Anahtar kelimeler: İlettiği Bulvarı Edimi Geçerek Danışmanlığı Yıllardır Kiralama Düşen Gösterdiği Gayrimenkul

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: Alacak (Ticari Nitelikteki Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2024KARAR TARİHİ
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVACI: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin uzun yıllardır gayrimenkul danışmanlığı alanında faaliyet gösterdiği, davalının müvekkili şirketle irtibata geçerek iş yeri amacı ile taşınmaz kiralama talebini müvekkiline ilettiği, ve bu hususta kendisine aracılık edilmesini talep ettiği, bu kapsamda müvekkili şirket üzerine düşen edimi yerine getirmek adına davalının talebine uygun olan birden fazla taşınmazı davalıya gösterdiği, davalıya gösterilen taşınmazlardan biri "-------- Mahallesi, -------- Bulvarı No:-------- --------" adresinde yer alan taşınmaz olduğu, nitekim işbu taşınmazın gösterildiği 28.05.2023 tarihinde davalı kiralık/satılık gayrimenkul yer gösterme formu'nu doldurduğu ve imzaladığı, daha sonra mal sahibi ile davalı arasında müvekkilinin de dahil olduğu görüşmeler yapıldığı, davalının taşınmazı kiralamasına ilişkin şartlar oluşturulduğu, davalı kendisine yerin gösterilmesi ve danışmanlık hizmetinin verilmesinden yaklaşık 2 ay sonra davalı müvekkili aradan çıkararak mezkur taşınmazı mal sahibinden kiraladığı, kiralama işleminden davalının taşınmaza taşınması ile haberdar olunduğu, davalı ... ile yapılan görüşmelerde "Mal sahibinin ücreti ödememesi gerektiğini belirttiği ve bu sebeple ödeme yapmadığı" müvekkili firma yetkililerine iletildiği, "--------- Mahallesi, --------- Bulvarı No:-------- ---------" adresinde mukim taşınmaz aylık 90.000 Türk Lirası karşılığında davalı tarafından kiralandığı, yer gösterme tutanağı yerleşik yargıtay içtihatları doğrultusunda taşınmaz simsarlık sözleşmesi hükmünde olduğu, müvekkilinin davalıya satın alacağı taşınmazı göstermesinin ardından düzenlediği, yer gösterme formu da kanunda yazılı unsurları taşıdığından taşınmaz simsarlığı sözleşmesi hükmünde olduğu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla taşınmaz simsarlık sözleşmesinin kurulmadığı kabul edilse dahi ttk md. 20 doğrultusunda müvekkili şirket ücret isteme hakkını haiz olduğu, Yargıtay içtihatları kapsamında, 28.05.2023 Tarihli Gayrimenkul Yer Gösterme Formu ile , TBK m. 520 hükmü uyarınca taşınmaz simsarlık sözleşmesi niteliğinde olduğu, Yargıtay kararlarına konu olan olaylarda olduğu gibi, davalı, davalı satışa konu yerin kendisine yerin gösterilmesinden sonra müvekkilini aradan çıkardığı ve bahse konu taşınmazı mal sahibinden kiraladığı, sonuçta, Yargıtay içtihatları doğrultusunda müvekkilinin sözleşme kapsamında simsarlık ücretine hak kazandığı açık olduğu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla taşınmaz simsarlık sözleşmesinin kurulmadığı kabul edilse dahi TTK md. 20 doğrultusunda müvekkili şirket ücret isteme hakkını haiz olduğu beyan edilmekle, davanın kabulü ile davalı yanın haksız ve mesnetsiz itirazının reddine, takibin anapara üzerinden takip tarihinden itibaren işleyen ticari temerrüt faizi ile birlikte takip çıkış bedeli üzerinden devamına, davalının asıl alacağın % 20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama gideri ile vekâlet ücretinin davalı taraf üzerine tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
: Davalının cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür.İNCELEME VE GEREKÇE
: Dava hukuki niteliği itibariyle, ---------İcra Dairesi’nin --------- Esas E sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez.İtirazın iptali istemine konu, --------İcra Dairesi’nin --------- Esas esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış, tanık beyanları alınmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Mahkememiz █████/2024 tarihli celsede dinlenilen tanık ... beyanında: " davacı firmada gayrimenkul danışmanı olarak çalışıyorum, davalıya kiralayacağımız yerin konumunu, bilgilerini gönderdik, gayrimenkulün sahibi ile de davalıyı görüştürdük, kiralanacak olan taşınmaz bizim yetkili çalıştığımız bir yer değildi, yerin sahibi bizi yurt dışındayım diyerek oyaladı, taraflar bir araya geldiğinde ben yanlarında değildim, anlaşıp anlaşmadıklarını