Anahtar kelimeler: Pert Çarparak Mezkur Hasarlanmasına Oluş Ortada Fiilden Ekspertiz Görüleceği Kazada

T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: █████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2024
KARAR TARİHİ
: █████/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı .... ait davalı ... sevk ve idaresindeki .... plakalı aracın 05.04.2024 tarihinde %100 kusurlu bir şekilde müvekkiline ait .... plakalı araca çarparak aracın hasarlanmasına ve pert olmasına sebebiyet verdiğini, mezkur kazada davalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde %100 kusurlu olduğunu, zira kaza tespit tutanağı ve olayın oluş şekli incelendiğinde görüleceği üzere, davalı araç sürücüsünün Karayolları Trafik Kanunu 56. Maddesinin (1-C) fıkrası ve diğer trafik kuralları hükümlerini ihlal ettiği ve %100 ASLİ VE TAM KUSURLU olduğunun ortada olduğunu, kaza sonrasında alınan ekspertiz raporuna göre müvekkiline ait araçta, tespit edilebilen ortalama piyasa bedelinin 684.150,00 TL olarak tespit edildiğini, 353.000,00 TL sovtaj bedeli düşüldüğünde 331.150,00 TL pert farkı alacağının meydana geldiğini, ayrıca müvekkiline ait aracın kullanılamaması nedeniyle kazanç kaybı alacağının mevcut olduğunu, ancak işbu ekspertiz raporunun görüş bildiren mahiyette olduğunu, pert farkı (hasar bedeli), değer kaybı ve kazanç kaybı bedelinin mahkemece alınacak bilirkişi raporu ile kesinlik kazanacağını, şimdilik 10,00 TL pert farkı hasar bedeli, 10,00 TL değer kaybı bedeli, 10,00 TL kazanç kaybı (mahrumiyet) bedeli, 10,00 TL aşkın zarar bedeli ve 354,00 TL ekspertiz ücretinin hasar tarihi olan 05.04.2024'ten itibaren en yüksek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar usulüne uygun meşruhatlı davatiyeye rağmen davaya cevap vermemiştir.
DELİLLER
: Körfez İlçe Emniyet Müdürlüğü, İstanbul Defterdarlığı, Esenyurt Vergi Dairesi Müdürlüğü, İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü, Sigorta Bilgi Ve Gözetim Merkezi Müdürlüğü, İstanbul Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü, Kocaeli Bölge Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü Otoyol Büro Amirliği, Kocaeli Valiliği Kocaeli İl Emniyet Müdürlüğü, Bölge Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü, Körfez İlçe Emniyet Müdürlüğü yazı cevapları, faturalar, bilirkişi incelemesi, tüm dosya kapsamında toplanan deliller.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, .... plakalı araç ile .... plakalı aracın karıştığı trafik kazasından kaynaklı pert farkı hasar bedeli değer kaybı, kazanç kaybı aşkın zarar ve ekspertiz ücretinin tazmini istemine ilişkindir.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Bilirkişi █████/2025 tarihli raporunda; Detayı rapor içerisinde izah edilen nedenlerle, dosyaya mübrez belge ve bilgi ile Sınırlı olarak yapılan tespit, inceleme ve değerlendirmeler neticesinde; Kusur Yönünden İnceleme: Tüm dosya kapsamı kaza tespit tutanağı, kaza yeri krokisi, dava dilekçesi, SBM dosyası ve diğer tüm veriler incelendiğinde; dava konusu kazanın oluş şekli neticesinde ulaşılan kusur dağılımının, tutanak kazanın oluşumunda sürücü .... ve ....'nin ... sayılı KTK da belirtilen 56/1-c (önlerinde giden araçları yeterli mesafede takip etmemek) maddesini ihlal ettikleri, diğer sürücülerin herhangi bir kural ihlallerinin olmadığının belirlendiğini, dava dosyasında bulunan tüm belgeler üzerinde yapılan incelemeye göre, kaza tespit tutanağındaki madde ihlallerinin isabetli olduğunu, trafik tespit tutanağındaki