Anahtar kelimeler: Tava Izgara Soba Tencere Köklü Getirerek Döküm Satımdan Sektöründe Firmaya

T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: 18.05.2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili şirketin, uzun yıllar döküm sektöründe soba, ocak, döküm tencere, tava, ızgara üretimi alanlarında faaliyet gösterdiğini, köklü bir firma olduğunu, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, bu nedenle kendisine düşen edimlerini yerine getirerek davalı tarafından talep edilen malları eksiksiz olarak teslim ettiğini, davalı firma arasında var olan ticari ilişki nedeniyle davalı firmaya 14.09.2023 tarihli ..... Nolu, 14.09.2023 tarihli ..... Nolu, 26.09.2023 tarihli ..... Nolu, 26.09.2023 tarihli .... Nolu, 20.02.2024 Tarihli ..... Nolu, 27.02.2024 Tarihli .... Nolu, 06.03.2024 Tarihli ..... Nolu ve 18.03.2024 Tarihli ..... Nolu faturaları düzenleyip davalı firmaya teslim ettiğini, davalı tarafça faturaların içeriğine itiraz edilmediğini, faturalarda belirtilen ürünlerin davalı tarafından teslim alındığını, davalı firmanın söz konusu ticari ilişkiler nedeniyle faturalarda belirtilen bedelleri kısmi olarak ödediğini, bu hususun sunulan cari hesap ekstresinden görüleceğini, davalının cari hesap ekstresinden kaynaklı bakiye borcunun tahsili amacıyla davalı ile iletişime geçildiğini ancak bakiye fatura bedelinin ödenmediğini, bu nedenle davalı aleyhine Büyükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ..... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı taraf, icra takibi nedeniyle düzenlenen ödeme emrine itiraz ettiğini, itirazın hukuki dayanaktan yoksun, kötü niyetli ve asılsız olduğunu, itiraz ederek borcu kabul etmediğini, davalı tarafın borcunun olmadığına ilişkin herhangi bir belge ya da ödeme evrakını icra dosyasına sunmadığını ,davalı tarafın itirazını ispatlayamadığını, sonuç olarak itirazın iptali ile davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına yargılama giderleri ile avukatlık ücretlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde özetle
:Müvekkili şirketin, ev gereçleri satış ve pazarlamasını yaptığını, mağazasında satış ve pazarlamasını yaptığı, ocak, tencere, tava, ızgara ve benzeri ev eşyalarının tedarikini de bu ürünlerin imalatını yapan davacıdan sağladığını, müvekkilinin davacı ile arasında uzun yıllara dayanan ticari ilişki olduğunu, müvekkili ile arasındaki ticari ilişkiye güvenerek yüksek ciro beklediği dönemlerde, kapasitesinin üzerinde davacıdan ürün satın aldıklarını, bu ürünleri orijinal ambalajlarında deposunda bulundurduğunu, ürünlerde beklediği satış hedeflerine ulaşılamadığında satılmayan bir kısım ürünleri davacıya iade edip sürümü daha yüksek olan ürünler ile değiştirdiğini, taraflar arasında söz konusu bu ticari ilişki muntazaman devam ederken, müvekkil sürümünde sorun yaşadığı dava konusu ürünleri hiç açılmamış orijinal ambalajlarındaki haliyle, sürümü daha yüksek ürünleri değiştirmek için davacıya iade veya değiştirme hazırlığına başladığı ancak müvekkilinin davacıdan beklemediği şekilde taraflar arasında devam eden ticari teamüle aykırı olarak müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını, dava konusu ürünlerin, davacıya iade edilmek üzere halen hiç açılmamış haliyle ambalajlarında müvekkilinin deposunda bekletildiğini, davacı tarafından haksız bir şekilde icra takibi başlatıldığını, arabuluculuk sürecinde sulh olunmaya çalışıldığını ancak davacı tarafın kaçındığını ve davanın açıldığını, davacının taraflar arasında cari hesap olduğu iddiasının yazılı sözleşme ile ispat etmesi gerektiğini, davacı ile müvekkili arasında satış ilişkisini açıklayan şirket ticari kayıtları dosyaya celp edilmesi halinde müvekkilinin davacıya geçmişe dönük yaptığı tüm ürün iadeleri ve ödeme vadeleri çok açık olarak görüleceğini, davacının üretici firması olması nedeni ile müvekkilinden iade aldığı ürünlerin yerine kendi imalatı olan başka ürünleri satıp bu ürünleri müvekkilinin borcuna karşılık geri alabileceğini, bu şekilde ticari ilişkinin devamını sağlayabileceğini ancak davacının basiretli bir tüccar gibi davranmayıp taraflar arasındaki ticari teamüllere göre seçimlik haklarını tüketmeden icra takibi başlattığını, sonuç olarak davanın reddi ile davacı hakkında takip konusu alacağın % 20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Büyükçekmece İcra dairesi .... Esas sayılı icra takip dosyasından ..... Döküm Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından ..... Ev Gereçleri Pazarlama Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi aleyhine 42.798,02-TL toplam alacak için icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin █████/2025 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu tarafından icra takibine █████/2025 tarihinde borca itiraz edildiğinden takibin durdurulduğu anlaşılmıştır.
