Anahtar kelimeler: Yuvarlak Sökerek Hurda Montaj Merdivenleri Merdivenini Döner Yangın Eklerinde İmalat

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ53.HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: █████████KARAR NO
: ████████TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARIİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2021NUMARASI
: █████████ Esas, ████████ KararDAVANIN KONUSU
: İtirazın İptaliKARAR TARİHİ
: █████/2026Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 14.03.2018 tarihinde “İstanbul ... Yangın Merdivenleri İmalat ve Montaj Sözleşmesi”nin imzalandığını, bu sözleşme kapsamında davacının mevcut iki adet yuvarlak döner yangın merdivenini sökerek hurda bedeli kendisine ait olmak üzere yerine sözleşme ve eklerinde belirlenen nitelik ve ölçülerde iki adet yeni yangın merdiveni imal edip montajını gerçekleştirmeyi üstlendiğini, davacının sözleşmeden doğan edimlerini eksiksiz yerine getirmesine rağmen davalı firmanın ödeme borcunu gereği gibi ifa etmediğini, bu nedenle alacağın tahsili amacıyla İstanbul 27. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, takibin ardından davalı tarafından kısmi ödemeler yapılmış ise de bakiye alacağın ödenmediğini, davalının icra takibine yaptığı itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili; taraflar arasındaki sözleşmenin 9.1 ve 9.2 maddeleri uyarınca işin 75 gün içinde teslim edilmesi gerekirken süresinde teslim edilmediğini, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Zabıta Daire Başkanlığı Ruhsat ve Denetim Müdürlüğü’nce düzenlenen 15.02.2019 tarihli muayene raporunda yangın merdivenlerinin basamak uzunluğu ve yükseklikleri yönünden eksik ve hatalı imal edildiğinin tespit edildiğini, bu nedenle davacıya Beyoğlu 31. Noterliğinin 27.02.2019 tarihli ihtarnamesi ile eksikliklerin giderilmesinin ihtar edildiğini, işin ancak 20.03.2019 tarihinde teslim edilebildiğini, bu suretle 159 günlük gecikme oluştuğunu ve sözleşme gereğince günlük 1.000 TL + KDV cezai şart uygulanması gerekirken iyi niyetli olarak bu tutarın %50’si olan 93.810 TL’nin hakedişten mahsup edildiğini, kalan bedelin ise sözleşmeye uygun şekilde taksitler halinde ödendiğini, bu hususun cari hesap kayıtlarıyla sabit olduğunu, taraflarca teslim tarihinin karşılıklı olarak belirlendiğini, davacının sonradan sürenin yetersiz olduğu yönündeki iddialarının yerinde olmadığını belirterek davanın reddine ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre yapılan yargılama sonucunda; taraflar arasında akdedilen █████/2018 tarihli “İstanbul ... Yangın Merdivenleri İmalat ve Montaj Sözleşmesi” kapsamında davacının yüklenici, davalının iş sahibi olduğu, sözleşme uyarınca eski yangın merdivenlerinin sökülerek yerine yeni merdivenlerin imal ve montajının yapılmasının davacı tarafından üstlenildiği, yer tesliminin █████/2018 tarihinde gerçekleştirildiği ve teslimin geçici kabul tutanağı ile yapılacağının kararlaştırıldığı, dosya kapsamında yer alan ihtarnameler, teslim tutanakları, tanık beyanları ve bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde teslim tarihinin █████/2019 olduğu, sözleşmede öngörülen 75 günlük teslim süresinin aşıldığı, gecikmenin davacı yükleniciden kaynaklandığı, davacı tarafından ileri sürülen gecikmenin davalıdan kaynaklandığına ilişkin savunmaların sözleşme hükümleri ve dosya kapsamı ile ispatlanamadığı, sözleşmenin 9.2 maddesi gereğince gecikilen her gün için 1.000 TL + KDV cezai şart uygulanmasının kararlaştırıldığı, davalı tarafından 159 günlük gecikme esas alınarak toplam 93.810 TL cezai şart bedelinin fatura edilip bakiye sözleşme bedelinden mahsup edildiği, yapılan bu mahsup işleminin sözleşmeye uygun olduğu ve davalı tarafından gönderilen ihtarnamelerle cezai şart alacağının süresinde saklı tutulduğu, tarafların ticari defterleri ve bilirkişi raporuna göre de davalının takip tarihi itibariyle borcunun bulunmadığı, aksine yapılan ödemeler ve cezai şart mahsubu sonrası borcun sona erdiği, davacının davalıdan alacaklı olduğu yönündeki iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine, davacının kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin de reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAF SEBEPLERİDavacı vekilinin istinaf başvurusunda, yerel mahkemenin uyuşmazlığı hatalı şekilde nitelendirerek teslim süresinin makul olup olmadığı üzerinden değerlendirme yaptığı, oysa asıl ihtilafın sözleşmede belirlenen sürenin hangi tarafın kusuruyla aşıldığına ilişkin olduğu, yargılama boyunca davalı tarafın işin yürütülmesini engelleyici davranışları ve bekletmeleri nedeniyle gecikmenin meydana geldiği savunulmasına rağmen bu hususun değerlendirilmediği, özellikle yangın merdivenlerinin aynı anda teslim edilmemesi, ikinci merdivenin geç teslim edilmesi, işin davalı talimatıyla durdurulması ve itfaiye sürecinin beklenmesi gibi nedenlerin göz ardı edildiği, tanık beyanlarının da bu yönde olmasına rağmen mahkemece dikkate alınmadığı, buna karşılık davalının tek taraflı e-posta yazışmalarına dayanılarak hüküm kurulduğu, ayrıca gecikmenin belirlenmesi için her iki merdivenin ayrı ayrı teslim tarihleri ve işin fiili ilerleyişi dikkate alınarak teknik bilirkişi incelemesi yapılması gerekirken eksik incelemeyle sonuca gidildiği, gecikmenin davalıdan kaynaklanması halinde cezai şart talep edilemeyeceği gibi, ayrıca kararlaştırılan cezai şartın ifaya ekli nitelikte olduğu ve teslim sırasında ihtirazi kayıt konulmadığından talep edilemeyeceği hususlarının da gözetilmediği, bu yönleriyle bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğu, yerel mahkeme kararının da bu rapora dayanılarak verildiği ileri sürülerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇETaraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.Davacı yüklenici dava konusu takip ile bakiye iş bedeli alacağını talep etmiş, davalı iş sahibi ise işin sözleşmede kararlaştırılan sürede teslim edilmediğini, bu nedenle cezai şart alacağı bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.Uyuşmazlık; işin süresinde teslim edilip edilmediği, teslimde gecikme bulunması halinde bu gecikmenin yükleniciden kaynaklanıp kaynaklanmadığı ile davacı yüklenicinin bakiye iş bedeli alacağının bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır.Dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, bilirkişi raporları ve toplanan diğer deliller birlikte değerlendirildiğinde; yüklenici tarafından ileri sürülen gecikme nedenlerinin tamamının, işin niteliği ve sözleşmenin konusu itibarıyla basiretli bir iş insanı sıfatına sahip yüklenicinin sözleşme yapılırken öngörebileceği veya öngörmesi gereken hususlara ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Basiretli iş insanı gibi davranma yükümlülüğü gereğince yüklenicinin sözleşmeyi imzalarken işin kapsamı, çalışma koşulları ve muhtemel güçlükleri dikkate alması gerektiği, bu nedenle sonradan öngörülebilir hususlara dayanılarak süre uzatımı talebinde bulunulamayacağı açıktır.Her ne kadar dosya kapsamında dinlenen tanık ...'ın beyanında, sözleşme konusu merdivenlerin yapılabilmesi amacıyla mevcut merdivenlerin sökülmesi işlemi nedeniyle yaklaşık bir aylık gecikmeye sebebiyet verildiği ifade edilmiş ise de, bu beyanın kabulü halinde dahi, gerçekleştiği ileri sürülen bir aylık gecikme süresi ile sözleşmede kararlaştırılan günlük cezai şart miktarı birlikte değerlendirildiğinde bunun hüküm sonucunu değiştirecek nitelikte olmadığı anlaşılmaktadır.Öte yandan, ifaya ekli cezai şartın talep edilebilmesi için iş sahibinin bu hakkını en geç teslim anına kadar ihtirazi kayıt ile saklı tutması gerekmektedir. Dosya kapsamındaki ihtarname ve diğer belgelerden davalı iş sahibinin cezai şart talep hakkını süresi içerisinde saklı tuttuğu, mahkemenin de bu hususu kabulünde isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.Bu itibarla, mahkemece dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan tüm deliller değerlendirilmek suretiyle yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin maddi vakıaların değerlendirilmesi ve hukuki nitelendirmesinde usul ve esas yönünden herhangi bir aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin █████/2021 tarih ve █████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,2-Alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere █████/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.