bilmiyorum, 6 ay sonra anlaştıklarını duydum, taraflar bizi devre dışı bırakarak anlaşma yapmışlardır, kiralanacak yerin içerisinde mülk sahibi oturuyordu biz davalıya yer göstermeye gittiğimizde de mülk sahibinin işletmesi aktifti" şeklinde beyanda bulunduğu görüldü. Mahkememiz █████/2024 tarihli celsede dinlenilen tanık ... beyanında; "davacı şirkette gayrimenkul danışmanı olarak çalışıyorum, davalı ... bey ilanda olan dükkanı kiralamak amacı ile bize ulaştı, aradığı gün pazar günüydü, birlikte dükkana bakmaya gittik ancak pazar olduğu için dükkan kapalıydı, içerisinde mülk sahibi hizmet veriyordu, ertesi gün tekrar dükkana girdik mal sahibi ile --------- görüştürdüm, mal sahibi kardeşleri ile görüşeceğini söyledi ancak kiralamaya karar vermesi durumunda rakamda anlaşmış gibi duruyorlardı, iki hafta sonra tekrar aradım, düşüneceğini henüz karar vermediğini söyledi, yaklaşık bir ay sonra tarafların bizi devre dışı bırakarak anlaştıklarını duyduk, davalıyı aradık, yer gösterme sözleşmesi imzaladık, yeri biz sana gösterdik, ödeme yapmasını istedik ancak davalı ödeme yapmadı " şeklinde beyanda bulunduğu görüldü.Bilirkişi tarafından alınan raporda özetle; Gayrimenkul yönünden inceleme neticesinde:Dosyada taraflar arasında yer gösterme sözleşmesinin bulunduğu,bu sözleşme neticesinde dava konusu taşınmazın davalı tarafa gezdirilerek birhizmette bulunulduğu,dosyada dava konusu taşınmazın kira sözleşmesinin bulunmadığı,dosyada davacı taraf ile dava konusu taşınmazın maliki arasında, taşınmazıkiralama ve/veya satma yetkisini gösteren bir belgenin olmadığı, buna keza mülksahibi ile davacı arasında yazılı bir sözleşme olmasa dahi, davacı tarafındavalıya taşınmazı gezdirdiği, borçlar mevzuatı yönünden inceleme neticesinde: davacı simsar ile davalı arasında adi yazılı şekilde 28.05.2023 tarihinde -------- Mahallesi ------ Blv. No:-------- -------- adresinde bulunantaşınmaz için “Kiralık/Satılık Gayrimenkul Yer Gösterme Formu”nundüzenlendiği, davacı tarafından -------- İcra Dairesi --------E. dosyasıile davalı aleyhine icra takibinin başlatıldığı; icra takibinde -------- Mahallesi-------- Blv. No
:------- -------- adresinde yer alan taşınmazınkiralanmasına ilişkin ödenmeyen komisyon bedeli olarak 90.000,00 TL'ninödenmesinin talep edildiği, TBK m. 520/I hükmüne göre simsarlık (tellallık) sözleşmesinin, simsarın taraflararasında bir sözleşme kurulması imkânının hazırlanmasını veya kurulmasınaaracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması hâlinde ücrete hakkazandığı sözleşme olduğu; TBK m. 520/III hükmüne göre taşınmazlarkonusundaki simsarlık sözleşmesinin, yazılı şekilde yapılmadıkça geçerliolmayacağı; TBK m. 521/I hükmünce simsarın, ancak yaptığı faaliyet sonucundasözleşme kurulursa ücrete hak kazanacağı,Her ne kadar davacı simsar tarafından davalıya yerin gösterilmesi vedanışmanlık hizmetinin verilmesinden yaklaşık 2 ay sonra davacının aradançıkartıldığı; davalı ile dava dışı mal sahibi arasında kira sözleşmesinin kurulduğuiddia edilmiş olsa da (gayrimenkul uzmanlığı yönünden yapılan incelemede debelirtildiği üzere) davalı ile dava dışı malik arasında kira sözleşmesininkurulduğunu gösteren bir delile rastlanmadığı; dolayısıyla davacı simsarındavalıya gösterdiği/gezdirdiği taşınmazın kira sözleşmesine konu edildiği; davacısimsarın gösterdiği yere ilişkin davalı ile dava dışı malik arasında sözleşmekurulduğu yönünde kanaate varılamadığı; dolayısıyla TBK m. 521/I hükmügereğince davacı simsarın ücrete hak kazanmadığı yönünde mütala da bulunulduğu görülmüştür.Davacının kök rapora itiraz dilekçesinde; davacı tarafından davalıya yer gösterme yapıldığına dair ıslak imzalı belgenin mevcut olduğu; yer gösterme belgesini imzalayan davalıya ait firma ticaret sicil gazetesinde ilgili taşınmazı adresi olarak ilan ettiği bu sebeple eksik düzenlenen raporun bilirkişilere gönderilerek ek rapor alınması gerektiği hususunun beyan edildiği görülmüştür.Dosya itirazlar üzerine aynı bilirkişiye ek rapora gönderilmiş, bilirkişilerin ek raporunda özetle; davacı simsar ile davalı arasında adi yazılı şekilde 28.05.2023 tarihinde ------- Mahallesi -------- Blv. No:-------- --------- adresinde bulunan taşınmaz için “Kiralık/Satılık Gayrimenkul Yer Gösterme Formu”nun düzenlendiği; dosyaya sunulan --------- belgesi incelendiğinde, -------- Şirketi’nin iş adresi olarak --------- Mah.