Anahtar kelimeler: Danimarkada Mukim Bam Esaskarar Sinai Sınai Fikri Asnin Hükümsüzlüğü Haklar

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ

Esas-Karar No
: ████████ - █████████
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2026
NUMARASI
: ████████ E. - 2026/2 K.
DAVANIN KONUSU
: Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen █████/2026 tarih ve ████████ E. - 2026/2 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
: Davacı vekili, müvekkili ... A/S'nin Danimarka’da mukim 2007 yılında kurulmuş bir şirket olduğunu, uzun yıllardan bu yana endüstriyel ve evsel su arıtma ve saflaştırması için kullanılan su filtreleme
cihazlarının üretimi ve satışı alanında faaliyet gösterdiğini, tüm dünyada temsilciliklerinin bulunduğunu, müvekkilinin ticaret unvanının esas unsuru olan "..." ibaresinin 2007
yılından bu yana dünyanın çeşitli ülkelerinde marka olarak da tescil ettirildiğini, 13.03.2019 tarihinde müvekkilinin "...@....com" isimli adresine davalılardan ...
tarafından diğer davalı şirketin antetini taşıyan bir mail gönderildiğini, ... inside membranes markalı ürünle ilgili fiyat bilgisi ile örnek numune gönderilmesinin istendiğini, müvekkili tarafından aynı gün maile cevap verildiğini, davalıların 04.04.2019, 21.05.2019 ve 15.05.2020 tarihlerinde müvekkilinden 678 adet ürün satın aldıklarını, davalılar müvekkilinin Türkiye'deki tek yetkili satıcısı olmak istemişlerse de, bu talebin müvekkilince kabul görmediğini, müvekkilinin müşteri destek servisine gelen maillerden davalı şirketin "..." markalı ürünlerin Türkiye temsilcisi gibi hareket etmeye başladığının öğrenildiğini, yapılan araştırmalarda da davalı şirketin 21.08.2020 tarihinde
██████████ nolu "... ..." nolu marka başvurusunda bulunduğunun, diğer davalı ...’un ise çok öncesinde 16.07.2019 tarihinde ██████████ nolu "... ..." ibareli marka başvurusunda bulunduğunun ve markaların tescil edilmiş olduğunun tespit edildiğini, müvekkilinin "..." markasının gerçek hak sahibi
olup, davalılar tarafından yapılan marka başvurularının kötüniyetli olduğunu, dava konusu markaların başvuru tarihleri itibariyle davalıların müvekkilinin markalarından haberdar olduğunu ileri sürerek, davalı şirket adına tescilli ██████████ nolu "... ..." ve diğer
davalı ... adına tescilli ██████████ nolu “... ...” ibareli
markalarının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine
karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, her iki taraf markasında ortak olarak bulunan "..." ibaresinin Nobel ödüllerine konu olmuş, bilim ve tıp dünyasına mal olmuş bilimsel teknik bir terim olduğunu, teknik terim olarak; hücre zarlarında bulunan ve seçici olarak suyun hücreye girip çıkmasına izin veren çeşitli proteinlerden biri olarak tanımlandığını, davacının tescil ettiği ürünün su arıtma cihazı ve filtresi olduğu, yer verilen tanımlamaya göre; "..." sözcüğünün tescil edildiği ürün için vasıf, kalite ve amaç bildirdiğinden tek başına marka olabilecek bir ibare olmadığını, bu nedenle tanımlayıcı olduğunu, tanımlayıcı sözcüklerin tek başına marka olarak tescil edilemeyecekleri, münhasıran bir kişinin kullanımına özgülenemeyecekleri, nitekim davacı tarafın hükümsüzlüğe dayanak yaptığı markaların hiçbirinin münhasıran "..." sözcüğünden ibaret olmadığını, müvekkillerinin de salt "..." ibareli marka başvurularında bulunmadıklarını, davacının Amerika Birleşik Devletleri'ndeki marka tescil evrakı incelendiğinde; söz konusu iki marka tescilinde de, "..." teriminin kullanımının şarta bağlandığı ve davacının feragat beyanı verdiğinin görüldüğünü, diğer bir anlatımla; davacının "..." ibaresini tek başına kullanım hakkı için herhangi bir talepte bulunmayacağına dair feragat beyanı verdiğini, müvekkili ...'un, suyun