anlatımdan, kazanın birbirini izleyen kazalar zinciri şeklinde olduğu; ......... plaka no’lu aracın önünde seyreden ve trafik gereği yavaşlayan ..... plakalı araca arkadan çarpması ve çarpmanın etkisiyle savrulan ...... plakalı aracın önündeki ..... plakalı araca arkadan çarpmasıyla birinci kazanın, ....... plaka no’lu aracın önünde kaza yapan ..... plaka no’lu araca arkadan çarpmasıyla ikinci kazanın meydana geldiğinen anlaşılmakta olduğunu, dava konusu kazanın birinci kaza olduğunu, ....... plakalı aracın sürücüsü ..... (davalı sürücü), kendi yol ve şeridinde seyrederken aracının hızını Karayolları Trafik Kanunu Madde 52 b,c’de belirtildiği üzere; “Sürücüler hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak ve yine önündeki bir aracı izlerken de güvenli bir fren mesafesi bırakmak zorundadır” kuralına uyması gerekirken, bu kurala uymayarak, yolda dikkatsiz, tedbirsiz davranarak aracını hızlı sürmesi ve önünde giden aracı gerekli fren mesafesinde takip etmemesi ve arkadan çarpması sebebiyle, birinci kazanın meydana gelişinde tam ve asli kusurlu olduğunu, davacıya ait ....... plakalı aracın sürücüsü ..... , kendi yol ve şeridinde seyrederken trafik gereği yavaşladığı esnada aracının arka kısmına, yolda dikkatsiz ve tedbirsiz davranarak çarpan ve aracının savrularak önündeki araca çarpmasına neden olan aracın sürücüsünün hareketi karşısında, kazayı önleyebilecek alacak ve yapacak herhangi bir tedbiri olmadığı için, birinci kazanın meydana gelişinde kusursuz olduğunu, .......... plakalı aracın dava dışı sürücüsü ........., kendi yol ve şeridinde seyrederken yola düşen cisim nedeniyle yavaşladığı esnada, arkasındaki araca çarparak çarpmanın etkisiyle savrulup ve aracının arka kısmına çarpmasına neden olan sürücünün hareketi karşısında, kazayı önleyebilecek alacak ve yapacak herhangi bir tedbiri olmadığı için, birinci kazanın meydana gelişinde kusursuz olduğunu, Hasar Yönünden İnceleme: Dava konusu .......... plakalı ............. şase nolu araç, davacı adına tescilli ......... marka ................ tip .......... model ........... km otomobil olduğu, davaya konu ..... plaka no’lu aracın hasarı hakkında dosyada 17.09.2024 tarihli bilirkişi görüşü ve kazalı araç fotoğrafları bulunduğunu, .... plakalı ........ şase nolu araç ile ......... plakalı aracın karıştığı 05.04.2024 tarihli kazayla ilgili olarak davalının trafik sigortacısı olan ....... tarafından açılmış olan ve pert kararı verilen hasar dosyasının (ekspertiz (pert) raporu, mutabakatname, hasar bedeli ve sovtaj bedeli ödemelerine ilişkin dekontlar vs) dosyaya sunulması halinde hasar bedeli, araç mahrumiyet bedeli hesaplaması objektif olarak mümkün olabileceğini, Sonuç: ....... plakalı aracın sürücüsü .... (davalı sürücü), kazanın meydana gelişinde %100 oranında kusurlu olabileceği, davacıya ait ..... plakalı aracın sürücüsü ......... , kazanın meydana gelişinde kusursuz olabileceği, ........ plakalı aracın dava dışı sürücüsü ........ , kazanın meydana gelişinde kusursuz olabileceği, ........... plakalı ......... şase nolu araç ile ......... plakalı aracın karıştığı 05.04.2024 tarihli kazayla ilgili olarak davalının trafik sigortacısı olan ........tarafından açılmış olan ve PERT kararı verilen hasar dosyasının (ekspertiz (pert) raporu, mutabakatname, hasar bedeli ve sovtaj bedeli ödemelerine ilişkin dekontlar vs) dosyaya sunulması halinde hasar bedeli, araç mahrumiyet bedeli hesaplaması objektif olarak mümkün olabileceği görüş ve kanaatlerimi saygılarımla arz ederim.
