Anahtar kelimeler: Makina Otomotiv Gebze Sakarya Esaskarar İstemli Başkan Yazim Limited Katip

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: █████████ - ████████

T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN
:... (...)
ÜYE
:... (...)
ÜYE
:... (...)
KATİP
:... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2024
NUMARASI
: ███████ Esas - ████████ Karar
DAVACILAR
: 1-...
2-...
3-...
4-...
5-...
6-...
VEKİLİ
: Av. ...
DAVALI
: ŞAHİNAY MAKİNA VE OTOMOTİV SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ...
VEKİLİ
: Av. ...
DAVA
: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
DAVA TARİHİ
: █████/2023
KARAR TARİHİ
: █████/2026
KR. YAZIM TARİHİ
: █████/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların miras bırakanı ..., kardeşi ... ve 3. kişi durumundaki ... ile birlikte 2000 yılı başında her türlü makine ve yedek parça imalatı, ithalatı ve ihracatı yapmak üzere davalı Şahinay Makine ve Otomotiv San. Tic. Ltd. Şti.'ni kurduklarını, şirketi eski parayla 500.000.000.-TL (Beşyüzmilyon) sermaye ile kuran ortakların şirket sermayesindeki pay dağılımının % 30 miras bırakan ..., % 55 ... ve %15 ...'a ait olacak şekilde belirlendiğini, davalı şirketin kuruluştan sonra 500.000.000.-TL sermayesini, 99.500.000.000-TL daha arttırmak suretiyle 100.000.000.000.-TL'ye yükselttiğini, arttırılan 99.500.000.000.-TL sermayenin 84.281.341.956.-TL'si (% 84,70) geçmiş yıl karlarından, 15.218.658.044.-TL'sinin (% 15,30) ise ortaklar tarafından ödenmesinin kararlaştırıldığını, yine davalı şirketin 15.01.2010 tarihli genel kurulda yeni parayla 100.000.-TL olan şirket sermayesini 900.000.-TL daha arttırmak suretiyle 1.000.000.-TL'ye çıkarmaya karar verdiğini, arttırılan 900.000.-TL sermayenin 417.707,56.-TL'sinin (% 46,41) geçmiş yıl karlarından, 19.572,51.-TL'sinin (% 2,18) enflasyon düzeltmesi olumlu farklarından, geriye kalan 462.719,93.-TL'sinin (% 51,41) ise ortaklar tarafından ödenmesinin kararlaştırıldığını, miras bırakanın % 30 oranında hissedar olduğu kar payından sermaye arttırımına (% 84,70) ve (% 46,41) oranında sermaye konulmasına rağmen miras bırakanın 1.000.000.-TL sermayedeki pay dağılımının 161.175.-TL'ye yani % 16.12'e düşürüldüğünü, şirketin diğer ortağı ...'ün sermayedeki pay dağılımının 758.225.-TL'ye karşılık % 75.82'ye çıkarıldığını, üçüncü ortağın 80.600.-TL olan sermaye pay dağılımındaki hisse oranının ise % 8.06 olduğunu, davalı şirketin aynı şekilde 1.000.000.-TL olan sermayesinin 5.000.000.-TL daha arttırmak suretiyle toplam 6.000.000.-TL'ye çıkarma kararı aldığını, bu gündemle 08.11.2021 tarihinde yapılan genel kurula müteveffa ...'e usulüne uygun bir çağrı yapılmadığı için katılamadığını, miras bırakanın yokluğunda yapılan genel kurulda, ortakların her bir hissenin TTK 461. maddesindeki rüçhan hakkı kapsamında kullanmayı kabul ettiğini, yine bu genel kurula istinaden 13.12.2021 tarihinde alınan müdürler kurulu kararı ile arttırılan 5.000.000.-TL sermayenin 861.910,16.-TL'sinin (%17,24) geçmiş yıl karlarından, 2.796,881.12.-TL'sinin (% 55,94) ortakların şirketteki nakit ödemelerinden kaynaklanan alacaklarından, geriye kalan 1.341.208,72.-TL (% 26,82) ise ortaklar tarafından nakit olarak ödenmesinin kararlaştırıldığını, kuruluş aşamasında sermayede % 30 pay sahibi olan murisin, şirketin sermaye arttırımının büyük bir oranı (% 84,70), (% 46,41) ve (% 17,24) geçmiş yıl karlarından karşılanmasına rağmen, haksız genel kurul kararları ve bu kararlara istinaden alınan müdürler kurulu kararı ile rüçhan hakkının kullanılması sonucu sermayedeki payının usul ve yasaya aykırı şekilde % 5'e düşürüldüğünü, ortakların bu sermaye arttırımının açıkçası sermayenin korunması ilkesi ile dürüstlük kurallarına aykırı ve dolayısıyla hükümsüz olduğundan 3 aylık hak düşürücü süreye tabii olmadığını, davalı şirket ortakları arasındaki hisse pay devrinin yasal düzenlemelere özellikle şirket ana sözleşmesine uygun olmadığından yoklukla malul olup, hükümsüzlüğü sebebiyle iptali gerektiğini bu sebeple; davalı şirketin haksız ve hukuka aykırı sermaye arttırımı suretiyle davacıların miras bırakanı ...'ün payına düşüren 15.01.2010 ve 08.11.2021 tarihli genel kurul kararları ile buna bağlı 13.12.2021 tarihli müdürler kurulu kararlarının yoklukla malul, butlan ve hükümsüzlüğü sebebiyle iptaline, şirket ana sözleşmesinin 7. maddesindeki "Ortaklardan biri payını ancak diğer ortağın izni ile başkasına kısmen veya tamamen devir yapabilir, aksine yapılan devirler hükümsüzdür" şeklindeki emredici düzenlemeye rağmen 11.03.2020 tarihli genel kurulda payın %18'ini devralan ve şirkete müdür olarak atanan ...'a yapılan pay devrinin ve müdür atamasının yoklukla malul, hükümsüz ve butlan olduğundan iptaline, miras bırakanın esas sermaye payının mirasçılara intikalini onaylamayı ret ile şirket ortaklarınca satın alınmasına ilişkin 16.12.2022 tarihli genel kurul kararının iptali ile varsa buna bağlı olarak alınan müdürler kurulu kararının iptaline, miras bırakan ...'