Anahtar kelimeler: Oluğu Yağmur Kurulumu Yaz Hattının Çalışır Satışı Eser Teslimine İzmir

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
DAVA TARİHİ
: 22.06.2023
KARAR TARİHİ
: 05.02.2026
DAVA
: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ
: 21.05.2026
KARARIN YAZ. TARİHİ
: 21.05.2026
İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05.02.2026 tarih ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM
:
Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesi ile özetle; Davacı ile davalı arasında 14.12.2020 tarihinde yağmur oluğu rollforming hattının satışı, kurulumu ve çalışır halde teslimine ilişkin anlaşma yapıldığını, teslim süresinin üç ay olarak kararlaştırıldığını, Davacının bu anlaşmaya güvenerek toplam 380.000 TL ödeme yaptığını, ayrıca hattın çalışır hale getirilebilmesi amacıyla üçüncü kişilere 28.320 TL, 10.620 TL ve 2.000 Euro ek ödeme yapmak zorunda kaldıklarını, Buna rağmen davalı tarafından teslim edilen sistemin sözleşmede taahhüt edildiği şekilde kurulu ve çalışır halde teslim edilmediğini, makinenin kurulumunun tamamlanmadığını, devreye alma ve test işlemlerinin yapılmadığını, birçok parçanın eksik veya monte edilmemiş, elektrik tesisatı bulunmayan ve kumanda panosu ile yazılımı eksik, fiilen üretim yapılamaz durumda bir makine teslim edildiğini, bu durum nedeniyle davacının makineyi kullanamadığını, üretim yapamadığını, ciddi maddi zarara uğradığını, ayıpların ve zararın tespiti amacıyla yapılan delil tespiti sonucunda, makinenin ayıplarının giderilmesi için 835.000 TL masraf gerektiği ve makinenin geç teslim edilmesi nedeniyle üretim kaybı oluştuğunun tespit edildiğini, davalının bu rapora itiraz etmediğini, davacı tarafından davalıya 06.10.2022 tarihli noter ihtarnamesi gönderilerek zararların giderilmesinin talep edildiğini, davalının herhangi bir cevap vermediğini ve temerrüde düştüğünü, davalının, sözleşme kapsamında üstlendiği edimi gereği gibi yerine getirmediğini, teslimi geç ve ayıplı şekilde gerçekleştirdiğini, Bu nedenle davacının, uğradığı maddi zararın tazmini amacıyla eldeki davayı açtıklarını, alacağın tahsilinin riske girmemesi için davalıya ait malvarlığı üzerine ihtiyati haciz konulmasını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100.000 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili tarafından verilen ıslah dilekçesi ile özetle; Davanın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100.000,00 TL alacağın tahsili talebiyle açıldığını, dosya kapsamında yasa ve usule uygun bir şekilde tanzim edilen bilirkişi raporunda Rollforming Hattı eksikliklerinin giderilmesi için gerekli miktarın 1.744.700 TL (KDV Dahil) olduğunun tespit edildiğini, bu çerçevede yasaya ve usule uygun bir şekilde tanzim edilmiş bilirkişi raporu doğrultusunda dava dilekçesinde talep edilen miktarı raporda hesaplanan tutar üzerinden ıslah ettiklerini, 100.000,00 TL talep edilen zarar miktarının 1.644.700 TL (birmilyon altıyüzkırkdörtbin yediyüz türk lirası) olarak arttırarak net 1.744.700 TL'ye (birmilyon yediyüzkırkdörtbin yediyüz türk lirası) ıslah ettiklerini, açıklanan nedenlerle, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; taleplerinin yukarıda arz edilen biçimde ıslahı ve aşağıda belirtilen şekliyle kabulü ile; 1.744.700 TL zararın davalının temerrüde düştüğü tarihten itibaren ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilemesi isteğinde bulunmuştur.
