Anahtar kelimeler: Borcuna Başlattığını Durduğunu İlamsız Borca Borcun Menfi Bankanın Anadolu İhtarname

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Menfi Tespit)
DAVA TARİHİ
: █████/2018
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Menfi Tespit) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı bankanın, toplam 115.960,98 TL kredi sözleşmesi borcuna istinaden müvekkili aleyhine -------- İcra Müdürlüğünün ------- Takip sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, süresi içinde borca yapılan itiraz neticesinde takibin durduğunu, takibe konu borcun tamamının müvekkili tarafından ödendiğini, ayrıca borcun ödenmesi için gönderilen ihtarname tarihi █████/2007 olmasına rağmen, █████/2018 tarihinde başlatılan ilamsız icra takibinin BK 146 Maddesi uyarınca zamanaşımına uğradığını, her ne kadar takip durmuş olsa da davacı açısından icra takibi UYAP sisteminde ve bankaların sisteminde görünmeye devam eden borç niteliğinde olup, müvekkilinin ticari sicili ve bankalar ile olan ilişkisinin olumsuz etkilendiğini, bu nedenle müvekkilinin -------- İcra Müdürlüğünün ---------- Takip sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptalini ve %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; takibin iptali amacıyla açılan davalarda görevli mahkeme İcra Hukuk Mahkemeleri olduğundan davanın görevsizlik dava şartı eksikliğinden reddini, davacının borcun ödendiği yönündeki iddiaları gerçek dışı olup, borçlu olduğu kredi hesabındaki borcun ödenmediğini, davacı taraf borcun █████/2007 tarihli ihtarnameye ilişkin olduğunu beyan ederek zamanaşımı iddiasında bulunmuş ise de; dava konusu borç için --------- İcra Müdürlüğünün -------- E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, bu dosyadaki son işlem tarihinin █████/2012 olup, bu süre içerisinde zaman aşımının durup, dosyanın düşme tarihi itibariyle yeniden işlemeye başladığını, müvekkili bankanın 2007 yılından beri devam eden alacağını tahsil etmek dışında amacı olmadığından, kötü niyet iddiasını kabul etmediklerini, aksine hiçbir hukuki yararı olmamasına rağmen huzurdaki davayı açan davacının kötü niyetli olduğunu, bu nedenle davanın reddi ile davacı hakkında takip toplamının %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
: Dava hukuki niteliği itibariyle, borçlu olunmadığının tespitine yönelik olarak açılan menfi tespit davasıdır. --------- Sayılı kararı ile -------- Sayılı Kararı ile verilen kararı uyuşmazlığın Asliye Ticaret Mahkemelerinde çözümlenmesi gerektiğinden görev yönünden kaldırılarak mahkememize tevzi edildiği görülmüştür.Mahkememizce verilen 19.10.2021 Tarih,-------- Esas ve --------- karar sayılı ilamı, ---------- sayılı ilamı ile kaldırılarak, Mahkememizin --------- Esası üzerinden yargılamaya devamı olunmuştur. Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Usul ekonomisi gereği yeniden bilirkişi raporu alınmamış, usul ve yasaya uygun █████/2018 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda değerlendirme yapılmıştır.Bilirkişi tarafından verilen raporda özetle," Davalı/alacaklı banka ile dava dışı kredi borçlusu/lehtarı ---------Şti. arasında 30.000,00 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiğini, işbu sözleşmeyi davacı kefilinde müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla 30.000,00 TL kefalet limiti dahilinde açıkça imzalamış olduğu, söz konusu kredinin ödenmemesi nedeni ile taraf yanlar arasında ihtilaf oluştuğunu, Davacı kefil ve diğer borçlulara Keşide Edilen Kat İhtarı ile Davalı banka sözleşmenin 52. m. hükmü uyarınca;--------Noterliği aracılığı ile 09.02.2007 tarihinde--------- yevmiye sayılı ihtarnamesini keşide ettiği, aşağıda belirtilen 14.310,00 TL NAKDİ krediden doğan alacakların ihtarnamenin tebliğ tarihine müteakip 5 gün içinde ödenmesi, aksi halde yasal yollara başvurulacağının ihtar edildiği, Davalı alacaklı banka ile dava dışı kredi lehtarı şirket arasında Genel Kredi Sözleşmeleri akdedildiği, bahse konu sözleşmeyi davacı kefilinde müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış oldukları, anılan sözleşme kapsamından kullandırılan kredinin kararlaştırılan süre içerisinde ödenmemiş olduğu nazara alındığında, kullandırılan kredilere lait delil mahiyetindeki bilgi ve belgeler de dosyada mevcut olduğundan, davalı bankanın davacı/kefil aleyhinde takip ve dava hakkının bulunduğu kanaati edinildiği, Davacı Bankanın Alacaklarının, Asıl alacak 13,189,96 TL İşlemiş tem. Faizi 83.509 82 TL olmak üzere toplam alacağın 96.699,78 TL olduğu, Mahkemece raporun benimsenmesi halinde; fazlaya ilişkin 19.261,20 TL (115.960 98-96.699,78-) reddi durumunda, TAKİP tarihinden başlamak üzere 13.189,96 TL'sı tutarındaki asıl alacak tamamen ödeninceye kadar yıllık 458,56 oranında temerrüt faizi ile bunun % 5 gider vergisi (BSMV) ile birlikte davacı kefilden istenilebileceği, davacı kefil; borcun ödendiğini iddia etmekte ise de, borcun ödendiğine ilişkin herhangi bir dekont, ekstre ve/veya başkaca bir delil sunmadığı, Başka bir deyişle davacı/kefil mevcut delillere göre ödeme iddiasını ispatlayamadığı, davacı kefil takip tarihi itibariyle toplam 96.699,78 TL davalı bankaya borçlu olduğu," şeklinde rapor sunulmuştur. Bozma sonrası alınan bilirkişi raporunda özetle; "BAM Kaldırma İlamı kapsamında muhasebe, bankacılık ve finans uygulamaları paralelinde tekrar tek tek irdeleme yapılmıştır. Bam Kaldırma İlamının hukuki açıdan değerlendirilmesi sayın mahkemeye ait olmak üzere, mevcut delil durumuna göre kök raporda herhangi bir revizyon yapılamamış olduğu," şeklinde rapor sunulmuştur. Bozma sonrası alınan ek bilirkişi raporunda özetle; "Davalı bankanın takip tarihi itibariyle alacağı; Alacak kalemleri Talep edilen Hesaplanan Talep edilmesi gereken, Asıl alacak 13.189,96 TL, İşlemiş faiz 100.421,73, hesaplanan 83.509,82 TL, talep edilmesi gereken 83.509,82 TL, Toplam Alacak 115.960,98 TL, Hesaplanan, 96.699,78TL, talep edilmesi gereken 96.699,78 TL, Mahkemece raporun benimsenmesi halinde, fazlaya ilişkin 19.261,20 TL'nın (115.960,98 - 96.699 78=) reddi durumunda, takip tarihinden itibaren tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla 13.189,96 TL asıl alacak tutarı tamamen tahsil edilinceye kadar yıllık %58,56 oranında sözleşmesel temerrüt faizi ile birlikte istenilebileceği, Davalı bankanın gönderdiği güncel takip hesabı ekstresine göre ise, bakiye anapara borcu 3.459,89 TL ile işlemiş faiz 38.336,74 TL dahil edildiğinde, toplam borç miktarı 41.796,63 TL'sıdır. Dava Tarihinden (12.03. 2018) sonra olmak üzere toplam 12.115,07 TL'lık kısmi tahsilat sağlanmıştır. İşbu tahsilatın dosyanın kesin infazı sırasında nazara alınması gerektiği," şeklinde rapor sunulmuştur. Dava takibe karşı menfi tespit içermektedir. Türk Medeni Kanunu'nun 6.maddesi hükmü uyarınca; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. İleri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimsenin, iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir. (HMK m.190) Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrar ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin yapıldıkları zamanki miktar veya değeri kanunda öngörülen sınırı geçtiği takdirde senetle ispatlanması gerekir. (HMK m. 200/1; HUMK m. 288) Hukuki işlemin miktar ve değerinin HMK m. 200/1'deki sınırı geçip geçmediği, hukuki işlemin yapıldığı zamanki durumuna göre belirlenir.
Davacı tarafından varlığı inkâr edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir . Menfi tespit davası 2004 sayılı İİK'nın 72. maddesinde düzenlenmiş olup bu davadaki amaç, bir hukukî ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitidir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir.
Bu aşamada, menfi tespit (borçsuzluğun tespiti) konulu eldeki davada ispat yükünün özellikleri üzerinde de durulmalıdır. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 sayılı TMK m. 6). İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Diğer bir değişle, alacaklı olduğunu iddia eden kişi borcunun dayandığı hukuki sebebi ve onun geçerli olduğunu ispat etmek zorundadır.
