Anahtar kelimeler: Şirketçe Müzakereler Edimlerini Sağlandığı Akdedilen Sağlanamadığı Arabuluculuk Görüşme Olacak İlişki

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2024
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVACI: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ticari davalarda dava şartı olan Arabuluculuk başvurusu taraflarınca son görüşme tarihi 05.07.2024 olacak şekilde --------- arabuluculuk numarası ile yapıldığı ve yapılan müzakereler sonunda 05.07.2024 tarihinde işbu dava konusu olan itirazın iptali ve icra inkar tazminatına ilişkin anlaşma sağlanamadığı, müvekkili ile davalı şirket arasındaki ticari ilişki ve akdedilen sözleşme uyarınca █████/2024 T.
---------- nolu fatura ile müvekkili şirketçe davalı şirkete hizmet sağlandığı,
müvekkilinin bu hizmet kapsamındaki edimlerini tam ve eksiksiz olarak zamanında yerine
getirdiği, davalı borçlu, sözleşme konusu edimlerin karşılığı olarak müvekkili tarafından teslim edilen
faturalar mukabilinde ödeme yapmayı kabul ettiği, bununla birlikte davalı tarafından yasal
süresi içinde faturaya itiraz edilmiş de olmayıp, buna rağmen davalı tarafından sözleşme
konusu ödeme yapılmadığı ve ödemelerin tam ve zamanında yapılmaması sebebi ile
taraflarınca--------- İcra Müdürlüğü ---------- E. sayılı takibi açılmış olup ödeme emrinin 27.05.2024 tarihinde borçluya tebliğ edildiği, davalı borçlu 31.05.2024 tarihinde vermiş olduğu borca itiraz dilekçesi ile takipte talep edilen tüm alacak ve ferilerine ve faiz miktarına haksız,
hukuka aykırı ve kötüniyetli itiraz etmiş olduğu, ilaveten davalının ticari defterlerinde faturanın işlenmiş olmaması ve hizmete itiraz edilmesi
halinde; müvekkili şirket bilgisayarları üzerinde, mahkemece verilecek yerinde inceleme yetkisi
ile davalının ilan hakları, ilan veritabanı, ilan log kayıtları ve kullanıcılar sayfası ve firma log-in
kayıtlarının bilirkişi marifetiyle incelenmesi neticesinde hizmetin sağlandığının tartışmasız
olarak ortaya koyulacağını belirterek,
davanın kabulüne, davalı tarafından yapılan vaki itirazın iptali ile takibin devamına, haksız itiraz nedeniyle en az %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleriyle
avukatlık ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş yargılama giderleri vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; fatura alacağı tek başına TBK m. 89'un uygulanması için yeterli olmayıp, müvekkili şirket ile
davacı arasında imzalanmış bir sözleşme bulunmadığı, icra takibine yapılan yetki itirazı öncelikle değerlendirilmesini, yetkisizlik kararı verilmesini talep ettikleri, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında imzalanmış bir sözleşme bulunmadığı, davacı tarafından dava dilekçesi ekinde sunulan sözleşmede müvekkili şirket' in imzasının bulunmadığı,
taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmadığı, müvekkili şirket tarafından davacıdan
faturaya konu hizmet alınmış olmadığı, davacı taraf dava dilekçesinde taraflar arasında
sözleşme imzalandığını ve kendileri tarafından da sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerin
eksiksiz olarak yerine getirildiği iddia etmiş ise de dilekçe ekinde sunulan sözleşmede müvekkili
şirket'in imzasının bulunmamakta olduğu. müvekkili şirket davacı şirket ile herhangi bir fiyat ve hizmet için anlaşmadığı davacı
tarafından faturaya konu edilen hizmetleri almamış, davacı tarafından dava dilekçesi ekinde
hangi hizmetin verildiği ispata elverişli herhangi bir delil ile de ortaya konulmuş olmadığı, davacı, taraflar arasında sözleşmesel ilişki kurulduğuna dair herhangi bir yazışma da dosya
kapsamında sunulmadığı, bu sebeple taraflar arasında var olduğu iddia edilen sözleşmesel
ilişkiye itiraz ettikleri ve kabul etmedikleri, müvekkilimi Şirket davacı taraf ile imzaladığı bir sözleşme bulunmadığı gibi, faturaya konu
edilen hizmeti de almamış olup, Davacının imzasız bir sözleşme metnine ve tek taraflı faturaya
dayanarak alacaklı olduğunu iddia etmesinin de mümkün olmadığı,
davacı tarafından kesilen faturalara süresinde itiraz edilmemiş olması alacağın varlığını ispat
için yeterli olmayıp, davacı tarafından faturaya konu edilen hizmetin verildiğini ispat ile
mükellef olduğu, davacı tarafından sunulan faturanın müvekkili Şirket tarafından iadesi her zaman mümkün
olup, faturanın içeriğine süresinde itiraz edilmemesi, faturaya konu hizmetin alındığının ispatı
anlamına gelmemekte, davacı tarafın faturaya konu malı teslime dair ispata elverişli herhangi
bir delil sunmadığı ve dayanmadığının da dosya kapsamında sabit olduğunu savunarak,
yetki itirazları doğrultusunda yetkisizlik kararı verilmesine, haksız ve hukuk aykırı
davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar
verilmesini talep ettikleri görülmüştür.
