhtiyati Karara

T.C. ..... BAM ...... HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: .../....-.../....

T.C.
.......
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
.......... HUKUK DAİRESİ K A R A R
DOSYA NO
:...../........
KARAR NO
: ..../....
BAŞKAN
: .........
ÜYE
: ........
ÜYE
: ...........
KATİP
: .........
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ... .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: .../...
KARAR NO
: --
KARAR TARİHİ
: ............
İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ
:.......
DAVACILAR
: 1-A.........
2-............
3-........
VEKİLİ
: Av. ............
DAVALILAR
: 1-......
2-.......
VEKİLİ
: Av. ........
DAVALI
: 3-.........
VEKİLİ
: Av. .......
DAVANIN KONUSU
: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
B.A.M. KARAR TARİHİ
: ........
KARAR YAZIM TARİHİ
: .............
Davacılar tarafından, davalılar aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sırasında mahalli mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen karara süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacılar vekili, davalıların sürücüsü, maliki ve ZMMS sigortacısı olduğu aracın, davacıların murisi............ ve davacı .........’nun bulunduğu araca çarpması sonucu, ............’nun vefat ettiğini, davacı .........‘nın yaralandığını, davalı sürücünün olayda tam kusurlu olduğunu, davacıların murislerinin vefatı nedeniyle manevi üzüntüye kapıldığını, davacı .......’nın malul kaldığını ileri sürerek, murisin vefatı nedeniyle, eşi davacı ........... için 80.000 TL, murisin oğlu Aycan için 60.000 TL, kızı ...... için 60.000 TL manevi tazminatın, davacı .......’nın yaralanması nedeniyle için 10.000 TL maddi tazminatın, 200.000 TL manevi tazminatın, yaralanma nedeniyle davacı ........ için 25.000 TL, davacı .......... için 25.000 TL manevi tazminatın tahsilini, davalı malik ve sürücü aleyhine ihtiyati hacze karar verilmesini, davacı ..... için 30.000 TL geçici ödemenin tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ............. vekili cevap dilekçesinde, fahiş miktarda maddi ve manevi tazminat talebinde bulunulduğunu, meydana gelen elim kazanın dava dilekçesinde iddia edildiği gibi "alkol/keyif verici madde etkisi altında" gerçekleşmediğini, ..... Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan toksikoloji raporunda Sanık ..........'in kanında alkol ve herhangi bir uyuşturucu madde tespit edilemediğini, davalı .............'in söz konusu trafik kazasında yolcu konumunda bulunmakta olup kaza anında .......... plakalı aracın sürücüsünün ..........olduğunu, tedavi giderlerine ilişkin husumet yöneltebilmesi için davacı tarafın öncelikle yapmış olduğu tedavi giderlerinin SGK tarafından karşılanmamış olduğunu ispat etmesi gerektiğini, varsa kalıcı maluliyet oranın tespiti açısından Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas dairesine müzekkere yazılmasını, davacı tarafın sosyal ve ekonomik durumunun kolluk marifeti ile araştırılmasını, müvekkilinin mal kaçırma girişiminde bulunmadığını, mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararının müvekkilini zarara uğrattığını beyanla davanın reddine ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı............... vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin söz konusu trafik kazasında yolcu konumunda bulunduğunu, kaza anında ............plakalı aracın sürücüsünün ............ olduğunu, olaya ilişkin ceza yargılamasının kesinleşmediğini, kazanın alkol veya keyif verici madde etkisi altında gerçekleşmediğini, ........ ATK tarafından hazırlanan toksikoloji raporunda müvekkillinin kanında herhangi bir madde tespit edilemediğini, idrarında yapılan testte ise bir miktar "esrar" maddesi tespit edildiğini ancak esrar maddesinin kullanılması durumunda 3-30 gün arası idrarda bulunabildiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ............vekili cevap dilekçesinde, davacının sürekli sakatlık tazminatına yönelik arabuluculuk başvurusu yapıldığını, anlaşma sağlanamadığını, sürekli sakatlık tazminatının belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, dava konusu kaza sebebiyle davacı ......' ya tazminat ödemesi yapıldığını, poliçe limitinin kişi başı 360.000,00-TL olduğunu, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden kusur tespitine ilişkin rapor alınmasını, destekten yoksun kalma tazminatı yönünden aktüer sıfatını haiz bir bilirkişinin görevlendirilmesini, ödenen tazminatın belirlenecek tutardan mahsup edilmesini, talep edilen tedavi giderlerinin SGK sorumluluğunda bulunup bulunmadığının tespitini, sürekli sakatlığı bulunmayan davacı için bakıcı gideri tazminatı hesaplanamayacağını, geçici iş göremezlik tazminatının SGK sorumluluğunda olduğunu, kabul manasına gelmemekle birlikte tazminat hesabı yapılmasına karar verilmesi halinde SGK tarafından davacılara ödenen tutarların zarardan indirilmesi gerektiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, █████/2020 tarihli ara karar ile; Davacı ............ için 10.000,00 TL maddi tazminat, 60.000,00 TL manevi tazminat, Davacı ......... için 80.000,00 TL manevi tazminat, davacı .......... için 60.000,00 TL manevi tazminat alacakları için %15 teminat karşılığında davalı ....... adına kayıtlı ........ plakalı araç ile davalılar ................ adına kayıtlı taşınır ve taşınmaz mallara ihtiyati haciz konulmasına, Davacı için diğer manevi tazminat alacak istemleri yönünden yasal şartlar henüz dosya kapsamı ile oluşmadığından reddine karar verilmiştir. ........ Bölge Adliye Mahkemesi ........ Hukuk Dairesinin ........... tarih ......./.... esas ve ..../.... sayılı ilamı ile mahkemenin ara kararına yönelik davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Davacılar vekili █████/2023 tarihli dilekçesi ile, müvekkilleri yönünden doğan ağır neticelerin sabit olması, hukuki sürecin devam ediyor olması, davalıların mal kaçırma yönünde girişimleri olduğunun öğrenilmesi nedeniyle ihtiyati tedbir mahiyetinde ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, █████/2023 tarihli ara karar ile, davanın trafik kazasından kaynaklı tazminat davası olması karşısında dosya aşamasından henüz davacının alacaklı olup olmadığı, varsa ne kadar alacaklı olduğunun belirlenmediği, davalıların ise mal kaçırma girişimleri iddiasının somutlaştırılmadığı anlaşılmakla davacılar vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
Davacılar vekili istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde, dosyadaki Adli Trafik Bilirkişi raporuna göre davalı ......'ın kazanın oluşumunda %100 kusurlu olduğunun tespit edildiğini, ATK raporuna göre müvekkili ..........'nun vücut engellilik oranının %19 oranında olduğunu, müvekkillerin anneleri ve eşinin davalının sebep olduğu kaza nedeniyle vefat ettiğini, █████/2020 tarihli ara kararda toplam 210.000,00 TL alacak bakımında %15 teminat karşılığında ihtiyati haciz kararı verilmesine rağmen müvekkillerinin maddi durumlarının yetersiz olması nedeniyle teminat yatırılamadığından kararın icra edilemediğini beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ile talepleri doğrultusunda müvekkillerinin 10.000,00 TL maddi ve toplam 340.000,00 TL manevi alacağı için davalılar ..........in taşınır taşınmaz malları üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
:
Dava, haksız fiil nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, talep davalı araç maliki ve sürücü adına kayıtlı taşınır taşınmaz malları üzerine ihtiyati haciz konulmasına ilişkindir.
HMK’nın 389. maddesinde meydana gelebilecek bir değişme nedeni ile hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale geleceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan haller genel bir ihtiyati tedbir sebebi ve şartı olarak kabul edilmiştir. Mahkemece ihtiyati tedbir yargılamasının gerektirdiği inceleme ve ispat kuralları dikkate alınarak yapılan incelemeden sonra bu sakınca veya zararı ortadan kaldıracak tedbire karar verilmesi mümkün olacaktır.
İhtiyati tedbirde asıl olan ihtiyati tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve bir ihtiyati tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır. Bunlar ihtiyati tedbirin temel şartlarını oluştururlar. Maddede bu iki hususa yer verilmiş ihtiyati tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyati tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Tedbir talebinin kabulü veya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmış ancak ihtiyati tedbirin konusu hakkında verileceği düzenlenmiştir. İhtiyati tedbire esas olan hakkın iyi belirlenmesi gerekir. Taraflar arasında çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan hak aynı zamanda tedbirin konusu hakkı da oluşturacaktır. Kanun “uyuşmazlık konusu hakkında diyerek” bu hususu vurgulanmıştır. (m. 389/1) Ancak özellikle dikkat edilmesi gereken husus diğer geçici hukuki korumaların alanına giren konularda ihtiyati tedbire karar verilmemesidir. Bu sebeple para alacakları konusunda özel ve istisnai durumlar dışında asıl geçici hukuki koruma ihtiyati hacizdir. Keza diğer özel hükümlerde açıkça farklı bir geçici hukuki korumadan bahsedilmişse bu durumda o çerçevede bir karar verilmeli, ihtiyati tedbir kararı verilmemelidir. (Pekcantez/Atalay/Özekekes, 877)
İhtiyati haciz müessesesi 2004 sayılı İİK’nın 257. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan düzenlemenin ilk fıkrası şu şekildedir: “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haciz ettirebilir.”
