Anahtar kelimeler: Litvanyaya Emtiasının Navlun Nakliyat Emtia Yüklemesi Faturası Taşımadan Rücu Anonim

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: █████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2022NUMARASI
: ███████ Esas ████████ KararDAVANIN KONUSU
: İtirazın İptali (Eşya taşımadan kaynaklanan rücu)Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDavacı vekili, dava dilekçesinde özetle; dava dışı ...Anonim Şirketi'nin müvekkili şirket nezdinde “...” numaralı Nakliyat Emtia Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, Türkiye’den Litvanya’ya gönderilmek üzere yüklemesi yapılan ...emtiasının ... nolu navlun faturası kapsamında ... plakalı araç ile davalı taşıyıcıların sorumluluğu altında taşındığını, taşıma işlemleri esnasında nakliye aracının lastiklerinin patlaması sonucu emtiaların taşıma sırasında hasarlandığını, emtiaların alıcıya varışını müteakip yapılan kontrollerinde hasarlı olduklarının görülmesi üzerine CMR senedi üzerine hasar şerhi düşüldüğünü, ayrıca dava dışı sigortalı tarafından davalı taşıyıcı ... Limited Şirketi (Eski ünvan: .... Şti.)'ne .... Noterliği'nin 10.07.2018 tarih ve ... yevmiye nosu üzerinden hasar ihtarnamesi keşide edildiğini, emtialarda meydana gelen hasara istinaden ...nolu ekspertiz raporunun tanzim edildiğini, davalı taşıyıcıların sorumluluğu altında yapılan taşıma işlemleri esnasında hasarlanan emtialarda 5.350,00-Euro'luk zarar tespit edildiğini, müvekkili şirket tarafından teminat kapsamında bulunan hasar bedeli olarak dava dışı sigortalı firmaya 5.350,00-Euro hasar tazminatı ödemesi yapıldığını, dava dışı sigortalı firmaya ödenen 5.350,00-Euro alacağın tahsili için .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalıların borca itiraz ettiğini ve takibin durduğunu beyanla davalıların .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yaptığı haksız ve kötüniyetli itirazlarının iptalini ve takibin devamını, takip konusu borcun takip dosyasında belirtilen (CMR madde 27 gereği) (Yıllık) %5,00 oranında işleyecek faizi ile birlikte ödemesini, davalıların %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davacı sigorta şirketinin rücu hakkının doğabilmesi için tazminat ödediği kişi ile sigortacı arasında zarar konusunu kapsayan bir sigorta sözleşmesinin mevcut olması ve bu sözleşme kapsamında üçüncü kişiler tarafından zararın gerçekleştirilmiş olmasının gerektiğini, zarar gören ile sigortacı arasında tazminat yükümlülüğü doğuran bir sigorta sözleşmesi yoksa veya zarar konusu olay sigorta teminatı kapsamında değilse sigortacının tazminat ödeme yükümlülüğü doğmayacağından rücu hakkının da olmayacağını, buna rağmen sigortacının zarar görenlere ödeme yapmış olması hâlinde, ödediği tazminat için zarar veren kişilere karşı rücu davası açması mümkün olmadığını, bu bağlamda davacı sigorta şirketinin TTK md. 1473 uyarınca sigorta tazminine sebebiyet verdiğini iddia ettiği olayın sigorta poliçesi kapsamında olduğunu ve olayın sigorta süresi içerisinde gerçekleştiğini HMK md. 194 sebebiyle somutlaştırma ve kanıtlama yükümlülüğü altında olduğunu, dava konusu taşımaya ilişkin dava dışı ...şirketi tarafından Litvanya'da bulunan alıcı için düzenlemiş olduğu satış faturası incelendiğinde, toplam mal bedelinin 22,558,20-EUR olduğunu, bunun %30'luk kısma denk gelen 9,667.80-EUR bedelinin peşin alındığını ve geri kalan miktarında 45 gün içerisinde ödeneceğinin görüleceğini, dava dışı ...