moleküler yapısını daha kalitelendirerek ... su kanalları aracılığı ile hücrelere girişini artırmayı, dolayısıyla daha dirençli hücre ve insan metabolizmasına ulaşmayı hedefleyen çalışmalar yürüttüğünü, müvekkilinin geliştirdiği ve tescil talebinde bulunduğu ██████████ sayılı patent başvuru ekindeki tarifnamenin 2. sayfasının 20. paragrafında aquaporinlerin tanımlandığını, müvekkilinin tescil ettirdiği "... ..." ibareli markayı patent konusu ürün üzerinde kullanmayı amaçladığını, davacının 2019 yılında müvekkil şirket ile ticari ilişkiye girdiğini ve "...+şekil" markalı filtre satışına başladığını, müvekkillerinin davacı şirket yetkililerine 28.03.2019 tarihli e-maillerinde "... ..." ibareli markayı tescil ettirdiklerini, 16.05.2019 tarihli e-maillerinde ... model su arıtma cihazı üreteceklerini beyan ettiklerini, bunun yanı sıra, davacı şirket müdürü ...'un 2019 Temmuz ayında müvekkili şirkete geldiğini ve şirket müdürü ... ile "... ..." markalı su arıtma cihazı ile birlikte fotoğraf çektirdiklerini, davacı temsilcisinin, müvekkillerinin marka tescillerini ve kullanımlarını o tarihten itibaren bildiği halde sesini çıkarmadığını, davacının müvekkili şirkete mal sattığını ve ticaretini sürdürdükten sonra böyle bir dava açmasının hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olduğunu, davacının ticaret unvanını hükümsüzlük iddiasına mesnet göstermesinin kabul edilemeyeceğini, davacının Türkiye'de tescilli ticaret unvanının bulunmadığını, müvekkilinin üretip satışa çıkardığı ürünün su arıtma cihazı olduğunu, davacının sattığı ürünün, müvekkilinin sattığı ürün içerisinde kullanılan aparatlardan sadece birisi olduğunu, bu nedenle davacının markasından yararlanıldığı iddiasının doğru olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece, somut olay bakımından sessiz kalma yoluyla hak kaybı için gerekli sürenin dolmadığı; tescilsiz marka üzerindeki kullanımın, yurt içinde ve yerelden daha geniş bir coğrafyada, nizasız, fasılasız ve yoğun bir şekilde kullanılmış olmasının gerektiği; tescilsiz markanın yurtdışındaki kullanımlarının, markayı kullanan kişiye yurtiçinde herhangi bir öncelik hakkı vermediği (Yargıtay 11.HD; 13.02.2019 tarih, █████████ E.- █████████ K.); davacı yanın "..." ibaresi üzerinde Türkiye'de SMK'nın 6/3 hükmünden kaynaklı gerçek hak sahipliğinin bulunduğu iddiasının ispatlanamadığı; SMK’nın 6/6 maddesi kapsamında yapılan değerlendirmeye göre, davacı yanın Danimarka menşeli bir anonim şirket olduğu, Türkiye'de tescilli ticaret unvanının bulunmadığı, yurtdışında tescilli davacının ticaret unvanının Türkiye'de dava konusu markaların tescil başvuru tarihlerinden önce pazar payı oluşturacak nitelikte kullanımı ispatlanamadığından davacı yanın ticaret unvanından kaynaklı üstün hak iddiasının da yerinde görülmediği; dosya kapsamındaki delillere göre davalıların, davacıya ait "... ..." membran ürünlerinden, dava konusu marka tescil başvuru tarihlerinden önce haberdar oldukları, davacı ile ticari ilişki içinde bulundukları; bu noktada, "..." ibaresinin; su arıtma cihaz filtresi ve su arıtma cihaz ürünleri bakımından somut ayırt edici niteliğinin bulunup bulunmadığı hususunun irdelenmesinin gerektiği; 06.11.2025 tarihli bilirkişi raporunda belirtilen özel veya teknik bilgilere göre; "..." ibaresinin davaya konu markaların tescil kapsamlarında yer alan "Su yumuşatma cihazları, su arıtma cihazları, su arıtma tesisatı, atık arıtma tesisatı" ve "Akvaryumlar için filtreler ve filtre-motor kombinasyonları" emtiaları bakımından tanımlayıcı nitelikte bir ibare olduğunun tespit edildiği; dava konusu markaların her ikisinde de 11. sınıfta yer alan "Su arıtma cihazları, su arıtma tesisatı" emtialarının bulunduğu, davacı yanın da "..." ibaresini