Anahtar kelimeler: Satımdan Sakarya Kocaeli Başkan Yazim Katip Etkili Üye Sonuca Hmknın

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
T.C.SAKARYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ7. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: █████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IBAŞKAN
: ... (...)ÜYE
: ... (...)ÜYE
: ... (...)KATİP
: ... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2024NUMARASI
: ████████ Esas - ████████ KararDAVACI
: ... - ...VEKİLİ
: Av. ....DAVALI
: ... - ...VEKİLİ
: Av. ...DAVA TÜRÜ
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2023KARAR TARİHİ
: █████/2026KR. YAZIM TARİHİ
: █████/2026İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
:Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; borçlu/davalı hakkında 07.10.2021 tarihli SHI2021... no.lu faturanın tahsili amacıyla Nevşehir İcra Dairesi'nin █████████ Esas numaralı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun borca itiraz ettiği ve haksız ve kötü niyetli itiraz ile icra takibinin durdurulmasına karar verildiğini, davacı şirketin davalı borçluya satmış olduğu ürünler sebebiyle alacağının bulunduğunu, bu hususun davacı şirket'in ticari defterleri, taraflar arasındaki hesap ilişkisi ve bu ilişkiye dayanak faturalar incelendiğinde açıkça görüleceğini, dava şartı olan arabuluculuğa başvurulduğunu ancak anlaşmanın sağlanamadığını, davanın kabulü ile itirazın iptali ile takibin devamını, davalı aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; öncelikle iş bu davaya zamanaşımı yönünden itiraz ettiklerini, davalı şirketin davacı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığını, davacı şirket ile dava dışı Buyum Pazarlama ve Gıda San. Tic. Ltd. Şti. arasında organik bağın bulunmakta olduğunu, sahipleri aynı olan şirketlerden biri üretim yaparken diğeri ise bu üretilen ürünleri sattığını, bu nedenle 18.04.2022 tarihli, LEY2022... numaralı iade tipli fatura Buyum Pazarlama ve Gıda San. Tic. Ltd. Şti. adına düzenlendiğini ve ihtarname ile ihtarnameye cevap dava dışı şirket tarafından gönderildiğini, Kadıköy 6. Noterliğinin ... yevmiye numaralı 21.04.2022 tarihli ile Kocaeli 7. Noterliğinin ... yevmiye numaralı 05.05.2022 tarihli ihtarnameleri celp edildiğinde bu durumun ortaya çıkacağını, davalı şirketin, davacı şirket ile dava dışı Buyum Pazarlama ve Gıda San. Tic. Ltd. Şti.'den ürün satın aldığını, yapılan anlaşma ve ticari teamül gereği tarihi geçen ürünler üretici tarafından davalı şirketten (bayiden) alınması gerekmekte yada alacaktan mahsup edilmesi gerekirken tüm şifahi ve yazılı görüşmelere rağmen iade alınmamış ve mahsubunda yapılmadığını, ihtarnameye verilen cevapta tarihi geçen ürünlerin depoda tutulduğu iade edilmek istendiği yine iade faturasının kesildiği belirtilmesine rağmen davacı firma ve dava dışı bağlantılı firmaca aksiyon alınmadığını, davalı şirkete gönderilen ürünlerin son kullanma tarihleri geçmiş olduğundan ilgili satıcıya bildirimler yapılarak iade tipli fatura da düzenlendiği ortada olduğunu, davalı şirketin davacı şirkete 07.10.2021 tarihli SH12021... numaralı faturadan kaynaklanan herhangi bir borcunun bulunmadığını, fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla, haksız davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
:İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... 1-Davanın KABULÜ İLE;a-Davalının Nevşehir İcra Dairesinin █████████ esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptaline, takibin 4.080,00 USD asıl alacak üzerinden devamına,b-Asıl alacağa takip tarihi olan 05.04.2022 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre kamu bankalarınca USD cinsi yabancı paraya uygulanacak en yüksek faiz oranları üzerinden hesaplanacak temerrüt faizinin uygulanmasına,c-Asıl alacak likit ve itiraz haksız göründüğünden takdiren kabul edilen alacağın % 20'si oranında ve takip tarihi itibariyle takibe konu yabancı para cinsinin efektif satış kuru üstünden hesaplanan 