Anahtar kelimeler: Tescilsiz Çarpışması Müzakere Kaybettiğini Motosiklet Motosiklette Yolcu Desteği Ölümlü Hayatını

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
40. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
DOSYA NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ
: █████/2022
NUMARASI
: ███████ Esas - ████████ Karar
DAVANIN KONUSU
: Maddi tazminat
KARAR TARİHİ
:█████/2026
Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; █████/2015 tarihinde sürücü ...'in idaresindeki ... plakalı aracı ile ...'in idaresindeki tescilsiz motosiklet ile çarpışması sonucu ölümlü trafik kazası meydana geldiğini, meydana gelen trafik kazasında motosiklette yolcu olarak bulunan müvekkillerinin desteği ...'ın hayatını kaybettiğini, ... Hesabı'na yapılan başvuru sonucunda davacılardan ... için 81.528 TL ve ... için 3.766 TL olmak üzere toplam 85.294 TL tutarında tazminat ödemesi yapıldığını, ancak yapılan ödemelerin kısmi ödeme niteliğinde olduğunu belirterek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik davacılardan her biri için 100 TL olmak üzere toplam 200 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ... Hesabı’na başvuruda bulunulduğu tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı ... Hesabı vekili cevap dilekçesinde: davanın reddini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince; davanın kabulü ile davacı ... için 89.721,28 TL, davacı ... için 4.590,15 TL olmak üzere 94.311,43 TL destekten yoksun kalma (maddi) tazminatının temerrüt tarihi olan █████/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Hesabı'ndan alınarak davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davalı vekili: Bakiye tazminat talebi için ... Hesabı'na başvuru yapılmadığını, müvekkilinin, davacı tarafa ödemede bulunarak üzerine düşen tüm sorumluluğu yerine getirdiğini, davacı tarafa ödenen tazminatın ibraname mukabilinde ödendiğini, müvekkili kurumun başkaca bir sorumluluğu bulunmadığını,
tazminat hesabının; PMF yaşam tablosu ve “0” teknik faiz ile hesaplama yapılmasının mevzuata ve hukuka aykırılık teşkil ettiğini, tazminat hesabından öncelikle kusur, müterafik kusur ve hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, davacı tarafın zararı karşılanmış olduğundan ... Hesabı’nın temerrütü bulunmadığını belirtmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda:
Davacılar vekilinin başvurusu üzerine █████/2016 tarihinde ödeme yapıldıktan sonra dava açıldığına göre KTK'nin 97. maddesindeki başvuru koşulunun yerine getirildiğinin kabulü ile ödeme tarihinden itibaren davalının temerrüdüne hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir.
Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur Türk Borçlar Kanunu'nun 52. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat ödevlisinin durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise, hakim tazminat miktarını hafifletebilir.
Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK'nin 52. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır.
Somut olayda; ATK kusur raporunda müteveffa ...'ın yolcu olarak bindiği motosiklette kask takmadığı ve kendi can güvenliğini tehlikeye atarak yolculuk ettiği dikkate alınarak, kendisine %15 kusurlu olduğu belirtildiğinden mahkemesince tazminattan yeniden (müterafik) kusur indirimi yapılmadığı anlaşılmakla mahkemece tazminattan TBK'nin 52. maddesi uyarınca yeniden indirim yapılmamasında dosya içeriği ile usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir.
Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığı cihetle, bu gibi taşımalarda TBK'nin 51. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Hatır taşımasından ya da kullanmadan söz edebilmek için yaralanan ya da ölen karşılıksız taşınmış olmalıdır. Taşınan veya kullananın yararının söz konusu olduğu durumda hatır taşıması ilişkisi gündeme geleceğinden işletenin sorumluluğu genel hükümlere göre değerlendirilecek ve ödenecek indirim yapılacaktır. Bu bakımdan hatır taşıma ilişkisinin değerlendirilmesinde taşıma ya da kullanmanın kimin çıkar ve yararına olduğunun saptanması önemlidir. Yarar ekonomik olabileceği gibi, ortak toplumsal değerleri de ilgilendirebilir. Ancak taşıma ve kullanmada işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin bir çıkarı veya yararının bulunması halinde hatır taşımasından söz edilemeyecektir. Ayrıca Hakim tazminattan mutlaka indirme yapmak zorunda değilse de bunun dahi gerekçesini kararında tartışması ve nedenlerini göstermesi gerekir.
Bu nedenle, dosya içeriğinden kaza sırasında desteğin para karşılığında taşındığı anlaşılmakla hatır taşıması indirimi yapılmaması yerindedir.
Yargıtay 17. (kapatılan) ve 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesi'nin █████/2020 tarih ve ███████ (E) - ███████ (K) sayılı kararı sonrasında vermiş olduğu güncel kararları gereğince tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin █████████ E. ve ██████████ K., ██████████ E. ve ██████████ K., ██████████ E. ve ██████████ K.,Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin █████████ E. ve ███████ K., █████████ E. ve █████████ K. sayılı kararları).
Bu nedenle, Anayasa Mahkemesi iptal kararı gereğince genel şartlarda belirtilen 1,8 teknik faiz esas alınarak hesaplama yapılması olanaklı değildir.
Somut uyuşmazlıkta, davalı tarafından █████/2016 tarihli ibra ve sulh protokolü ile 85.294 TL ödeme yapıldığı, dosyada bulunan aktüerya raporunda da asıl alacak yönünden yapılan ödemenin güncellendiği ve zararından düşülerek hesaplama yapıldığı görülmektedir.
Bu durumda, davadan önce ödemeye bağlı olarak ibraname düzenlendiği, davacılar vekilinin ödemenin yetersiz olduğunu ileri sürerek ödenmeyen kısım yönünden iş bu yargılama ile tazminat istemine devam ettiği, ibraname içeriğinde ödenmesi kararlaştırılan tazminat tutarının ödendiğinin davacı tarafın da kabulünde olduğu sabittir. Davalı tarafından zararın kısmen karşılanması halinde, yapılan ödemenin tazminat hesabı sırasında mahsup edilmesi gerekliliği açık olmakla birlikte, ödemenin dava tarihinden önce yapılması halinde güncelleştirilerek tenzil edilmesi gerekir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin █████/2019 tarih, █████████ E. ve █████████ K., █████/2019 tarih, 2017/ 58 E. ve ██████████ K. sayılı kararı sayılı kararları).
Somut olayda hükme esas alınan raporda, maddi tazminat ödeme (ibra) tarihindeki verilere göre hesaplanmış ve o tarihteki verilere göre davacı ... yönünden zararının %27 oranında, davacı ... yönünden zararının %55 oranında karşılandığı dolayısıyla ödenmesi gereken miktarla ödenen miktar arasında KTK'nin 111. maddesinde belirtildiği şekilde fark olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle Mahkemenin, davalının bakiye zarardan sorumlu olduğuna dair değerlendirmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır..
KARAR
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1.Davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine,
2.Harçlar Kanununa göre alınması gereken 6.442,41 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 1.610,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.831,81 TL istinaf karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3.Davalının istinaf başvurusu nedeniyle sarf ettiği yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
4.İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
5.İstinaf yargılama giderleri için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, davacı ... yönünden HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin, davacı ... yönünden HMK'nin 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde, dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtayda temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!