Anahtar kelimeler: Vefa Batıl Yolsuz Elinden Karabük Parseldeki Hissesi Hissesinin İli İken
7. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Karabük 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davaya konu Karabük ili 2340 parseldeki taşınmazın 1/2 hissesi davacı şirkete ait iken taraflar arasında yapılan vefa sözleşmesi ile davalıya devredildiğini, vefa sözleşmesinin adi yazılı şekilde yapılarak imzalandığını, taraflar arasındaki vefa sözleşmesinin batıl ve geçersiz olduğunu, yolsuz tescil ile müvekkilinin taşınmazdaki hissesinin elinden alındığını, tapu devrinden 2 ay sonra ortaya çıkan Covid-19 pandemisi nedeniyle müvekkilinin vefa hakkını kullanamadığını ileri sürerek; taşınmazın önelikle taşınmazın 1/2 hissesinin tapusunun iptali ile davacı adına tesciline, bu talep kabul görmez ise Covid-19 pandemisi mücbir sebep kabul edilerek vefa sözleşmesinin uyarlanmasına, bu talep de kabul edilmezse, tapu devrinden sonra davacının taşınmaza yaptığı iyileştirici ve faydalı masraflar dikkate alınarak, meydana gelen değer artışından şimdilik 150.000,00 TL'nin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle
: dava konusu tüm taleplerin zamanaşımına ve hak düşümüne uğradığını, davacının muaccel borçlarına istinaden talep ile vefa hakkının kullanıldığını, davacının vefa protokolüne konu borcunu ödeyemediğini, geri alım hakkını kullanmak istediğine dair herhangi bir ihtarda ve yahut talepte bulunmadığını, uyarlama davası şartlarının oluşmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararda özetle; taraflar arasındaki vefa sözleşmesinin karşılıklı irade açıklaması ile kurulduğu, davacının zorlandığı veya iradesinin fesada uğratıldığına yönelik bir delilin bulunmadığı, davaya konu taşınmazın 1/2 hissesinin tapuda satış olarak gösterilmek suretiyle davalıya 11.06.2019 tarihinde devredildiği, davacının tacir olduğu ve basiretli tacir olma yükümlülüğünün bulunduğu, pandemi süreci nedeniyle işlem temelinin çöktüğüne yönelik hususun ispatlanamadığı, daha düşük bedelle devre ilişkin olarak ise tarafların iradi tasarrufları ile gerçekleştiği ve davacının tacir sıfatına haiz olduğu, uyarlama talebine yönelik şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Vefa sözleşmesi adi yazılı şekilde yapıldığı için batıl ve geçersiz olduğunu, bu sözleşmeye dayanılarak yapılan tescilin yolsuz tescil olduğunu,
b. Terditli talepleri yeterince incelenmeden hukuka aykırı karar verildiğini, sözleşmenin imzalanmasından hemen sonra pandeminin başladığını, dolayısıyla davacının öngöremediği koşulların oluştuğunu, otel işletilemediğinden vefa sözleşmesine konu borcun ödenemediğini,
c. Pandemi koşulları nedeniyle işlem temelinin çöktüğünü, ifa imkansızlığı durumunun meydan geldiğini,
d. Türk Borçlar Kanunu 138. maddesi kapsamında uyarlama talepleri yönünden tüm şartların oluştuğunu, pandeminin öngörülemeyen durum olduğunu,
e. Taşınmazın bedeli 9.100.000,00 tl olarak tespit edilmesine rağmen, taşınmazın sözleşme ile 7.460.000,00 tl bedelle davalıya devredildiğini,
f. Davacının devirden sonra inşaatı tamamlayarak taşınmazın otel işletme ruhsatını aldığını, yaklaşık 10-12 milyon TL civarında harcama yaptığını, bu nedenle davalının sebepsiz olarak zenginleştiğini,
g. Mahkemece, yapılan faydalı ve zorunlu masrafların neler olduğunun bildirilmesi yönünde kendilerine bir haftalık kesin süre verildiğini, süre uzatım talebinde bulunmalarına rağmen bu taleplerinin hukuka aykırı olarak reddedildiğini,
h. İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi tarafından tüm deliller değerlendirilmeden eksik araştırma ile karar verildiğini ileri sürerek hükmün bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, vefa sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil, bu talep kabul edilmezse sözleşmenin süre uzatımı şeklinde uyarlanmasını, bu talepte kabul edilmezse yapılan faydalı masrafların davalıdan tazminat olarak tahsili istemlerine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!