İNCELEME VE GEREKÇE
: Dava hukuki niteliği itibariyle, --------- İcra Dairesinin ---------- Esas sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67 maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.
İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır.
Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez.
İtirazın iptali istemine konu, ---------- İcra Dairesinin ---------- Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde buludğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından itiraz dilekçesinde borca itiraz edildiği ve takibin durduğu anlaşılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişi tarafından alınan raporda özetle; tarafların tacir olduğu ve aralarında sanal ortamda yapılmış bir sözleşmeye dayalı hizmet alım/satımına dayalı ticari ilişki bulunduğu hususu dosya kapsamıyla açık ve çekişmesiz olduğu, davaya konu ihtilafın, davacı şirketin davalı şirketten takip tarihi itibarıyla, C/H bakiyesinden kaynaklı alacak talebinin yerinde olmadığı hususlarında toplandığı, dosya kapsamı ve tarafların ticari defter ve kayıtları ile dayanak belgeleri üzerinde yapılan incelemeler sonucunda; davacı şirketle davalı şirket arasında █████/2024 tarihinde sanal ortamda akdedilmiş üyelik sözleşmesi kapsamında, davacı şirketçe davalı şirkete, davalı şirketin işgücü ihtiyaçlarını karşılamak üzere davacı şirketin elektronik ortamda mevcut platformu üzerinden ilan oluşturabilmesinin 28.03.2024 – 28.06.2025 tarihleri arasında kalan süreyle gerçekleştirilmesi için ticari ilişki kurulduğu, bu ticari ilişki kapsamında davacı şirketçe davalı şirket adına üyelik sözleşmesinde de belirtildiği üzere, üyelik sözleşmesi karşılığında, █████/2024 tarihli, ----------- Nolu, “--------- yazılımı kullanım bedeli ve --------- satış bedeli” içerikli, kdv dahil 234.000.- TL tutarlı hizmet faturasını düzenleyerek, elektronik ortamda davalı şirketin ----------- e-mail adresine tebliğ ettiği ve usul ve yasaya uygun tutulmuş ticari defterlerinde davalı şirket adına borç kaydetttiği, buna mukabil, davalı şirketin incelenen ticari defter kayıtlarında, davacı şirketçe adına düzenlenmiş ve elektronik ortamda kendilerine tebliğ edildiği işbu faturanın, davalı şirketçe yasal bir itiraza konu edilmeksizin ve benimsenerek 29.03.2024 tarihinde, --------- fiş numarasıyla, --------- ana hesabı altında yer alan ---------- alt hesap kodunda, davacı şirket hesabına, davacı şirket alacağı olarak kaydedildiği, gerek davacı gerekse davalı şirketin ticari defterlerinde bu faturaya yönelik olarak yapılmış herhangi bir tahsilat/tediye kaydı ve/veya iade fatura mahsup işleminin yer almadığı görüldüğü, davacı şirketin davalı şirketten tarafların tam bir karşılıklılık içinde olan ve birbirlerini teyit eden ticari defter kayıtları muvacehesinde, takip talebinde olduğu gibi 234.000,00 TL asıl alacağı bulunduğu tespit edildiği, sözleşmenin cayma hakkı ve devir yasağı başlıklı 8. maddesi uyarınca cayma hakkının da bulunmadığı gibi yasal nitelikli bir itiraza konu etmeyerek ve benimseyerek ticari defterlerine kaydettiği ve davacı şirkete borçlu bulunduğu bu fatura nedeniyle hizmet almadığı ve fatura bedelinden sorumlu tutulamayacağı yönündeki savunmalarına itibar edilip edilemeyeceği hususlarında takdirin mahkemeye ait olduğu, davacı şirketin takip talebine konu etmiş olduğu ve davalı şirket ticari defterlerine de kaydedilmiş bulunan hizmet faturası nedeniyle 234.000.- TL asıl alacağı, davalı şirketten talep etmesinde bir isabetsizlik olmadığı mütala edilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 222/3. Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde)yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde). Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmü düzenlenmiştir.Fatura düzenlenmesi ve dayanağı kanıtlanamayan faturalar davacı defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. Davada ispat külfeti faturalar nedeniyle alacaklı olduğunu iddia eden davacının üzerindedir. Davacının faturalara konu malları davalıya teslim ettiğini usulüne uygun delillerle ispatlaması gerekir. Ticarî defterlerin ibrazı ve delil niteliği, HMK’nın 222. maddesinde düzenlenmiş olup maddenin 1. fıkrasında mahkemenin, ticarî davalarda tarafların ticarî defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceği ve aynı maddenin 2. fıkrasında ise ticarî defterlerin, ticarî davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması gerektiği düzenlenmiştir. Ticarî defter kayıtları ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan tarafın, ticarî defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticarî defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticarî defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir (HMK m. 222/3). Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticarî defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olurlar. (HMK m. 222/4).
Öte yandan taraflardan birinin diğer deliller yanında karşı tarafın ticarî defterlerine dayanmasıyla karşı taraftan ticarî defterlerin ibrazının istenilmesi, ancak ticarî defterlerin ibrazından kaçınılması durumunda, HMK’nın belgelerin ibraz mecburiyetini içeren 219 ve devamındaki hükümler uygulama alanı bulacaktır. Bu çerçevede HMK’nın 220/3. maddesinde düzenlenen belgenin ibraz yükümlülüğüne aykırı davranışın sonucunda, HMK’nın 222/5. maddesindeki düzenlemeden farklı olarak hâkime takdir hakkı tanınmış olup hâkim, ibraz edilmeyen belgenin/ticarî defterin içeriği hakkında, somut durumun niteliğine uygun düştüğü ölçüde yapacağı değerlendirme sonrasında ibrazı isteyen diğer tarafın beyanının kabul edilip edilemeyeceğine karar verecektir
Somut olayda taraflar ticari defterlerini inceleme için sunmuştur. Tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde mali bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, taraf defterlerinin birbirini teyit ettiği, dava ve takip dayanağı faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının kendi defterlerine göre davacıya takip tutarı kadar borçlu göründüğü, buna göre fatura konusu ürünlerin davalıya teslim edildiği yönünde davacı lehine fiili karine oluştuğu ve ispat yükünün yer değiştirdiği, davalının karinenin aksini ispat eder delil sunmadığı, davacının faturaya konu hizmeti sunduğu, fatura bedeline hak kazandığı, faturaya ilişkin davalının ödeme yaptığını usulüne uygun delillerle ispat edemediği kanaati ile usul ve yasaya uygun bilirkişi raporu da hükme esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir.İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir.
HÜKÜM
:
Davanın KABULÜ İLE,
1-Davalının --------- İcra Müdürlüğünün ------------ E. Sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile, takibin devamına
2- Kabulüne karar verilen alacağın %20 'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Karar harcı 15.984,54 TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 2.826,14 TL harcın mahsubu ile bakiye 13.158,4 TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 60,80 TL başvurma harcı, 2.826,14 TL peşin harç olmak üzere toplam 2.886,94 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 97,00 TL tebligat, müzekkere gideri ve 14.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 14.097,00 TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
7-Davacı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 45.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca--------- bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
9-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde--------- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!