Anahtar kelimeler: Konusumarka Otelleri Com Üretmek Alternatifleri Milyon Dolar Sinai Mayıs İstemli

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ16. HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IDOSYA NO
:████████ EsasKARAR NO
:████████İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
:İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİTARİHİ
:█████/2024NUMARASI
:████████ ESAS, ████████ KARARDAVANIN KONUSU
:Marka (Maddi Tazminat İstemli)KARAR TARİHİ
:█████/2026İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili şirketin 1991 yılında tüketicilere tatil alternatifleri üretmek üzere kurulduğunu, bünyesinde ..., ..., ... Otelleri, ... Otelleri, ..., ....com ve ... teşebbüslerinin bulunduğunu; müvekkili şirketin dahil olduğu ...’un müvekkili şirket bünyesinde yaklaşık 240 milyon dolar yatırım yaparak Mayıs 2011’de hizmet vermeye başlamış olan ... ... Hotel’i bünyesine kattığını; ...’in “...” olarak tanımlanan konseptinin son 2 yılda 5 yıldız ve üstü otellerde konaklama yapan 35 bin misafir tarafından tasarlandığını; ... markasının turizm sektöründe yurt içi ve yurt dışı planda tanıtımı için büyük maliyetli reklam yatırımları yapıldığını; müvekkilinin ... markası ile ulusal ve uluslararası birçok ödüle layık görüldüğünü; müvekkilinin halihazırda sırasıyla 36, 37, 39, 40, 4l, 43, 44, 35. sınıflarda tescilli ... tescil no.lu “...", ... tescil no.lu “..." şekil, ... tescil no.lu "...", ... tescil no.lu "..." markalarının sahibi olduğunu; müvekkili şirkete ait "..." markasının aynı zamanda WIPO nezdinde 51 ülke çapında da tescil edilerek uluslararası manada da koruma altına alınmış olduğunu; bununla birlikte 30.07.2012 tarihinde yapılan başvuru sonucunda TÜRKPATENT tarafından “...” markasının ... numarası ile tanınmış marka olarak tesciline karar verildiğini; taraflarınca yapılan araştırmalar sonucunda davalı ... ...'ın "... ... hotel” adı altında yeni bir otel kurarak Beyoğlu/İstanbul lokasyonunda faaliyete başladığının ve... başvuru numarası ile "... ... HOTEL" markasının tescil başvurusunda bulunduğunun ve sonrasında tescil aldığının ve davalının ... alan adını kullandığının öğrenildiğini; davalı markasının müvekkili markası ile ayniyet derecesinde benzer olduğunu, tanınmış marka statüsündeki müvekkili markasının itibarından haksız fayda sağlama, markanın itibarına zarar verme ve markanın ayırt edici karakterini zedeleme ihtimali bulunduğunu; davalı markasının SMK m.5/1-ç ve m.6/1 hükümleri ile m.6/5 kapsamında hükümsüz kılınması gerektiğini; davalı taraf kullanımlarının SMK m.29/1-a’nın atfıyla m.7/2b ve m.7/2-c anlamında müvekkili markasına tecavüz teşkil ettiğini; bunun gibi davalının SMK m.29/1-b kapsamında müvekkilinin izni olmaksızın markanın ayırt edilemeyecek derecede benzerini kullanarak taklit ettiğini ve yine m.29/1-c kapsamında taklit marka kullandıklarının bilincinde olmasına rağmen taklit marka ile faaliyette bulunmak dolayısı ile marka hakkına tecavüz ettiklerini; davalı fiillerinin aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğini belirterek davalının... numaralı “... ... hotel” markasının hükümsüzlüğüne, SMK m.149 kapsamında davalının müvekkili şirkete ait marka haklarına tecavüz niteliğindeki fiillerinin durdurulmasına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100.000 TL manevi, 10.000 TL maddi tazminata hükmedilmesini, davalı alan adının kapatılmasını; TTK m.56 vd. kapsamında davalı internet sitesinin kapatılmasına, davalının müvekkiline ait “...” markasının, bu markanın ulusal ve uluslararası anlamda tanınmış marka niteliğinde olduğu da göz önüne alınmak suretiyle bir lisans anlaşması ile hukuka uygun şekilde kullanılmış olunması halinde ödenmesi gereken lisans bedeline göre müvekkili şirketin yoksun kaldığı kazanç hesap edilerek l00.000,00-TL manevi ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00-TL yoksun kalınan kazanç tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.CEVAP
:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkiline ait marka “...” değil “... ... hotel”, davacı yana ait marka ise “...”dir. markalar arasında benzerlik ya da karıştırılma ihtimali söz konusu değildir. türk patent ve marka kurumu da bu yönde müvekkil lehine karar verdiğini, "... ... Hotel” markası, █████/2018 tarihinden itibaren 10 yıl süre ile geçerli olmak üzere █████/2020 tarihinde Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde müvekkil adına tescil edildiğini, İşbu markanın müvekkili adına tescili esnasında davacı yan Türk Patent ve Marka Kurumu’na başvurarak marka başvurusuna itirazda bulunmuşsa da bu itiraz yerinde bulunmamış ve “... ... Hotel” markası müvekkili adına tescil edildiğini, davacı yan, işbu davaya konu markalar arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimali olduğunu iddia etmekte ise de, müvekkiline ait marka “... ... Hotel” iken, davacı yana ait marka “...” olduğunu, İki marka arasında görsel ya da fonetik olarak herhangi bir benzerlik olmadığı gibi, ortak olarak bulunan “...” ibaresi birçok markada yer alan ve ayırt edici özelliği bulunmayan bir ibare olduğunu, her iki markanın yer aldığı otellerin konsepti, hitap edilen tüketici kitlesi ve tüketiciye ulaşım kanalları tamamen farklıdır. söz konusu hizmetin muhatabı tüketicilerin dikkat düzeyinin ortalama bir tüketiciden çok daha yüksek olacağı ve karıştırma durumunun söz konusu olmayacağı bilirkişi raporu ile de sabit olduğunu, davacı yana ait “...” markası, ..., ..., ... gibi yazlık lokasyonlarda yer alan ve müşterilerine deniz/havuz/plaj, spor alanları, restoranlar ve benzeri olanaklar ile hizmet eden bir beş yıldızlı otele ait olup, söz konusu oteller balayı konaklamaları ya da aile tatilleri için tercih edilecek oteller arasında yer aldığını, müvekkiline ait “... ... Hotel” markasına ait otel ise, çoğunluğu Avrupa ülkeleri ve sair yurt dışı ülkelerinden gelen turist misafirlere “oda+kahvaltı” konseptinde kısa konaklamalar için hizmet sağlayan bir şehir oteli ve üç yıldızlı butik otel olarak hizmet sağladığını, her iki markanın yer aldığı oteller farklı türde müşterilere hitap etmekte ve konsept olarak da tamamen ayrıştığını, buna ek olarak, “...” otellerinde konaklama yapmayı arzu eden tüketicilerin ulaşım kanalları ...ve benzeri lokal seyahat acenteleri iken, “... ... Hotel” müşterileri yalnızca ..., ..., ... gibi yabancı seyahat acenteleri aracılığıyla ulaşım sağlayabildiğini, her iki otele aynı platformlar üzerinden ulaşılması dahi mümkün değilken, müşterilerin markaları karıştırması söz konusu olamayacağını beyan ederek davacı tarafından açılan haksız davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
:İstanbul Anadolu 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi ████████ Esas ████████ Karar 22.10.2024 Tarihli kararı:"...Dava konusu somut olayda davacı tarafın öncelikli olarak hükümsüzlük talepleri değerlendirilmiş, TPMK kayıtları incelendiğinde, ... tescil numaralı ... markasının davacı adına başvuru aşamasında olduğunu, ... tescil numaralı ... + ŞEKİL markasının █████/2011 tarihinde, ... tescil numaralı ... markasının 03 ve 44 sınıflarda █████/2014 tarihinde, ... tescil numaralı ... kemer resort 6 spa hotel markasının 03, 39, 41, 43 ve 44 sınıflarda █████/2015 tarihinde davacı adına tescil edildiği, ... tescil numaralı ... ... hotel markasının 43.sınıfta █████/2020 tarihinde davalı adına tescil edildiği, davalı tarafın hem internet alan adı hem de diğer kullanımlarında ... hotel şeklinde olduğu, taraf markaları karşılaştırıldığında ... ibaresinin ortak olduğu, ancak davalı tarafın markasının ... ibaresi eklenmek suretiyle ... hotel şeklinde bütünlük oluşturacak şekilde oluşturulduğu ve kullanımın da bu şekilde olduğu, markalar karşılaştırıldığında aynı olmadığı ve ayırt edilemeyecek kadar benzer olmadıkları, hem yazı hem ses olarak farklılaştıkları, bu haliyle SMK md. 5/1-ç de yer alan hükümsüzlük şartının gerçekleşmediği, hükümsüzlüğü talep edilen ... tescil sayılı “... ... hotel” markası ile davacının dayanak markaları arasında bütünsel intiba bakımından bir benzerlik bulunmadığı, hitap ettikleri müşteri kitleleri de dikkate alındığında halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimalinin mevcut olmadığı, bu sebeple SMK md. 6/1’de yer alan