şirketinin iddia olunan hasar sebebiyle işbu satış bedelini tam tahsil edemeyerek oluşmuş zararın mevcudiyetinin kanıtlanması gerektiğini, esasa ilişkin olarak ilgili lastiğin patlamasının hiçbir şekilde taşıyıcının herhangi bir sorumluluğunu ihmal ettiği veya gereği gibi ifa etmediği anlamına gelmediğini, lastiklerin eski veya yeni olması farketmeksizin yoldaki fiziki şartlardan aynı ve eşit şekilde etkilendiğini, bu bağlamda daha önce hiç kullanılmamış, vasıtaya yeni takılmış bir lastiğin dahi yollarda sivri taş, çivi vs. denk gelmesi halinde delinerek patlamasının ihtimal dahilinde olduğunu, diğer taraftan, ilgili lastiğin yükleme yapılırken ve araç yükleme alanından çıkarken sağlam olduğunun kabulünün gerekeceğini, zira aksine bir kaydın ilgili CMR belgesi üzerinde bulunmadığını, davacı tarafın kendi kusurundan doğmuş bir hasarın tazminini, hasbelkader, öngörülemez ve önlenemez şekilde ortaya çıkmış bir lastik patlama olayından ötürü müvekkili şirketten talep etmesinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkili şirketin CMR md. 17/2 uyarınca hasardan sorumluluğu bulunmadığını, davayı kabul ve ikrar anlamına gelmemesi kaydıyla bir an için hasarın mevcut olduğu varsayılsa dahi, müvekkili şirketin sadece ilgili taşıyıcı vasıtayı ve bu vasıtayı kullanacak kişileri sağlamakla yükümlü olduğunu, vasıtaya ilgili emtiaları yükleyecek ve istifleyecek personelin müvekkili şirket tarafından sağlanmadığını, bu yükümlülüğün göndericiye ait olduğunu, hasarın ortaya çıkmasında asıl sebebin hatalı yükleme ve istiflemeden kaynaklandığını, bu hususun dilekçe ekinde sunulan fotoğraflardan ve bilirkişi incelemesinden anlaşılabileceğini, davayı kabul anlamına gelmemesi kaydıyla, müvekkili şirketin sorumluluğuna karar verilse dahi, taşıyıcı konumundaki müvekkili şirketin sorumluluğu CMR uyarınca sınırlandırıldığını ve CMR'da belirlenmiş oranlarca sorumluluğuna karar verilmesi gerektiğini ayrıca davacının talep ettiği faiz oranının fahiş olduğunu, dava konusunda olduğu gibi yabancı para borcunun faizinde uygulanacak olan faiz oranının devlet bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı olabileceğini ayrıca alacağın likit olmadığını davacı vekilinin talep ettiği icra inkar tazminatının haksız olduğunu beyanla öncelikli olarak davanın usulden reddini, esas yönünden incelemeye karar verilmesi halinde davanın esastan reddini, davacı tarafın %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...Limited Şirketi vekili, cevap dilekçesinde özetle; davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, dava konusu olay üzerinden yaklaşık olarak 3 sene geçtiğini, bu sebeple kanuni süresinde açılmayan davanın zamanaşımı nedeni ile usulden reddinin gerektiğini, müvekkili şirketin, dava dışı ...A.Ş. ile herhangi bir yük taşıma sözleşmesi yapmadığını, sözleşme yapan firmanın .... Şti. olduğunu, müvekkili şirketin davaya konu emtiaları taşımadığını, dava dilekçesinde sözü edilen ... ve ... plakalı araçların müvekkili şirketin araçları olmadığını, bu araçları kullanan şoförün de müvekkili şirket çalışanı olmadığını, müvekkili şirketin açılan davada hiçbir ilgisi olmadığını, davacı sigorta şirketinin rücu hakkının doğabilmesi için öncelikle, tazminat ödediği kişi ile sigortacı arasında zarar konusunu kapsayan bir sigorta sözleşmesinin mevcut olması ve bu sözleşme kapsamında üçüncü kişiler tarafından zararın gerçekleştirilmiş olmasının gerektiğini, bu bağlamda davacı sigorta şirketinin TTK md. 1473 uyarınca sigorta tazminine sebebiyet verdiğini iddia ettiği olayın sigorta poliçesi kapsamında olduğunu ve olayın sigorta süresi içerisinde gerçekleştiğini HMK md. 194 sebebiyle somutlaştırma ve kanıtlama yükümlülüğü altında olduğunu, davacının dava dışı ...A.