ün payının %30 olduğunun tespiti ile bu hisse oranı üzerinde müvekkillerinin pay defterine tescili ve ticaret sicilde ilanına, diğer ortaklara haksız şekilde dağıtılan veya sermaye arttırımında kullanılan huzur hakkı, kar payı ve yedek akçenin şirkete iadesine, miras bırakan ...'e yıllardır ödenmeyen huzur hakkı, kar payı ve yedek akçe alacaklarının tespiti ile davacılara payları oranında ödenmesini, Mahkemenin aksi kanaate varması halinde ise; şirketin gerçek değerinin tespiti ve muacceliyeti ile müvekkillerine payları ile birlikte ayrılma akçesi ödenmesine, şirket ortak ve müdürlerinin müteveffa ortağa karşı eşit işlem uygulamaması, özen ve bağlılık yükümlülüğünü ile müteveffanın yazılı onayını almaksızın TTK 613 ve 626. maddelerine aykırı şekilde haksız rekabet yasağını ihlali ile doğan zararın tespiti ve davacılara payları oranında ödenmesini, yargılama sürecinde şirketin ve davacıların paylarının değerini düşürecek işlemlere engel olmak amacıyla şirkete yönetici ya da denetici kayyum atanmasına, davacıların TTK'nın 614. maddesindeki bilgi alma ve inceleme hakkı haksız şekilde engellendiğinden, şirketin ve davacıların haklarının korunması için gerekli her türlü tedbirin alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların TTK 596/2 hükmüne göre (16 12 2022 tarihinde şirkete ortaklıkları reddedilmiş olmakla) ortak olmadıklarından davada sıfatları bulunmadığını, bu nedenle (TTK 597 hükmüne göre yapılan talep harici) diğer taleplerin tümünün sıfat yokluğundan reddi gerektiğini, mahkemece sıfatın varlığının kabulü halinde, dava konusu talepler yönünden; hak düşürücü süreler geçtiğinden resen, zaman aşımı itirazında bulunduklarından zaman aşını yönünden usulden reddi gerektiğini, mahkeme aksi kanaatte ise; yapılacak yargılama ve toplanılacak deliller sonrasında sabit olacağı üzere maddi ve hukuki temelleri olmayan taleplerin esastan reddi gerektiğini, limited şirket sermayelerinin zorunlu veya isteğe bağlı olarak değiştirilebileceğini, sermaye artırımının gerekçesinin, şirketin vizyonu, yeni sermaye yaratma arzusu, büyüme ve yapılması planlanan yeni yatırımlar olduğunu, bu sebeple büyümek isteyen şirketlerde kazancın arttırılması ve gerekli yatırımların yapılması için sermaye arttırımının olağan ve gerekli bir süreç olduğunu, 2007 -2008-2009 yılı ciroları, ticari borçları ve kredi borçlarının şirketin mali durumunu tehdit eder noktaya geldiğini, bunun sebebinin de 2008 yılındaki dünya ekonomik krizi olduğunu, 2010 yılına gelinirken, şirketin cirolarında fahiş düşüşler yaşanırken, ticari ve kredi borçlarındaki artış nedeniyle, ya şirketin tasfiyesi ya da şirkete sermaye sokulması gerektiğini, bu nedenlerle de sermaye artışı yapılmasının zaruret olduğunu, bu dönemde ortak ve müdür ...'ün, menkul ve gayrimenkul tüm malvarlıklarını şirketin kredi kullanımı ve kredi biletinin attırılması için banka ve finans kurumlarına ipotek ettirdiğini, o dönemdeki diğer ortak ...'ın ise, şirket cirosunun borçları karşılamaya yetmediğinden bahisle şirketten ayrılmak istediğini, hissesini devir ettiğini, hal böyleyken, tasfiye ya da sermaye arttırımından başka seçeneği olmayan şirketin o dönem zor olanı seçtiğini ve sermaye arttırımına gittiğini, nitekim sermaye arttırımı sonrasında ekte sunulan kapasite raporunda görüleceği üzere; şirket mali yapısının rahatladığını, kuvvetlendirmiş, yeni yatırımlarla kapasitesini arttırdığını ve şirketin ticari ve ekonomik olarak gelişmesinin sağlandığını, son sermaye arttırımı öncesinde şirket sermayesinin arttırılan 6 milyon TL'den çok daha fazla arttırılması hedeflendiği halde, diğer ortağın mali durumu da düşünülerek onun ödeyebileceği miktarlar düşünülerek arttırım gerçekleştirildiğini, 12.11.2021 tarih █████████ numaralı kapasite raporlarında görüleceği üzere, sermaye arttırımı kararları ve arttırılan sermayeler sonrasında şirket kazancının arttırılması için şirkete yatırım yapıldığını, büyüme sağlandığını ve yeni yatırımların planlandığını, sermaye arttırımı sonrasında, oluşan güçlü ekonomik yapı, kredibilite, kapasite artışları sonrasında şirketin ekonomiye ciddi katkı yapabilecek çok faydalı projeler ürettiğini, bu projelerin devlet tarafından kabul gördüğünü ve bu bağlamda teşviklerin kullandırıldığını, ekte sunulan teşvik belgesinden de anlaşılacağı üzere, devlet kurumlarının da şirketin ekonomiye sağladığı katkıları ve ürettikleri üretecekleri projeleri desteklediğini, davacı tarafın, iptalini istediği genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğuna dair bu gerekçelerden hangilerine dayandığını açık ve net olarak ortaya koymadığını, davacı taraf, iptalini istediği genel kurul kararlarının butlan hükmünde olduğuna dair bu gerekçelerden hangilerine dayandığını açık ve net olarak ortaya koyamadığını, davacıların şirketten kar payı alamadığını iddia ettiklerini, bu iddiaların samimi olmadığını bu sebeple; öncelikle davanın usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise; haksız, mesnetsiz ve talep koşulları oluşmayan davanın esastan reddine, yerinde olmayan kayyum atanması talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ
:
İlk derece mahkemesince; "...Davanın KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,
1-Davalı şirketin █████/2021 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan genel kurul kararlarının İPTALİNE, █████/2010 tarihli genel kurul kararı ve bu kararlara bağlı olarak alınan █████/2021 tarihli müdürler kurulu kararlarının iptali taleplerinin REDDİNE,
2-Davalı şirketin █████/2020 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan genel kurul kararının İPTALİNE,
3-Davacı vekilinin, miras bırakan ...'ün payının %30 olduğunun tespiti talebi ile huzur hakkı, kar payı, yedek akçe, ayrılma akçesi, haksız rekabet yasağına ihlalden doğan zararın tespiti ve ödenmesine yönelik taleplerin ayrı ayrı REDDİNE,..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacıların TTK'nın 596/2 hükmüne göre ortak olmadıklarından davada sıfatlarının olmadığını, hak düşürücü süreler geçtiğinden resen, zaman aşımı itirazında bulunduklarını zaman aşımı yönünden usulden reddinin gerektiğini, davacı taleplerinin bir kısmı hakkında karar verilmediğini, hak düşürücü süre ve zaman aşımı itirazları karşılanmadığından kararın eksik-hatalı olduğunu,
iptal edilen 11.03.2020 tarihli genel kurul çağrısız GK olduğu, davacıların şirket hissedarı murisi evvelleri ...'ün toplantıya katılarak olumlu oy kullandığını, GK kararları yönünden bilirkişi raporundaki tespitlere dayanılmış ise de, bilirkişi raporundaki tespitlerin mevzuata aykırı olduğu ve maddi dayanakları da bulunmadığından bu husus atlanarak GK kararlarının iptalinin hatalı olduğunu, mahkemece gerekçede; 8.11.2021-11.03.2020 tarihli GK da sermaye arttırımın gerekli olup olmadığına dair herhangi bir denetim-kontrol raporuna bilgi/belgeye rastlanmadığı, sermaye arttırımına gereklilik olmadığına dair tespitlerin her yönden hatalı olduğunu; bilirkişilerin 08.11.2021 - 16.12.2022 tarihli GK çağrı metinlerinin iadeli taahhütlü olarak pay sahiplerine gönderildiğine dair belgelere rastlanmadığına dair tespitlerinin hatalı olduğunu, mahkemece 08.11.2021 tarihli GK'nın iptaline karar verilirken, bu GK kararına dayanan 13.12.2021 tarihli Müdürler Kurulu Kararının iptalinin reddine karar vermesinin çelişkili olduğunu, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin hesaplamalarının eksik ve hatalı olduğunu, anılan mahkeme kararın icrasının tehirine ve işin duruşmalı olarak görülmesini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin dava dilekçesindeki tüm talepleri konusunda açık ve tereddüte yer vermeyecek şekilde bir karar vermediğini, kararın bu yönüyle eksik ve kendi içinde çelişkili olduğunu, 15.01.2010 tarihli genel kurul kararına istinaden 13.12.2021 tarihli bir müdürler kurulu kararının alınmadığını, bu müdürler kurulu kararları mahkemenin iptal ettiği 08.11.2021 tarihli genel kurul kararı sonrası alınmış olup, mahkemenin kararının hatalı olduğunu, mahkemenin dava dilekçesinin sonuç ve istem kısmında yer alan miras bırakanın esas sermaye payının mirasçılara intikalini onaylamayı ret ile şirket ortaklarınca satın alınmasına ilişkin 16.12.2022 tarihli genel kurul kararının iptali ile varsa buna bağlı olarak alınan müdürler kurulu kararının iptaline, şeklindeki taleplerine ilişkin bir karar vermemesinin açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, miras bırakan ...'e TTK'nın emredici hükümleri ile şirket ana sözleşmesine rağmen yıllardır huzur hakkı, kar payı ve fazladan ayrılan yedek akçe alacaklarının ödenmemesi ve bunun reddinin de hukuka aykırı olduğunu, taleplerine rağmen 16.12.2022 tarihli genel kurulun iptali talebinin reddi ya da kabulü konusunda bir karar vermeyen mahkemenin buna rağmen TTK'nın 597. maddesi kapsamında şirketin gerçek değerini yani bilanço değerini tespit ederek davacılara payları oranında ödenmesi konusunda bir karar vermemesinin de hukuka aykırı olduğunu, davalı şirketin bir dönem müdürlüğünü yapan ...'ün şirketle aynı sektörde faaliyet gösteren Şahingöz Makina Metal ve İnşaat Sanayi Ticaret Ltd. Şti.'yi kurduğu ve davalı şirkete karşı TTK'nın 613 ve 626. maddeleri kapsamında haksız rekabet yasağını ihlal ettiği, ancak mahkemenin bu konuda her hangi bir araştırma yoluna gitmediği, şirkete yönetici ya da denetici kayyum atanmamasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusuna karşı cevap dilekçesi verilmemiştir.