CEVAP
:
Davalı yanca dava dilekçesine karşı cevap dilekçesi sunulmadığı dosya ve UYAP kapsamından anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
:
İlk derece mahkemesinin 05.02.2026 tarih ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile özetle; ''...Davacı tarafından eldeki dava; yağmur oluğu üretiminde kullanılmak üzere temin edilmesi planlanan rollforming hattının sözleşmeye aykırı şekilde geç ve ayıplı teslim edildiği, bu nedenle makinenin onarım masrafları ile üretim kaybı oluştuğu iddiasına dayalı olarak maddi tazminat istemiyle açılmıştır. Davacı, dava dilekçesinde hattın onarımı için gerekli masrafların tazminini talep etmiş, şimdilik 100.000 TL talep ile dava açmış, yargılama sırasında 25.03.2024 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 1.744.700 TL’ye yükseltmiştir.
Davaya konu edilen hukuki ilişkinin, taraflar arasında imzalanmış klasik anlamda yazılı bir sözleşmeye değil; 14.12.2020 tarihli teklif ve proforma fatura üzerinden kurulduğu ileri sürülmektedir. Dosya kapsamındaki belgelerden, davaya konu edilen ilişkinin temelinin 14.12.2020 tarihli teklif/proforma fatura olduğu, bu teklifin ..... adına düzenlendiği, ancak teklif ve proforma faturanın bizzat davalı şirket tüzel kişiliği adına değil, .... tarafından düzenlendiği anlaşılmaktadır. Davalı şirketin ticaret sicil kayıtlarına göre ise .. ..Şirketi’nin kuruluş tarihi 19.01.2021 olup, dava konusu teklif ve fatura tarihinden sonra tüzel kişilik kazandığı sabittir.
Tüzel kişiliği henüz doğmamış bir şirketin, kuruluş öncesinde yapılan işlemlerle borç altına girmesi mümkün değildir. Ticaret sicil kayıtlarının incelenmesi neticesinde anılan şirketin tür değiştirmesi niteliğinde kurulmadığı, yani fatura tanzim eden .... işletmesinin devamı olmadığı anlaşılmıştır. Dosyaya ibraz edilen borcun nakli sözleşmesi de bulunmamaktadır.
Davalı şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde; 2020 yılına ait herhangi bir ticari defter kaydına rastlanmadığı, şirketin bu yıl itibarıyla faaliyette bulunduğunun dahi tespit edilemediği belirtilmiştir. 2021 ve 2022 yıllarına ait defter ve kayıtların incelenmesinde ise, davacı şirketle ilgili yalnızca 10.09.2021 tarihli 95.000 TL tutarındaki tek bir ödeme kaydının bulunduğu, bu ödemenin “alınan sipariş avansları” hesabında yer aldığı, bunun dışında davacı şirketle davalı şirket arasında sözleşmeye konu edilen bedel, makine teslimi, onarım masrafları veya üretim kaybına ilişkin herhangi bir fatura, belge ya da ticari kayıt bulunmadığı açıkça tespit edilmiştir. Bilirkişi raporunda, 95.000 TL dışında davacıya ilişkin herhangi bir kayda rastlanmadığı açıkça ifade edilmiştir.