Ş. ye halef olduğuna dair dosyada bir bilgi ve belge olmadığını, diğer davalı şirketin dosyaya sunduğu dava konusu taşımaya ilişkin dava dışı ...şirketi tarafından Litvanya'da bulunan alıcı için düzenlemiş olduğu satış faturası incelendiğinde, toplam mal bedelinin 22,558,20-EUR olduğunu, bunun %30'luk kısma denk gelen 9,667.80-EUR bedelinin peşin alındığı ve geri kalan miktarında 45 gün içerisinde ödeneceğinin görüleceğini, dosyada ...A.Ş.'nin kalan bedeli alamadığına veya eksik aldığına dair bir belge olmadığını, bu sebeple dava dışı ...şirketinin iddia olunan hasar sebebiyle işbu satış bedelini tam tahsil edemeyerek oluşmuş zararın mevcudiyetini kanıtlanması gerektiğini, esasa ilişkin olarak lastiğin patlamasının hiçbir şekilde taşıyıcının herhangi bir sorumluluğunu ihmal ettiği veya gereği gibi ifa etmediği anlamına gelmediğini, lastiklerin eski veya yeni olması farketmeksizin yoldaki fiziki şartlardan aynı ve eşit şekilde etkilendiğini, bu bağlamda daha önce hiç kullanılmamış, vasıtaya yeni takılmış bir lastiğin dahi yollarda sivri taş, çivi vs. denk gelmesi halinde delinerek patlamasının ihtimal dahilinde olduğunu, diğer taraftan, ilgili lastiğin yükleme yapılırken ve araç yükleme alanından çıkarken sağlam olduğunun kabulünün gerekeceğini, zira aksine bir kaydın ilgili CMR belgesi üzerinde bulunmadığını, davacı tarafın kendi kusurundan doğmuş bir hasarın tazminini, hasbelkader, öngörülemez ve önlenemez şekilde ortaya çıkmış bir lastik patlama olayından ötürü müvekkili şirketten talep etmesinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkili şirketin CMR md. 17/2 uyarınca hasardan sorumluluğu bulunmadığını, davayı kabul anlamına gelmemesi kaydıyla, müvekkili şirketin sorumluluğuna karar verilse dahi, taşıyıcı konumundaki müvekkili şirketin sorumluluğu CMR uyarınca sınırlandırıldığını ve CMR'da belirlenmiş oranlarca sorumluluğuna karar verilmesi gerektiğini ayrıca davacının talep ettiği faiz oranının fahiş olduğunu, dava konusunda olduğu gibi yabancı para borcunun faizinde uygulanacak olan faiz oranının devlet bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı olabileceğini ayrıca alacağın likit olmadığını davacı vekilinin talep ettiği icra inkar tazminatının haksız olduğunu beyanla öncelikli olarak davanın usulden reddini, esas yönünden incelemeye karar verilmesi halinde davanın esastan reddini, müvekkilinin dava ile ilgisi olmadığından davacı tarafından kötüniyetle icra ve dava açılması sebebiyle davacı tarafın %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİİlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; " ...Dava; taşımacılık sözleşmesinden kaynaklı ödenen hasar bedelinin rücuen tazminine ilişkin itirazın iptali davasıdır. .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklı ... ANONİM ŞİRKETİ tarafından borçlular ...LİMİTED ŞİRKETİ ve ... LİMİTED ŞİRKETİ aleyhine 5.350,00-EUR toplam alacak üzerinden takip başlatıldığı, borçluların itirazı üzerine takibin durduğu, alacaklının itirazın iptali davası açtığı anlaşılmıştır.Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı sigorta şirketince dava dışı sigorta ettirene ürünün sigortalandığı, taşımayı yapan araçlarınn .../... olduğu, taşıma işlemi esnasında nakliye aracının lastiklerinin patlaması sonucu emtiaların taşıma sırasında hasarlandığını, hasarlanan emtialarda 5.350,00 Euro dava dışı sigortalısının emtiasında oluşan zarar sebebiyle sigortalısına ödeme yaptığından bahisle kanuni halef sıfatıyla, taşımadan kaynaklı oluşan zararın rücuen tahsili istemiyle davalılara icra takibi yapmış ve davalıların itirazına binaen mahkememizde itirazın iptali davası açmıştır. Mahkememizce alınan bilirkişi heyeti kök raporunda; dava konusu emtianın gönderen tarafından teslim alındıktan sonra nakliyeci tarafından yapılan taşıma sırasında lastiklerin patlaması sonucu kasa içerisinde oluşan hareket nedeni ile çelik malzemenin birbirine temas sonucu hasar gördüğünü, demonte vaziyetteki ürünlerin bağ/demet halde olduğu, istifleme esnasında kenar ve köşe kısımlarına ahşap palet parçaları ve köpük malzemeleri yüklendiğini, üst üste ve/veya yan yana istiflenen malzemelerin hasar görmemesi aına yapılan uygulamanın doğru olduğunu, ancak araç lastiklerinin patlaması neticesinde dorse içerisindeki malzemelerin hareket ederek hasar gördüğünü, lastik patlamasının tekrar eden hadise olması sebebiyle sadece mücbir sebebe dayalı olmadığı, davalıların hasardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, kusur ve sorumluluk oranının %50 olması sebebiyle toplam hasar bedeli olan 5.350 Euro'nun %50 si olan 2.675 Euro olabileceği yönünde kanaat belirtmişlerdir. Ek raporda ise hasarın meydana gelmesine neden olan lastik patlaması ve kusur bakımından detaylı inceleme yapılmış, alınan raporda taşıma fiilinin başlangıç anından ürünlerin teslimi noktasına kadar olan zaman ve yol diliminde patlamaya konu lastik ya da lastiklerin yola, yüke ve lastiklerde olması gereken teknik özelliklere uygun vasıflarda olmadığı hususunda bir değerlendirme yapmayı mümkün kılacak teknik ya da benzeri bir ispat vasıtasına da rastlanılmadığı ve taşıma fiili sırasında araç lastiğinin patlamasının öngörülebilir ve engellenebilir bir maddi durum olarak değerlendirilemeyeceği de dikkate alındığında davalıların sorumluluğundan söz edilemeyeceği yönünde görüş bildirmişlerdir. Davaya konu olay Türkiye'den Litvanya'ya, uluslararası karayolu taşımacılık gerçekleşirken hasar meydana geldiğinden CMR hükümleri uygulanacaktır. CMR Konvansiyonu 17.1 maddesine göre: ''Taşımacı, yükü teslim aldığı andan, teslim edinceye kadar, bunların kısmen veya tamamen kaybından ve doğacak hasardan sorumludur.'' düzenlemesi yer almaktadır. Taşıma konusunda dava dışı davacı sigortalısı ile davalı arasında taşıma işi üstlenildiğine göre, kural olarak taşıyıcı meydana gelen hasarlardan sorumludur. CMR 17.2. Maddesinde ise: ''Eğer kayıp, hasar veya gecikme istek sahibinin hatası veya ihmalinden, taşımacının hatasından değil de, istek sahibinin verdiği talimattan, yüke has bir kusurdan yahut da taşımacının önlenmesine olanak bulunmayan durumlardan ileri gelmiş ise, taşımacı sorumlu tutulamaz.'' hükmü gereği taşıyıcı yazılı nedenleri ispat ederek sorumluluktan kurtulabilecektir, 17.2. Maddesinde sorumluluktan kurtulmak için ispat yükü davalı üzerindedir. Bilirkişi heyetinden alınan raporda da belirtildiği üzere sevkiyata konu malzemelerin temas noktalarında ahşap palet ve köpük malzeme kullanıldığı, de monte vaziyette olan ürünlerin istiflenme usullerinin de doğru olduğu ancak nakliyeyi yapan aracın lastiğinin patlaması neticesinde dorse içerisindeki malzemelerin hareket etmesi neticesinde davaya konu zararın meydana geldiği anlaşılmaktadır. Taşımacı aracını yol şartlarına hazır halde bulundurmak zorundadır. Bu durumda patlamaya konu olan