SMMM Bilirkişi tarafından dosyaya sunulan bilirkişi raporunda özetle; Davacının, mahkemeye beyan ettikleri adreste yer alan 2023 ve 2024 yılına ait ticari defter ve belgeleri üzerinde yapmış olduğum incelenme ile mahkeme dosyası üzerinde yapmış olduğum inceleme neticesinde takdir ve kararın mahkemenizde olması kaydıyla; davacının 2023 ve 2024 yılı ticari defter ve belgelerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin TTK ilgili maddelerine uygun şekilde ve zamanında yapıldığı, kayıt nizamının ve belgelerinin birbirini doğrular şekilde VUK ilgili maddelerine uygun şekilde tutulduğu bu sebeple dava konusu işlemler bakımından defter ve belgelerinin kendisi lehine delil olma niteliğine haiz olduğunu, taraflar arasında mal satışı olduğu çeşitli tarihlerde fatura tanzim edildiğini, davalının bu faturalara itiraz etmediğini, Ticari mevzuata göre yasal süresinde itiraz edilmeyen faturaların kabul edilmiş sayılacağını, davalı tarafından 2 farklı tarihte 15.000.00-TL ödeme yapıldığı, yapılan ödemelerin davalı defterlerinde kayıtlı olduğunu,Ayrıca 5.972.29-TL İade faturası kesildiğini ilgili defterlerine kayıt yapıldığını ..... Ev Gereçleri Paz San Tic Ltd Şti Cari hesap ekstresi incelendiğinde davacının davalıdan 62.798.02 TL alacaklı olduğu görüldüğü, işyerinde yaptığı incelemede sorulduğunda davalı 2025 yılında ödeme yaptığını bu nedenle davacının davalıdan 42.798,02-TL alacaklı olduğunu tespit etmiştir.
TÜM DOSYA MUHTEVİYÂTI KÜLLÎYEN TETKÎK EDİLDİĞİNDE;
Dava, faturaya dayalı alacak iddiası ile davalı aleyhine yapılan icra takibine itirazın iptali davasıdır.
Öncelikle ispat müessesesini açıklamakta fayda var. Bilindiği üzere, hakim, davada hangi vakıaların ispat edilmesini tespit ettikten sonra, bu vakıaların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği sorusuyla karşılaşır; buna ispat yükü denir. Kendisine ispat yükü düşen taraf için, bu bir yükümlülük(mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür(külfettir). Taraf kendisinin ispat etmesi gerektiği vakıayı ispat edemezse karşı taraf ve mahkeme onu mutlaka ispat etmesini isteyemez, bilakis kendisine ispat yükü düşen taraf , o vakıayı ispat edememiş sayılır.(Kuru, Medeni Usul Hukuku, 2016, sy 319)
Dava dosyamızda ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerinde olup tarafların iddiaları doğrultusunda delilleri toplanarak taraf defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına dair ihtaratlı ara karar kurulmuş inceleme günü sadece davacı defterlerini incelemeye esas olacak şekilde dosyamıza sunmuştur.
