Anahtar kelimeler: Trend Tanımlı İfasından Naklini Yatak Büyükçekmece Euro Taşımacılık Faturaya İlamsız

T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARARESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)DAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2026GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasında taşımacılık sözleşmesinden kaynaklanan ticari ilişkinin bulunduğu, bu ilişki doğrultusunda, müvekkilinin davalı tarafından naklini talep ettiği dava dışı ........... ..... adresinde bulunan trend yatak tanımlı ürünlerinin ....’den .....’ya taşınması konusunda 1.500 euro ya anlaşılarak işin ifasından sonra davalıya 19.04.2024 tarihli 1.500 euro bedelli fatura düzenlediği ve bu faturaya davalının 13.06.2024 tarihinde 750,00 euro ödeme yaptığını, bakiye 750 euro ödenmediğinden davalı aleyhine Büyükçekmece İcra müdürlüğünün ........ esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibinde bulunulduğu, davalının süresinde itiraz ederek takibin durduğunu, davalının haksız itirazının iptali ile takibin devamına, davalının %20’den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini, yargılama masrafları ve vekâlet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı usulüne uygun meşruhatlı davetiyeye rağmen davaya cevap vermemiştir.DELİLLER
: ....... İcra Dairesi ’nün ...... esas sayılı dosyası, ..... Defterdarlığı, ...... Defterdarlığı yazı cevapları, faturalar, ticari defterler ve belgeler, muavin defter kayıtları, bilirkişi incelemesi, tüm dosya kapsamında toplanan deliller.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :Dava, başlatılan ........ İcra Müdürlüğünün ........ Esas sayılı icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı ile bunlara işletilecek ticari temerrüt faizi istemine ilişkindir.Davalı vekili icra dosyasına yapmış olduğu itirazında; Alacaklı firmanın sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmediği için müvekkilinin herhangi bir borcu bulunmadığını, bu sebeple iş bu borcu kabul etmediklerini, alacaklı tarafça başlatılan icra takibine, takip konusu alacağa, faize ve diğer tüm ferilerine itiraz ettiklerini beyan etmiştir........... İcra Dairesi’nün ........ esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı şirketin davalı aleyhinde dayanak 762,88 EUR (28.844,34 TL) asıl alacak ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsili için faturaya dayalı olarak ilamsız icra takibine geçildiği, borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun süresinde, borca itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiği, İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar verildiği, davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.Bilirkişi 13.01.2026 tarihli raporunda; Detayı rapor içerisinde izah edilen nedenlerle, dosyaya mübrez belge ve bilgi ile Sınırlı olarak yapılan tespit, inceleme ve değerlendirmeler neticesinde; Davacı tarafından sunulan defterlerin e-defter olduğu 13.12.2011 tarih ....... sayılı resmi gazetede, elektronik ortamda defter tutulmasına imkân sağlayan elektronik defter genel tebliğinin yayınlanmış olduğu, elektronik defter tutanlar için hesap döneminin ilk ayının beratının alınması açılış onayı, son ayının beratının alınmasının ise kapanış onayı yerine geçtiği, davacının yevmiye ve kebir defterinin beratlarını zamanında yapmış olduğundan ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu kanaatine varıldığını,Taraflar arasında TTK 89. Madde anlamında yazılı bir cari hesap sözleşmesine rastlanmadığını, taraflar arasında cari hesap benzeri ticari bir münasebet bulunmakta olup bu ticari münasebetin açık hesap ilişkisi olduğunu, açık hesap ilişkisinin önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumu olduğu, açık hesap ilişkisinde tarafların tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıkları bir ticari