------- Bul. No:-------- -------- gösterildiği; işyeri naklinin tescil edildiği tarihin 04.10.2023 olduğu; şirketin müdürünün davalı ... olarak göründüğü; dolayısıyla -------- belgesindeki adresle “Kiralık/Satılık Gayrimenkul Yer Gösterme Formu”nda yer alan adresin aynı olduğu anlaşılmakla (kök rapordaki görüşten farklı olarak) davacı simsarın gösterdiği yere ilişkin davalı ile dava dışı malik arasında sözleşme kurulduğu ve TBK m. 521/I hükmü gereğince davacı simsarın ücrete hak kazandığı yönünde kanaate varıldığı mütala olunmuştur.Tellallık (simsarlık) sözleşmesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 520-525 maddeleri arasında düzenlenmiştir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 520'nci maddesinin 1'inci fıkrasında simsarlık sözleşmesinin tanımı "...simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkanının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması halinde ücrete hak kazandığı sözleşmedir." şeklinde yapılmıştır.Simsarlık sözleşmesinin unsurları şu şekildedir:a) Simsarlık ilişkisinin tarafları simsar ile iş sahibidir ve simsar, iş sahibi için, konusu özel olarak belirlenmiş bir vekalet edimi üstlenmiştir. O (simsar), iş sahibi için yerine getireceği faaliyetin karşılığında ücret alacaktır.b) Simsarlık faaliyetinin konusu, çeşitli işlere ilişkin sözleşmelerin kurulması hususunda aracılık etmektir. Bu aracılık faaliyeti, bir sözleşme kurma fırsatı vermek şeklinde olabileceği gibi bir sözleşme görüşmesi için aracılık etmek şeklinde de olabilir. Simsarın kural olarak iş sahibini temsil yetkisi yoktur; fakat sözleşme ile kendisine bu yetki verilebilir.c) Simsarlık ilişkisi, simsar ile iş sahibi arasında yapılan bir sözleşme ile kurulur. Simsar ile iş sahibi arasında sürekli bir hukuki bağlantı yoktur. Simsarlık sözleşmesinin geçerliliği bir şekle bağlı değildir; ne var ki 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 520'nci maddesinin 3'üncü fıkrasında taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi için bir geçerlilik şekli kabul etmiştir. Buna göre, "taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmaz". Simsarlık faaliyeti sonucu kurulacak sözleşme herhangi bir nitelikte sözleşme olabilir.Simsarlık sözleşmesi vekalet sözleşmesinin, konusu belirli (akit yapma hususunda aracılık faaliyetinde bulunma) ve simsarın her zaman ücrete hak kazandığı özel bir çeşididir. Bu sebeple TBK. m. 520/2 maddesine göre "simsarlık sözleşmesine, kural olarak vekalete ilişkin hükümler uygulanır" denilmiştir.Simsarın ücrete hak kazanma zamanı ve giderlere ilişkin alacağını düzenleyen Türk Borçlar Kanununun 521. maddesine göre "simsar, ancak yaptığı faaliyet sonucunda sözleşme kurulursa ücrete hak kazanır" (521/1); "simsarın faaliyeti sonucunda kurulan sözleşme geciktirici koşula bağlanmışsa ücret, koşulun gerçekleşmesi halinde ödenir" (521/2); "simsarlık sözleşmesinde simsarın yapacağı giderlerin kendisine ödeneceği kararlaştırılmışsa, simsarın faaliyeti sözleşmenin kurulmasıyla sonuçlanmamış olsa bile giderleri ödenir" (521/son). Böylece simsar, sözleşme konusu hizmetin bir akdin kurulmasıyla sonuçlanması durumunda ücrete hak kazanmaktadır. Simsar söz konusunu hizmeti yerine getirmezse ücret alacağı elde edemeyecektir. Ancak sözleşmede aksi kararlaştırılabileceği gibi işin niteliğinden de aksi sonuca varılabilir.Simsarın ücret alacağının doğumu için şu şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir:a) Simsarın aracılık ettiği asıl sözleşmenin iş sahibi (vekalet veren) ile üçüncü kişi arasında kurulması gerekir. Bu şart, iş sahibinin, kendisine teklif olunan üçüncü kişilerle sözleşme yapmayı sebepsiz olarak reddetmesi halinde de gerçekleşmiş sayılmalıdır. Ücret alacağının doğumu için, bu sözleşmenin ifa edilmesi gerekli değildir. Taraflar, asıl akit kurulmamış olsa bile, ücret ödenmesini kararlaştırabilecekleri gibi ücretin, sözleşmenin ifa edilmesi halinde ödeneceğini de kararlaştırabilirler.b) Asıl sözleşmenin kurulması ile simsarın faaliyeti arasında nedensellik ilişkisi bulunmalıdır. Türk Borçlar Kanunu m. 521/1 bu şartı, "yaptığı faaliyet sonucunda" sözleriyle ifade etmiştir. Bu şartın aksi de kararlaştırılabilir.c) Türk Borçlar Kanunu m. 523' de düzenlenen ve simsarın ücret ve giderlere ilişkin alacağının kaybı sonucunu doğuracak (üstlendiği borcuna aykırı davranarak diğer tarafın menfaatine hareket etmek, dürüstlük kurallarına aykırı olarak diğer taraftan ücret sözü almak) durumlardan birinin gerçekleşmemesi gerekirNitekim ---------- sayılı kararında da aynı ilkelere işaret edilmiştir.