12.019,68-TL (816,00-USD) icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine ... " karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosya kapsamında alınan 14.03.2024 tarihli bilirkişi raporu ile takip tarihinden sonra bakiyenin nakit ödenmiş olarak kapatıldığı tespit edildiğini, bu tespit ile de davalı şirketin davacıya herhangi bir borcunun olmadığı dosya içerisinde ispatlandığın, ne var ki, mahkeme tarafından ticari defterlerde nakit ödeme olarak kapatılan borç için ödeme belgesi talep edildiğini, ancak bilirkişi raporu ile de sabit olduğu üzere söz konusu ödeme nakit olarak yapıldığını, nakit olarak yapılan bir ödemenin de bir ödeme belgesi bulunması söz konusu değildir. 29.04.2024 tarihli dilekçe ile de talep edilen ödeme belgesinin nakit ödeme olması sebebiyle bulunmadığına ilişkin beyan sunulduğunu, bilirkişi raporu ve ticari defter kayıtları ile nakit ödeme yapıldığı sabit olmasına ve nakit ödeme belgesinin bulunmasının söz konusu olmadığı açıklanmasına rağmen ödeme belgesi bulunmadığı gerekçesi ile hukuka aykırı olarak davanın kabulüne karar verildiğini, söz konusu bilirkişi raporuna rağmen iki şirket arasında organik bağ bulunmadığı gerekçesine dayanılmışsa da iki şirket arasında organik bağ bulunduğuna ilişkin eksik inceleme yapılarak karar verilmesi bir başka hukuka aykırı durum olduğunu beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı tarafın nakdi ödeme yaptığını iddia ettiğini, ancak davacı şirkete yapılmış bir ödeme söz konusu olmadığını, HMK'nın 200'e göre ödeme olgusunun kural olarak yazılı delille veya diğer kesin delillerle ispatlanması gerektiğini, davalı taraf ödemeye ilişkin bir delil sunamadığını beyan ile; davalı tarafın istinaf istemlerinin reddine, karar verilmesini, talep ederiz.DELİLLER
: Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2024 Tarih - ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:Dava; faturadan kaynaklanan alacak için yapılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş karara karşı davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.Dosyanın incelemesinde; davacının, davalı aleyhine █████/2021 tarihli ve SHI2021... numaralı faturadan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla Nevşehir İcra Dairesinin █████████ E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlattığı, davalının takibe itiraz etmesi üzerine takibin durduğu, duran takibin devamı için eldeki davanın açıldığı, davalı tarafından sunulan cevap dilekçesinde ise ;alacağın zaman aşımına uğradığı, davalı şirketin davacıya borcunun bulunmadığı, davacı ile dava dış Buyum Pazarlama ve Gıda San. Tic. Ltd. Şti. arasında organik bağ bulunduğu, son kullanma tarihi geçen ürünlerin iade edildiği ve bu kapsamda iade faturası düzenlendiği, davalı tarafından mahsup yapılmadığı ileri sürülerek davanın reddine karar verilmesinin talep edildiği, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verildiği, verilen karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.İtirazın iptali davası, itirazın hükümden düşürülmesi ana başlığı altında düzenlenmekle takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı ele alınması gereken, sonucuyla takibin devamına etkili bir dava türü olarak karşımıza çıkmaktadır ve takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıldır. Öyle ki, genel hükümlere göre harca tabi olan itirazın iptali davasında alacaklı taraf isterse takip talebinde bulunurken yatırmış olduğu binde beş harcı geri alabilir ve itirazın iptali davası harcına mahsubunu isteyebilir (492 sayılı Harçlar Kanunu m. 28/a, 29/I, III).Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu tarafça itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır (HGK 2017/(19)11-1309 Esas. ████████ Karar).