Anahtar kelimeler: Ermenek Onikinci Süreç Merciince Kılma Görüşü Hukukî Kişiyi Hürriyetinden Edenlerin
8. Ceza Dairesi         ██████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
SUÇLAR
: Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, yaralama
HÜKÜMLER
: Mahkumiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılması
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Onama
Sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin onikinci fıkrası gereği itiraz yoluna tabi olduğu ve merciince itiraz konusunda karar verildiği temyizinin mümkün olmadığı anlaşılmıştır.
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında Yargıtay bozma ilamı üzerine verilen hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Yargıtay Bozma İlâmı
Ermenek Asliye Ceza Mahkemesinin. 27.04.2016 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 8. Ceza Dairesinin █████████ Karar sayılı kararı ile kasten yaralama suçundan " ...sanığın katılana yönelik eyleminin olası kastla yaralama suçunu oluşturduğu ve cezasında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca indirim yapılması gerektiği...; ... 'cezada orantılılık' ilkesine aykırı olarak (1/3) oranında artırım yapılması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi...", kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan "...atılı suçu cinsel amaçla gerçekleştirmesi karşısında, hakkında 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin beşinci fıkrası uyarınca ceza arttırımı yapılmaması suretiyle eksik ceza tayini..." nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
B. Yargıtay Bozma İlâmından Sonraki Yargılama Süreci
Ermenek Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.12.2023 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 87/3, 21/2, 62, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 251/3. maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay 16 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
Katılan vekilinin bu karara yönelik itirazının Ermenek Ağır Ceza Mahkemesince reddine karar verilmiş, hükmünün açıklanmasının geri bırakılması kararı 03.04.2024 tarihinde kesinleşmiştir. Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 109/1-2, 109/3-f, 109/5, 62, 52, 53. maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Katılan Vekilinin Temyiz İstemleri
a) Kasten yaralama suçuna yönelik temyiz istemi; Kasten yaralama suçu yönünden kurulan hükümde, az ceza tayininin ve şartları oluşmamasına rağmen hükmün açıklanmasının geriye bırakılması kararı verilmesinin hatalı olduğu,
b) Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükme yönelik temyiz istemi; sanık lehine olacak şekilde az ceza tayininin hatalı olduğuna; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin (AAÜT) 14. maddesi gereğince kendini zorunlu vekille temsil ettiren katılan lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken bu hususun hüküm altına alınmamasının usul ve kanuna aykırı olduğuna ilişkindir.
2. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemleri
Hükme esas alınan tanık ve mağdur beyanlarının kendi içinde ve aralarında çelişkili olduğuna, sanığın mağdura karşı atılı suçu işlemesini gerektiren bir sebebin bulunmadığına, sanığın yardım amacıyla hareket ettiğine ve sanığın suç işleme kastı olmadığına ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1. Kasten Yaralama Suçundan Verilen Karar Yönünden,
Kasten yaralama suçu bakımından, Ermenek Asliye Ceza Mahkemesince verilen hükmün açıklanmasının geriye bırakılması kararının katılan vekilinin itirazı ile Ermenek Ağır Ceza Mahkemesince gerek usul gerekse esas yönünden incelenmesi neticesinde itirazın reddi üzerine 03.04.2024 tarihinde usulüne uygun olarak kesinleştiği anlaşılmakla; sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geriye bırakılması kararlarının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi gereği itiraz yoluna tabi olduğu ve merciince itiraz konusunda karar verildiği, temyizinin mümkün olmadığı anlaşılmıştır.
2. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden,
1. Dava dosyası kapsamına göre, olay günü katılanın yaya olarak okuldan evine döndüğü esnada sanığın kullanmış olduğu araçla katılana yaklaştığı, katılanı evine bırakmayı teklif ettiği ancak katılanın teklifi kabul etmeyip yoluna devam etmesi üzerine sanığın araçtan inerek katılanı zorla araca bindirdiği,
katılanın itirazlarına rağmen sanığın yola devam ettiği ve katılanın evini geçtikleri, sanığın aracı mahallenin sonunda bulunan araziye doğru sürdüğünü fark etmesi üzerine katılanın korktuğu ve kendisini arabadan dışarıya atarak kurtulduğu, sanığın böylece kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği iddiasına ilişkin olarak;
Kolluk tarafından tanzim edilen tutanaklar, tanık ve katılan beyanları, savunma, adli raporlar ve tüm dosya kapsamından olay günü yolda gördüğü 18 yaşından küçük katılanı cinsel amaçla zorla arabaya bindirerek götürmek isteyen sanığın çocuğa karşı cebir kullanmak suretiyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği, yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanaatin dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, hükme esas alman tanık ve katılanın beyanlarının birbirini doğruladığı ve adli raporlara uygun olduğu, olayda ceza miktarında alt sınırdan uzaklaşmayı gerektirir halin bulunmaması sebebiyle mahkemenin takdirinin yerinde olduğu, katılan ...'ye ilgili baro tarafından 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca atanan ve vekaletnameli vekil olmayan katılan vekili lehine avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca vekalet ücreti takdir edilmemesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümde düzeltme nedeni dışında hukuku aykırılık bulunmamıştır.