hükümsüzlük şartının gerçekleşmediği, davacıya ait “...” markası tanınmış marka statüsünde ise de, davalının hükümsüzlüğü talep edilen ... tescil sayılı “... ... hotel” markası ile davacının dayanak markası arasında bağlantı kurulmasını sağlayacak bir benzerlik olmadığıdikkate alındığında SMK md 6/5 de düzenlenen sulandırma hallerinin gerçekleşmesi, yani markalar arasında bağlantı kurulması suretiyle tanınmış markanın itibarından haksız yararlanılması, itibarına zarar verilmesi ya da markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesinin söz konusu olmadığı kanaati ile SMK md.6/5’de düzenlenen hükümsüzlük şartının oluşmadığı kabul edilmiş ve davacı tarafın hükümsüzlük talepleri yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafın marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet yönündeki talepleri de değerlendirilmiş, .../ adlı İnternet Sitesininin ve bu sitedeki tanıtım ve reklamlar ile davalı tarafın diğer kullanımlarının adına tescilli ... tescil numaralı ... ... hotel markasının tescil edildiği şeklinde olduğu, taraf markaları karşılaştırıldığında davalı markası ile davacı markalarının tescil edildikleri ortak sınıf olan 43. Sınıftaki geçici konaklama hizmetleri yönünden benzerlik bulunsa da davalı markaları ile davacı markasının ... ibaresi yönünden benzeştiği iddia edilmiş ise de davalının markasının "... ... hotel+şekil" şeklindeki tescilli hali ile hem ses hem anlamsal olarak davacı markalarından farklılaştığı, davalı kullanımı ile davacının dayanak markaları arasında bütünsel intiba bakımından bir benzerlik bulunmadığı, yukarıda açıklandığı üzere hitap ettikleri müşteri kitleleri de dikkate alındığında halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimalinin mevcutolmadığı, bu sebeple SMK md. 7/2-b anlamında marka hakkına tecavüzün şartlarının mevcut olmadığı,davacıya adına tescilli “...” markası tanınmış marka statüsünde ise de, davalının kullanımı ile davacının dayanak markası arasında, bağlantı kurulmasını sağlayacak bir benzerlik olmadığı bu haliyle SMK md 7/2-c’de düzenlenen sulandırma hallerinin gerçekleşmesi, yani markalar arasında bağlantı kurulması suretiyle tanınmış markanın itibarından haksız yararlanılması, itibarına zarar verilmesi ya da markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesinin söz konusu olmadığı, sonuç itibariyle SMK md. 7/2-c anlamında marka hakkına tecavüzünşartlarının mevcut olmadığı kabul edilmiş ve marka hakkına tecavüz talepleri yönünden de davanın reddine karar vermek gerekmiştir.Davacı tarafın haksız rekabet yönündeki talepleri de değerlendirilmiş, az yukarıda açıklandığı üzere davalı kullanımlarının kendi markasının tescil edildiği hal ile olduğu, davalı marka tescilleri ile iltibas oluşturan bir kullanımın söz konusu olmadığı, yine haksız rekabet hallerinin düzenlendiği TTK'nın 55. Maddesi kapsamında ya da başkaca haksız rekabet oluşturacak bir işlem ya da eylemin bulunduğuna dair bir delil dosyada mevcut olmadığından davacı tarafın haksız rekabet yönündeki taleplerinin de yerinde olmadığı kabul edilmiş ve davanın tümden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle ;Davanın REDDİNE,..." karar verilmiştir.İSTİNAF İSTEMİ
:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin, dava konusu markalar arasında benzerlik bulunmadığı ve davalı markasının iltibas yaratmadığına dair değerlendirmeleri hatalı olduğunu, müvekkiil şirketin “...” ve “...” markalarının yurt içi ve yurt dışındaki tanınmışlığı, söz konusu markaları yaygın ve aktif olarak kullanılması göz önünde bulundurulursa davalının markasının müvekkil şirket markaları ile karıştırılma ihtimali ve haksız yararlanmanın mevcut olduğunu, 30.07.2012 tarihinde yapılan başvuru sonucu TPE YİDK tarafından müvekkili şirkete 08.03.2016 tarihinde yapılan bildirimle “...” markasının ... başvuru numarası ile tanınmış marka olarak tesciline karar verildiğini, Davalı ...'