Kanun koyucu bahsi geçen düzenlemede ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için gerekli olan şartları düzenlemiştir.Anılan madde uyarınca muaccel hale gelmiş olan ve rehinle temin edilmemiş olan alacaklar için ihtiyati haciz kararı verilebilecektir.
İhtiyati haciz, HMK 406/2 maddesinde geçici hukuki koruma olarak kabul edilmiş, bu hükmün gerekçesinde ise diğer geçici hukuki korumaların bu kısımda düzenlenen geçici hukuki korumalar karşısındaki durumu açıklanarak, bu fıkra ile özellikle uygulamada farklı geçici hukuki korumaların birbirinin yerine kullanılmasının hatta “ ihtiyati tedbir niteliğinde ihtiyati haciz kararı verilmesi” gibi aslında Kanuna tamamen aykırı geçici hukuki koruma kararı oluşturulmasının önüne geçilmesinin amaçlandığı, bu bölümde düzenlenen ihtiyati tedbir ve delil tespiti dışında diğer geçici hukuki korumaların kendi özel hükümlerine tabi olduğu dolayısıyla bu bölüm hükümlerinin doğrudan diğer geçici hukuki korumalara uygulanmasının mümkün olmadığı belirtilmiştir.
İhtiyati haczin şartları ve etkileri ise İİK madde 257 ve devamı maddelerde düzenlenmiş olup 257. Maddenin birinci fıkrasında vadesi gelmiş borçlar için ihtiyati haciz talep etme koşulları, ikinci fıkrada ise vadesi gelmemiş borçlar için ihtiyati haciz istenebilecek haller düzenlenmiştir. Gerek birinci gerek ikinci fıkra hükümleri dikkate alındığında ihtiyati haciz talep edebilmek için öncelikle ortada bir para borcunun bulunması, bir diğer değişle ihtiyati haciz talep eden kişinin talep konusu borcun alacaklısı sıfatına sahip olması gerekir. Maddenin birinci fıkrasına göre ihtiyati haciz isteyebilmek için alacağın kural olarak vadesinin gelmiş olması gerekir.Vadesi gelmiş borçlar için ihtiyati haciz istenebilmesinin diğer bir şartı ise alacağın rehin ile temin edilmemiş olmasıdır. Rehin ile temin edilmiş olan bir alacak teminatı haiz olduğu için ihtiyati hacze gerek yoktur. Vadesi gelmemiş bir borçtan dolayı ihtiyati haciz talep edilebilmesi ise İİK.’nın 257. Maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenmiştir. Söz konusu fıkraya göre borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa borçlu taaahhütlerden kurtulmak maksadı ile mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa bu hallerde ihtiyati haciz talep edilebilecektir.
Konunun daha iyi anlaşılabilmesi için ihtiyati haczin ihtiyati tedbirden farkına da kısaca değinilmesi gereklidir; ihtiyati haciz yalnız para ve teminat alacakları hakkındaki davalarda veya icra takiplerinde söz konusu olduğu halde ihtiyati tedbir kural olarak paradan başka şeyler (haklar, taşınır ve taşınmaz mallar) hakkındaki davalarda alınır. İhtiyati tedbirde çekişmeli ve bu nedenle dava konusu olan şey (mesela taşınır ve taşınmaz bir mal ) hakkında önleyici tedbir alınır; buna karşılık ihtiyati hacizde; alacaklıya henüz kesin haciz isteme yetkisinin gelmediği bir dönemde, alacaklının para alacağının zamanında ödenmesi güvence altına alınır.
İhtiyati hacizde ihtiyaten haczedilen mallar üzerinde bu malların borçluya ait olduğu hakkında bir çekişme yoktur ve bu nedenle bu mallar alacaklının açtığı veya yaptığı ( veya açmayı veya yapmayı düşündüğü) bir dava veya icra takibinin konusu değildir. Oysa ihtiyati tedbirde üzerine ihtiyati tedbir konulan mallar çekişmeli olup davacının açmış olduğu veya ileride açmayı düşündüğü bir davanın konusudur.Taşınmaz mallar üzerine ihtiyaten tedbir konulması halinde genellikle taşınmazın başkasına devrinin yasaklanmasına karar verilmekte üzerine ihtiyati tedbir konulan taşınmaz başkasına satılamamak ve devredilememektedir.
