Anahtar kelimeler: Etmeksizin Ştiye Şubesi Ciro Örnek Kıymetli Anlaştığını Satım Vade Çeki

T.C.

İSTANBUL
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ███████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2018
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin ...Şirketi ile şirket yetkilisi ... aleyhine ... 12. İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyası ile 10 örnek icra takibi başlatıldığını, icra takibine konu edilen kıymetli evrak; ...vade tarihli 13.500,00 TL bedelli, ...Bankası ... Şubesi "..." numaralı çek olduğunu, Müvekkili şirket yetkili ...'ın kendi lehine düzenlenmiş icra takibine konu çeki davalı ile yapılan mal satım sözleşmesi kapsamında ...'a "ciro etmeksizin" vermiş ve malın teslimi ile birlikte çekin ciro edileceği konusunda tarafların anlaştığını, keşide edilen çekin karşılığı olan mal; ... Şti'ye teslim edilmediğinden ...'da lehine keşide edilen çeki davalıya şahsi cirosu ile ciro etmediğini ve imzalamadığını, ancak ...'ın imzası taklit edilip ciro edilmiş gibi gösterilerek davalı tarafça müvekkiler aleyhine icra takibi başlatıldığını, ödeme emri müvekkili ...'a █████/2017 tarihinde tebliğ edildiğini, ancak beş günlük itiraz süresi kaçırıldığından imzaya itiraz edilemediğini, icra takibine konu çekin müvekkili ... tarafından şahsi ciro imzası ile imzalanmamış olduğunu çekin karşılığı olan mal da davalı tarafından ... Ltd Şti 'ye teslim edilmediğini, ...'ın çek üzerindeki ciro imzası kendisine ait olmaması sebebi ile ...Ltd. Şti'nin ise;sözleşmedeki malın kendisine teslim edilmemiş olması, çek silsilesinin kopuk olması ve davalının yetkili hamil olmaması sebebi ile davalıya borçları olmadığını, bu sebeplerle ... 12. İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı icra dosyası ile devam eden icra takibinin öncelikle dosyaya yatırılan paranın alacaklı tarafa ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı tesisi ile nihayetinde icra takibinin iptalini müvekkilerinin borçlu olmadıklarının tespitini ve çekin ödenmemiş olan 1.200,00 TL'sinin istirdadını talep etme mecburiyetinin doğduğunu, öncelikle İİK m. 72/3 hükmü uyarınca ihtiyati tedbir kararı tesis edilerek ... 12. İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyasına yatan paranın alacaklıya verilmemesine, müvekkillerinin borçlu olmadığının tespitine, çekin ödenmiş olan 1.200,00 TL'sinin davalıdan istirdadına, davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, icra takibine konu edilen çekin müvekkili şirkete iadesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı ... arasındaki ticari ilişkiden ötürü davacı ... müvekkiline olan borcu dolayısıyla 13.500 TL bedelli çek ciro ederek müvekkiline teslim ettiğini, çekin vade tarihinde karşılıksız çıkması sebebiyle alacağına kavuşamayan müvekkili keşideci davacı şirket ile kendisine çeki cirolayarak teslim eden ...'a karşı ... 12. İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, dava dilekçesinde de belirtildiği üzere ödeme emrinin davacılara █████/2017 tarihinde tebliğ edildiği ve takibin kesinleştiğini, davacıların kötüniyetli olarak hareket ederek aradan 1 seneden fazla süre geçmiş olmasına rağmen müvekkilinin alacağına kavuşmasını engellemek amacıyla işbu davayı ikame ettiğini, ancak dava dilekçesinde davacılar açıkça çeki kendi rızaları ile müvekkile teslim ettiklerini ikrar ettiğini, davacıların bu ikrarı üzerine çekin ciro edilmeden teslim edildiği iddiasının gerçeği yansıtmadığı ancak bir an için ciro edilmeden teslim edildiği varsayımında dahi kendi rızası ile çeki müvekkile teslim etmesi karşısında ciro etmediği iddiasının herhangi bir anlamı kalmadığını, davacıların kendi ikrarları ile de sabit olduğu üzere müvekkili çekin yetkili hamili olduğunu, cironun yetkili kişiler tarafından atılmadığı varsayımında dahi ciro silsilesindeki amacın çeki elinde bulunduran kişinin yetkili hamil olup olmadığının tespiti olduğunu, bu durumda davacıların dava dilekçesinde açıkça ikrarı mevcut olup çekin lehtarı tarafından çekin müvekkile teslim edildiği ifade edildiği, davacı ... ile kardeşi ... davacılardan ... Ltd. Şti'nin yetkilileri olduğunu, davacıların kötüniyetli hareket ederek müvekkilin alacağına kavuşmasına engellemek amacıyla işbu davayı ikame ettiklerinin aşikar olduğunu, zira alacağın tahsili amacıyla davacıların muvazaalı olarak faaliyetlerini sürdürdüğü adrese ilgili icra dosyasından hacze gidildiğinde davacı şirketin yetkilisi ve aynı zamanda davacı ...'