Anahtar kelimeler: Yaz Eser İzmir Birleşen Yoluyla Adliye Ticaret İptali Bölge Konuşulup

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
KARAR TARİHİ
: █████/2024
DAVA
: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2019
BİRLEŞEN DAVA
: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN
████████ ESAS SAYILI DAVASINDA;
DAVA
: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2019
KARAR TARİHİ
: 21.05.2026
KARARIN YAZ. TARİHİ
: 21.05.2026
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18.10.2024 tarih ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM
:
Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; borçlu davalı aleyhine İzmir 25. İcra Müdürlüğü'nün ██████████ sayılı dosyasında 7 örnek icra takibi yapıldığını, borçlunun borca itiraz etmiş olması nedeniyle takibin durduğunu, borçlunun itirazının yerinde olmadığını, davalı kooperatif ile müvekkili arasında yapım sözleşmelerinin imzalandığını, bu sözleşmelere göre ödenmeyen tutarlara ilişkin cari hesap bakiyesinin ve işlemiş faizin tahsilde tekerrür oluşturmayacak şekilde istendiğini, hak edişlerden ödenen tutarın mahsubu sonucunda müvekkilinin takip tarihi itibariyle takibe konu 264.969,00 TL cari hesap bakiyesi hak ediş tutarında ana para alacağının ve 580.395,00 TL cari hesap bakiyesi işlemiş faiz alacağının bulunduğunu, bu sözleşmelere ilişkin takibe konu edilen tutar dışındaki fazlaya ilişkin haklarının saklı olduğunu, müvekkilinin davalı kooperatif ile yaptığı tüm sözleşmeler gereğince yükümlülüklerini süresinde, eksiksiz ve ayıpsız olarak yerine getirerek işi teslim ettiğini ancak davalının müvekkilinin hak ettiği ödemeleri yapmadığını, bu sözleşmelerde ödemelerde gecikme olması halinde her ay için gecikmeli ödenen paranın faiz oranlarının belirlendiğini, bu hükümlere göre gecikme faizinin hesaplanması gerektiğini, alacağın davalı tarafça bilinebilir nitelikte olduğunu, davalının itirazının kötü niyetli olduğunu belirterek, davalının itirazını iptaline, müvekkili yararına % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; Borçlu davalı aleyhine İzmir 25. İcra Müdürlüğü'nün ██████████ sayılı dosyasında 7 örnek icra takibi yapıldığını, borçlunun borca itiraz etmiş olması nedeniyle takibin durduğunu, borçlunun itirazının yerinde olmadığını, davalı kooperatif ile müvekkili arasında yapım sözleşmelerinin imzalandığını, bu sözleşmelere göre █████/2017 tarihinde ödenen ana paranın █████/2009-█████/2017 tarihleri arası gecikme faizinin tahsilde tekerrür oluşturmayacak şekilde istendiğini, hak edişlerden ödenen tutarın ödenmeyen işlemiş faizinin bulunduğunu, davalı kooperatifin ödemeleri süresinde yapmadığı gibi faizini de ödemediğini, takibe de kötü niyetli itiraz ettiğini belirterek, davalının itirazını iptaline, müvekkili yararına % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
YANIT
:
Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine yapılan takipte 7 örnek takip formunda "borcun sebebi" kısmına bakıldığında cari hesap bakiyesi ve işlemiş faiz açıklamasının görüleceğini, müvekkili ile davacı arasında cari hesap tutulduğuna ilişkin sözleşme ve bu sözleşme koşullarına göre karşılıklı hesap mutabakatlarını içeren hesaplaşmanın olmadığını, bu nedenle müvekkilinin “cari hesap” adı altında davacıya borcunun bulunmadığını, ne icra takip talebinde ne de dava dilekçesinde bir sözleşmenin varlığından söz edilmediğini ve sözleşme örneğinin sunulmadığını, bir an için davacının imalat iddiasında bulunduğu varsayılsa dahi davacının müvekkili ile daha önceki çalışmalarında olduğu gibi bir hak ediş raporu düzenleyip kontrol mühendisine sunması ve onayını alması gerektiğini ancak böyle bir belgenin sunulamadığını, alacağın varlığının ve muacceliyetinin ispat edilemediğini, alacağın belirsiz olduğunu, takibe itirazlarında haklı olduklarını belirterek, davanın reddine, müvekkili