Bilirkişi █████/2025 tarihli raporunda; Dosya içerisinde bulunan mevcut deliller üzerinde yapılan inceleme neticesinde; ekspertiz raporunda belirlenen yedek parça ve işçiliklerin kaza, kazalı araç fotoğrafları ve araçtaki hasar ile uyumlu olduğunu, parça ve servis işçiliği tercihinin aracın niteliklerine uygun olduğu ve kaza tarihindeki piyasa koşullarına göre dava konusu araçta oluşan toplam hasarın kadri marufunda KDV dahil 443.390,18 TL tutarında olabileceğini değerlendirildiğini, denge ekspertiz raporunda Araç Rayiç Değeri 600.000,00-TL sovtaj değeri 353.000,00 TL olarak belirlenmiş ve davacının rıza ve mutabakatıyla bu değerler ile araç pert olarak tasnif edildiği, Türkiye Sigortalar Birliği Kasko Değer listesinde aracın kaza tarihindeki değeri 649.930,00-TL olarak verildiği, araç satışı yapılan internet portallarında geçmiş tarihli ilanlara erişim bulunmamakta olduğunu, .... markasına ikinci elde satıcı olarak hizmet veren firmalar ile yapılan görüşmelerde aracın yaşı, kilometresi, geçmiş kaza ve hasarları ve kaza öncesi kaporta, motor, mekanik vs. açıdan hakkında dosyada bilgi bulunmadığı ve olay tarihindeki piyasa koşulları da dikkate alınarak kaza öncesine ilişkin elde edilen değerlerin ortalaması 598.000-TL olduğunu, Türkiye Sigortalar Birliği Kasko Değeri ve yukarıda verilen piyasa araştırması doğrultusunda dava konusu aracın kaza öncesi piyasa rayici için sigorta şirketince belirlenen ve davacının mutabık kaldığı 600.000,00-TL değerinin kadri maruf olduğu değerlendirildiği, bu noktadan hareketle onarım bedelinin yüksek olması ve araçta oluşan değer kaybı sebebiyle aracın onarımının ekonomik olmayacağı ve dava konusu aracın PERT-TOTAL sayılması kararının uygun ve yerinde olabileceğinin değerlendirildiğini, (Yargıtay 17. Hukuk D. █████████ E. █████████ K.) Sovtaj alımı yapan firmalar (...., .........) nezdinde yapılan piyasa araştırmasında dava konusu aracın sovtaj bedeli için belirlenen 353.000-TL değerinin olay tarihi itibariyle kadri maruf olduğunun değerlendirildiğini, aracın sovtaj bedeli olan 353.000,00 TL tutarının ........... tarafından davacıya ödendiğinin görüldüğünü, bu durumda, davacı yan zararı rayiç değer-sovtaj değeri farkı kadar yani 247.000-TL olmakta olduğunu, davalının trafik sigortacısı ...... Sigorta tarafından poliçe limiti kapsamında davacıya 200.000-TL ödendiğinin görüldüğünü, bu durumda, davalı sürücünün %100 oranındaki kusuru dikkate alındığında, tazmine konu bakiye PERT zararı 47.000-TL olduğu, Araç Mahrumiyeti Yönünden İnceleme: Olay tarihindeki ikinci el araç piyasası koşulları gözetilerek, PERT olarak tasnif edilen araç yerine emsal nitelikte bir araç satın alma işlemleri için gereken makul sürenin 7 gün olacağının değerlendirildiğini, davacı için bu süre zarfına yönelik araç mahrumiyet bedelinin hesaplanacağını, düzenlenen bu rapor tarihi itibariyle, ........ kiralık araç sitesinde yürütülen araç kiralama araştırması neticesinde emsal özelliklere sahip araçların günlük KDV dahil 749,00–1250,00-TL aralığında kiralık fiyatlarının bulunduğunun görüldüğünü, kiralık araçların günlük ortalama 1000,00-TL kira değerinin makul olduğunun değerlendirildiğini, bu değeri TCMB Enflasyon hesaplayıcısı ile kaza tarihi olan Nisan 2024 tarihine indirgersek dava konusu aracın kira bedelinin KDV dahil 714,46-TL olduğu hesap edilmekte olduğunu, serbest piyasadaki pazarlık payı da dikkate alındığında günlük kira bedelinin kaza tarihinde KDV dahil 700,00-TL olabileceğini, araç satın alma için gereken 7 günlük süre boyunca araçtan mahrum kalma için hesaplama yapıldığında; Bir günlük araç kiralama bedeli 700,00-TL olarak takdir edildiğinden 7 gün boyunca yoksun kalınan araç bedeli kaza tarihinde KDV dahil 4.900,00-TL olduğu, Sonuç: Kusur tespitinde dayanılan 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile bağlı yönetmelikler ve genelgeler gereğince ve de tüm delillerin hukuki münakaşası, her türlü hukuki tavsif, tarafların, masraf, vekâlet ücreti ve benzeri diğer istemleri ile İİK Md. 67/2 kapsamına giren taleplerin takdiri ve nihai kararı tamamıyla Yüce Mahkemeye ait olduğunu, kaza tarihindeki piyasa koşullarına göre ..... plakalı araçta oluşan toplam hasarın kadri marufunda KDV hariç 369.491,79 TL ve KDV dahil 443.390,18 TL tutarında olduğu, dava konusu aracın kaza öncesi piyasa rayici için belirlenen 600.000,00-TL değerinin ve 353.000-TL sovtaj değerinin kadri maruf olduğu, perte ayrılan araçta oluşan zararın 200.00,00-TL olduğu, aracın sovtaj bedeli olan 353.000,00 TL tutarının ......... tarafından davacıya ödendiği, bu durumda, davacı yan zararının rayiç değer-sovtaj değeri farkı kadar yani 247.000-TL olduğu, davalının trafik sigortacısı ....... Sigorta tarafından poliçe limiti kapsamında davacıya hasar bedeli 200.000-TL ödendiği, bu durumda, davalı sürücünün %100 oranındaki kusuru dikkate alındığında, tazmine konu bakiye PERT zararının 47.000-TL olduğu, PERT olarak tasnif edilen araç yerine araç satın alma için gereken 7 günlük süre boyunca araçtan mahrum kalma bedelinin KDV dahil 4.900,00-TL olduğunu bildirmiştir.
Bilirkişi █████/2025 tarihli ek raporunda; Yapılan yeniden inceleme sonucunda araç pert zararı ve araç mahrumiyet bedeli hususlarında önceki raporda beyan edilen görüş ve kanaati değiştirmeyi gerektirecek yeni bir bulguya rastlanmadığı, buna göre: a. Hasar yönünden bakiye pert zararının 47.000,00 TL olduğu, b. Araç mahrumiyeti yönünden yoksun kalınan araç bedelinin 4.900,00 TL olduğu, c. Dava tarihi itibariyle davacının yasal faizi aşan zararının 3.414,22 TL olduğunu bildirmiştir.
Davacı vekilinin █████/2026 tarihli talep arttırım dilekçesinde; Bilirkişi incelemesi sonucuda dava dilekçesinde talep edilen alacağa ek (bakiye) olarak toplam 55.284,22-TL daha alacak hakları olduğunun tespit edildiğini, fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep hakları saklı kalmak üzere dava dilekçesinde yer alan taleplerinin birleştirilmesi sonucu 47.000,00-TL pert farkı bedelinin, 3.414,22 TL aşkın zarar tazminatının, 4.900,00-TL mahrumiyet bedelinin kaza tarihinden itibaren işletilecek en yüksek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken müteselsilen tahsilini istemiştir.