ın kardeşi olan ...'ın haciz tutanaklarında da yer aldığı üzere kendisini farklı bir kişi olarak tanıtmış ancak daha sonra gerçek ortaya çıktığını, davacıların kötüniyetli hareket ettikleri ilgili icra dosyası celp edildiğinde ve haciz tutanakları incelendiğinde de görüleceğini, huzurdaki davada ise yeninden bir haciz tehdidi ile karşılaşmamak ve müvekkilin alacağına kavuşması kötüniyetli olarak engellemek adına davacılar her türlü yollara başvurdukları, dava dilekçesinde ...'ın Açıkça kendisinin çeki müvekkile teslim ettiğini ikrar etmesi karşısında Mahkeme'nin başkaca inceleme yapmasına gerek olmadığına, davacıların çeki müvekkiline teslim ettiklerine dair açık ikrarının bulunması ve bu durumda müvekkilinin yetkili hamili olması nedeniyle davanın reddine, ikrarın ve zımnen çeki tanzim ettiklerinin kabul edilmesinin karşısında, bir an için kabul edilmemesi varsayımında ise davacı şirket yetkilisi olan ...,..., ve tespit edilecek kişilerin imza örneklerinin alınarak inceleme yapılmasına, davacılar aleyhine %20'den az olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama ve vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
: Dava, menfi tespit talebine ilişkindir.
Mahkememizin █████/2021 tarihli, ... Esas ve... Karar sayılı kararının, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin █████/2025 tarih,...Esas ve ... Karar sayılı ilamı ile "... Dava ve takip konusu çekin, ...Bnakası ... Şubesine ait ...tarihli, ... sayılı ve 13.500 TL bedelli çek olduğu, keşidecisinin davacı şirket, lehtarının ise davacı ... olduğu, çekin davacı ...'ın cirosu ile davalıya geçtiği, davalının 24.05.2016 tarihinde çeki bankaya ibraz ettiği, çekin karşılığı olmadığından ödenemediği, 1.200 TL çek garanti bedelinin ödendiği anlaşılmıştır.
... 12. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; dava konusu yukarıda ayrıntıları yazılı çekin, davalı-alacaklı tarafından davacı-borçlular aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibine konu edildiği, takibin kesinleştiği anlaşılmaktadır.
İlk derece mahkemesince, her iki davacı yönünden de davanın reddine karar verilmiş ise de davacılardan ... Ltd. Şti. yönünden davanın reddine dair karar yönünden hiç bir gerekçeye yer verilmemiştir. Davacı şirket dava konusu çekin keşidecisi konumunda olup, keşideci davacını hukuki durumun tespit edilerek bir karar verilmesi gerekirken, bu davacı yönden hiç bir gerekçe gösterilmeden ve delil değerlendirmesi yapılmadan karar verilmiş olması, usule aykırı olmuş, bu nedenle, istinaf incelemesine elverişli olmayan kararın kaldırılması gerekmiştir." bahisle kaldırılmıştır.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin █████/2025 tarih,... Esas ve... Karar sayılı ilamı incelendiğinde davacılardan ...'ın ciranta olduğu, diğer davacı ... Şirketinin ise keşideci olduğu, ilk derece mahkemesince her iki davacı yönünden davanın kabulüne karar verilmesine rağmen keşideci olan davacı ... yönünden gerekçeye yer verilmediği ve kararın mevcut haliyle denetime elverişli olmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmakla mahkemesizce istinaf ilamı gözetilerek yalnızca keşideci davacı yönünden denetime elverişli şekilde gerekçe yazılması dışında işlem tesisi mümkün olmadığı, zira istinaf ilamında bu husus dışında toplanması gereken yeni bir delil yahut yapılması gerekli yeni bir incelemeden bahsedilmediği bu bağlamda mahkememizce istinaf ilamı doğrultusunda sınırlı inceleme yapılması gerektiği, bu incelemenin de keşideci olan davacı yönünden denetime elverişli gerekçelendirmeden ibaret olması gerektiği aksine yapılacak bir uygulamanın istinaf ilamını aşan belirlilik ve hukuki öngörülebilirlik ilkelerine aykırı sonuçlara yol açabileceği değerlendirilmiştir.
