Anahtar kelimeler: Ektopik Gebelik Tedaviye Gördüğü Güvencesi Poliçesinin Nezdinde Hususu Anadolu Sebebi

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ
: █████/2022
NUMARASI
: ████████ Esas, ███████ Karar
DAVANIN KONUSU
: İTİRAZIN İPTALİ
KARAR TARİHİ
: █████/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde; sigortalı ...'ın müvekkili nezdinde sağlık sigortası güvencesi kapsamında olduğunu, sigortalının █████/2015 tarihinde ektopik gebelik sebebi ile gördüğü tedaviye ilişkin giderlerin müvekkili tarafından karşılandığını, sigortalının, dava şirket nezdinde de aynı süre için teminat sağlayan geçerli bir sigorta poliçesinin bulunduğunun tespiti üzerine müşterek sigorta hususu bildirilerek ödeme yapılması talep edilmiş ise de, herhangi bir ödeme yapılmadığını, alacağın tahsili amacıyla İstanbul Anadolu 19. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası ile başlatılan takibin davalının itirazı üzerine durduğunu, davalı TTK'nun 1467. maddesi uyarınca çifte sigortaya muvafakat ettiğinden Sağlık Sigortası Genel Şartlarının 12. maddesi ile TTK'nun 1466. maddesi uyarınca, tamamı müvekkili tarafından karşılanan tedavi masraflarının her iki sigortacı tarafından sigorta edilen bedel oranında karşılanması gerektiğini belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın, hem TTK'nun 1420. maddesi ve hem de Sağlık Sigortası Genel Şartlarının 16. maddesinde belirlenen zamanaşımı süresi geçtikten sonra açılması sebebiyle reddi gerektiğini, sigortacı şirketlerinin onayı bulunmadığından müşterek sigorta hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığını, sigorta sözleşmesinde yazılı olarak müteselsil sorumluluk esası kabul edilmediğinden davacının yine rücu hakkının bulunmadığını, ayrıca sorumluluk hali söz konusu olsa bile, müvekkilinin poliçe şartlarının, limitlerinin ve katılım paylarının nazara alınması gerektiğini, davacının kendi poliçe koşullarına uygun olmayan bir ödeme yaptığının tespiti halinde, bu tür bir ödemeye bağlı olarak rücu imkanının kullanılamayacağını, ayrıca sigortalı tarafından müvekkiline başvurulmuş olsaydı, histeroskopik sineşi açılması işlemi olan 11.618,90 TL teminat kapsamında değerlendirilerek 13.361,27 TL'nin poliçe kapsamında kabul edileceğini, temerrüt koşulları oluşmadığından ancak dava tarihinden itibaren faiz istenebileceğini, icra inkar tazminatı şartlarının bulunmadığını belirterek davanın reddine ve takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere davacı aleyhine tazminata hükmolunmasına karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
:
İlk derece mahkemesince; Sağlık Sigortası Genel Şartlarının 12. maddesi ile müşterek sigorta hükmü uygulanacağının açıkça belirtildiği, sigortacıların bunu kabulleri ile zımnen onay verdiği, buna göre çifte sigortaya ilişkin TTK'nun 1467. maddesi (a) bendi gereğince bir mutabakat olduğu ve TTK'nun 1466/2. fıkrası gereğince çifte sigortanın uygulanmayacağı ve müteselsil sorumluluk esası üzerinden müşterek sigortayı düzenleyen hüküm gereğince geçersizliğin söz konusu olamayacağı ve her halükârda TTK'nun 1466. maddesi gereğince müşterek sigorta hükümlerinin uygulanacağı, somut olayda, davacı sigortacının, sigortalısı için ödediği 24.980,17 TL tedavi giderinin yarısı olan 12.490,08 TL'den davalının sorumlu olduğu gerekçelerine istinaden davanın kabulü ile, itirazın iptaline ve takibin asıl alacak ve işlemiş faiz olmak üzere toplam 13.276,96 TL üzerinden devamına, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine dair karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
:
Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiş olup davacı vekili ise katılma yoluyla istinaf talebinde bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; öncelikle görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi olduğunu, 23.11.2021 tarihli bilirkişi raporunda yer verilen tespitler de dikkate alındığında müşterek sigorta ve çifte sigorta hükümleri gereği herhangi bir talepte bulunulamayacağını, genel şartlar kapsamında sigorta şirketlerinin müşterek sigortaya zımmi kabullerinin olduğundan hareketle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yasal düzenlemeler gereği her bir poliçe için açık rızanın bulunması gerektiğinden kararın yasal düzenlemelere aykırı ve hatalı olduğunu, müvekkilinin açık yada zımni bir onayı bulunmayıp çifte sigorta mevcut olmadığından müşterek sigorta hükümlerinin tatbik edilmesinin mümkün olmadığını, TTK'nun 1466/2. fıkrası uyarınca, rücu hakkının oluşabilmesinin, sigorta sözleşmelerinde müteselsil sorumluluk halinin açık şekilde kabul edilmesine bağlı olduğunu, müteselsil sorumluluk esasının iradi olarak kararlaştırıldığı hususu ispat edilemediğinden davanın bu bakımdan da reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla sigortalıya uygulanan işlemlerin kendi sigorta poliçelerine göre 11.618,90 TL'si kapsam dışı kalacak olması sebebiyle hesaplama yönünden eksik inceleme yapıldığını, eksik inceleme ve raporlar arasındaki çelişki giderilmeden karar verildiğini, ayrıca ancak dava tarihinden yasal faize hükmedilebileceğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalının istinaf talebinin reddi ile, dava konusu alacak likit olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken bu yönde ki taleplerinin reddinin hukuka aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının icra inkar tazminatı yönünden kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
:
Dava, davacı sigortacı tarafından sigortalısı için ödenen tedavi giderinin yarısının müşterek sigorta kapsamında davalı sigortacıdan tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.
Davacının, davalı hakkında İstanbul Anadolu 19. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 12.490,08 TL asıl alacak ve 786,88 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 13.276,96 TL'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, itirazın davacı alacaklıya tebliğine dair bir belgeye rastlanmadığından işbu itirazın iptali davasının yasal süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Dosya kapsamından; dava dışı sigortalının tedavi ve ameliyatı sebebiyle Acıbadem Maslak Hastanesi tarafından davacı sigorta şirketine █████/2015 tarihinde 24.980,17 TL fatura düzenlendiği, davacının, sigortalısının tedavi gideri için 24.980,17 TL ödediğinden bahisle sigortalının davalı sigortacı nezdinde de sağlık sigortalısı olduğu gerekçesiyle ödediği bedelin yarısını müşterek sigorta kapsamında tahsili amacıyla başlattığı icra takibi üzerine işbu davayı açtığı anlaşılmıştır.
Mahkemece, müşterek sigorta hükümlerine göre davacının ödediğini belirttiği 24.980,17 TL'nin yarısı olan 12.490,08 TL'den davalı sorumlu tutularak faizi ile birlikte toplam 13.276,96 TL üzerinden takibin devamına ve icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş olup hüküm davalı ve katılma yoluyla davacı tarafından istinaf edilmiştir.
Uyuşmazlık, mahkemenin görevli olup olmadığı, sigortalının, davacı ve davalı nezdinde düzenlenmiş sağlık sigortası bulunması karşısında, davacının ödediği tedavi giderinden davalı sigortacının sorumluluğunun bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Bilirkişi tarafından sunulan █████/2020 tarihli raporda; davalının poliçe genel şartlarına göre, 24.980,17 TL tutarındaki fatura üzerinden, laparoskopik dış gebelik operasyonu ve probe küretaj işleminin yatarak tedavi teminatından %100 ve 13.361,27 TL olarak değerlendirileceği, histeroskopik sineşi açılması işlemi için 11.618,90 TL'nin kapsam dışı kalan tutar olarak değerlendirildiği, buna göre davalının sorumluluğu kapsamında olan 13.361,27 TL'nin yarısı olan 6.680,64 TL'nin davalı tarafından karşılanması gerektiği bildirilmiştir.
Farklı bilirkişi tarafından sunulan █████/2021 tarihli raporda; sigortalı ...'ın her iki sigorta şirketinin müşterek sigortalısı olduğu, davacının, sigortalı için ödediği 24.980,17 TL'lik tutardan, poliçe teminat limiti içinde olması bakımından davalı sigortacının %50'lik kısmından sorumlu olacağı, ancak uygulanan tedavilerin uzman hekimin değerlendirmesi gerektiği bildirilmiştir.