yararına % 20'den az olmamak üzere tazminatın davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine yapılan takipte 7 örnek takip formunda “borcun sebebi” kısmına bakıldığında soyut, tanımlanmamış faiz alacağından söz edildiğini, faizin hesabında baz alınan asıl alacak belirtilmediği gibi hesap yönteminin de belirtilmediğini, söz konusu icra takibinde sözleşme tarihi, işin tanımı ve hangi işe karşılık olduğu belirtilmeden doğrudan faiz isteğinde bulunulduğunu, faizin dayanağının ne olduğunun belirtilmediğini, bir faiz alacağından söz edilebilmesi için temerrüde düşülmesinin gerektiğini, müvekkilinin temerrüde düşmediğini, bu hususta müvekkiline ne yazılı ne de şahsi başvurunun bulunmadığını, takipte istek kısmında faiz alacağı iddiasına aylık % 2 tekrar faiz istendiğini, faize faiz istenmesinin hukukta yasak olduğunu, haksız ve temelsiz faiz alacağı iddiasında bulunulduğundan takibe itiraz edildiğini belirterek, davanın reddine, müvekkili yararına % 20'den az olmamak üzere tazminatın davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
:
İlk derece mahkemesinin 18.10.2024 tarih ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile özetle; ".. davacı tarafça 10 numaralı hakedişle ilgili olarak düzenlenmiş bir faturanın da olmadığı ve tarafların kayıtlarında yer almadığı, davacı tarafça hakediş usulüne uyulmadığı, dinlenen tanık anlatımı da değerlendirildiğinde; 10 numaralı hakedişin davacı tarafça tek yanlı olarak ve işin üzerinden 7-8 yıl geçtikten sonra düzenlendiği, davalıya kontol ve onay olanağının tanınmadığı, dolayısıyla 10 numaralı hakedişin davalı kooperatifi bağlamayacağı; defterlerde kaydının bulunmaması, son hakedişin 9 numaralı hak ediş olarak gözükmesi ve davacı defterlerinde davalı borcunun gözükmemesi, diğer yandan her iki hak ediş belgesindeki işlerin de aynı işler olması karşısında asıl davaya dayalı davacı alacağının bulunmadığı kanaatine ulaşılmış, asıl davanın reddine karar verilmiştir. Birleşen davaya gelince; TBK’nın 131 maddesinde; “(1) Asıl borç ifa ya da diğer bir sebeple sona erdiği takdirde, rehin, kefalet, faiz ve ceza koşulu gibi buna bağlı hak ve borçlar da sona ermiş olur. (2) İşlemiş faizin ve ceza koşulunun ifasını isteme hakkı sözleşmeyle veya ifa anına kadar yapılacak bir bildirimle saklı tutulmuş ise ya da durum ve koşullardan saklı tutulduğu anlaşılmaktaysa, bu faizler ve ceza koşulu istenebilir” düzenlemesine yer verilmiştir. Birleşen davada █████/2017 tarihinde ödenen 150.800,17 TL ana paranın işlemiş faizi istenmiştir. Anılan düzenleme gereğince asıl borca dayalı faizin istenebilmesi için davacı tarafça haklar saklı tutulmadığından, asıl borç ödenmekle ve haklar saklı tutulmamakla feri nitelikteki faiz borcu da istenemeyeceğinden, yerinde görülmeyen birleşen davanın da reddine'' dair karar verilmiştir.
İSTİNAF EDEN
: Asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ
: Asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından verilen 30.12.2024 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle;
-Müvekkili şirket tarafından davalı kooperatif ile, kooperatifin bağlı olduğu üst Birlik ve Birlik Kooperatifleri ile davacı şirket arasında çok fazla iş yapıldığını, bunlardan bir tanesinin ...... Kooperatifi'nin işi olduğunu, yapılan işlere ilişkin davalı tarafça kabul yapıldığını, davalı kooperatifin kontrol mühendisi tarafından denetimler yapıldığını, evraklar imzalandığını, ancak ödeme yapılmadığını, asıl davada takibe konu edilen alacak davacı ile davalı arasında AVM yapım işinden kaynaklı olan ve davacı tarafından yapılmış olan işlere ilişkin 10 nolu hakediş bedeli ile işlemiş faiz alacağına ilişkin olduğunu, ilk derece mahkemesi tarafından yapılan işlerin tespiti amacı ile keşif yapıldığını, bilirkişi raporunda adı geçen İnşaat şantiye grup müdür V. İnşaat Müh. .... ve kontrol mühendisi ... davacı ....