Davacı tarafından varlığı inkâr edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının tespiti için açılan davaya menfî (olumsuz) tespit davası denir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı, İstanbul 2013, s. 346). Menfî tespit davası 2004 sayılı İİK'nın 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere menfi tespit davasında amaç bir hukukî ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitidir.
Menfi tespit davası, maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Eş söyleyişle kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise, ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233).
Ayrıca, adi senette borçlu olarak gözüken kimse, senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığının ve dolayısıyla, senet borçlusu konumunda bulunmadığının tespiti amacıyla, cebri icra tehdidi ile karşı karşıya ise, icra takibinin yapılmasından önce; süresi içinde ödeme emrine karşı imzaya itirazda bulunmayı ihmal etmiş ve takip kesinleşmişse, takibe başlanılmasından sonraki evrede sahtelik davası açabilir, böyle bir sahtelik davası hukukî niteliği itibariyle 2004 sayılı İİK 72’de düzenlenmiş olan menfi tespit davasıdır (Tanrıver, S.: Medenî Usul Hukuku, C.1, Ankara 2016, s. 844-845).
TMK'nın 6. maddesine göre "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." HMK'nun 190. maddesi gereğince de, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir."
Menfi tespit davalarında da, HMK'nın ispata ilişkin genel kuralları geçerlidir. Bu davalarda davacı taraf, borçlu olmadığını iddia ettiğine göre, olumsuz bir durumun ispatı mümkün olmadığından, kural olarak ispat yükü alacaklıya aittir. Fakat davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK m. 190; 4721 sayılı TMK m. 6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru, El Kitabı, s. 370 ilâ 372). 6100 sayılı HMK'nın 209. maddesi uyarınca; adi bir senetteki yazı veya imza inkâr edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz. Öte yandan, sözleşmedeki imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfeti bunu iddia eden alacaklıya aittir. (Yargıtay HGK'nın █████/2006 tarih ve ... E., ...K. sayılı ilamı). Başka bir ifade ile, menfi tespit davasında hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü alacaklıdadır. Bununla beraber, yukarıda izah edildiği üzere davacının iddiasına göre ispat yükünün yer değiştirmesi de mümkündür. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel ilişkiden doğan talep hakkına ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. (HGK'nun ... Esas ...Karar ... Esas ... Karar sayılı ilamları) Bu nedenle kambiyo senetleri hakkında açılan menfi tespit davalarında, senedin dayanağı olduğu ileri sürülen hukuki ilişki ile senet metnindeki borç sebebi karşılaştırılarak, ispat yükünün kime düşeceği belirlenir.
Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan ilişki “kambiyo ilişkisi” ismiyle anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu “kambiyo taahhüdü”nde bulunmuş olur. Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl /temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır.
Kambiyo senedinin bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü kambiyo senedinin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m. 6 m.). İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle ortadan kalktığını ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkâr ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle sona erdiğini ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu, senedin varlığını kabul etmekle birlikte bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir. (Yargıtay HGK'nun ...E-... K sayılı kararı)
Davacı ... tarafın dava dilekçesi ile ileri sürdüğü imza itirazı ve dolayısıyla sahteciliğe ilişkin itiraz mutlak defi olup herkese karşı ileri sürülebilir. Dava konusu █████/2016 keşide tarihli, keşide yeri ... olan, ... bankası ... şubesi muhattap bankalı, 13.500 TL bedelli çekte davacı ...'a atfen atılı bulunan imzanın davacı ...'a ait olup olmadığı konusunda çek aslı üzerinde yapılan inceleme sonucu bilirkişi adli tıp uzmanı İ.Ü Adli Tıp Enst. İmza, Yazı, Belge İnceleme Em. Öğr. Üyesi, grafolog ... tarafından düzenlenen █████/2020 tarihli teknik raporda çekteki imzanında davacı ...'ın eli ürünü olmadığı bildirilmiştir. Mahkememizce aldırılan █████/2020 tarihli bilirkişi raporunun denetime açık, yeterli, objektif ve hüküm kurmaya elverişli olması gerekçeleriyle anılan bilirkişi raporuna itibar edilmiştir. Bilirkişi raporuna davalı vekilinin teknik nitelikte olmayan itirazlarının dosya kapsamı ile örtüşmemesi de dikkate alınarak davalı vekilinin dosya kapsamındaki itirazlarına itibar edilmemiştir.