DELİLLER
:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2024 tarih, ███████ Esas - ████████ Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Dava; █████/2010, █████/2021 tarihli genel kurul kararlarının ve █████/2021 tarihli müdürler kurulu kararının yoklukla malul, butlan ve hükümsüzlüğü sebebiyle iptali; ...'a █████/2020 tarihli genel kurulda yapılan devrin ve bu kişinin müdür atanmasının yoklukla malul, butlan ve hükümsüzlüğü sebebiyle iptali; █████/2022 tarihli genel kurul kararının iptali; diğer ortaklara haksız dağıtılan kar payı ve yedek akçenin şirkete iadesi, davacılar murisinin huzur hakkı kar payı ve yedek akçe alacaklarının davacılara ödenmesi; rekabet yasağını ihlalinin tespiti ve bunun sonucu doğan zararın tespiti ile müvekkillerine bundan kaynaklı alacaklarının ödenmesi taleplerinden kaynaklanmaktadır.
İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde, davacıların miras bırakanı ..., kardeşi ... ve 3. kişi durumundaki ...'ın şirketin ortakları iken, murislerinin hissesinin usulsüz sermaye arttırımlarına konu genel kurul kararları ile azaltıldığı, bu nedenle bu genel kurulların iptalinin gerektiği, 08.11.2021 tarihinde yapılan genel kurula müteveffa ...'e usulüne uygun bir çağrı yapılmadığı, davalı şirket ortakları arasındaki hisse pay devrinin yasal düzenlemelere özellikle şirket ana sözleşmesine uygun olmadığından yoklukla malul olup, hükümsüzlüğü sebebiyle iptali gerektiği, davacıların miras bırakanı ...'ün payını düşüren 15.01.2010 ve 08.11.2021 tarihli genel kurul kararları ile buna bağlı 13.12.2021 tarihli müdürler kurulu kararlarının yoklukla malul, butlan ve hükümsüzlüğü sebebiyle iptali, şirket ana sözleşmesinin 7. maddesindeki "Ortaklardan biri payını ancak diğer ortağın izni ile başkasına kısmen veya tamamen devir yapabilir, aksine yapılan devirler hükümsüzdür" şeklindeki emredici düzenlemeye rağmen 11.03.2020 tarihli genel kurulda payın %18'ini devralan ve şirkete müdür olarak atanan ...'a yapılan pay devrinin ve müdür atamasının yoklukla malul, hükümsüz ve butlan olduğundan iptali, miras bırakanın esas sermaye payının mirasçılara intikalini onaylamayı ret ile şirket ortaklarınca satın alınmasına ilişkin 16.12.2022 tarihli genel kurul kararının iptali ile varsa buna bağlı olarak alınan müdürler kurulu kararının iptali, miras bırakan ...'ün payının %30 olduğunun tespiti ile bu hisse oranı üzerinde pay defterine tescili ve ticaret sicilde ilanı, diğer ortaklara dağıtılan veya sermaye arttırımında kullanılan huzur hakkı, kar payı ve yedek akçenin şirkete iadesi, miras bırakan ...'e yıllardır ödenmeyen huzur hakkı, kar payı ve yedek akçe alacaklarının tespiti ile davacılara payları oranında ödenmesi, Mahkemenin aksi kanaate varması halinde ise; şirketin gerçek değerinin tespiti ve muacceliyeti ile payları ile birlikte ayrılma akçesi ödenmesi, şirket ortak ve müdürlerinin müteveffa ortağa karşı eşit işlem uygulamaması, özen ve bağlılık yükümlülüğünü ile müteveffanın yazılı onayını almaksızın TTK'nın 613 ve 626. maddelerine aykırı şekilde haksız rekabet yasağını ihlali ile doğan zararın tespiti ve davacılara payları oranında ödenmesi talebiyle eldeki davayı açtığı, davalının davanın reddini savunduğu, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verildiği, kararın taraflarca istinaf edildiği görülmektedir.
Kamu düzeni yönünden yapılan incelemede;
1-6100 sayılı HMK’nın Hükmün Kapsamı başlıklı 297. maddesinin 2. fıkrasına göre “hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” Kanunun aradığı bu şekil, yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetine sebep olabilecek, kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir. (HGK 2013/9-1989 Esas ████████ Karar sayılı ilamı)
Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve hukuka uygunluk denetiminin yapabilmesi için ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması, zorunludur.
Bu hükümler yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği ve kamu düzeni ile ilgili olup, yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta olması zorunludur.
6100 sayılı HMK'nın 298. maddesi uyarınca kararını gerekçesi ile birlikte tam olarak yazması ve hüküm sonucunu HMK'nın 297/2. maddesinde öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır. Mahkemece yargılama sonunda verilen bu kısa karar, bir davayı sona erdiren yasa yolu açık olan son kararlardandır. Bu kararla, mahkeme davadan elini çeker ve davayı sona erdirmiş olur.
Ayrıca ilamların infaz edilecek kısmı, hüküm bölümü olup, hükmün içeriğinin aynen infazı zorunludur. Gerek icra dairesi ve gerekse sınırlı yetkili İcra Mahkemesi ilamın infaz edilecek kısmını yorum yolu ile belirleme yetkisine sahip değildir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.10.1997 tarih ve ███████-517 E. -████████ K.; 22.03.2006 gün ve ███████-92 E.-███████ K.; 25.06.2008 gün ve ███████-451 E.- ████████ K. sayılı ilamları)
HMK'nın "Taleple Bağlılık İlkesi" başlıklı 26. maddesinin birinci fıkrasında; "Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir" hükmüne yer verilmiştir.
