Anahtar kelimeler: Beşiktaşta Dekorasyon Yurda Emrine Durduğunu İlamsız Alacağa Takibi Sınırlı Başlatıldığını

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ53.HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: █████████KARAR NO
: ████████TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARIİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2021NUMARASI
: ████████ Esas, ████████ KararDAVANIN KONUSU
: İtirazın İptaliKARAR TARİHİ
: █████/2026Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
:I. DAVADavacı vekili, müvekkili tarafından davalılar aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını, ödeme emrine davalılarca haksız şekilde itiraz edilmesi üzerine takibin durduğunu, uyuşmazlığın taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında Beşiktaş’ta bulunan yurda ilişkin dekorasyon işlerinden kaynaklanan 52.524,00 TL bakiye alacağa ilişkin olduğunu, davalıların itiraz dilekçesinde borcun varlığını kabul etmekle birlikte 50.000,00 TL’nin elden ödendiğini ve kalan kısım için düzenlenen bonoların ödendiğini ileri sürdüklerini, ancak söz konusu bonoların davacı şirketle ilgisinin bulunmadığını, davacı lehine düzenlenmediğini ve davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığını, bu iddiaların yazılı delillerle ispatlanması gerektiğini, davalıların borcu ödememek ve süreci uzatmak amacıyla kötü niyetli itirazda bulunduklarını, alacağın likit nitelikte olduğunu belirterek davalıların icra dosyasına yaptıkları itirazın iptali ile takibin devamına ve %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili, taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında müvekkillerinin herhangi bir borcunun bulunmadığını, sözleşmeden doğan tüm edimlerin eksiksiz şekilde yerine getirildiğini, sözleşme uyarınca 170.000 TL bedel üzerinden anlaşıldığını, bunun 50.000 TL’sinin sözleşme tarihinde davacı şirket yetkilisi ...’ya elden ödendiğini ve bu hususun sözleşmede imza altına alındığını, bakiye 120.000 TL’nin ise sözleşmenin 6. maddesi gereğince vadeleri belirlenmiş 4 adet bono ile ödendiğini, bu bonoların vadesinde elden ödenerek geri alındığını, dolayısıyla borcun tamamen ifa edildiğini, davacı tarafın bonoların sözleşme kapsamında verilmediği ve şirketle ilgisinin bulunmadığı yönündeki iddialarının gerçeğe aykırı olduğunu, zira sözleşmeyi imzalayan ve ödemeleri alan kişinin davacı şirketin tek yetkilisi ... olduğunu, bu durumun ticaret sicil kayıtlarıyla da sabit bulunduğunu, davacının aksine iddialarının dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığını ve herhangi bir yazılı delille de ispatlanamadığını belirterek, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine ve davacının kötü niyetli icra takibi nedeniyle %20’den az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre yapılan yargılama sonucunda, uyuşmazlığın dayanağını teşkil eden bonoların hukuki niteliği itibariyle mücerret borç ikrarı içeren kambiyo senetleri olduğu, kural olarak bu senetlerin geçerliliğinin temel borç ilişkisinden bağımsız bulunduğu, ancak senetlerde yer alan “nakden” ibaresi gibi bedel kayıtlarının taraflar arasındaki iç ilişki yönünden ispat hukuku bakımından önem arz ettiği, bu durumda senetlerde belirtilen bedelin ödendiği veya ödenmediği yönündeki iddiaların ispat yükünün, bu kaydın aksini ileri süren tarafa ait olduğu, dava konusu bonoların davalı tarafından dosyaya asılları ile sunulduğu, senetlerin davalı elinde bulunmasının kural olarak ödeme karinesi oluşturduğu, senetlerin lehtarı olan ve aynı zamanda davacı şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili bulunan ... tarafından düzenlendiği ve bedelin bu kişi tarafından tahsil edildiği, bu itibarla bonolara konu bedelin ödenmediği iddiasının ispat yükünün davacı tarafa geçtiği, tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, ancak davacının defterlerinde davalı ile arasındaki alacak ilişkisini gösterir herhangi bir kayda rastlanmadığı, davalı defterlerinde de bu yönde bir borç kaydı bulunmadığı, davacının alacaklı olduğu iddiasını yasal delillerle ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAF SEBEPLERİDavacı vekili istinafında, taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında gerçekleştirilen dekorasyon işleri nedeniyle davalıların bakiye 52.524,00 TL borçlu olduğu, bu alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalıların borcun ödendiği yönünde itiraz ettikleri, ancak yerel mahkemece davalıların 50.000 TL’yi elden ödedikleri yönündeki savunmalarına herhangi bir somut ve yazılı delil bulunmaksızın itibar edilerek davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu, ödeme iddiasını ileri süren davalıların bu savunmalarını yazılı delille ispatla yükümlü oldukları, dosyaya sunulan bonoların lehtarının müvekkil şirket olmadığı, senetlerin sözleşmeye dayalı olduğuna ilişkin herhangi bir delil bulunmadığı ve bu senetler üzerinden müvekkile ödeme yapıldığına dair ibra şerhi de yer almadığı, bu nedenle ödeme savunmasının ispatlanamadığı, mahkemenin ispat yükünü hatalı şekilde davacıya yüklediği, oysa ödeme defi ileri süren davalıların bu hususu kanıtlaması gerektiği, HMK’nın 200. maddesi uyarınca da bu tür iddiaların senetle ispatının zorunlu olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇETaraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalılar iş sahibidir.Davacı yüklenici, taraflar arasında Beşiktaş’taki yurda ilişkin dekorasyon işlerinden kaynaklanan bakiye alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalıların haksız itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini talep etmiş; davalılar ise sözleşme bedelinin bir kısmının elden, kalan kısmının ise bono ile ödendiğini ve borcun tamamen ifa edildiğini savunmuştur. Mahkemece, bonoların davacı şirket yetkilisi tarafından düzenlenip tahsil edildiği, senetlerin davalı elinde bulunmasının ödeme karinesi oluşturduğu, davacının alacak iddiasını ticari kayıt ve yasal delillerle ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Dosya kapsamındaki tüm bilgi, belge ve deliller birlikte değerlendirildiğinde, mahkemece tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde gerekli araştırma ve incelemenin yapıldığı, hükme esas alınan delillerin tartışılarak değerlendirildiği, varılan sonucun dosya kapsamı ile uyumlu olduğu anlaşılmaktadır. Özellikle bonoların düzenlenme ve tahsil süreci, senetlerin davalıların elinde bulunması nedeniyle doğan ödeme karinesi ile davacı tarafın bakiye alacak iddiasını ispat yükü altında bulunduğu gözetildiğinde, mahkemece yapılan değerlendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.İleri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, ilk derece mahkemesinin vakıa tespitleri ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı, hükmün dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmıştır.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin █████/2021 tarih ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,2-Alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere █████/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.