lastiklerin yola, yüke uygun olup olmadığı, lastiklerdeki olması gereken teknik özelliklerin uygunluğu önem taşımaktadır. Somut olayda taşıma fiilinin başlangıç anından ürünlerin teslimi noktasına kadar olan zaman ve yol diliminde patlamaya konu lastik ya da lastiklerin yola, yüke ve lastiklerde olması gereken teknik özelliklere uygun vasıflarda olmadığı hususunda bir değerlendirme yapmayı mümkün kılacak teknik ya da benzeri bir ispat vasıtasına da rastlanılmamış olup lastiğin patlaması davalıların önleyebileceği bir husus olmadığından CMR 17.2 maddesi uyarınca davalılar sorumluluklarının bulunmadığı hususunu ispatlamış oldukları kanaatiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ayrıca sigorta ekspertiz raporunda nakliyeyi gerçekleştiren araçlarda 3 defa lastik patlaması meydana geldiği belirtilmiş ise de bu bilginin malın sahibi konumundaki firmayla iletişim neticesinde beyan edildiği, yani tek taraflı beyan ile bu bilginin rapora yazıldığı ancak ne raporda ne de dosyada lastiklerin 3 defa patladığına ilişkin herhangi bir belgeye de rastlanılmamıştır. Belirtilen bu nedenlerle davaya konu hasarın nakliyeyi yapan araçtaki lastik patlaması sonucu meydana geldiği, davacının lastiklerin bakımı yapılmadığı, teknik arıza gibi nedenleri ileri sürmediği gibi herhangi bir belge ve delil de bildirmediği, lastiklerin yüke, yola ve teknik özelliklere sahip olduğu, lastiğin patlaması davalıların önleyebileceği bir husus olmadığı değerlendirilmekle mahkememize bilirkişi heyetinden alınan ek rapora değer verilmekle, davalıların yaşanan zarardan dolayı kusuru bulunmadığından, davacı sigortacının davalılardan rücu hakkı doğmadığından davanın reddine, davacının icra takibinde kötü niyetli olduğundan bahsedilemeyeceğinden İİK 67/2. Maddesi uyarınca şartları oluşmayan kötüniyet tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. " gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİDavacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; taşıma işlemleri esnasında nakliye aracının lastiklerinin patlaması sonucu emtiaların taşıma sırasında hasarlandığını, emtiaların alıcıya varışını müteakip yapılan kontrollerinde hasarlı olduklarının görülmesi üzerine CMR (taşıma) senedi üzerine hasar şerhi düşüldüğünü, dava dışı sigortalı tarafından davalı taşıyıcı ... Limited Şirketine hasar ihtarnamesi keşide edildiğini, Mahkemece de dava konusu olayda, taşıma hukuku kuralları dikkate alınarak hüküm tesis edilmediğini, gerekçeli kararda, dava ret nedeninin gerekçeli olarak açıklanmadığını, CMR (taşıma) senedi üzerinde davalı taşıyıcının yüke-istife-ambalaja veya benzeri bir hususa ilişkin yazılı bir çekincesinin bulunmadığını, bu hususun da CMR madde 9 gereği davalı taşıyıcı firmanın yükü sağlam ve ambalajı iyi durumda aldığına karine teşkil ettiğini, davalının eksiksiz ve hasarsız teslim aldığı emtiayı aynı şekilde teslim etmediğini, emtiayı hasarlı teslim ettiğinin CMR üzerindeki hasarlı teslime ilişkin şerh ile ispat edildiğini, yola ve yüke uygun şekilde taşıma aracını hazırlamanın ve gerekli tüm tedbirleri almanın taşıyıcının başlıca sorumluluğu olduğunu, davalı tarafından, lastik patlamasının olduğunun kendi kabulleri dahilinde olduğunu, CMR'nin 17/3 maddesine göre "Taşımacı taşımayı yapmak için kullandığı kusurlu taşıtları, bu taşıtı kiraladığı kişinin veya vekilinin yahut ta çalışanlarının hata ve veya ihmallerinden dolayı sorumludur." hükmü bulunduğunu, söz konusu lastik patlaması tek taraflı olup, olaya karışan başka bir kişi veya etken bulunmadığını, Mahkemece, "davacının lastiklerin bakımı yapılmadığı, teknik arıza gibi nedenleri ileri sürmediği'' yönünde gerekçe belirtilmiş ise de yargılama süresince tüm bu hususların Mahkeme dosyasına yazılı olarak bildirildiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir.İNCELEME VE GEREKÇEDava, nakliyat emtia sigortası abonman sözleşmesi kapsamında davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen hasar bedelinin, akdî ve fiili taşıyan olan davalılardan rücuen tahsili amacıyla başlatılmış olan ilamsız icra takibine davalılar tarafından yöneltilen itirazların İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı, dava dışı sigortalısına ait emtianın davalılarca taşınması sırasında nakliye aracının lastiklerinin patlaması sonucu emtiaların hasar gördüğünü, sigortalısına nakliye emtia sigortası uyarınca ödeme yaptığını, bu bedelden hasara sebep olan davalıların sorumlu olduğunu ileri sürerek ödediği bedelin davalılardan rücuen tahsilini istemiştir. Davalılar ise davacının aktif dava ehliyeti olmadığını, kusurlarının bulunmadığını savunmuşlardır.İtirazın iptali talebinin konusu olan İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçluları aleyhine 5.350,00 EURO (32.254,62 TL) asıl alacak yönünden icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak, Türkiye'den Litvanya'ya gönderilmek üzere yüklemesi yapılan ...emtiasının .../ ... plakalı araç ile taşınması esnasında araç lastiklerinin patlaması sonucu oluşan zararın gösterildiği, davalıların itirazı üzerine takibin durduğu ve eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.Dosya kapsamının incelenmesinde; davacı ile dava dışı sigortalı ...Anonim Şirketi arasında 24.05.2017-24.05.2018 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ''Nakliyat Emtia Sigortası Abonman Sözleşmesi (Blok)'' düzenlendiği, davacının sigortalısına ait emtiaların 24.05.2017 tarihinde Türkiye'den Litvanya'ya taşımasının davalılarca yapıldığı, davalı akdî taşıyıcı ... Limited Şirketi ve davalı fiili taşıyıcı ...Limited Şirketi tarafından gerçekleştirilen taşıma sırasında emtiaların taşındığı aracın lastiklerinin patlaması sonucu emtiaların zarar gördüğü, dava dışı sigortalıya davacı tarafından 14.12.2018 tarihinde 5.350,00 EURO ödeme yapıldığı, ibraname ve temlikname ile dava dışı sigortalının her türlü talep ve dava haklarınının davacı yanca temlik alındığı, eldeki dava ile davacının ödediği bedelin davalılardan rücuen tahsilinin talep edildiği anlaşılmaktadır.Öncelikle belirtmek gerekir ki, davacı ile dava dışı sigortalı arasında nakliyat emtia sigortası abonman sözleşmesi (blok) bulunduğu, spesifik sigorta poliçesinin bulunmadığı görülmektedir. Ancak Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, geçerli spesifik (alt) poliçe bulunmaması durumunda sigortalının alacağa ilişkin tüm haklarının sigortacı tarafından temlik alındığına dair belgenin bulunması hâlinde sigortacının ödediği bedel için zarar sorumlularına karşı temlik alan sıfatıyla rücu talebinde bulunabilecektir. Bu nedenle somut olayda davacı sigortacı tarafından sigortalıya yaptığı ödeme sonrasında ''Hasar Tazminatı Makbuzu ve İbraname'' başlıklı belge ile sigortalının her türlü talep ve dava haklarını temlik aldığı ve davacı sigortacının aktif dava ehliyeti bulunduğu görülmektedir.Eldeki dava emtia nakliyat sigorta poliçesi uyarınca sigortalısına ödeme yapan ve ödeme sonrasında ''Hasar Tazminatı Makbuzu ve İbraname '' başlıklı belge ile sigortalısının her türlü talep ve dava haklarını temlik alan sigortacının zarar sorumlularına yönelttiği rücu veya halefiyet davasıdır.