İncelenen tüm dosya kapsamına, tarafların iddia ve savunmalarına, bilirkişi raporu içeriğine göre; █████/2024 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazasında davalı sürücü ..... asli ve tam kusurlu bulunduğu, dava dışı sürücü ....... herhangi bir kusurunun bulunmadığı, ....... plakalı aracın sürücünün herhangi bir kusurunun bulunmadığı, dava konusu aracın kaza öncesi piyasa rayici için 600.000,00-TL değerinin kadri maruf olduğu, onarım bedelinin yüksek olması ve araçta oluşan değer kaybı sebebiyle aracın onarımının ekonomik olmadığı ve aracın pert-total sayılması gerektiği, bu nedenle değer kaybı talebinin reddi gerekeceği, sovtaj bedeli için 353.000,00-TL'nin kadri maruf olduğu, aracın sovtaj bedeli olan 353.000,00 TL'nin ..... tarafından davacıya ödendiği, sovtaj değeri farkının 247.000,00-TL olduğu ve davalının trafik sigortacısı .... Sigorta tarafından poliçe limiti kapsamında davacıya 200.000,00-TL ödendiği, bakiye pert fark zararın 47.000,00-TL olduğu, bilirkişi tarafından araç mahrumiyeti için makul sürenin 7 gün belirlendiği, araç mahrumiyetine dayalı olarak oluşan bedelin günlük 700,00 TL'den toplam 4.900,00 TL olarak hesaplandığı, alınan bilirkişi raporlarının teknik incelemeyi içerdiği ve denetime elverişli olduğu ,ekspertiz bedeli talebine ilişkin ödemeyi gösterir dekont, makbuz ya da belge sunulmamış olmakla ekspertiz bedeli yargılama giderlerine dahil edilemeyeceği anlaşılarak hüküm kurmak gerekmiştir.
Öte yandan, davacının munzam zarar tazminatı istemi yönüyle;
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun "Aşkın Zarar" başlıklı 122. maddesinde "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür.
Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder." hükmü düzenlenmiştir.
Aşkın (munzam) zarar, para borcunun ifasında borçlunun kusuruyla temerrüde düşmesi nedeniyle alacaklı nezdinde ortaya çıkan zararın temerrüt faiziyle karşılanamaması hâlinde söz konusu olan bir zarar olup bu zarar, borçlunun temerrüdü ile borcun ödendiği tarih aralığındaki dönemi kapsamaktadır. Bu anlamda aşkın (munzam) zarar, temerrüt faizini aşan ve kusur sorumluluğuna dair ilkelere bağlı bir zarar türü olarak kabul edilir (.... , ...: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Şerhi, Cilt I, 2012, s. 810). Aşkın (munzam) zarar, borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki farktır.
Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken ilk koşul, bir para borcunda borçlunun temerrüdünün varlığıdır. Bu para borcunun kaynağının, aşkın (munzam) zararın talep edilebilirliği için herhangi bir önemi bulunmamaktadır. Bu anlamda TBK’nın 122. maddesi, kaynağı ne olursa olsun temerrüt faizi yürütülebilir nitelikte olmak koşuluyla bütün para borçlarında uygulanma olanağına sahiptir. Borcun dayanağı haksız fiil, sözleşme, sebepsiz zenginleşme, kanun yahut vekâletsiz iş görme olabilir. Öte yandan hemen belirtilmelidir ki; aşkın (munzam) zarar borcunun hukukî sebebi, asıl alacağın temerrüde uğraması ile oluşan hukuka aykırılıktır. Bu nedenle borçlunun aşkın (munzam) zararı tazmin yükümlülüğü, asıl borç ve temerrüt faizi yükümlülüğünden tamamen farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan asıl borcun, ifasına kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız yeni bir borçtur.
Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken ikinci koşul; borçlunun temerrüdü nedeniyle temerrüt faiziyle karşılanamayan alacaklı zararının mevcudiyetidir. Ancak alacaklının zararının temerrüt faizinden az yahut temerrüt faizine eşit olması durumunda, zararın temerrüt faiziyle karşılanacak olması sebebiyle aşkın (munzam) zararın varlığından söz edilemez. Bu aşamada önemle belirtilmelidir ki; TBK’nın 122. maddesi kapsamına kanunî temerrüt faizinin yanında akdi temerrüt faizinin uygulandığı borç ilişkileri de dâhildir. Eş söyleyişle alacaklının, borçlu ile arasındaki hukukî ilişkiden doğan temerrüt faizinin akdi yahut yasal olması, aşkın (munzam) zararın talep edilebilirliğine engel teşkil etmez. Burada önem arz eden husus alacaklının temerrüt faiziyle karşılanamayan zararının mevcudiyetinin ispatıdır.
Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken üçüncü koşul; borçlunun temerrüde düşmede kusurlu olmasıdır. Zira aşkın (munzam) zarar sorumluluğu, temerrüt faizinden sorumluluktan farklı olarak kusur sorumluluğuna dayanmakta olup burada aranan kusur, borçlunun temerrüde düşmekteki kusurudur. Ancak aşkın (munzam) zarar iddiasının ileri sürüldüğü durumlarda sorumluluk için, diğer koşulların varlığı durumunda borçlunun temerrüde düşmedeki kusurunun varlığı asıldır. Başka bir anlatımla temerrüt sonrasında borçlunun temerrüde düşmedeki kusurunun alacaklı tarafından ispatı gerekmez. Aksine borçlu, temerrüde düşmede kusursuz olduğunu ispatlamadıkça ortaya çıkan aşkın (munzam) zarardan sorumludur.
Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken son koşul ise; borçlunun temerrüdü ile alacaklının aşkın (munzam) zararı arasındaki illiyet bağının mevcudiyetidir. Bu çerçevede alacaklı, borçlunun temerrüde düşmesi ile ileri sürdüğü aşkın (munzam) zarar olgusu arasındaki illiyet bağını ispatla yükümlüdür.
Aşkın (munzam) zarar bu hukukî niteliği ve karakteri itibariyle, asıl alacak ve faizleri yönünden icra takibinde bulunulması veya dava açılmasıyla sona ermeyeceği gibi, icra takibi veya dava açılması sırasında asıl alacak ve temerrüt faizi yanında talep edilmemiş olması hâlinde dahi (TBK m. 122/2) takip veya davanın konusuna dâhil bir borç olarak da kabul edilemez. Bu nedenle asıl alacağın faizi ile birlikte tahsiline yönelik icra takibinde veya davada munzam zarar hakkının saklı tutulduğunu gösteren bir ihtirazî kayıt dermeyanına da gerek bulunmamakta olup ayrı bir dava ile de zamanaşımı süresi içerisinde her zaman istenmesi mümkündür.
Uyuşmazlık çerçevesinde üzerinde durulması önem arz eden bir diğer husus ise, aşkın (munzam) zararın ispatı olup esasen aşkın zararın ispatına ilişkin yükümlülük, bu zararın varlığını iddia eden davacı alacaklının üzerindedir. Bu bağlamda aşkın (munzam) zarar alacaklısı, TBK’nın 122. maddesine dayalı olarak tazminat talebinde bulunabilmesi için öncelikle kaynağı ne olursa olsun evvela bir alacağı olduğunu, borçlunun temerrütte bulunduğunu, illiyet bağını ve bu alacağını tahsil edememesinden veya geç ödeme yapılmasından doğan ve duruma göre malvarlığında azalma veya engellenen kazançlardan oluşan zararını kanıtlamak durumundadır. Aşkın (munzam) zararın talebinde varlığı iddia olunan zararın, yine alacaklı tarafından yasal ispat vasıtalarıyla somut, inanılır ve açık bir biçimde ispatlaması gerekir. Başka bir anlatımla alacaklı tarafça aşkın (munzam) zarar olgusu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 194. maddesi gereğince ispata elverişli şekilde somutlaştırılarak ileri sürülen iddianın ispatı için gerekli tüm deliller somut olarak ortaya konulmalıdır. Bu itibarla salt ülkenin ve piyasanın içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan olan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı olarak ileri sürülen aşkın (munzam) zarar talebi, alacaklının bu sebeple zarara uğradığını açık ve somut bir biçimde iddia ve ispat etmediği müddetçe, TBK’nın 122. maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın kanıtı olarak ileri sürülemez ve anılan şartlar sebebiyle ortaya çıkan olumsuzluklar alacaklı zararı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Başka bir anlatımla yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, davacıyı ispat yükünden kurtarmayacağı gibi herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz. Bu itibarla ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan hareketle ileri sürülen soyut ve varsayıma dayalı zarar iddiaları hükme esas alınamaz (Uygur, s. 816).