markasal olarak bir tür su arıtma cihaz aparatı olan su arıtma cihaz filtresi üzerinde markasal olarak kullandığı; buna göre; davalıların, davacı yana ait "..." markalı su arıtma cihaz aparatı emtialarından haberdar oldukları, hatta bu tip aparatları davacıdan ithal ettikleri halde, davacının ürettiği emtialar ile aynı, aynı tür 11. sınıfta yer alan emtiaları da içerecek şekilde "... ..." ve "... ..." ibareli marka tescil başvurularında bulunmaları ve bu markaları tescil ettirmeleri sabitse de, "..." ibaresinin belirtilen emtialar bakımından tanımlayıcı olması nedeniyle davacının bu ibare üzerinde tekel hakkı ileri süremeyeceği, dolayısıyla davalıların kötüniyetli olarak dava konusu markaları tescil ettirdiklerinin söylenemeyeceği, kötüniyet iddiasının sübut bulmadığı kanaatine varıldığı; somut olayda "..." ibaresinin, davaya konu markaların tescil kapsamlarında yer alan "Su yumuşatma cihazları, su arıtma cihazları, su arıtma tesisatı, atık arıtma tesisatı" ve "Akvaryumlar için filtreler ve filtre-motor kombinasyonları" emtiaları bakımından tanımlayıcı nitelikte bir ibare olduğunun teknik bilirkişi raporu ile tespit edildiği; 6769 sayılı SMK'nın 5/1-c bendinde; ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretlerin marka olarak tescil edilemeyeceğinin düzenlendiği; somut olayda yapılan değerlendirmede; dava konusu ██████████ sayılı markanın "... ..." ibaresinden oluştuğu, her ne kadar "..." ibaresi söz konusu markanın kapsamında yer alan "Su yumuşatma cihazları, su arıtma cihazları, su arıtma tesisatı, atık arıtma tesisatı" ve "Akvaryumlar için filtreler ve filtre-motor kombinasyonları" emtiaları bakımından tanımlayıcı nitelikte olsa da, markada yer alan "..." ibaresinin varlığı ile birlikte umumi intiba olarak dava konusu markanın söz konusu emtialar bakımından da tanımlayıcı olmadığı, dolayısıyla SMK'nın 5/1-c hükmünün ██████████ sayılı marka bakımından oluşmadığı kanaatine varıldığı; dava konusu ██████████ sayılı markanın "... ..." ibaresinden oluştuğu, söz konusu markanın kapsamında "Su yumuşatma cihazları, su arıtma cihazları, su arıtma tesisatı, atık arıtma tesisatı" ve "Akvaryumlar için filtreler ve filtre-motor kombinasyonları" emtialarının bulunduğu, bu emtialar bakımından "..." ibaresinin doğrudan tanımlayıcı olduğu, markanın genel görünümü incelendiğinde; "..." ibaresinin büyük punto ile ön plana çıkarıldığı, vurguyu üzerinde topladığı, markada yer alan "..." ibaresinin İngilizce kökenli bir sözcük olup Türkçe'de "..." anlamına geldiği, söz konusu ibarenin "..."in yukarıda teknik açıklamaları verilen anlamı içinde kalan bir söz öbeği olup ayırt ediciliğinin bulunmadığı, buna göre; "Su yumuşatma cihazları, su arıtma cihazları, su arıtma tesisatı, atık arıtma tesisatı" ve "Akvaryumlar için filtreler ve filtre-motor kombinasyonları" emtiaları bakımından davaya konu ██████████ sayılı markanın SMK'nın 5/1-c hükmü uyarınca tanımlayıcı olduğu kanaatine varıldığı; gerekçesiyle, davacının davalı ... ve Ticaret Limited Şirketi'ne yönelttiği davanın reddine, davacının davalı ...'a yönelttiği davanın kısmen kabulü ile; dava konusu ██████████ sayılı markanın "Su yumuşatma cihazları, su arıtma cihazları, su arıtma tesisatı, atık arıtma tesisatı. Akvaryumlar için filtreler ve filtre-motor kombinasyonları." emtiaları bakımından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin 2007 yılında kurulduğunu, "..." ibaresinin 2007 yılından beri dünyanın çeşitli ülkelerinde tescilli olduğunu, müvekkilinin ibare üzerinde gerçek hak sahipliğinin bulunduğunu, dava konusu marka başvurularının kötüniyetli olarak yapıldığını, müvekkilinin Avrupa tescillerinde Amerika tescilinde olduğu gibi bir beyan bulunmadığını, her iki taraf markalarının esas unsuru "..." olup, davalı markalarına ayırt edicilik katılmadığını, davalıların, marka başvurusundan önce müvekkilinin markalarından haberdar olduklarını beyan ettiklerini, markaların hitap ettiği kesimin "..." ibaresinin teknik anlamını bilmeyeceğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacının Türkiye'de tescilli "..." ibareli markasının bulunmadığını, "..." ibaresinin özgün bir kombinasyon olduğunu ve patent müracaatındaki buluş konusunu özetlediğini, bu kelimelerin tek başına yaygın kullanımlarının bulunduğunu, birlikte ise aşırt edici olduklarını, davanın ... yönünden de tümden reddinin gerektiğini, yargılama giderinin de hatalı yükletildiğini, iki ayrı dava bulunup, 3/4' ünün reddedildiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
: Dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının yurtdışında tescilli markalarının "..." esas unsurlu; davalıların davaya konu markalarının "... ..." ve "... ..." ibareli olduğu; taraf markalarında "..." kelimesi ortak olarak yer almakta olup, bu ibarenin ise davaya konu markaların tescil kapsamlarında yer alan "Su yumuşatma cihazları, su arıtma cihazları, su arıtma tesisatı, atık arıtma tesisatı" ve "Akvaryumlar için filtreler ve filtre-motor kombinasyonları" emtiaları bakımından tanımlayıcı nitelikte olduğunun tespit edildiği; nitekim, davacının "... ..." ibareli markasına ilişkin ofis kararında "Başvuru sahibinin, markada yer aldığı şekliyle "..." ibaresi üzerindeki münhasır hak talebinden feragat etmesi gerekmektedir; zira bu ibare, başvuru sahibinin mal ve/veya hizmetlerinin bir bileşenini, niteliğini, özelliğini, işlevini, amacını veya kullanımını yalnızca tanımlayan niteliktedir. ... ... ibaresi üzerinde münhasır hak iddiasında bulunulmamaktadır." açıklamasına yer verildiği, bu hale göre, çekişmeli ibarenin tanımlayıcı olduğu mallar bakımından herkesin kullanımına açık bulunduğu ve kimsenin tekeline de verilemeyeceği; hal böyle olmakla birlikte, söz konusu ibarenin hükümsüzlüğü istenen dava konusu markalar yönünden ayırt edici hale getirilip getirilmediğinin de tartışılmasının gerektiği, bu kapsamda davalı şirkete ait ██████████ nolu "... ..." nolu markada markasal algıyı "..." ibaresi üzerinde toplarken, davalı şahsa ait ██████████ nolu "... Molecular
Maximizer" ibarele markada ise, esas unsurun "..." ibaresi olduğu ve "..." ibaresinin de tanımlayıcı nitelikte bulunması nedeniyle markanın "Su yumuşatma cihazları, su arıtma cihazları, su arıtma tesisatı, atık arıtma tesisatı. Akvaryumlar için filtreler ve filtre-motor kombinasyonları." emtiaları bakamından SMK'nın 5/1-c maddesi kapsamında ayırt edici hale getirildiğinden de söz edilemeyeceği; söz konusu ibarenin anlamının tüketiciler tarafından bilinip bilinmemesinin SMK'nın 5/1-c maddesinin somut uyuşmazlığa uygulanmasını etkilemeyeceği; öte yandan, davacının gerçek hak sahipliği iddiası kanıtlanamadığı gibi, cevap dilekçesine ekli olup, davacı şirket yetkilisine gönderilen 28.03.2019 tarihli mailde, davalılardan ... tarafından "... ..." ibareli patent başvurusunu hakkında bilgi verildiği, dolayısıyla, dava konusu marka başvurusunun davacının markalarından haksız yararlanma amacıyla değil, söz konusu ibarenin tanımlayıcı niteliği bilinerek yapıldığının ve kötüniyet iddiasının ispatlanamadığı sonucuna ulaşıldığı, ilk derece mahkemesince takdir edilen kabul - ret oranına göre hükmedilen yargılama giderinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca ayrı ayrı alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-İstinaf aşamasında davacı ile davalı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile █████/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH
: █████/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!