Dosyada yer alan teknik bilirkişi raporunda, rollforming hattındaki eksikliklerin giderilmesi için 1.744.700 TL (KDV dahil) bedel gerektiği ve sözleşmede öngörülen teslim tarihine göre gecikme nedeniyle üretim kaybı oluştuğu yönünde tespitler yapılmış ise de; bu teknik tespitlerin, davalı şirketin dava konusu sözleşmenin tarafı olduğu veya sözleşmesel ilişkinin davalı tüzel kişilikle kurulduğu hususunu ispatlamaya tek başına yeterli olmadığı, dava konusu sözleşmesel ilişkinin davalı .... Şirketi’nin kuruluşundan önce kurulduğu, sözleşmenin davalı şirket adına yapılmadığı, davacının iddialarını dayandırdığı ticari ilişkinin, davalı şirketin kuruluşundan önce, şahıs firması niteliğindeki ... ile kurulduğu, ...'un da dosyaya celp edilen kayıtlardan "█████/2020 tarihinde başladığı METAL İŞLEME MAKİNELERİNİN VE TAKIM TEZGAHLARININ ONARIM VE BAKIMI (CNC OLANLAR DAHİL) faaliyetini █████/2021 tarihinde ise terk ettiğinin sabit olduğu, davalı şirketin söz konusu ilişkiyi kuruluş sonrası üstlendiğine dair borcun nakli niteliğinde bir sözleşme de sunulmadığı, davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarının da davacının iddialarını doğrulamadığı, davalı şirket yönünden taraf sıfatının bulunmadığı anlaşılmış olmakla davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile usulden reddine'' dair karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
:
Davacı vekili tarafından verilen 10.03.2026 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle;
-Müvekkilinin, davalı yanın ayıplı ve geç ifası nedeniyle halihazırda uğramış olduğu zararın tazmini amacıyla işbu davayı ikame ettiğini, uğramış olduğu zararın müvekkili açısından değerlendirildiğinde oldukça fazla ve zora sokacak nitelikte olduğunu, ilk derece mahkemesi tarafından müvekkilinin yaşadığı mağduriyet dikkate alınmadan yeterli ve gerekli araştırma yapmadan karar verildiğini, bu nedenle söz konusu karar hakkında istinaf kanun yoluna başvurduklarını,
-Dosya kapsamında sundukları taraflar arasında gerçekleşen yazışmalar, makinalara ilişkin görseller, faturalar, dekontlar birlikte incelendiğinde müvekkili ile ticari ilişki içerisine giren ve zarara uğramasına neden olanın davalı taraf olduğunun görüleceğini, buna ilişkin olarak dilekçelerinde Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin █████████ Esas - █████████ Karar sayılı ve 27.03.2008 tarihli kararına ve Yargıtay 22. Hukuk Dairesi ██████████ Esas - ██████████ Karar ve 03.06.2014 tarihli kararına değinildiğini,
-Her ne kadar 14.12.2020 tarihli performa faturada davalının adı yerine ...'un adı yer alsa da; pasif husumet yokluğundan söz edemeyiz. Zira .... Şirketi, ... işletmesinin devamı niteliğinde olduğunu, bu hususun 19.02.2025 tarihli bilirkişi raporundan dahi anlaşıldığını, dilekçelerinde ilgili rapora ilişkin tespitlerden alıntılar yapıldığını, ..... tarafından 2020 yılında düzenlenen fatura sonrasında, yapılan ticari işe ilişin davalı bünyesinde 1 yıl sonra kayıt tutulduğunu,
-Müvekkilinin, yaşamış olduğu hak ihlali ve maddi zararlar nedeniyle ikame etmiş olduğu işbu davada hukuki yararının bulunduğunu, yerel mahkeme tarafından bu hususun göz ardı edilerek usulden reddedilmesinin hukuka aykırı olup, yapılacak inceleme sonrası kaldırılmasının gerektiğini, hukuki yararın, mahkemeye erişim hakkı, adalet sisteminin etkinliği ve hak arama özgürlüğü ile doğrudan ilişkili temel bir dava şartı olduğunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 114/1-h Maddesi, davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması dava şartları arasında sayıldığını, buna göre mahkemelerin bir davayı inceleyebilmesi için davacının korunmaya değer ve güncel bir menfaatinin bulunmasının zorunlu tutulduğunu, kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hakimin, hukuka ve hakkaniyete göre karar vermesi gerektiğini, (TMK.m.4). Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararlarına göre hukuki yararın, davanın açıldığı tarih itibariyle mevcut olması gerektiğini, dava açıldıktan sonraki aşamada meydana gelen değişikliklerle hukuki yararın olmadığı ileri sürülemeyeceğini, aksi takdirde, davacının hak arama özgürlüğünün zedelenmiş olacağını,
-Dosya kapsamı birlikte incelendiğinde müvekkilinin, mağduriyet yaşamış olduğu ve bu mağduriyeti gidermek adına ikame ettiği davada eksik incelemeler nedeniyle hakkına kavuşamadığını, bu nedenle uyuşmazlığa konu olay hakkında belirttikleri hususlarda yeniden araştırma yapılmasının gerektiğini,
Yukarıda izah edilen nedenler ve resen gözetilecek diğer sebepler ile; İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas - ████████ Karar sayılı ve 05.02.2026 tarihli kararının yapılacak inceleme neticesinde kaldırılmasına ve yerel mahkemeye yeniden inceleme yapılmak üzere gönderilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yana bırakılmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda;
Dava, eser sözleşmesinin geç ve ayıplı ifa edilmesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
İlk derece Mahkemesi tarafından davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verildiği, verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edildiği görülmüştür.