HMK'nın 297/2. maddede; hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği düzenlenmiştir.
Anayasa'nın 141/3. maddesindeki düzenleme gereğince "bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır" kuralı ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6.maddesi kapsamında, taraflardan biri hakkında hüküm kurulmaması ve gerekçenin yazılmaması durumunda adil yargılanma hakkına aykırılık teşkil edeceği düzenlenmiştir.
Davacı dava dilekçesi ile dava yığılması şeklinde, █████/2020, █████/2021, █████/2021(aynı tarihli müdürler kurulu), █████/2020, █████/2022 (varsa bağlı müdürler kurulu kararı) tarihli genel kurulların iptali, miras bırakan ...'ün payının %30 olduğunun tespiti, huzur hakkı, kar payı ve yedek akçenin şirkete iadesi, davacılara payları oranında ödenmesi, Mahkemenin aksi kanaate varması halinde ise; şirketin gerçek değerinin tespiti ve muacceliyeti ile payları ile birlikte ayrılma akçesi ödenmesi, haksız rekabet yasağını ihlali ile doğan zararın tespiti ve davacılara payları oranında ödenmesi talebiyle dava açtığı görülmektedir.
Mahkemece bilirkişi raporları alıntılanarak gerekçe oluşturulduğu, █████/2021 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan genel kurul kararlarının iptaline, █████/2010 tarihli genel kurul kararı ve bu kararlara bağlı olarak alınan █████/2021 tarihli müdürler kurulu kararlarının iptali taleplerinin reddine, davalı şirketin █████/2020 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan genel kurul kararının iptaline, davacı vekilinin, miras bırakan ...'ün payının %30 olduğunun tespiti talebi ile huzur hakkı, kar payı, yedek akçe, ayrılma akçesi, haksız rekabet yasağına ihlalden doğan zararın tespiti ve ödenmesine yönelik taleplerin ayrı ayrı reddine şeklinde karar verildiği görülmektedir.
█████/2021 tarihli genel kurula bağlı █████/2021 müdürler kurulu kararının iptali istenirken, talepten ayrı olacak şekilde, █████/2010 tarihli genel kurul kararı ve bu kararlara bağlı olarak alınan █████/2021 tarihli müdürler kurulu kararlarının iptali taleplerinin reddine karar verildiği, █████/2021 tarihli genel kurul ile ilgili bir karar verilmediği, █████/2022 tarihli genel kurul ve varsa bağlı müdürler kurulu kararının iptali talebi ile ilgili bir hüküm kurulmadığı görülmektedir. İptaline karar verilen her bir genel kurul kararının iptal gerekçesinin gerekçeli kararda açıklanmadığı da anlaşılmaktadır. (Yargıtay 11. H.D. █████/2016 Tarih, █████████ Esas, █████████ Karar)
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun █████/2014 tarih, ████████ Esas, ███████ Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere "...Tefhim edilecek hüküm HMK'nın 297/2.maddesindeki unsurları taşımakla birlikte, HMK m. 321 uyarınca gerekçeli olmak zorundadır. Bu yasal şekil yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği olup, aksi halin hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve kamu düzeni ile barışını olumsuz etkileyecektir (Hukuk Genel Kurulu'nun ███████-778 Esas, ████████ Karar, █████/2008 tarih, ██████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamları)." kararda gerekçenin bulunmasının yasal zorunluluk olduğu gibi, kamu düzenini ilgilendiren bir durum olduğu da belirtilmiştir. HMK m. 355 kapsamında "istinaf incelemesi, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır, ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir." şeklindeki yasal düzenleme gereğince ve yukarıdaki açıklamalar ışığında davacıların tüm talepleri ile ilgili olumlu ya da olumsuz bir karar verilmediği anlaşılmakla ve bu husus kamu düzenine ilişkin bulunmakla bu yöndeki yanlışlık nedeniyle kamu düzeni sebebiyle taraf vekillerinin istinaf taleplerinin yerinde olduğu görülmüştür.
2. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2016/9-1212 Esas █████████ Karar sayılı ilamında zamanaşımı müessesesi, “...hakkın ileri sürülmesini engelleyici nitelikte olup, alacak hakkı alacaklı tarafından, yasanın öngördüğü süre ve koşullar içinde talep edilmediğinde etkin bir hukuki himayeden, başka bir deyişle, dava yoluyla elde edilebilme olanağından yoksun bırakılmaktadır.
Zamanaşımı hukuki niteliği itibariyle maddi hukuktan kaynaklanan bir def'i olup; usul hukuku anlamında ise bir savunma aracıdır (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt:2, İstanbul 2001, s.1761 vd; Von Tuhr: Borçlar Hukuku (C.Edege Çevirisi), Ankara 1983, Cilt:1-2, s.688 vd.; Canbolat, F.: Def’i ve İtiraz Arasındaki Farklar ve İleri Sürülmesinin Hukuki Sonuçları, EÜHF Dergisi, Cilt:III, Sayı:1, Kayseri 2008, s.255 vd.).
Zamanaşımı def'i, davalının aslında var olan bir borcunu özel bir nedenle yerine getirmekten kaçınmasına olanak veren bir haktır. Bu hakkı kullanıp kullanmamak tamamen borçluya kalmıştır. Diğer bir anlatımla davalı tarafından zamanaşımı def'i ileri sürülmedikçe, o hak ve alacak için yasanın öngördüğü zamanaşımı süresi dolmuş olsa bile hakim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz...” şeklinde açıklanmıştır.