Öte yandan Anayasa'nın 141/1. maddesi uyarınca davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevidir. Kamu düzenine ilişkin olan usul ekonomisi ilkesi ayrıca HMK'nın 30. maddesinde de hüküm altına alınmıştır. Görevsiz mahkeme tarafından yapılan usul işlemleri kural olarak geçerli değildir. Yani görevli mahkemeyi bağlamaz. Bu işlemlerin görevli mahkemede tekrarlanması gereklidir. Bununla birlikte, görevli mahkeme, görevsiz mahkemenin yapmış olduğu usul işlemlerini özellikle tespit etmiş olduğu delilleri, bunların tekrarlanması için bir neden yoksa, kararına esas alabilir.Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davaya konu sözleşme başlığı “Taşınmaz Gösterme Belgesi” olsa da içeriğinin simsarlık sözleşmesi niteliğinde olduğunda tereddüt bulunmamaktadır.Davacının kök rapora itiraz dilekçesinde davacı tarafından davalıya yer gösterme yapıldığına dair ıslak imzalı belgenin mevcut olduğu; yer gösterme belgesini imzalayan davalıya ait firma ticaret sicil gazetesinde ilgili taşınmazı adresi olarak ilan ettiği; bu sebeple eksik düzenlenen raporun bilirkişilere gönderilerek ek rapor alınmasına karar verilmiştir.Somut olayda Davacı --------- ile davalı arasında adi yazılı şekilde 28.05.2023 tarihinde --------- Mahallesi --------- Blv. No:-------- --------- adresinde bulunan taşınmaz için “Kiralık/Satılık Gayrimenkul Yer Gösterme Formu”nun düzenlendiği; dosyaya sunulan İTO belgesi incelendiğinde, --------- Şirketi’nin iş adresi olarak -------- Mah.-------- Bul. No:-------- -------- gösterildiği; işyeri naklinin tescil edildiği tarihin 04.10.2023 olduğu; şirketin müdürünün davalı ... olarak göründüğü; dolayısıyla--------- belgesindeki adresle “Kiralık/Satılık Gayrimenkul Yer Gösterme Formu”nda yer alan adresin aynı olduğu anlaşılmakla (kök rapordaki görüşten farklı olarak) davacı simsarın gösterdiği yere ilişkin davalı ile dava dışı malik arasında sözleşme kurulduğu ve TBK m. 521/I hükmü gereğince davacı simsarın ücrete hak kazandığı yönünde kanaate varıldığı, bu durumda davacının simsarlık ücretine hak kazandığının kabulünün gerektiği, aksi durumun 6098 sayılı TBK'nın 175.maddesinde düzenlenen dürüst davranma kuralına ayrılık teşkil edeceği anlaşılmakla bilirkişi ek raporu da hükme esas alınarak davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.Alacağın likit olmadığı yargılamayı gerektirmesi nedeniyle icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: (Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;)DAVANIN KABULÜ İLE;1-Davalının --------İcra Dairesi’nin ---------- Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile, takibe asıl alacak yönünden takip tarihinden itibaren avans faiz işletilmek suretiyle devamına,2-Davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine,3-Karar harcı 6.147,9 TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 1.536,98 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.610,92 TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,4-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL başvurma harcı, 1.536,98 TL peşin harç olmak üzere toplam 1.964,58 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,5-Davacı tarafından yapılan 572,00 TL tebligat, müzekkere gideri ve 9.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 9.572 TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,6-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına,7-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 45.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,8-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca-------- bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,9-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesineDair davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde--------- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.█████/2026