münasebet türü olduğu, davacı tarafından, davalıya 1.500 Euro tutarlı 1 adet fatura düzenlendiği, davalının 750,00 Euro ödeme yaptığı, bakiye 26.026,27 TL karşılığı, 750,00 Euro borçlu olduğunun davacının yevmiye defterinde kayıtlı olduğunun tespit edildiğini, Davacı tarafından dava konusu yapılan fatura davalıya ticari fatura senaryosu ile gönderildiğini, ticari e-fatura senaryosunda e-faturayı alan kişinin, bu faturayı red, kabul ya da iptal etme hakkına sahip olduğunu, E-faturayı gönderen satıcının, sistemde alıcının faturayı kabul edip etmeyeceğine dair bir cevap vermesinin beklenmesi gerektiğini, fatura alıcısı, faturaya itiraz edecek se red etme hakkına haiz olduğunu, ancak ticari fatura senaryosuna göre düzenlenip gönderilmiş bir fatura için alıcısı tarafından dönülen "red" yanıtının satıcı açısından hukuki sonuç doğurabilmesi ve dikkate alınabilmesi için söz konusu yanıtın Türk Ticaret Kanununun 21'inci maddesinde belirtilen sürede yapılması gerektiğini, ayrıca bu sürede itiraz edilmiş olması faturanın düzenlenmiş ve alıcısına iletilmiş olduğunu kabul etme gereğini ortadan kaldırmamakta olduğunu, bu nedenle düzenlenmiş ve alıcısının posta kutusuna başarılı şekilde iletilmiş e-Fatura, itiraz halinde alıcı ile satıcı arasındaki hukuki ihtilaf süreci tamamlanıncaya kadar geçerli kabul edilmesi gerekmekte olduğunu, alıcı tarafın hukuki ihtilafa (itiraza) konu hususlarının, satıcı tarafından yasal ve zorunlu olarak yerine getirilmesi için itirazın Türk Ticaret Kanununun 21'inci maddesinde belirtilen sürede yapılması gerektiğinin açık olduğunu, süresinden sonra gerek e-Fatura uygulaması üzerinden "red" yanıtı ile gerekse harici yollar ile yapılan itirazların satıcı tarafından kabul edilme zorunluluğu bulunmamakta olup düzenlenmiş e-Faturanın taraflar arasındaki işlemlere dayanak teşkil etmesine hukuki bir engel bulunmadığını, davacı tarafın, davalıya tanzim etmiş olduğu ve davanın dayanağını teşkil eden fatura “Ticari Fatura Senaryosu” İle düzenlenmiş tebliğ edilmiş geçerli bir e-fatura olduğu, yine davaya konu olan faturalara davalının Türk Ticaret Kanununun 21'inci maddesinde belirtilen 8 (sekiz) günlük süre içerisinde itiraz etmediği ve faturaları tebliğ almış olduğunun mütalaa edildiğini, tarafların BA-BS beyannamelerinin uyumlu olduğunu, ..... İcra Müdürlüğü ...... esas sayılı dosyasının incelenmesinde davacının, ticari defterlerinde davalıdan 750,00 Euro karşılığı karşılığı 26.026,27 TL alacağının kayıtlı olduğunun tespit edildiğini,Davacı alacaklı takip talebinde, takip tarihi itibariyle 12,88 Euro işlemiş faiz talep etmekte olduğunu, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığını, taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmadığından davacının faiz talep edebilmesi için davalıyı temerrüde düşürmesi gerektiğini, dosyada fatura bedelinin ödenmesini içerir bir ihtarname mevcut olmadığını, bu nedenle davacının takip öncesi faiz talebinin yerinde olmadığını, takip tarihi ile temerrüt söz konusu olduğundan, takip tarihi itibarı ile faize hükmedilmesi gerekeceğini, (T.C. Yargıtay 15.Hukuk Dairesi Esas ....., Karar .......) davacı tarafın davalıyı takip öncesi ihtarname ile temerrüde düşürmediğinden işlemiş faiz talep edemeyeceğini,Davacının, davalıdan takip tarihi itibariyle davacı defterlerinde 750,00 euro alacaklı olduğu ticari defterlerinde kayıtlı olduğu tespiti yapıldığından davacının alacağını fatura üzerindeki para birimi üzerinden alması gerektiğini,Dövizli fatura düzenlenmesi usulünün, Vergi Usul Kanunu'nun 215/2-a maddesinde anlatıldığını, buna istinaden davacının alacağı takip tarihinde 750,00 Euro olarak değerlendirildiğinden, davacı takip tarihi itibariyle bu meblağı TCMB döviz alış kuru üzerinden TL’na çevirmek suretiyle icra takibi başlatabilecek ve alacağını yabancı para cinsinden talep edebileceğini,Davalı taraf ticari defterlerini sunmadığından cari hesap özeti anlamında tarafların kayıtlarını karşılaştırma olanağı bulunulamadığını,Sonuç
: Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında; Davacı şirketin ticari defterlerinin TTK ilgili hükümlerine göre delil niteliğine haiz olduğu, davacının elektronik sistemine kayıtlı ve faturaları e-fatura ile “ Ticari Fatura Senaryosu” ile müşterilerine gönderdiğini, davalı tarafın Türk Ticaret Kanununun 21'inci maddesinde belirtilen 8 (sekiz) günlük itiraz süresine içerisinde faturalara itiraz ettiğine dair dosyada herhangi bir bilgi ve belge olmadığından e-faturaların ve içeriklerinin davalı alıcı tarafından kabul edilmiş olduğu sonucunu doğurduğundan, davacının, davalıdan 26.026,27 TL karşılığı 750,00 Euro alacaklı olduğunun belirlendiği, davacının bu alacağına takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun 4/a maddesi gereğince devlet bankalarının euro para birimi ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanması gerekeceğini, davacının, davalıyı BK 117. Madde gereği temerrüde düşürmediğinden 12,88 Euro (478,76 TL) işlemiş faiz talep edemeyeceğini bildirmiştir.Bilirkişi █████/2026 havale tarihli raporunda; Detayı rapor içerisinde izah edilen nedenlerle, dosyaya mübrez belge ve bilgi ile Sınırlı olarak yapılan tespit, inceleme ve değerlendirmeler neticesinde; itiraz ve beyan değerlendirilmesinde; Davaya konu hasar için bilirkişi heyetince 04.03.2025 tarihinde hazırlanan kök raporda; “Davacı tarafça dava dosyasına sunulan CMR Taşıma Senedi incelendiğinde; CMR Taşıma Senedine hasar şerhi düşüldüğü tespit edilmiştir. CMR Taşıma Senedi incelendiğinde; CMR Taşıma Senedine geç teslimatla ilgili herhangi bir şerh düşülmediği tespit edilmiştir. Davalı tarafından; taşımacılık esnasında meydana gelen hasarla ilgili olarak davalı tarafın davacı taraftan herhangi bir hasar tazmini talebinde bulunduğuna dair bir belge veya davaya konu taşımacılık için gönderici/alıcı firmaya hasar tazminatı ödediğini ispatlayacak herhangi bir belge tespit edilememiştir” açıklaması yapıldığı, Davalı tarafından; dava dosyasına taşımacılık esnasında meydana gelen hasarla ilgili herhangi bir belge sunmadığı tesbit edilmiştir. Bilirkişi raporu hazırlanırken dava dosyasına sunulan bilgi ve belgeler değerlendirilerek rapor hazırlanmakta olduğunu, davaya konu taşımacılıkta meydana geldiği beyan edilen ve CMR Taşıma Senedine şerh olarak düşülen hasarla ilgili olarak; davalı tarafından davacı taşıma firmasına herhangi bir hasar bildirimi, hasarın içeriği, hasar tutarı ile ilgili bilgi ve belge sunulmadığından hasarla ilgili herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılamadığını, davalı tarafça, bilirkişi heyet raporuna itiraz dilekçesi ekinde de taşımacılık esnasında meydana geldiğini iddia ettiği hasarla ilgili herhangi bir belge sunmadığının tespit edildiğini, bu nedenle davalı firmanın itiraz ve beyanları tamamen Sayın Mahkemenin taktirinde olduğunu, Sonuç: Sayın Mahkemenin EK görevlendirmesi gereği, kök rapora vaki beyan ve itirazlar incelenmiş ve değerlendirilmiş olup nihai takdiri yüce mahkemeye ait olmak üzere, davalı tarafça kök rapor sonuç ve kanaatini değiştirmeyi gerektirir yeni belge sunulmadığı tespit edilmiş olup kök rapor sonuç ve kanaati değiştirmeyi gerektirir yeni bir değerlendirme sonucuna ulaşılmadığını bildirmiştir.İddia veya savunmanın haklılığı, bu olay ve hukuki işlemlerin varlığının ispatlanmasına bağlıdır. İspat hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde bir temel hak olarak garanti altına alınmıştır. Anayasal dayanağı olan ispat hakkını, usûl hukukunda taraflar, kanunda belirtilen süre ve usûle uygun olarak kullanırlar. Bu hak yalnızca kanunla sınırlanabilir.İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususuna ise ispat yükü denir.