Davacı taraf takibe konu borcun zamanaşımına uğradığını bu sebeple borçlu olmadığının tespitini talep etmekte; davalı taraf ise --------İcra Müdürlüğünün ---------- Esas sayılı icra dosyasından önce aynı alacakla ilgili davalı banka tarafından davacı ile birlikte dava dışı diğer borçlular hakkında -------- İcra Müdürlüğünün ---------- Esas sayılı icra dosyası ile toplam 15.539,25 TL. Alacağın tahsili talebiyle █████/2007 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, iş bu icra dosyasının --------- düştüğü beyan edilerek davacı borçlunun da içinde bulunduğu tüm borçlulara güncel bakiye borç tutarı üzerinden --------- İcra Müdürlüğünün ----------- Esas sayılı icra dosyası ile █████/2018 tarihinde toplam: 115.421,73 TL. Alacağın tahsili talebiyle ilamsız icra takibi başlatıldığı belirtilmektedir. --------- İcra Müdürlüğünün ---------- Esas sayılı dosyanın ---------- İcra Müdürlüğünün ---------- Esas sayılı icra dosyasının devamı mı yoksa yeni bir icra takibi mi olduğu, buna göre mükerrer takip olup olmadığı ve 818 sayılı BK.'nun 133,134,136 ve 6098 sayılı TBK'nın 154,155,157 maddelerinde belirtilen zaman aşımının kesilmesi hallerinin somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediği ve alacağın zaman aşımına uğrayıp uğramadığının değerlendirilmesi için bilirkişiden ek rapor alınmış, bilirkişiye davalı bankanın merkezinde inceleme yetkisi verilmiştir. Davalı tarafından bilirkişiye takibe konu evraklar inceleme gününde hazır edilmemiş olup bir kısım ödeme tabloları daha sonra dosyaya ibraz edilmiş ise de ibraz edilen evraklardan --------- İcra Müdürlüğünün ---------- Esas sayılı dosyanın --------- İcra Müdürlüğünün ---------- E. Sayılı dosyasının devamı olup olmadığını ispata elverişli olmadığı, ispat yükü üzerinde olan davalı tarafından ispata elverişli başkaca delil sunulmadığı, zamanaşımını kesen sebeplerin gerçekleştiği olgusunun ispat edilemediği anlaşılmıştır.TBK 598/3 Maddesinde;'' Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar. '' Hükmü düzenlenmiştir. TBK’nun 598. maddesi ile getirilen 10 yıllık süre hak düşürücü süre olup zamanaşımı süresi olmadığı, 10 yıllık sürenin gerçekleşmesi ile birlikte kefilin yükümlülüğünün kendiliğinden yasa gereği ortadan kalkacağı, hakimin bu süreyi re’sen gözeteceği anlaşıldığından genel kredi sözleşmesinin █████/2006 tarihli olduğu, davacının kefil sözleşmesi ile sözleşmeyi imzaladığı, tamibin 10 yıllık hak düşürücü süre dolduktan sonra 21/2/2018 tarihinde açıldığı, ---------- İcra Müdürlüğünün ---------- Esas sayılı dosyanın ---------- İcra Müdürlüğünün ----------- Esas sayılı icra dosyasının devamı olduğu hususunun davalı tarafından ispat edilemediği, buna görede 6101 sayılı Kanunun 5/2. Maddesi ile TBK. 598/3 maddesinin birlikte değerlendirildiğinde davaya konu icra takip tarihi itibariyle davacı kefil yönünden 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu, davacının takibe konu borçtan sorumlu olmayacağı anlaşıldığından davacının menfi tespit davasında haklı olduğuna kanaat getirilerek davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.Menfi tespit davası 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK)’nun 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ise ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir.
Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitidir. Başka bir deyişle hukuki bir yarar bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır. Dayanılan hukuki ilişkinin gerçekten mevcut olmadığı icra takibine maruz kalmadan önce ileri sürülebileceği gibi, icra takibinden sonra da ileri sürülebilir. Borçlunun icra takibinden önce veya sonra menfi tespit davası açabilmesi için borçlu olmadığının tespitinde hukuki yararının bulunması şarttır. Buna rağmen borçlunun, alacaklının harekete geçmesini beklemeden borçlu olmadığının tespitinde korunmaya değer bir yararı bulunabilir. Bu tür bir yararının bulunması halinde borçlu, borçlu olmadığının tespiti için dava açabilir. Bunun dışında icra takibi taraflar arasındaki maddi ilişkiyi tespit edecek nitelikte olmadığından, alacaklının takibe girişmesinden sonra, hatta takip kesinleştikten sonra da borçlunun, borçlu olmadığının tespitini mahkemeden istemesi mümkündür. Borçlu belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar. Tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararı bulunmaktadır.
Dava menfi tespit davası olup takibin kötü niyetli olarak başlatıldığını kanıtlamak davacı tarafa aittir. Davacı tarafçada takibin kötü niyetli olarak başlatıldığı, usulüne uygun olarak kanıtlanmadığından, kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ İLE; davacının -------- İcra Müdürlüğünün ---------- E. Sayılı takip dosyası sebebiyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, takibin davacı yönünden iptaline,
2-Davacının kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE,
3-Karar harcı 7.921,29-TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 1.980,33-TL harcın mahsubu ile bakiye 5.940,96-TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 35,90-TL başvurma harcı, 1.980,33-TL peşin nispi harc olmak üzere toplam 2.016,23 -TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine
5-Davacı tarafından yapılan 500,13-TL tebligat ve müzekkere gideri, 5.750,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 6.250,13-TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
7-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 45.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ---------- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!