Anahtar kelimeler: Cad Sektörünün İsimlerinden Yana Tanınmış Rücuen Beri Anadolu Temsilcilikten Adresinde

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2022
NUMARASI
: █████████ Esas ████████ Karar
DAVANIN KONUSU
: Rücuen tazminat (Ticari temsilcilikten kaynaklanan)
Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı şirket yetkilisi ...'ın ......... yılından beri sigortacılık sektörünün tanınmış isimlerinden olduğu ve sahibi olduğu ... A.Ş.' nin 2010 yılından bu yana ... Cad. No:.... adresinde sigortacılık faaliyetinde bulunduğunu, şikâyet olunan ... (...) kendisinin ... isimli yatırım firmasının ve ...firmasının sahibi olarak tanıtarak zamanla güvenini kazanarak beraber iş yapmayı teklif ettiğini, ...' nın getirdiği müşterilerden kendisine pay verilmek üzere dosya ekinde sunulan sözleşme yapılarak tarafların çalışmaya başladıklarını, bu anlaşmaya göre ...' nın isterse müşterilerden tahsilat yapıp ... AŞ' ne kredi kartı veya havale yoluyla ödemeleri aktaracağı ve kârdan %50 pay alacağı, isterse de telefon ve maille davacı şirketi yönlendirerek sigorta poliçesi kesmesini sağlayacağı ve yine kâr payını alacak şeklinde anlaştıklarını, ancak aradan geçen süre içerisinde ...'nın çelişkili beyanları ve ... isimli kişinin şikâyeti üzerine yapılan araştırmada dolandırıldığını anladığını, ... - ...'ın, .... Şti. dâhil birçok kişiden...adını kullanarak sigorta yaptırma bahanesiyle paralar topladığını ve hiç sigorta yaptırmadan insanlara sahte poliçeler düzenlediğini, davalılar aleyhine Savcılık nezdinde şikâyette bulunulduğunu, davacı şirketin piyasadaki tanınırlığı nedeniyle hem şirkete hem de ana sigortacı olan... AŞ' nin 98.327,76 TL' lik tüm zararının karşılandığını belirterek, dava dışı üçüncü kişiye ödenmek zorunda kalınan 98.327,76 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, davalıların tespit edilecek mal varlığının üçüncü kişilere satış, devir ve temlikinin önlenmesi amacıyla malvarlıkları üzerine teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulmasına, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davalılara yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar cevap dilekçesi sunmamışlardır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; " ...Davacı ile davalı ... arasında davalının davacı ... şirketine yönlendireceği kişilerin sigorta poliçesi düzenlemeleri halinde davacıdan kar payı alacağına ilişkin yazılı olmayan sözleşme ilişkinin bulunduğunun davalı tarafından iddia edildiği, davalının kendisini ... olarak tanıtmış ise de, ayrıca ... ismini de kullandığını, davalının davacının unvanını kullanarak birden çok kişi ve şirkete poliçe düzenlemeyi vaat ederek paralar topladığını, bu kişilere sahte poliçeler verildiğini, ayrıca dava dışı ...'un kredi kartını kullanarak başka ödemeler yaptığını, davacı tarafından adının karalanmaması için dava dışı ... ... A.Ş.'nin 98.327,76 TL tutarındaki zararını karşıladığını, davacı tarafından 3. kişiye ödemek zorunda kalınan bu tutarın davalılardan tahsilini talep ettiği anlaşılmıştır. Bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere; davalıların müştekiye ait kredi kartında tahrifat yaparak fazla veya mükerrer tahsilat yapıldığının yada sahte poliçe düzenlenerek davacıya zarar verildiğinin belirlenemediği, bu husustaki soruşturma dosyasında herhangi bir delil bulunamadığından ve belgede sahtecilik yapıldığının belirlenemediğinden takipsizlik kararı verildiği, bu haliyle davacının iddiasını ispat edemediği... " gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; bilirkişi heyetinin kendisine mail ortamında iletilen birçok dokümanı görmezden geldiğini, bu belgelerin davalının sorumlu olduğunu ve müvekkili zarara uğrattığını kanıtladığını, eksik incelemeye dayalı raporun karara esas alınması ve rapora itirazların göz önünde bulundurulmamasının bozma nedeni olduğunu, davalı ...'