2. Sanık hakkında ceza tayini sırasında mahkemenin gerekçesindeki anlatımı ve olayı kabulüne göre cebir kullanmak suretiyle katılanı hürriyetinden yoksun kıldığı kabul edilen sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un müstakil ceza aralığı öngören 109/2. maddesi gereğince temel cezanın tayin edilmesi gerekirken anılan Kanun'un önce 109/1. maddesi, ardından 109/2. maddesinin uygulanması suretiyle kademeli ceza tayini hukuka aykırı görülmüş ise de bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
III. KARAR
A. Kasten Yaralama Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden,
Yargılama konusu Ermenek Asliye Ceza Mahkemesince verilen hükmün açıklanmasının geriye bırakılması kararının katılan vekilinin itirazı ile Ermenek Ağır Ceza Mahkemesince gerek usul gerekse esas yönünden incelenmesi neticesinde itirazın reddi üzerine 03.04.2024 tarihinde usulüne uygun olarak kesinleştiği ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun karar tarihinde yürürlükte bulunan 231/1. maddesi gereğince de itiraz yoluna tabi olduğu anlaşılmakla; karara yönelik temyizin mümkün olmadığından oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,
B. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu Yönünden,
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ermenek Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.12.2023 tarihli ve ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı kararında katılan vekili ve sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden düzeltme nedeni dışında bir hukuka aykırılık görülmediğinden, sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz sebeplerinin REDDİNE, ancak; sanığın, cebir kullanmak suretiyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği kabul edilmesine rağmen, hüküm kurulurken önce 5237 sayılı Kanun'un 109/1. ve devamında aynı Kanun'un 109/2. maddelerinin
tatbiki suretiyle kademeli uygulama yapılması hukuka aykırı görülmekle, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 322. maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün 1. bölümünde yer alan "TCK'nun 109/1-2 maddeleri" ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine "TCK'nın 109/2. maddesi" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname'ye kısmen uygun olarak katılan vekili lehine ücreti vekalet ödenmesi gerektiği yönündeki karşı oyu nedeni ile oy çokluğuyla DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.01.2026 tarihinde karar verildi.
KARŞI DÜŞÜNCE
Zorunlu vekillik uygulaması sebebiyle mahkemece görevlendirilen ve katılma talebi kabul gören katılan vekili lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nde belirtilen vekalet ücretine hükmedilmediği anlaşılmıştır.
5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun "Tanımlar" başlıklı 2. maddesinde de belirtildiği üzere vekil; "Katılan, suçtan zarar gören veya malen sorumlu kişiyi ceza muhakemesinde temsil eden avukatı" ifade etmektedir. Bu avukatın seçilmiş ya da görevlendirilmiş olmasında hak ve sorumlulukları itibarıyla bir fark bulunmamaktadır. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin kanuni dayanağı olan 1136 sayılı Kanun'un 168. maddesinde, asgarî ücret belirleme hususunda zorunlu vekil ile seçilmiş/vekâletnameli vekil arasında herhangi bir ayrım yapılmamıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun, 01.06.2021 tarihli, ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, "avukatlık ücreti temyiz aşaması da dahil kesin hüküm elde edilinceye kadar yapılan işin karşılığını" ifade etmektedir. Buna ek olarak, her ne kadar Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 14/1. maddesinde katılan yararına avukatlık ücretine hükmedileceği düzenlenmiş ise de Avukatlık Kanunu'nun 164. maddesinin son fıkrasında "Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekalet ücreti avukata aittir." şeklindeki düzenlemeye yer verilerek, katılan lehine hükmedilecek vekalet ücretine taraf avukatının hak kazanacağı açıkça belirtilmiştir. Bu kapsamda, katılanlara sundukları hukuki hizmet arasında fark bulunmayan seçilmiş veya görevlendirilmiş vekillerin yargılama sonunda hükmedilecek vekalet ücreti arasında da fark bulunmaması gerektiği kabul edilmelidir. Çünkü, yukarıda da belirtildiği üzere, vekalet ücreti katılan lehine hükmedilse bile Avukatlık Kanunu'nun 164. maddesinin son fıkrası gereğince bu ücret avukata aittir.
Bu açıklamalar ışığında, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 14/4. maddesinde yer alan; " Kamu davasına katılma üzerine, mahkumiyete ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise vekil ile temsil edilen katılan lehine bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde belirlenen avukatlık ücreti sanığa yükletilir. Bu hüküm, katılanın 4/███████ tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince görevlendirilen vekili bulunması durumunda kovuşturma için
ödenen ücret mahsup edilerek uygulanır." hükmü ile Avukatlık Kanunu'nun 164. maddesinin son fıkrası ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.04.2025 tarihli. ███████-67 Esas, ████████ Karar sayılı kararı nazara alındığında, kamu davasına katılan vekil lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca karar tarihi itibarıyla tarifenin ilgili bölümünde belirlenen vekalet ücretinin ödenmesi gerektiği düşüncesi ile sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum. 21.01.2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!