İtirazın iptali davaları takip hukuku kaynaklı, icra takibine sıkı sıkıya bağlı ve alacağın varlığını maddi hukuk kuralları çerçevesinde belirlemeye yarayan kendine özgü davalardır. Dava ile takip arasındaki bu sıkı ilişki nedeniyle dava konusu, ancak takip talepnamesinde yazılı alacak dayanağı, tutar ve benzeri talepler olabilir ve kural olarak ispat vasıtaları da bu çerçevede değerlendirilir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222-(3) maddesine göre, usulüne uygun tutulan ticarî defter kayıtlarının sahibi lehine delil olabilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticarî defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca herkes iddiasını ispatla yükümlüdür. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesine göre; “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir”. Alacak davasında ispat yükü kural olarak alacaklı olduğunu iddia eden tarafa yani davacıya düşer. Zira hukuki ilişkinin varlığını iddia eden ve bundan dolayı alacaklı olduğunu ileri süren taraf davacı olduğu için 4721 sayılı TMK’nın 6. maddesi (HMK. md. 190) uyarınca ispat külfeti davacı alacaklıdadır. Kuşkusuz bu kuralın uygulanabilmesi için davalı borçlunun dava konusu hukuki ilişkiyi inkar etmesi ve borcun hiç doğmadığını ileri sürmesi gerekmektedir.Dava konusu faturanın düzenleme tarihi itibariyle somut olay bakımından uygulanması gereken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır.Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir.Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.6102 sayılı TTK’nın 23. maddesine göre fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir.Bu nedenle, bir satış/hizmet ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini/hizmet verdiği, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir (HGK 2017/(19)11-944 e. ████████ k. Sayılı ilamı). Yine davalının davacı tarafından gönderilen faturayı alıp kayıtlı olduğu vergi dairesine BA olarak bildirmiş olması halinde de fatura konusu hizmeti aldığının kabulü gerekir (Benzer yönde Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin █████████ esas █████████ karar sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin █████████ esas █████████ karar sayılı ilamı).Eldeki davada; davacı taraf davaya konu fatura nedeniyle alacaklı olduğunu iddia etmiş, davalı taraf ise faturaya konu ticari ilişkiyi inkar etmiştir.Dosya arasına alınan █████/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacı “Seykar Gıda Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.”nin flash disk içinde sunulan mali belgelerinin incelendiğini, flash disk içinde sadece e-defter beratları ile muavin defter dökümünün sunulduğunu, ancak GİB üzerinden e-defter görüntüleyici ile inceleme yapılacak şekilde davacı şirketin e-defterlerinin sunulmadığından kayıtlar teyit edilerek ticari defterin muhasebe usulüne uygun şekilde tutulup tutulmadığı hususunun tespit edilemediğini, bununla birlikte flash disk içinde taraflar arasındaki ticari ilişkiye dair sunulan muavin defter dökümüne göre; davalı “Tunadağ Gıda Tem. Ür. Paz. Tic. San. ve İth. İhr. Ltd. Şti.”nin kayıtlarının takip edildiği 120.02.010 no.lu muavin hesabın takip tarihi itibariyle 36.189,60 TL borç bakiyesi verdiğini, diğer bir ifadeyle davacı şirketin davalı şirketten 36.189,60 TL alacaklı gözüktüğünü, davalı “Tunadağ Gıda Tem. Ür. Paz. Tic. San. ve İth. İhr. Ltd. Şti.”nin ticari defterlerinin incelendiğini, incelenen ticari defterlerin muhasebe usulüne uygun tutulduğunu, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, takip konusu faturanın kayıtlı olduğunu, davacı “Seykar Gıda Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.”nin kayıtlarının takip edildiği ... no.lu muavin hesabın; takip tarihi itibariyle 36.189,60 TL alacak bakiyesi verdiğini, diğer bir ifadeyle davalı şirketin davacı şirkete 36.189,60 TL borçlu gözüktüğünü, takip tarihinden daha sonra bakiyenin nakit ödenmiş gibi kapatıldığı ancak herhangi bir ödeme belgesinin sunulmadığını, davalı kayıtlarının takip talebindeki fatura bilgilerini teyit etmesi ve takip konusu faturaların USD cinsinden düzenlenmesi dikkate alındığında davacı şirketin davalı şirketten takip tarihi