Yapılan inceleme neticesinde davacı defterlerine göre davacının davalıdan alacaklı olduğu tespit edilmiş fakat davalı defterlerini incelemeye esas olacak şekilde ibraz etmemiştir. Rapor neticesinde incelenen davacı defterlerine göre davacının davalıdan faturalar karşılığında 42.798,02-TL alacaklı olduğu anlaşılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin █████/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirilmeden önceki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. " şeklindedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin █████/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirildikten sonraki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." şeklindedir.
7251 sayılı yasanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesindeki değişikliği düzenleyen 23. maddesine ait Türkiye Büyük Millet Meclisi gerekçesi " Maddeyle, Kanunun ticari defterlerin ibrazı ve delil olmasına ilişkin 222 nci maddesinde değişiklik yapılmaktadır. Mevcut metne göre diğer tarafın defter kayıtlarında ilgili hususta hiçbir kayıt bulunmaması halinde, ibraz eden tarafın ticari defterindeki kayıtlar, sahibi lehine delil olarak kabul edilebilmektedir. Ticari defteri ibraz edenin tek taraflı işlemiyle oluşturduğu kayıtların, bu kayıtlardan hiçbir şekilde haberi olmayan karşı taraf aleyhine delil teşkil ediyor olması hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi hukuk güvenliği ilkesine de aykırılık teşkil edebilmektedir. Bu sebeple maddede yapılan değişiklikle, ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için öngörülen unsurlardan biri olan, diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtların “ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi” hali, madde metninden çıkarılmaktadır. Kural tersine çevrilmekte ve karşı tarafın maddede belirtilen usule uygun olarak tuttuğu ticari defterini ibraz ettiği halde ileri sürülen hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterin, sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağı açıkça hükme bağlanmaktadır. Madde metni dışına çıkarılan “ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi” durumunun yerine, “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” durumu maddeye ilave edilmektedir. Buna göre ticari defterde yer alan herhangi bir kaydın, sahibi lehine delil teşkil edebilmesi için diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi gerekecektir. Bu düzenlemenin hakkaniyete ve hukuk güvenliği ilkesine uygun olduğu düşünülmektedir. Zira ticari defteri ibraz edenin defterinde yer alan ve diğer tarafı muhatap alan kayıt, diğer tarafa sunulmakta ve diğer tarafın kendi defterindeki kayıtlara dayanarak karşı delilini ileri sürmesi beklenmektedir. Diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi hali, ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığı anlamına gelecektir. Belirtilmelidir ki defter ibraz etmeyen tarafın, diğer tarafın ticari defterindeki kayıtların aksini senet veya diğer kesin delillerle ispatlama hakkı saklıdır." şeklindedir.
Kanun değişikliği sonrasında madde gerekçesi içeriğinden anlaşıldığı üzere, davalı defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nın 222/3. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 2. maddesi ile 6100 sayılı HMK' nın 29. maddesi kapsamında dürüstlük-hakkaniyet ilkesine aykırı bir şekilde engel olduğundan, sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının, davacı tarafça ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığının ve bunun sonucunda da davacı incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir.
Bu durumda davacının ticari defter kayıtları ile alacağın varlığının ispatlandığı, fatura teslim olgusunun artık ispatının gerekmeyeceği yine yaptırılan bilirkişi incelemesine göre alacağın ticari defterlerde belli olduğu, yani likit olduğu anlaşıldığından, davalının ayrıca icra inkar tazminatına da mahkum edilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
DAVANIN KABULÜNE,
1-Davalının Büyükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ..... esas sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazının 42.798,02-TL asıl alacak yönünden iptaline, takibin bu miktar üzerinden DEVAMINA,
2-Asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz İŞLETİLMESİNE,
3-Hüküm altına alınan asıl alacağın % 20'si üzerinden hesap edilen 8.559,60-TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE ,
4-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 2.923,53-TL harçtan davacı tarafça yatırılan ( Başvurma, Peşin, Vekalet harcı olmak üzere) 1.318,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.605,23-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA,
5-Davacı tarafından yatırılan toplam 1.318,30-TL harcın davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine,
6-Davacı tarafından yatırılan tebligat, müzekkere gideri, bilirkişi ücreti toplamı 5.700,00-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 42.798,02-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
8-6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife Hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
9-Taraflarca yatırılıp harcanmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
10-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı karar verildi.█████/2026
Katip .....
¸e-imzalı
Hakim .....
¸e-imzalı

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!