Dava tarihi itibariyle yürürlüğe girmiş bulunan 6100 sayılı HMK'nın 3. kısım 4. bölümünde (137-142. maddeler arası) ön inceleme müessesesi düzenlenmiştir. 142. maddede “Ön inceleme duruşması tamamlandıktan sonra, hakim tahkikata başlamadan önce, hak düşürücü süreler ile zamanaşımı hakkındaki itiraz ve defileri inceleyerek karara bağlar” hükmü yer almaktadır. Aynı maddenin gerekçesinde “...uygulamada birkaç yıl süren usul işlemlerinden ve delillerin toplanmasından hatta bazen taraflardan birinin o konudaki ısrarlı beyanlarına rağmen sadece hak düşürücü süre veya zamanaşımı yönünden bir karar verildiği görülmektedir. Bu hükümle, hem gereksiz yargılama işlemleri yapılması, hem de adaleti zedeleyici böyle bir durumun önüne geçilmesi amaçlanmıştır...” yazılıdır.
Somut olayda; davalının zaman aşımı ve hak düşürücü süre itirazında bulunduğu, bu yönlerden ön inceleme duruşmasından sonra bir karar verilmediği görülmektedir. Davalının zaman aşımı ve hak düşürücü süre itirazı hakkında bir karar verilmesi gerektiğinden kararın kaldırılması gerekmiştir.
Kabule göre de,
1. 6102 sayılı yasanın 622. maddesine göre Kanunun anonim şirket genel kurul kararlarının butlanına ve iptaline ilişkin hükümleri, kıyas yoluyla limited şirketlere de uygulanır. Yine aynı yasanın 617/3. maddesine göre de çağrısız genel kurula ilişkin de anonim şirketlere ilişkin hükümler uygulanır.
Genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden butlan, TTK’nın 447. maddesi ile açıkça düzenlenmiştir. Buna göre genel kurulun, özellikle; pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran; pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran; anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararları batıldır. TTK’nın 447. maddesinde genel bir düzenleme yapılmamış, sadece örnek niteliğinde butlan sebepleri sayılmakla yetinilmiştir. Dolayısıyla TTK’nın 447. maddesinde sayılmayan durumlarda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 27. maddesi uygulanacak; emredici hukuk kurallarına, ahlaka, kamu düzenine ve kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan genel kurul kararları da batıl sayılacaktır.
Batıl bir hukukî işlem, unsurları itibariyle şeklen ve fiilen mevcut olmakla birlikte, konusu ve içeriği bakımından amaçlanan hukukî hüküm ve sonuçları daha başlangıçtan itibaren kesin olarak hükümsüzdür. Bu kesin hükümsüzlük kural olarak düzeltilemez nitelikte olup hukukî yararı bulunan herkes tarafından bir süre ile sınırlı olmaksızın ileri sürülebilir. Mahkemeye sunulmuş olan olaylardan anlaşılmak koşuluyla hâkim tarafından res’en göz önünde tutulur.
Genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden olan yokluk, TTK’da düzenlenmemiştir. Yokluk yaptırımının kanunda düzenlenmemiş olması, yokluk yaptırımının hukukî işlem niteliğinde olan genel kurul kararları hakkında uygulanamayacağı anlamına gelmemektedir. Bir hukukî işlem, meydana gelişi bakımından emredici hukuk kurallarına aykırı ise o işlem yok hükmündedir. Meydana gelişe ilişkin olan emredici hukuk kuralları, hukukî işlemin unsurlarını oluşturan, onun mevcudiyet şartlarını belirleyen kurucu-şekli nitelikteki hükümlerdir. İçeriğe ilişkin emredici hukuk kurallarına aykırılık hâlinde butlan söz konusu olup hukukî işlem şeklen mevcut olmakla birlikte konusu ve içeriği bakımından amaçlanan hüküm ve sonuçları, daha başlangıçtan itibaren hiç kimseye karşı meydana gelmez. Kurucu-şekli nitelikteki emredici hukuk kurallarına aykırılık hâlinde ise yokluk söz konusu olup kurucu unsurların veya kanunî şeklin eksikliği sebebiyle hukukî işlem şeklen meydana gelememektedir. Dolayısıyla butlanda hukukî işlemin meydana gelmesi için gerekli olan içerik unsurları vardır; fakat hukuk düzeni bu içerik bakımından amaçlanan sonuçların meydana gelmesini kesinlikle reddetmektedir. Yoklukta ise hukukî işlem için gerekli olan içerik şekli bakımdan dâhi meydana gelmiş değildir (Tekinay, S. Sulhi/Akman, Servet/Burcuoğlu, Haluk/Altop, Atilla: Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul, 1993, s. 378).
Görüldüğü üzere TTK’nın 445. maddesinde genel iptal sebepleri düzenlenmiştir. Dolayısıyla kanuna, esas sözleşme hükümlerine veya dürüstlük kuralına aykırılık nedenlerine dayalı olarak mahkemeden genel kurul kararlarının iptali talep edilebilir. Bu kapsamda kanuna aykırılık, butlan ve yokluk halleri dışındaki hükümlere aykırı olan genel kurul kararlarını ifade etmektedir. Zira iptal davası hukuken mevcut ve geçerli, ancak sakat doğmuş olan bir genel kurul kararına karşı açılabilir. Mutlak emredici hükümlere aykırılık halinde esasen ortada şeklen bir genel kurul kararı yoktur ve dolayısıyla bu karar hükümsüzdür. Hükümsüz sayılan bir genel kurul kararının da iptali değil, hükümsüzlüğünün tespiti söz konusu olur. Kanuna aykırılık, emredici hükümler haricinde yalnızca TTK hükümlerine veya anonim şirketi düzenleyen hükümlere değil yürürlükte bulunan ilgili tüm mevzuat hükümlerine ve yazılı olmayan hukuk kurallarına, özellikle -yasal istisnalar dışında- pay sahipleri arasındaki eşitlik ilkesini de içerir.