Davacı vekili, davalının davacıya 14.12.2020 tarihli "Yağmur Oluğu Rollforming Hattı" konulu teklifi ilettiğini, teklif kapsamında teslim edilecek ünite ve ekipmanlar, Rollform hattının genel özellikleri, hattın devreye alınması, kurulumu, testler ve diğer hizmetlerin sunulması için toplam 60.000 USD+KDV teklif sunulduğunu, 14.12.2020 tarihli proforma faturada da 60.000 USD+KDV teklif sunulduğunu; davacı tarafından bu teklifin kabul edilerek teklif sunan .... adına proformada yer alan banka hesabına toplam 285.000,00TL ödeme yapıldığını, ayrıca ... tarafından bildirilen davalının hesabına 95.000,00TL ödendiğini; ancak davalının yağmur oluğu üretiminde kullanılmak üzere temin edilmesi planlanan Rollforming hattını sözleşmeye aykırı şekilde geç ve ayıplı teslim ettiğini belirterek davacının uğradığı zararın tazmini istemiyle eldeki davayı açtığı, davalının ise davaya cevap vermediği görülmüştür.
Sözleşmeler hukukunun en temel ilkelerinden birisi olan sözleşmelerin nispiliği kuralı gereği sözleşme, kural olarak o sözleşmede taraf olanları bağlar. Bu nedenle, sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıklarda davanın tarafları aynı zamanda sözleşmenin taraflarıdır. Yargıtay içtihatları ve öğretide bu durum taraf sıfatı olarak adlandırılmaktadır. Taraf sıfatı, bir başka deyişle husumet ehliyeti, dava konusu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacılık sıfatı, dava konusu hakkın sahibini; davalılık sıfatı ise, dava konusu hakkın yükümlüsünü ifade eder. Uygulamada davacı sıfatı, aktif husumeti; davalı sıfatı ise, pasif husumeti karşılayacak şekilde kullanılmaktadır. Dava konusu değer üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise, davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukuki koruma isteniyor ise davanın o kişi veya kişilere karşı açılması gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir. Taraf sıfatı bu anlamda, def'i değil itiraz niteliğinde olup; taraflarca süreye ve davanın aşamasına bakılmaksızın her zaman ileri sürülebileceği gibi taraflar ileri sürmemiş olsalar bile mahkemece re'sen nazara alınmalıdır. (Yargıtay 15.H.D'nin █████████ Esas ve █████████Karar sayılı kararı)
Somut olayda 14.12.2020 tarihli "Yağmur Oluğu Rollforming Hattı" konulu teklif ve 14.12.2020 tarihli proforma faturanın davalı şirket tarafından değil " ..." tarafından düzenlendiği, ticaret sicil kayıtlarına göre davalı şirketin teklif ve fatura tarihinden sonra 19.01.2021 tarihinde kurularak tüzel kişilik kazandığı, davalı şirketin tür değiştirmesi niteliğinde kurulmadığı, .... şahıs işletmesinin devamı olmadığı ve borcun nakli sözleşmesi de bulunmaması karşısında Mahkemece davalının taraf sıfatının bulunmaması nedeniyle pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesinde usule ve yasaya aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05.02.2026 tarih ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olup, davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı peşin harç ile karşılandığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafından yatırılan 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın, Dairemizce taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/(1) maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere 21.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!