itibariyle 4.080,00 USD (fatura tarihindeki kurla 36.189,60 TL) anapara alacaklısı olduğunu, takip öncesi dönemle ilgili faiz talep edilmediğinden bu kapsamda değerlendirme yapılmadığı şeklinde görüş ve kanaat belirtildiği görülmüştür.Eldeki davada, ilk derece mahkemesince, tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, tarafların BA-BS formlarının getirtilerek incelendiği, ticaret sicili kayıtlarının dosyaya kazandırıldığı ve taraf delillerinin eksiksiz şekilde toplandığı anlaşılmaktadır.Dosya arasına alınan ve yukarıda özet olarak verilen ve mahkemece de hükme esas alınan bilirkişi raporunda; takip konusu edilen █████/2021 tarihli ve 4.080,00 USD bedelli faturanın hem davacı hem da davalı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, tarafların BA-BS bildirimlerinin de söz konusu ticari ilişkiyi ve faturayı doğruladığı, taraf defterlerinin bu yönüyle birbirini teyit ettiği görülmüştür.Eldeki davada, davalı şirket tarafından her ne kadar takip konusu faturaya ilişkin borcun ödendiği savunulmuş ise de, faturanın Türk Lirası karşılığı olan tutarın kendi ticari kayıtlarında nakden ödenmiş gibi kapatılmış olmasının tek başına ödeme olgusunun ispatı için yeterli değildir. Nitekim ödeme hukuki işlem niteliğinde olup, kural olarak yazılı delille veya diğer kesin delillerle ispat edilmelidir. Mahkemece, davalı tarafa ödeme savunmasını destekleyen belgeleri sunması için yeterli süre ve imkan tanınmış olmasına rağmen, davalı tarafından ödeme yapıldığına ilişkin herhangi bir makbuz, banka kaydı, dekont veya benzeri nitelikte belge sunulmadığı, ayrıca mahkemece yemin deliline dayanma hakkı hatırlatıldığı halde davalı tarafça ödeme iddiası yönünden yemin deliline de başvurulmadığı anlaşılmıştır.Davalı tarafından savunulan takas ve mahsup savunmasının değerlendirmesinde ise; davacı şirket ile dava dışı Buyum Pazarlama ve Gıda San. Tic. Ltd. Şti. arasında organik bağ bulunduğu iddia edilmiş ise de, dosyaya getirtilen ticaret sicili kayıtları ile bilirkişi incelemeleri sonucunda iki şirket arasında organik bağ bulunduğu yönünde bir tespitte bulunulamadığı, bu nedenle dava dışı şirkete yönelik iade faturalarının doğrudan davacı şirkete karşı ileri sürülmesinin bu aşamada mümkün olmadığı. Ayrıca davalı tarafından takip tarihinden sonra dava dışı şirkette düzenlenen iade faturalarının takip konusu faturaya ilişkin olduğu da ispat edilmemiş, bu ürünlerin teslim tarihi itibarıyla son kullanma tarihlerinin geçtiğine ilişkin resmi tespit, tutanak veya davacının katılımıyla düzenlenmiş herhangi bir belgenin de dosyada mevcut olmadığı bu nedenle de takas ve mahsup savunmasının mahkemece yerinde görülmeyiş olmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı değerlendirilmiştir.Eldeki davada, takibe konu edilen alacağın yabancı para cinsinden düzenlenen faturaya dayanması nedeniyle davacının alacağını yabancı para olarak talep etmesinde ve mahkemece kabul edilen alacağın miktarının belirli ve hesaplanabilir nitelikte olması, davalının alacağın tamamına haksız şekilde itiraz ettiği sabit olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilmesinde de herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmaktadır.Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir.H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Davalının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 4.105,32 TL İstinaf Karar Harcından, istinafa gelirken peşin alınan 1.026,25 TL'nin mahsubu ile bakiye 3.079,07 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin 6100 sayılı HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına,4-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden taraf üzerinde bırakılmasına,5-İstinaf eden tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,8-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2026...Başkan ...¸e-imzalıdır....Üye ...¸e-imzalıdır....*Üye ...¸e-imzalıdır....Katip ...¸e-imzalıdır.* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*