Limited şirketlerde genel kurul kararı alınması için gerekli nisaplar 6102 sayılı TTK'nın 620. ve 621. maddesinde belirlenmiştir. Bu hükümlere göre; kanun ve şirket sözleşmesinde aksine hüküm yoksa olağan karar alma nisabı toplantıda temsil edilen payların salt çoğunluğudur(m. 620). Önemli kararlar için gerekli oy nisapları ise karar türlerine göre farklı farklı düzenlenmiştir (m.621).
Davacı dava dilekçesi ile dava yığılması şeklinde, █████/2020, █████/2021, █████/2021(aynı tarihli müdürler kurulu), █████/2020, █████/2022(varsa bağlı müdürler kurulu kararı) tarihli genel kurulların iptalini talep etmiştir. Bu talepler yönünden, söz konusu gelen kurul tutanakları ve bağlı evrakları, dava konusu uyuşmazlığın çözümü ve denetlenmesi için en önemli değerlendirilmesi gereken delil niteliğindedir. Mahkemece bilirkişilere yerinde inceleme yetkisi verilmiş ve bilirkişilerce bu belgeler incelenerek rapor düzenlendiği, bilirkişi raporlarına yazılmış, ancak bu genel kurul tutanakları, varsa muhalefet şerhleri, çağrı kağıtları ve tutanakları ile, diğer bağlı evraklar dosyaya getirtilmemiştir. Bu yönlerden Mahkemece verilen hüküm eksik araştırmaya dayanmaktadır. Belgeler tamamlanarak, hangi müdürler kurulu kararının, hangi genel kurul kararına bağlı olarak alındığı da denetlenmelidir.
2. Dava, limited şirket genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir. Kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırılık halleri iptal sebebi (m. 445), pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran ve anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararların da batıl olduğu (m. 447) hüküm altına alınmıştır.
Davacılar tarafından bağlı Genel kurullarda sermaye artırımına ilişkin maddelerin butlanı istenmektedir. Bu genel kurul tutanakları bulunmadığı için murisin olumsuz oy kullanıp kullanmadığı, muhalefet şerhini tutanağa geçirip geçirmediği, çağrının usulüne uygun yapılıp yapılmadığı dosya kapsamından denetlenememektedir. Bunun yanında, sermaye artırımına ilişkin butlan sebebi olup olmadığının mahkemece re'sen incelenmesi gerekmektedir.
6102 sayılı TTK'nun 620.maddesine göre, Kanun veya şirket sözleşmesinde aksi öngörülmediği takdirde, seçim kararları dâhil, tüm genel kurul kararları, toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğu ile alınır.
Aynı kanunun 621. Maddesine göre Önemli kararlar, temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması hâlinde alınabilir. Esas sermayenin artırılması da önemli kararlardan biridir.
Bir şirket sermayesini her zaman artırabilir. Şirketin sermayesi çeşitli amaç ve nedenlerle artırılabilir. Önemli olan husus sermaye artırımının şirketin sermaye ihtiyacından çok pay sahiplerini zarara uğratmak ve onların şirketteki kâr, tasfiye payı ve oranlarını azaltmak maksadı ile yapılıp yapılmadığıdır (Yargıtay 11. HD., █████/1986 tarih, █████████ sayılı karar. Prof. Dr. Erdoğan Moroğlu, Prof. Dr. Abuzer Kendigelen, İçtihatlı-Notlu Türk Ticaret Kanunu ve İlgili Mevzuat, Oniki Levha Yayınları, Güncelleştirilmiş 10. Bası, İstanbul, 2014, s:362).
Davacıların iddia ettiği üzere, murisin şirketteki paylarının değişimi dikkate alındığında; sermaye artırımının, şirketin sermaye ihtiyacından çok pay sahiplerini zarara uğratmak ve onların şirketteki kâr, tasfiye payı ve oranlarını azaltmak maksadıyla yapılıp yapılmadığı araştırılmalı, ayrıca toplantı nisabının sağlanıp sağlanmadığı, sermaye arttırımı yapılan her bir genel kurul açısından denetlenmelidir.
Sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararları, sermaye arttırımı olarak kabul edildiğinde, sermaye artırıma neden gerek duyulduğunun bilirkişi raporu ile tespit edilmesi, murisin paylarının düşürülmesi nedeni ile TMK'nın 2. maddesinde düzenlenen hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırı davranılıp davranılmadığı, bu nedenle batıl sayılması gerekip gerekmediği araştırılmalıdır. (Yargıtay 11. HD. █████/2021 tarih, █████████ E., █████████ K.). Genel kurul kararının butlanının tespitinin talep edilmesi için kararda muhalefet şerhi konulmasına gerek olmadığı ve butlan sebebinin mahkemece re'sen dikkate alınması gerektiği de gözden kaçırılmamalıdır.
3. 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şeklindeki Kanunun 22. Maddesinde "Anonim şirketler esas sözleşmelerini ve limited şirketler şirket sözleşmelerini, yürürlük tarihinden itibaren on iki ay içinde Türk Ticaret Kanunuyla uyumlu hâle getirirler. Bu süre içinde gerekli değişikliklerin yapılmaması hâlinde, esas sözleşmedeki ve şirket sözleşmesindeki düzenleme yerine Türk Ticaret Kanununun ilgili hükümleri uygulanır." hükmü bulunmaktadır.