ın kriminal bir kişi olduğunu, davalının müvekkili dışında muhtelif kişileri de aradaki güven bağını kullanarak açıkça güven ilişkisinin ihlaliyle sistematik bir şekilde dolandırdığını ve cezaevine gönderildiğini, davalıların cezai anlamda suçlanmamış olmasının, müvekkili şirketin zarara uğratılmadığı anlamına gelmeyeceğini, hukuk hâkiminin, ceza hâkiminin beraat kararı ile bağlı olmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, ticari temsilcilik yetkisinin kötüye kullanılarak ve suç teşkil eden eylemlerle verilen zararın rücuen tazmini talebine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı, davalılardan ...'nın kendisini ... isimli yatırım şirketinin ve ...firmasının sahibi olarak tanıtıp güvenini kazanarak birlikte iş yapmayı teklif ettiğini, müvekkilinin de bu teklifi kabul ettiğini bu anlaşmaya göre ...'nın getirdiği müşterilerden kendisine pay verilmek üzere sözleşme yapılarak çalışmaya başladıklarını, ...'nın getirdiği müşterilerden isterse tahsilat yapıp müvekkili şirkete kredi kartı veya havale yoluyla aktaracağını ve kardan %50 pay alacağını isterse de telefonla veya e- posta ile müvekkili şirkete yönlendirerek sigorta poliçesi kesmesini sağlayıp kar payı alacağını, anlaşma gereği aylık olarak mutabakat yapılacağını ve ödemelerin de aylık olarak ...'nin banka hesabına gönderileceğini, ancak davalı ... .........nın birçok kişiden davacı şirketin adını kullanarak paralar toplayıp hiç sigorta yaptırmadan insanlara sahte poliçeler verdiğini, bunun yanında ... isimli şahsın kartını kendi kartı gibi göstererek müşterilerinden elden nakit ödeme aldığını, ödemeleri ise ...un kartı ile yaptığını, ana sigortacı olan... AŞ.ne tüm zararını ödediğini, davalılar hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu beyan etmiştir. Dosya kapsamından davacı şirketin şikâyetçi olduğu İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/ 159969 soruşturma sayılı dosyasında davalılar hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği görülmüştür.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi raporunda; soruşturma dosyası ekinde mevcut olan bilrkişi raporlarında davacıya ait kredi kartında tahrifat yapılarak para çekildiği ya da sahte sigorta poliçeleri düzenlendiği yönünde somut bir veriye ulaşılamadığı, ispat yükü üzerinde olan davacının alacak iddiasının ispatı için dosya kapsamında yeterli bilgi ve belge bulunmadığını, ek raporda ise davacı tarafından dosyaya sunulan belgelerin iddiasını ispata yarar bulunmadığı tespitleri yapılmıştır.TBK'nın 74. maddesi hükmü hukuk hakimini, ceza mahkemesinin kesinleşen kararı karşısında maddi hukuk bakımından kural olarak bağımsız kılmaktadır. Ancak hukuk hâkiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Her mahkumiyet kararı o eylemin hukuka aykırılığını tespit etmesi bakımından hukuk hâkimini bağlayıcı niteliktedir. Ceza hâkiminin saptadığı maddi olaylar ve özellikle fiilin hukuka aykırılığı ve davalı tarafından işlenmiş olup olmadığı hukuk hâkimini bağlar. Somut olayda, ceza soruşturmasında kovuşturmaya yer olamadığına karar verildiği görülmüştür. Dolayısıyla, hukuk hakimini bağlayacak bir maddi tespitten söz edilemez.Diğer taraftan, HMK'nın 190. maddesinde ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Eldeki davada ispat yükü davacı tarafa ait olup, davacı tarafından ileri sürülen iddiaların soyut beyanlardan ibaret olduğu, davacının iddialarını ispata yarar somut deliller sunamadığı anlaşıldığından, ilk derece mahkemesince davanın reddine dair verilen kararda hukuka aykırılık görülmemiş, davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,
3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;
HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, █████/2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!