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun █████/1944 tarih ve 37 Esas, 9 Karar sayılı kararında "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" denilmektedir. Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Halefiyet davası, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir ve davanın nitelendirmesi yapılırken, sigortacının sigortalısı ile zarara neden olduğu iddia edilen kişiler arasındaki hukuki ilişkiye bakılması gerekir. Bir diğer deyişle, sigortacının halefiyete dayalı olarak açtığı davada, sigortalı zarar sorumlularından ne talep edebilecek ise sigortacı da açtığı rücu davasında onu talep edebilecektir.Dosya kapsamından, dava dışı ...Anonim Şirketi'nden satın alarak yurt dışında yerleşik şirkete sattığı ...emtiasının davacı sigorta şirketi tarafından taşıma rizikolarına karşı nakliyat emtia sigorta poliçesi ile sigorta örtüsü altına alındığı anlaşılmaktadır. Dava konusu emtianın Türkiye'den Litvanya'ya taşınması işinin davalılarca üstlenildiği ve teslim sırasında emtiada hasar bulunduğu belirlenmiştir. Hasar sonucu düzenlenen ekspertiz raporunda, 5.350,00 Euro hasar ödemesi yapılması gerektiği belirlenmiştir.Dava konusu taşımanın Türkiye'den Litvanyaya yapılması nedeniyle CMR hükümlerine tabi olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim taşıma için CMR senedi düzenlenmiştir. Yükün teslimi sırasında CMR belgesinde emtianın hasarlı olduğu ve ambalajın kırıldığına ilişkin şerh konulmuştur. Bu nedenle CMR'nin 30.maddesine göre süresinde hasar ihbarının yapıldığı kabul edilmelidir.Mahkemece alınan 29.01.2021 tarihli birikişi kurulu raporunda; üst üste ve yan yana istiflenen malzemelerin hasar görmemesi adına yapılan doğru bir uygulama olduğu, olayın mücbir sebep olduğu kanaatine ulaşılamadığı, davalıların hasardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, sorumluluk oranına % 50 kanaat getirildiği, rücuya konu olacak tutarın 2,675,00 Euro olduğu, CMR'nin 27. Maddesine göre takip tarihinden tahsil tarihine kadar % 5 temerrüt faizi talep edebileceği belirlenmiştir.İtiraz üzerine alınan ek raporda ise hasarın meydana gelmesine neden olan lastik patlaması ve kusur bakımından detaylı inceleme yapılmış, alınan raporda taşıma fiilinin başlangıç anından ürünlerin teslimi noktasına kadar olan zaman ve yol diliminde patlamaya konu lastik ya da lastiklerin yola, yüke ve lastiklerde olması gereken teknik özelliklere uygun vasıflarda olmadığı hususunda bir değerlendirme yapmayı mümkün kılacak teknik ya da benzeri bir ispat vasıtasına da rastlanılmadığı ve taşıma fiili sırasında araç lastiğinin patlamasının öngörülebilir ve engellenebilir bir maddi durum olarak değerlendirilemeyeceği de dikkate alındığında davalıların sorumluluğundan söz edilemeyeceği yönünde görüş bildirmişlerdir.CMR Konvansiyonu'nun 17/1. maddesinde, taşıyıcının yükü teslim aldığı andan teslim ettiği ana kadar doğan ziya, hasar ve gecikmelerden sorumlu olduğu düzenlenmiştir. Konvansiyonun 17/2. maddesi gereğince ise taşıyıcı, ancak kayıp, hasar veya gecikme istek sahibinin hatası veya ihmalinden, istek sahibinin verdiği talimattan, yüke has bir kusurdan yahut da taşımacının önlemesine olanak bulunmayan durumlardan ileri geliyorsa sorumlu tutulamayacaktır. Taşımanın Türkiye'den Türkmenistan'a yapılması nedeniyle, teslim edilen emtianın taşınması sırasında meydana gelen hasarlardan CMR'nin 