Davacı ... yönünden yapılan incelemede ise davacının dava konusu çekin keşidecisi konumunda olduğu, imza itirazının bulunmadığı, ciro silsilesinin sıhhatli olması durumunda keşidecinin kendisinden sonraki tüm cirantalara karşı sorumlu olduğu ancak ciro silsilesinin kopması durumunda keşidecinin sorumluluğunun, ciro silsilesi kopmadan önceki son yetkili hamile kadar devam edebileceği, ciro zincirinin kopması anından itibaren ciro zincirinin kopmasına sebebiyet veren ciranta ile kendinden sonraki cirantaların yetkili hamil sıfatı bulunmayacağından kendinden önceki cirantalara ve keşideciye müracaat hakkı bulunmadığı, somut olayda da keşideci olan davacı...Şirketinin ciro etmeden çeki diğer davacı ...'a tevdi ettiği ancak burada ciranta ...'ın imzası taklit edilerek ciro işlemi yapıldığı, ciro zincirinin bu noktada ilk cirantada koparıldığı, davalının yetkili hamil olmadığı ve bu durumda keşideci olan davacıya başvuruda bulunamayacağı, keşideci olan davacının bu sebeplerle davalıya borçlu olmadığı kanaatine varılmıştır.
Yukarıda detayları ile izah olunduğu üzere davacı tarafların üzerlerinde bulunan ispat yükünü yerine getirdikleri, dava konusu edilen çekin altındaki imzanın davacı ...'ın eli ürünü olmadığı ve ciro zincirinin kopması sebebiyle yetkili hamil olmayan davalının keşideci olan diğer davacı ... Şirketinden alacak isteminde bulunmayacağı hususlarını ispat ettikleri kanaatine varılmış ve bu kapsamda davacıların davalıya ödediği 1.200 TL'nin davalıdan istirdadı gerektiği değerlendirilmiştir.
Bu nedenlerle davanın kabulü ile, ... 12. İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı takip dosyasına konu █████/2016 keşide tarihli, keşide yeri ... olan, ... bankası ... şubesi muhatap bankalı, 13.500,00 TL bedelli çek nedeniyle davacıların davalı tarafa borçlu olmadıklarının tespitine, davacıların davalıya ödediği 1.200 TL'nin davalıdan istirdadına davacılara iadesine, karar verilmiştir.
Davacı tarafların tazminat talebi yönünden ise davalının davacıya atfen atılı bulunan imzanın sahte olduğunu çeki iktisap ettiğinde bilebilecek durumda değildir. Dosya kapsamında davalının kötüniyetli olduğuna dair bir belge veya delil de bulunmamaktadır. Bu nedenlerle de davacı tarafların davalı hakkındaki tazminat talebinin İİK'nun 72/5. maddesindeki koşulları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.
Davalı tarafın kötüniyet tazminatı talebi yönünden ise İİK'nın 72/4. maddesi uyarınca tazminata hükmedilebilmesi için davanın alacaklı konumunda olan davalı lehine reddine karar verilmiş olması ve dosya kapsamında ihtiyati tedbir kararı verilmiş olması gerekmektedir. Davanın kabulüne karar verilmiş olması nedeniyle davalının tazminat talebinin İİK'nın 72/4. Maddesi'ndeki koşullar oluşmadığından reddine dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda izah olunduğu üzere;
1-Davanın KABULÜ ile, ... 12. İcra Müdürlüğünün ...E. Sayılı takip dosyasına konu █████/2016 keşide tarihli, keşide yeri ... olan, ... bankası ... şubesi muhatap bankalı, 13.500,00 TL bedelli çek nedeniyle davacıların davalı tarafa borçlu olmadıklarının tespitine, davacıların davalıya ödediği 1.200 TL'nin davalıdan istirdadına davacılara iadesine,
2-Tarafların kötü niyet tazminat taleplerinin İİK'nın 72/4-5.fıkralarındaki koşullar oluşmadığından ayrı ayrı reddine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 922,18-TL nispi karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 230,55-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 691,63-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan 230,55-TL peşin harç, 35,90-TL başvurma harcı, 750,00TL bilirkişi ücreti, 411,50-TL posta giderleri olmak üzere toplam 1.427,95-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden, karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T.'deki esaslara göre belirlenen 13.500,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine,
6-Artan gider/delil avansından artan avans olması halinde, hüküm kesinleştiğinde ve talep edildiğinde yatırana iadesine,
Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.█████/2026
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır
*Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!