ın, ... başvuru numarası ile “... ... HOTEL” markasını ve .../ alan adını kullandığını, Davalının tescil ettirdiği markanın müvekkil şirket markası ile esaslı unsurlar ve bilhassa yazılış-okunuş (fonetik) şekli yönünden birbirlerine ayniyet derecesinde benzer olduğunu, dava konusu markalara ilişkin harcamalar, sertifikalar ve ödüller, “...” markasının tanınmış marka statüsüne sahip olması “...” ve “...” markalarının türevlerinin de müvekkil şirket markaları ile özdeşleştirilmesine neden olduğunu, müvekkilinin söz konusu markalar için uzun yıllardır emek ve para harcayarak belli bir seviyeye getirerek tüketicilere bu marka adı altında bir kalite sunduğunu, Davalı tarafından müvekkili şirket markasının yurt içi ve yurt dışındaki tanınmışlığından fayda elde etme amacının güdüldüğünü, her iki taraf da aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, dava konusu markaların şekil, görünüş, ses ve genel izlenim itibariyle benzer olduğunu, İlk derece mahkemesinin, her iki tarafın da turizm sektöründe faaliyet gösterdiğini, "..." işaretinin benzerlik gösterdiğini, ancak "..." kelimesinin ünlü bir İskoç fizikçinin soyadı olduğunu ve "M" harfinin ön planda olduğunu ileri sürerek karıştırılma ihtimalinin bulunmadığına kanaat getirdiğini, 6769 sayılı Kanun’un m. 5 ve m. 7 hükmü uyarınca karıştırılma ihtimali hem bir tescil engeli hem de bir tecavüz eylemi olduğunu,İlk derece mahkemesince hükme esas alınan raporda "...", "..." ve "..." kelimelerini bölerek anlamsal olarak değerlendirdiğini ve kelimelerin Türkçe anlamlarına vurgu yaparak karıştırılma ihtimalinin mevcut olmadığını ileri sürdüğünü, Ancak her iki tarafın da turizm sektöründe yer aldığı söz konusu markalardan "..." ibaresinin görünce kimsenin aklına ilk olarak İskoç bir fizikçinin gelmeyeceğinin aşikar olduğunu, buna ek olarak bilirkişi heyeti davalının internet sitesindeki logoda "M" harfinin büyük bir şekilde kullanıldığı belirtmiştir. Söz konusu harf büyük bir şekilde gösterilirken harfin ortasına gelecek şekilde "... HOTEL" yazıldığını, Buna göre davalının markasında da "..." ibaresinin ön planda olduğunu, Tüketici nezdinde ilk izlenim olarak bu ibarenin algılanacağı ve müvekkil şirket markaları ile bağdaştırılacağı aşikar olduğunu, taraflarınca İstanbul Anadolu 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasına sunulan bilirkişi raporunda karşı tarafa ait “... ...” markasının müvekkil şirkete ait markaları ile ayniyet derecesinde benzer olduğu ve marka hakkına tecavüz şartlarının mevcut olduğu tespit edildiğini, bilirkişi heyeti davalının tescil ettiği marka ile internet sitesindeki logonun farklı olduğunu ileri sürmüş ise de raporda tescilli markanın kullanılmama sebebiyle hükümsüzlüğü kapsamında değerlendirme yapmadığını,Müvekkili şirket markaları ile karıştırılma ihtimali de incelenmediğini, mevcut raporda eksik inceleme yapıldığını,davalının TTK m. 58 hükmü uyarınca haksız rekabet fiilinden sorumlu olduğunu, davanın terditli olarak açıldığını, mahkemece tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini beyanla ilk derce mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.GEREKÇE
:Dava; Marka hükümsüzlük, markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, maddi ve manevi tazminat, men'i ile ticaret ünvanı terkini istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı, davacı vekili yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, yapılan bilirkişi incelemesi ile davacı adına tescilli “...” markası tanınmış marka statüsünde ise de taraf markaları arasında bütünsel intiba bakımından bir benzerlik bulunmadığı, hitap ettikleri müşteri kitleleri dikkate alındığında halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimalinin mevcut olmadığı anlaşıldığı gibi davalı kullanımı ile davacının dayanak markası arasında bağlantı kurulmasını sağlayacak bir benzerlik olmadığı, alınan raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, istinaf sebebi olarak dayanılan yargılamalarda alınan bilirkişi raporlarının huzurdaki davaya konu uyuşmazlıkta emsal olarak alınamayacağı görülmekle, davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 732,00 TL harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5- Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince ilgili tarafa iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2026