İspat yükü üzerine düşen taraf ispat etmesi gereken hususu ispat edemediği durumda ispatsızlık durumu söz konusu olacaktır. Hâkim bir husus ispatsız kalmış olsa dahi medeni yargılamada karar vermek durumundadır. TMK 6. Maddesinde, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.”6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4)Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2).İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3).Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır". (Yargıtay 15.H.D. ....... Esas, ........ Karar sayılı kararı)İncelenen tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, bilirkişi raporu içeriğine göre; eldeki davanın mahiyeti gereği mahkememizce tarafların dayandıkları ticari defterlerin incelenmesine ilişkin ara karar kurulduğu ve ancak belirlenen gün ve saatte davalı tarafın ticari defterlerini incelenmek üzere ibraz etmediği, davalı usulune uygun yapılan tebligata rağmen ticari defter ve kayıtlarını ibrazdan kaçınmış olup ticari defterlere delil olarak dayanan davacının usulüne uygun ve alacağın kaynağını oluşturan kayıtları içeren ticari defterlerinin lehine delil teşkil ettiği, incelenen ticari defterlerine göre davacının, davalıdan 750,00 EURO alacaklı olduğu anlaşılmış olup, ticari defter ve kayıtların kesin delil olarak kabul edildiği hususu göz önüne alındığında, dava konusu edilen alacak yönünden davalı tarafın defter ve belge ibraz etmeyerek HMK m. 222/3 hükmü gereği davacı tarafın defterlerinde yer alan kayıtları kabul etmiş sayılması gerekeceği, her ne kadar CMR Taşıma Senedine yapılan taşıma ile ilgili meydana geldiği belirtilen hasarla ilgili şerh düşülmüş ise de davalı tarafça buna dair davacıya bildirim yapıldığına ilişkin hasar içeriği, hasar tutarı, hasar bildirimi ile ilgili delili sunulmadığı sonuç ve kanaati ile ispat edilen ana para bedeli olan 750,00 EURO yönüyle davanın kabulüne dair karar vermek gerekmiştir.Dava, İİK.nun 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davası olup, icra takibi faturadan kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik olduğu, bu durumda açılan itirazın iptali davasında hüküm altına alınan alacak bilinebilir, bir başka deyişle likit olduğundan hükmedilen miktarın % 20'si oranında İİK.nun 67. maddesi uyarınca davacı yararına tazminata hükmedilmesine karar verilerek davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davanın kabulü ile; davalının ........ İcra Dairesi'nin ........ Esas sayılı takibe vaki itirazının asıl alacak miktarı bakımından iptaline, asıl alacak miktarına takip tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca EURO cinsin 1 yıllık vadeli mevduata devlet bankalarınca uygulanan en yüksek faiz uygulanmak suretiyle devamına,2-Asıl alacağın %20' sine tekabül eden 5.768,86 -TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,3-Alınması gerekli 2.237,57 TL harçtan davacı tarafça yatırılan 615,40 TL harcın mahsubuyla bakiye 1.622,17 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,4-Davacı tarafından yapılan 615,40 TL başvurma harcı, 615,40 TL peşin harç olmak üzere toplam 1.230,80 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,5-Davacı tarafça posta / tebligat / bilirkişi gideri olarak yapılan (ayrıntısı uyapta kayıtlı) 14.121,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,6-AAÜT gereğince hesap edilen 39.469,27 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,7-Arabuluculuk ücreti olan 3.600,00 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,8-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,Dair,6100 sayılı HMK'nun ilgili maddeleri gereğince dava değerinin istinaf/temyiz sınırının altında kalması nedeniyle kesin olmak üzere verilen karar davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzünde açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2026Katip ......¸e-imzalıdırHakim .......¸e-imzalıdır