17/1. maddesi kapsamında akdi ve fiili taşıyan sorumludur.Kural olarak, taşıyan kendi kusurundan kaynaklanmayan bir sebepten ileri geldiğini ispat edemedikçe eşyaya gelen hasarı tazmin borcu altındadır. Bir başka deyişle, taşıyanın kusurlu olduğu karine olarak kabul edilir. Sorumluluktan kurtulabilmesi için kusurlu olmadığını ispat etmesi zorunludur. Somut olayda, hasarın lastik patlaması nedeniyle meydana geldiği davalıların da kabulündedir. Lastik patlaması olayında, lastik patlamasına başkaca mücbir sebep sayılacak bir etkenin varlığı ileri sürülüp ispat edilmediğinden, hasarın meydana gelmesindeki tüm sorumluluk davalılara aittir.Davalılar, araçtaki lastik patlamasından kaynaklanan zarar nedeniyle tam sorumlu olsalar da sınırlı sorumluluk ilkesini bertaraf edecek derecede ağır kusurlu oldukları söylenemez. Zira taşıyıcının kastı veya ağır kusuru kanıtlanamamıştır. Taşıyıcının sorumluluğu bakımından CMR'nin 23. maddesindeki sınırlı sorumluluk ilkesi uygulanmalıdır. CMR'nin 17/2. maddesi kapsamında lastiğin patlamasının ve buna bağlı olarak hasarın, taşıyıcının her türlü çabasına rağmen önleyemeyeceği bir durumdan kaynaklandığı hususunu davalılar ispat edememiştir. Sigortacının poliçe kapsamında ödediği zarar ödemesinin gerçek zarar niteliğinde olduğu da bilirkişi raporu ile belirlenmiştir.Bu belirleme karşısında, davacı tarafından ödenen hasar tazminatının sınırlı sorumluluk limitleri dâhilinde olduğu ve davacının bu miktarın tamamı için davalı fiili ve akdî taşıyıcıya rücu edebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmesi isabetsiz olduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar vermek gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine ve neticede davanın kabulüne dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararın kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;1-Davanın kabulüne, İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı ilamsız icra takibine davalılar tarafından yöneltilen itirazların İİK'nın 67/1.maddesi uyarınca iptali ile takibin takip talebindeki koşullarla devamına,2-Alacak miktarı yargılama ile belirlenmiş olup alacak likit kabul edilmediğinden, davacının icra inkâr tazminatı talebinin reddine,3-Alınması gereken 2.408,26 TL harçtan, peşin olarak yatırılan 440,80 TL harcın mahsubu ile 1.967,46 TL bakiye karar harcının davalılardan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,4-Davacı tarafından sarf edilen 440,80 TL peşin harç, 54,40 TL başvuru harcı gideri ile ilk derece aşamasında harcanan 4.065,00 TL yargılama gideri toplamı olan 4.560,20 TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, AAÜT uyarınca belirlenen 35.254,89 TL nispi vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,6-Arabuluculuk aşamasında yapılan ve Hazine tarafından karşılanan 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davalılardan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,7-Tarafların gider ve delil avanslarından artan kısımların, yatıran taraflara iadesine,8-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:a-Davacı tarafından yatırılan 220,70 TL istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,b-Davacı tarafından harcanan 220,70 TL istinaf başvuru harcı gideri ve 72,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 292,70 TL kanun yolu giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,9-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,10-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 29.04.2026