İhtiyati hacizde alacaklı borçlunun mallarına önceden geçici olarak el konulduğundan ihtiyati haciz kesin hacze çevrilip takip kesinleşmeden alacaklı ihtiyaten haczedilen malların satılmasını ve bedelinin kendisine ödenmesini isteyemez. Borçlu, üzerine ihtiyati haciz konulmuş olan taşınmazını başkasına satabilir devredebilir (İİK. Madde 261,91). İhtiyati hacizde alacaklı ihtiyati haciz kesin hazce dönüşürse üzerine ihtiyati haciz konulmuş olan mal icra dairesi tarafından satılır ve bedeli ile alacaklının alacağı ödenir. Oysa ihtiyati tedbirde davacı davayı kazanırsa üzerine ihtiyati tedbir konulmuş olan mal aynen davacıya verilir. Alacaklının ihtiyati haciz koydurduğu mallar üzerinde bir öncelik (rüçhan) hakkı yoktur.
İhtiyati haciz kararından sonra alacaklı, borçlu hakkında mutlaka dava açmaya mecbur olmayıp icra takibinde de bulunabilir (İİK madde 264). İhtiyati tedbir kararı alan kimse mutlaka süresi içinde dava açmak zorundadır.
Diğer yandan HMK 392. maddesine göre durum ve koşullar gerektiriyorsa mahkeme gerekçesini açıklayarak teminat almaksızın ihtiyati tedbire karar verebilir. Ancak İİK’nun 259. Maddesine göre ihtiyati haciz kararlarında mahkeme takdiren teminat alınmamasına karar veremez. Teminat alınmayacak haller hakimin takdirine bağlı olmayıp sınırlı olarak Kanunda açıkça sayılan hallerde teminatsız olarak ihtiyati haciz kararı verilebilmektedir.
Yukarıda açıklandığı üzere ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz birbirine yakın olmakla birlikte amaç sonuç konu ve koruduğu hukuki yarar bakımından özünde birbirinden tamamen farklıdır. “İhtiyati tedbir mahiyetinde ihtiyati haciz” diye bir tabirin mevcut hukuk düzeninde karşılığı bulunmamaktadır. İhtiyati tedbir talebinin re’sen ihtiyati haciz olarak nitelendirilmesi de 6100 sayılı HMK’da düzenlenen ve yargılamaya hakim olan ve usul hükümlerinin temel kurallarını oluşturan düzenlemelere aykırılık teşkil etmektedir. Bu şekilde ihtiyati haciz talebinin ihtiyati tedbir ya da ihtiyati tedbir talebinin ihtiyati haciz olarak değerlendirilmesi tarafların talebi olmayan bir konuda karar verilmesine ilişkin “tasarruf ilkesi”, tarafların talep etmediği veya söylemediği bir vakıanın kendiliğinden dikkate alınamayacağına ilişkin “taraflarca getirilme ilkesi” ve hakimin tarafların talep sonuçları ile bağlı olduğuna ve talepten başka bir şeye karar veremeyeceğine “ilişkin taleple bağlılık ilkesine” açıkça aykırıdır.
Kaldı ki, davacı vekilinin talebine yönelik olarak mahkemece █████/2020 tarihli ara kararı ile ihtiyati haciz isteminin kımen kabul kısmen reddine dair verilen karara yönelik, ...... Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesinin .......tarih .../.... esas ve ..../.... sayılı ilamı ile, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, davacının somut isteminin ihtiyati tedbir niteliğinde olduğu, bu isteminin de, █████/2020 tarihli ara karar ile reddedilerek istinaf yoluna başvurulmaksızın kesinleştiği, ihtiyati tedbin mahiyetinde ihtiyati haciz isteminin açıklanan nedenlerle, dinlenilebilir olmadığı, mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, davacılar vekilinin istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranın sıfatına ve istinaf konusu yapılan nedenlere ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesin kararı usul ve yasaya uygun olması nedeniyle davacılar vekilinin istinaf taleplerinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-.... .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...... tarih ve .../.... sayılı ara kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından HMK 353/1-b-1 hükmü gereğince davacılar vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2-Davacılar tarafından alınması gereken istinaf karar harcı peşin alındığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
3-Karar tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-İstinaf yargılama giderinin istinafa başvuran taraflar üzerinde bırakılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 362/1-f. hükmü uyarınca kesin olmak üzere █████/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
.....
Başkan
..........
.......
Üye
.......
.........
Üye
.........
.........
Katip
.........

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!