ın değil, davalı kooperatifin inşaat mühendisi olduğunu, davaya konu 10 nolu hakediş kapsamında davacı şirket tarafından yapılan işler ve maliyetlerin bizzat davalı Kooperatif kontrol mühendisi tarafından işin yapıldığı tarihte görüldüğünü ve imzası ile tasdik edildiğini, davalı tarafından dosyaya ibraz edilen beyan dilekçelerinde de eserin projeye göre inşa ve ikmal edildiği, bedelinin de hak edişlere göre ödendiğinin savunulduğunu, ancak ödemeye ilişkin savunmasını ispat edecek delilleri dosyaya ibraz etmediğini, dolayısıyla bu savunma dahi eserin projeye uygun yapıldığının göstergesi olduğunu, davacı müvekkilinin ... birlik.... ile uzun yıllara dayanan ticari ilişkisi bulunmakta olup yapılan işlerin karşılığının gecikmeli ödenmiş olması sebebi ile son yapılan işlere ait fatura kesilmediğini, fatura kesilmemiş olmasının işlerin yapılmadığı anlamına gelmeyeceğini, önemli olanın işlerin yapılıp yapılmadığı hususu olduğunu, dosyaya 25.01.2022 tarihli dilekçeleri ekinde yeniden sunulmuş olan davalı kooperatif kontrol mühendisi ve davacı tarafından imzalanan "... 17.08.2007 tarihli sözleşmeye ait hakediş dökümü" başlıklı belgede 9 nolu hakedişin dahi ödenecek tutarların belirtildiğini, 2009 yılından kalan toplam alacağın 150.800,17 TL olarak tespit edildiğini, (bu tutarın bilirkişi raporunda 16.11.2017 tarihinde ödendiğinin tespit edilen alacak miktarı olduğunu) yine anılan belgede; 2009 yılından kalan alacak 150.800,17.-TL, 10 nolu hakediş ( KDV hariç) 231.495,65.-TL olmak üzere toplam ana para alacağının 382.295,82.-TL (26.06.2009 - 26.07.2017 ( 97 ay ) işlemiş faiz alacağı 741.653, 88.-TL olarak tespit edildiğini, iş bu belgede de işlemiş faiz alacağının aylık %2 olarak hesaplandığını, taraflar arasında ödenmeyen alacağına uygulanan faiz konusunda da bir ihtilaf olmadığının açıkça tespit edildiğini,
Birleşen dava yönünden istinaf nedenlerinde; birleşen davada takibe konu edilen alacağın davacı ile davalı arasında AVM yapım işinden kaynaklı olan ve davacı tarafından yapılmış olan işlere ilşkin hakedişlerin zamanında ödenmemesinden kaynaklanan faiz alacağına ilişkin olduğunu, davalının üye olduğu birliğe bağlı ... .'ne iki dava açıldığını, İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ E. ve İzmir 21. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/ 250 E. Sayılı dosyalarında davaların kabulüne karar verildiğini, anılan dosyaların kesinleştiğini, açıklanan ve resen takdir edilecek nedenlerle; usul ve yasaya uygun olmayan İzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████E., ████████K. Sayılı 18.10.2024 tarihli kararının ortadan kaldırımasına, davanın ve birleşen davanın kabulü ile İzmir 25.İcra Müdürlüğü'nün 2018 / 10175 E. ve 2018 / 10176 E. Sayılı dosyası ile yapılan icra takibine ilişkin itirazın iptaline ve takiplerin devamına, takip miktarının % 20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, masraf ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ederek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,
Asıl dava ve birleşen dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak iddiasına dayalı olarak başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Verilen karar, asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen nedenlerle istinaf edilmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen “Eser sözleşmesi” yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Bu sözleşmelerde yüklenici, iş sahibine karşı yüklendiği özen borcu nedeniyle eseri yasa ve sözleşme hükümlerine, fen, teknik ve sanat kurallarına uygun olarak yapıp zamanında tamamlayarak teslim etmeyi, iş sahibi de bu çalışma karşılığında ivaz ödemeyi üstlenmektedir. TMK'nın 6. ve HMK'nın 190. maddelerine göre kural olarak yapılan işlerin miktarını ve bedelini ispatlamak yükleniciye, yapılan ödemeleri ispat etmek ise iş sahibine aittir.