Ayrıca, bir para borcunun ödenmesinde temerrüde düşülmesinden dolayı alacaklının zarara uğrayacağı kabul edilerek bu zararın, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durum dikkate alınarak belli bir oranda olacağı benimsenmiş ve TBK’nın 120. maddesi yollaması ile 3095 sayılı Kanun’un hükümleri çerçevesinde temerrüt faiz oranları belirlenmiştir. Buradan hareketle kanun koyucu tüm bu ekonomik olumsuzlukları değerlendirip, bunların doğuracağı zarar dolayısıyla tazminat oranını T.C. Anayasası’ndan aldığı yasa yapma yetkisine dayanıp temerrüt faizi olarak belirlemiş iken, zımnen bu takdirin yerinde olmadığı ileri sürülüp sadece aynı ekonomik göstergelere dayanılarak tazmin edilecek zararın geçmiş günler faizinden fazla olduğu kabul edilemez.
Uğranıldığı iddia olunan zararın, yetkili merciin belirlediğinden fazla ve bu nedenle TBK’nın 122. maddesine dayanılarak aşkın (munzam) zarar istenilmesi hâlinde ise artık açılmış olan davaya özgü somut vakıalara dayanılması gerekir. Bunlar da yasal, elverişli ve geçerli delillerle, geçerli ispat kuralları dairesinde kanıtlanmalıdır. Burada kanıtlanacak olgular geç ödeme ile davacının maruz kaldığı zararı doğuran vakıalar ve bu vakıalar nedeniyle uğranılan fiili zarardır.
Dava dilekçesi özünde; davacı tarafından talep edilen aşkın (munzam) zararın dayanağı olarak ileri sürülen iddia, geç ödeme nedeniyle kendisince, bizzat ve somut olarak uğranılan zarar iddiasından ziyade ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücündeki meydana gelen azalmanın aşkın (munzam) zararı oluşturduğu yönündedir. Başka bir anlatımla davacı tarafından, ülkemizdeki belirli dönemlerdeki ekonomik koşullarda mevcut olumsuzluklardan hareketle, kendi durumuna özgü şekilde açık ve somut olarak oluşan bir zarar olgusuna dair bir iddiada bulunulmadığı gibi bu yönde ispata yeter herhangi bir delil de sunulmamıştır. Açılan davada sadece, ekonomik koşullardaki olumsuzluklardan hareketle davacının durumunda olan bir bireyin elindeki varlığını koruma amacıyla belirli yatırımlara yönlendireceğine dair faraziyeye dayalı olarak aşkın (munzam) zararın ortaya çıktığı ileri sürülmüştür.
Türk Borçlar Kanunu’nun 122. maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın talep edilebilirliğinin bir koşulu da alacaklı yönünden mevcut olan zararın açık ve somut bir biçimde ispatıdır. Bu bağlamda ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, alacaklı yönünden aşkın (munzam) zarar olarak nitelendirilemeyeceği gibi salt bu olguya dayanılması neticesinde zararın ispatına dair koşulun gerçekleştiği söylenemez. Zira burada zararın olgusunun, HMK’nın 194. maddesi kapsamında ispata elverişli bir şekilde somutlaştırılarak zarar iddiasının ispatı için gerekli tüm deliller ortaya konulmalıdır. Bu itibarla davacı tarafından ileri sürülen, ekonomik olumsuzluklardan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı aşkın (munzam) zarar talebi, zarar olgusunun delili olarak kabul edilemez. Zira ülkemizdeki belirli dönemlerde var olan ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, tek başına davacının temerrüt faizi dışında bir zararının varlığının ispatı değildir. Dolayısıyla ekonomik şartlar sebebiyle ortaya çıkan yüksek enflasyon, döviz kurlarındaki dalgalanma, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma gibi olumsuzluklar, bir karine olarak kabul edilip davacıyı, kendi somut durumuna özgü vakıalarla oluştuğu iddia olunan zararı ispat yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi davacıya bu yönde herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz. Hâl böyle olunca, TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın (munzam) zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Burada kanıtlanacak olgular; ekonomik şartlar sonucu ortaya çıkan olumsuzluklar gibi genel ve soyut hususlardan ziyade geç ödeme nedeniyle davacının kendisinin, şahsen ve somut olarak uğradığı zarardır. Ancak yapılan yargılama sırasında, davacı tarafından yukarıda belirtildiği şekilde, talep edilen munzam zararın açık ve somut bir biçimde ispatlanamadığı anlaşılmakla munzam zarara ilişkin talebin reddi gerekmiştir.
HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davanın kısmen kabulü ile;
1-4.890,00 TL kazanç kaybı bedelinin ve 46.990,00 TL pert farkı hasar bedelinin kaza tarihi olan █████/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
2-Davanın munzam zarar talebi ve değer kaybı talebi yönünden reddine,
3-Alınması gerekli 3.543,92 TL harçtan davacı tarafça yatırılan 427,60 TL peşin harç ve 945,00 TL tamamlama harcı olmak üzere 1.372,60 TL harcın mahsubuyla bakiye 2.171,32 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan 427,60 TL başvurma harcı, 427,60 TL peşin harç ve 945,00 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 1.800,20 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafça posta / tebligat / bilirkişi gideri olarak yapılan (ayrıntısı uyapta kayıtlı) 15.366,00 TL yargılama giderinden kabul ve red oranı üzerinden takdiren 14.409,00 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-AAÜT gereğince hesap edilen 45.000,00 TL ücreti vekaletin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
7-Reddedilen kısım üzerinden hesap edilen 3.424,22 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
8-Arabuluculuk ücreti olan 3.800,00 TL'nin kabul ve red oranı üzerinden takdiren 3.563,00 TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen, bakiye 237,00 TL'sinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
9-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili ..... Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yokluğunda açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2026
Katip .......
¸e-imzalıdır
Hakim ......
¸e-imzalıdır
TASHİH ŞERHİ
HMK Madde 304- (1) Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmişse hâkim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebilir.
(2) Tashih kararı verildiği takdirde, düzeltilen hususlarla ilgili karar, mahkemede bulunan nüshalar ile verilmiş olan suretlerin altına veya bunlara eklenecek ayrı bir kâğıda yazılır, imzalanır ve mühürlenir.
Tüm dosya kapsamı incelenmekle;Davacı vekilinin █████/2026 tarihli talep arttırım dilekçesinde, 47.000,00-TL pert farkı bedelinin, 3.414,22 TL aşkın zarar tazminatının, 4.900,00-TL mahrumiyet bedelinin kaza tarihinden itibaren işletilecek en yüksek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken müteselsilen tahsilini istemiş olup, pert farkı bedeli ve kazanç (mahrumiyet) bedeli bakımından davanın kabulüne karar verildiği, sehven kazanç kaybı bedelinin 4.890,00 TL ve pert farkı hasar bedelinin 46.990,00 TL olarak yazılarak basit rakam hatası yapıldığı, HMK 304. madde uyarınca hüküm için tashih şartları gerçekleştiği anlaşılmakla hükmün; 1 numaralı bendinde;
" 1-4.890,00 TL kazanç kaybı bedelinin ve 46.990,00 TL pert farkı hasar bedelinin kaza tarihi olan █████/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine," denilmiş ise de dava değeri dikkate alınarak mahkememiz kararının 1 numaralı bendinin;
"1-4.900,00 TL kazanç kaybı bedelinin ve 47.000,00 TL pert farkı hasar bedelinin kaza tarihi olan █████/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine," şeklinde tashihine karar vermek gerekmiştir. █████/2026
Katip .......
¸e-imzalıdır
Hakim .....
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!