Davacılar tarafından 11.03.2020 tarihli genel kurulda ...'ün, 838.825,00 TL karşılığı (% 83,88) olan payının 180.000,00 TL tutarındaki (% 18) payını esas sözleşmeye aykırı şekilde kızı ...'a devrettiği iddia edilmektedir. Şirket esas sözleşmesi dosya kapsamında bulunmamakta olup, dava dilekçesinde bir kısım ticaret sicil gazetesi örneği sunulmuş, ancak davalı şirketin tüm esas sözleşme örnekleri ve buna bağlı olarak varsa esas sözleşme değişiklikleri dosyaya getirtilmemiş ve bu kararın hukuken denetlenebilmesi mümkün olmamıştır. Bu nedenle şirket esas sözleşmesinin ve ilgili evrakların dosyaya kazandırılması gerekmektedir.
4. 6100 sayılı HMK'nın 31. maddesi gereğince, Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir." (Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin █████████ esas █████████ karar sayılı ilamı).
Davacılar tarafından şirketin gerçek değerinin tespiti ve muacceliyeti ile müvekkillerine payları ile birlikte ayrılma akçesi ödenmesi talep edilmiştir. Davacının talep sonucu anlaşılamamaktadır. Davacıların talebinin 6102 sayılı TTK'nun 638 vd. maddeleri gereğince ortaklıktan çıkma ve buna bağlı olarak ayrılma akçesinin verilmesine ilişkin ise, bu davanın, genel kurul kararlarının iptali davası ile birlikte görülmesi mümkün gözükmemektedir. Mahkemece davacıların talep sonucu açıklattırılmalı, davacıların talep sonucu ortaklıktan çıkma ve ayrılma akçesine ilişkin ise, bu davanın eldeki davadan tefrik ile, başka esasa kaydı yapılarak, genel kurul kararlarının iptaline ilişkin davanın bekletici mesele yapılması gerekmektedir.
5. Davacılar tarafından, şirket ortak ve müdürlerinin müteveffa ortağa karşı eşit işlem uygulamaması, özen ve bağlılık yükümlülüğünü ile müteveffanın yazılı onayını almaksızın TTK'nın 613 ve 626. maddelerine aykırı şekilde haksız rekabet yasağını ihlali ile doğan zararın tespiti ve davacılara payları oranında ödenmesi talebiyle de dava açtığı, bu davanın eldeki genel kurul kararı davası ile birlikte görülmesinin mümkün olmaması, bu davanın eldeki davadan tefrik ile, başka esası kaydı yapılarak sonuca kavuşturulması gerekmektedir.
O halde Mahkemece yapılması gereken,
1-Davacılar tarafından şirketin gerçek değerinin tespiti ve muacceliyeti ile müvekkillerine payları ile birlikte ayrılma akçesi ödenmesi talebinin, HMK'nın 31. maddesi kapsamında açıklattırılması, 6102 sayılı TTK'nın 638 vd maddeleri gereğince ortaklıktan çıkma ve buna bağlı olarak ayrılma akçesine ilişkin ise, bu davanın, genel kurul kararlarının iptali davası ile birlikte görülmesi mümkün olmadığından, bu davanın eldeki davadan tefrik ile, başka esası kaydı yapılarak, genel kurul kararlarının iptaline ilişkin davanın bekletici mesele yapılması,
2-Davacılar tarafından, şirket ortak ve müdürlerinin müteveffa ortağa karşı eşit işlem uygulamaması, özen ve bağlılık yükümlülüğü ile müteveffanın yazılı onayını almaksızın TTK'nın 613 ve 626. maddelerine aykırı şekilde haksız rekabet yasağını ihlali ile doğan zararın tespiti ve davacılara payları oranında ödenmesi talebiyle de dava açtığı, bu davanın eldeki genel kurul kararı davası ile birlikte görülmesinin mümkün olmaması, bu davanın eldeki davadan tefrik ile, başka esası kaydı yapılarak sonuca kavuşturulması,
3-█████/2020, █████/2021, █████/2021(aynı tarihli müdürler kurulu), █████/2020, █████/2022(varsa bağlı müdürler kurulu kararı) tarihli genel kurullara ilişkingelen kurul tutanakları, varsa muhalefet şerhleri, çağrı kağıtları ve tutanakları ile, diğer bağlı evrakları dosyaya getirtilmesi,
4-Şirket esas sözleşmesinin, varsa değişiklikleri ile birlikte getirtilmesi,
5-Davalı vekilinin zaman aşımı ve hak düşürücü süre itirazı hususunda bir karar verilmesi,
6-Genel Kurul kararlarının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında, davacılar murisinin toplantılara katılıp katılmadığı, buna bağlı olarak alınan kararlara karşı oy kullanıp kullanmadığı, muhalefetini tutanağa şerh edip etmediği, alınan sermaye arttırımı kararlarında yukarıda anlatıldığı şekilde butlan sebeplerinin bulunup bulunmadığı, toplantı nisaplarına uyulup uyulmadığı, bu kapsamda önceki bilirkişi raporlarından ayrı SMMM ve Ticari Şirketler alanında uzman bir bilirkişiden rapor alınması,
7-Her bir taleple ilgili olumlu veya olumsuz hüküm kurmak, buna bağlı ayrıntılı, açıklayıcı ve denetlenebilir gerekçeli karar tesis etmek olmalıdır.
Açıklanan tüm bu gerekçelerle; taraf vekillerinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle kabulüne, diğer istinaf nedenlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Tarafların ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; yukarıda açılanan hususlara ilişkin olmak üzere ESASTAN KABULÜNE,
2-Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2024 tarih, ███████ Esas ve ████████ Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edenlere iadesine,
5-İstinaf edenler tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,
7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.█████/2026
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!