Somut olayda; davalı taraf, davacı ile arasında yazılı bir sözleşme bulunduğunu beyan etmekte ise de, taraflar arasında çeşitli tarihlerde bir takım imalatların yapımı için sözleşmeler imzalandığı anlaşılmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ile eskiden beri süregelen bir iş ilişkisi bulunduğunu, davalı kooperatif ile müvekkili arasında yapım sözleşmelerinin imzalandığını, bu sözleşmelere göre ödenmeyen tutarlara ilişkin cari hesap bakiyesinin ve işlemiş faizin tahsilde tekerrür oluşturmayacak şekilde istendiğini, davalı kooperatif ile yaptığı tüm sözleşmeler gereğince yükümlülüklerini süresinde, eksiksiz ve ayıpsız olarak yerine getirerek işi teslim ettiğini ancak davalının müvekkilinin hak ettiği ödemeleri yapmadığını belirterek eldeki davayı açmıştır. Birleşen davada ise, davacı vekili, davalı kooperatif ile müvekkili arasında yapım sözleşmelerinin imzalandığını, bu sözleşmelere göre █████/2017 tarihinde ödenen ana paranın █████/2009-█████/2017 tarihleri arası gecikme faizinin tahsilde tekerrür oluşturmayacak şekilde istendiğini, hak edişlerden ödenen tutarın ödenmeyen işlemiş faizinin bulunduğunu belirterek bu hususta başlatılan takibe itirazın iptali istemi ile dava açılmıştır. Davalı ise, davacının alacağı bulunmadığını, davacı ile aralarında yazılı bir sözleşme bulunmadığını, karşılıklı hesap mutabakatlarını içeren hesaplaşmanın olmadığını, bu nedenle müvekkilinin “cari hesap” adı altında davacıya borcunun bulunmadığını, ne icra takip talebinde ne de dava dilekçesinde bir sözleşmenin varlığından söz edilmediğini ve sözleşme örneğinin sunulmadığını, bir an için davacının imalat iddiasında bulunduğu varsayılsa dahi davacının müvekkili ile daha önceki çalışmalarında olduğu gibi bir hak ediş raporu düzenleyip kontrol mühendisine sunması ve onayını alması gerektiğini ancak böyle bir belgenin sunulamadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı defterlerine göre karşı taraf kooperatifin 150.800,99 TL tutarında borçlu gözüktüğü, █████/2017 tarihinde davalı kooperatif tarafından davacı şirkete “hesaptan EFT” açıklaması ile 150.800,99 TL’nin ödemesinin yapıldığı, davacının alacak bakiyesinin bu şekilde kapatıldığı; davalının defterlerinde 10 numaralı hakedişe ilişkin bir kaydın bulunmadığı, 9 numaralı hak edişle ilgili olarak taraf defterlerinde kaydın bulunduğu, 9 numaralı son hakedişe ilişkin düzenlenen █████/2009 tarihli, A-3513 numaralı KDV dahil 131.330,00-TL tutarlı faturanın açıklamasında “09 NOLU SON HAKEDİŞ BEDELİ” ibaresinin yazılı olduğu, davalı vekilinin "taraflar arasında düzenlenen en son haledişin 9 numaralı hakediş olduğunu, bu hakedişte de 'son hakediş' olduğu hususunun yazılı olduğunu, 10 numaralı hakedişin olmadığını, hatta her iki hakedişin aynı ifadeleri içerdiğini, 9 numaralı hakedişle ilgili borcun da bulunmadığını" ileri sürdüğü, davacı tarafça 10 numaralı hakedişle ilgili olarak düzenlenmiş bir faturanın da olmadığı ve tarafların kayıtlarında yer almadığı anlaşıldığından hakedişe konu işin yapıldığının ispat yükünün davacı taraftadır.
Bu durumda Mahkemece, 6100 sayılı HMK’nın 281/3. maddesi gereğince gerçeğin ortaya çıkması için aralarında yapı kooperatifi ve ihale alanında uzman bilirkişilerin de bulunduğu uzman bilirkişi kuruluna dosyanın tevdi ile hak edişe konu işlerin sözleşme hükümleri kapsamında değerlendirilmesi, sözleşme dışı imalâtların yapılması halinde bedellerinin Türk Borçlar Kanunu 526. maddesi kapsamında vekâletsiz iş görme hükümlerine göre ödenmesi gerektiği, teslim olgusunun tanık dahil her türlü delil ile ispatlanabileceği, davacının teslim ettiğini kanıtladığı imalâtları varsa bedellerinin yapıldığı yıl piyasa fiyatlarına göre KDV eklenmeksizin hesaplattırılması, varsa ödemelerin mahsubu ile sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği de dikkate alınarak, 10 numaralı hak edişte imzaları bulunan hak edişlerin imza tarihinde İnşaat Müh... ve kontrol mühendisi ...'ın davalı kooperatifi temsile yetkili olarak olarak hak edişleri kontrol ederek imzaladıkları iddiaları yönünden bildirdiği delillerin değerlendirilmesi, asıl davadaki ve birleşen davadaki talepler değerlendirilerek, eksiklikler giderildikten sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir. Belirtilen nedenlerle asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf isteminin kabulüne, kaldırma nedenleri dikkate alınarak sair istinaf nedenlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli olmadığından asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun KABULÜ ile,
2-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18.10.2024 tarih ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının, 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Verilen kararın niteliği gereğince harç alınmasına yer olmadığına,
5-Asıl ve birleşen davada davacı tarafından yatırılan toplam (427,60 TL + 615,40 TL) 1.043,00 TL istinaf karar harcının istemi halinde ilk derece mahkemesince yatıran asıl ve birleşen davada davacıya iadesine,
6-Asıl ve birleşen davada davacı tarafından yatırılan toplam (1.169,40 TL + 1.683,10 TL) 2.852,50 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
7-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/(1)-g maddesi gereğince, kesin olmak üzere, 21.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!