Mahkemece, bir hastane yöneticisi ile bir sigorta bilirkişisinden rapor alınmasına karar verilmesi üzerine görevlendirilen bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen █████/2021 tarihli raporda; sigortalının şikayeti ve operasyonuna neden olan patolojinin konjenital olmadığı, sonradan oluşan iyi huylu kemik tümürü olduğu ve şikayete neden oluyorsa operasyonun gerekli olduğu, dosya kapsamında davacı ile davalı arasında tedavi masraflarına ilişkin müşterek sorumluluk temin edilmediğinden müşterek sigorta hükümlerinin ve ayrıca çifte sigortanın uygulanamayacağı, bu nedenle davacının rücu talebinin yerinde olmadığı, aksi kanaat halinde davacı sigortacının ödediği 24.980,17 TL tutarın %50'lik kısmı olan 12.490,08 TL'den davalının sorumlu olacağı bildirilmiştir.
Davacı taraf, sigortalısının tedavisi için ödediği tedavi giderinin yarısından müşterek sigortanın düzenlendiği TTK'nun 1466. maddesi kapsamında davalının sorumlu olduğundan bahisle talepte bulunduğuna ve talebin dayanağına ilişkin hususun TTK'da düzenlenmiş olmasına göre uyuşmazlığın ticaret mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması usul ve yasaya uygun olup davalı vekilinin mahkemenin görevine yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamında davacı nezdinde düzenlenmiş sigorta poliçesi ve davacının, sigortalısının tedavi gideri için 24.980,17 TL'yi ödediğine dair bir belge sunulmamış olup bu eksiklerin giderilmesi amacıyla Dairemizce davacı vekiline tebligat çıkarılmış ise de, eksik olan bu hususların yine giderilmediği görülmüştür.
"...Taraf sıfatı, bir başka deyişle husumet ehliyeti; davaya konu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, davaya konu hakkın sahibini, davalı sıfatı ise davaya konu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı, aktif husumeti, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde kabul edilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise, davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukuki koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir. Taraf sıfatı bu anlamda, def'i değil itiraz niteliğinde olup; taraflarca süreye ve davanın aşamasına bakılmaksızın her zaman ileri sürülebileceği gibi taraflar ileri sürmemiş olsalar bile mahkemece re'sen nazara alınmalıdır..." (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin █████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamı).
Somut olayda, █████/2015 tarihli tazminat ödeme emri, olay sebebiyle tedavi giderinin hastaneye ödendiğini göstermeyeceği gibi ayrıca sunulan dekontta belirtilen 11.564.261,46 TL miktarın, dava konusu edilen tedavi giderini kapsayıp kapsamadığı da belli değildir. Ayrıca davacı nezdinde düzenlenmiş bir sigorta poliçesi de sunulmadığından somut olay bakımından müşterek ve çifte sigorta şartlarının bulunup bulunmadığının denetlenmesi de mümkün değildir. O halde mevcut delil durumuna göre davacının aktif husumet ehliyetinin bulunduğundan söz edilemeyeceğinden bu gerekçeler ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken somut olaya uygun düşmeyen gerekçeler ile davanın kabulüne karar verilmesi isabetli olmamıştır.
Dairemizce hükmün kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilecek olmasına göre davalının cevap dilekçesinde ileri sürdüğü kötüniyet tazminatı talebinin de değerlendirilmesi gerekir.
2004 sayılı İİK'nun "İtirazın İptali" başlıklı 67/2 maddesi "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." hükmünü içermektedir. Buna göre davalı borçlu lehine kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için icra takibinin haksız ve kötüniyetli olması gerekir ise de, davacının icra takibinde haksız olması, icra takibinin salt bu nedenle kötüniyetle başlatıldığının kabulüne yeterli olmadığı gibi bu yönde bir ispatın da bulunmadığı anlaşılmakla şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun reddine; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından HMK'nun 353/1-b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında davanın aktif husumet yokluğundan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M
: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,
2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas, ███████ Karar sayılı ve █████/2022 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE,
3-a)Davanın aktif husumet yokluğundan REDDİNE,
b şartları oluşmadığından kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE,
c)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin olarak yatırılan 226,74 TL harcın mahsubu ile bakiye 505,26 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
d)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
e)Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine YER OLMADIĞINA,
f)Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 13.276,96 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya VERİLMESİNE,
g)6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
İstinaf Başvurusu Yönünden;
4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davacı tarafından yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
6-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin olarak yatırılan 250,76 TL harcın mahsubu ile bakiye 481,24 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
7-Davalı tarafından yatırılan 471,46 TL istinaf harçlarının davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
8-6100 sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmının yatıran tarafa İADESİNE,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.2 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.30.04.2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!