Anahtar kelimeler: Taratın Ederiz Satımdan Küçükçekmece Yana Kısmına Yazildiği Bakirköy Borcun Borcunun

T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2026GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH
: 18.05.2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde; Taraflar arasında tıcarı ilişkinin mevcut olduğunu davalı taratın davacı yana borcunun olduğunu davalı tarafından söz konusu borcun ödenmediğini ve bunun üzerine ve bunun üzerine Küçükçekmece icra dairesi ... Esas Takip başlatıldığını davalı tarafından haksız olarak itiraz edildiğini, ve bunun üzerine iş bu davanın açıldığını, tüm bu hususlar neticesinde kısmına ilişkin itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesini, davalı aleyhine %20 icra tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ederiz.Davalı cevap dilekçesinde özetle
:şirkete fatura içeriğinde belirtilen mallar teslim edilmemiş olup, söz konusu malların teslim edildiğini davacı taraf ispat etmekle yükümlüdür. Faturalarla birlikte aynı zamanda fatura konusu işlemin gerçekleştiğinin ispatlanması gerekmektedir. Sayın Mahkemece de bilindiği üzere faturaya dayalı takibe itirazın iptali yada faturaya dayalı alacak davalarında davalı akdi ilişkiyi açıkça kabul etmemiş ise taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunduğunu ispat külfeti faturayı düzenleyen alacaklı tarafa düşmektedir. Alacaklı düzenlediği faturadaki malların yada hizmetin karşı tarafa teslim edildiğini HMK 200. Maddesinde belirtilen deliller ile ispat etmesi gerekir. Fatura tek başına taraflar arasındaki akdi ilişkinin belgesi sayılamaz. Yukarıda açıklanan ve mahkemenizce re'sen değerlendirilecek nedenlerle; müvekkilimiz aleyhine açılmış davanın reddine, müvekkilimiz aleyhine kötü niyetli hareket ederek icra takibi başlatan takip alacaklısı davacı aleyhine takibe konu alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:Küçükçekmece İcra dairesi ... Esas sayılı icra takip dosyasından ... Otomotiv Ticaret Ve Sanayi Anonim Şirketi tarafından ...ı Otomotiv Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi aleyhine 117.596,54-TL toplam alacak için icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin █████/2024 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu tarafından icra takibine █████/2024 tarihinde borca itiraz edildiğinden takibin durdurulduğu anlaşılmıştır.SMMM Bilirkişi tarafından dosyaya sunulan bilirkişi raporunda özetle; Dava Konusunun; Taraflar arasında bulunan ticari ilişkiden kaynaklı davacının İtirazın iptali talebinden ibaret olduğu Davacı tarafından Cari Hesap Alacağının tahsili amacıyla ile B Küçükçekmece icra dairesi .... Esas numarası ile takibe geçtiği, davalı yan tarafından borca itiraz edildiği ve takibin durduğu, Davacı yan tarafından yapılan itirazın iptali talebi doğrultusunda 26.08.2025 tarihinde T.C. Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi.... E. sayılı huzurdaki davanın ikame edildiği belirlendiği, Davacı tarafın davalı yana kestiği faturaların E-Arşiv Portalından Davalı yanan gönderildiği davalı tarafından itiraz edilmediği görülmüştür. Bu hususta Nihai Takdir Sayın Mahkemenize Aittir. Taraflar arasında ticari ilişkinin 2024-2025 yılına ait olduğu, Davacının ticari Defter ve belgelerinde, Hizmet Satımı olduğu, Yine Davacının ticari Defter ve belgelerinde Ödemelerin Yapıldığı olduğu, Taraflar Arasında 2024- 2025 yıllarında 100.202,49TL Tutarında Hizmet faturası kestiği, davalı tarafın bu faturalara istinaden davacı yana Ödeme Yapılmadığı bu Hususta Davacının yanın davalıdan kaydı olarak 31.12.2025 Tarihi İtibariyle 100.202,49TL tutarında alacaklı olduğu Davacı tarafında kesilen faturaların davalı tarafın ticari -2024 yılında davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarında yer aldığı, davalı taraf kanuni süresinde itiraz edilmediği fatura, tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine delil olabilecektir. Türk Ticaret Kanunu'nun 21. maddesinin 2. fıkrasına göre;“ (2) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır, Davacı (... Otomotiv ) tarafından davalı adına tanzim edilen takibe konu faturanın e-fatura şeklinde usulüne uygun düzenlendiği, faturanın dav. portalı üzerinden teslim edildiği, davalı yanın faturaya takip öncesi itirazının olmadığı, fatura içeriği ürün hizmetine konu faturaları dava dosyası davacının takip dayanağı alacağına esas fatura münderecatındaki Hizmetinin davalı bilgisi dahilinde olduğu kanaati hasıl olmuştur. Taraflar (davacı ve devir alan) arasında yazılı bir sözleşmesi dosyaya sunulduğu, Dosya kapsamındaki ticaret sicil kayıtları incelendiğinde, ... Dağıtım Otomotiv A.Ş.'nin 28.03.2025 tarihinde .... Otomotiv Ticaret ve Sanayi A.Ş. tarafından devralınmak suretiyle birleştiği anlaşılmıştır. 6102 sayılı TTK'nın 136 ve devamı maddeleri gereğince birleşme, devrolunan şirketin tüm aktif ve pasiflerinin kül halinde devri sonucunu doğurmaktadır. Dava konusu alacağın 2024 yılına ait olduğu, davanın ise 28.05.2025 tarihinde açıldığı dikkate alındığında, dava tarihinde söz konusu alacak hakkının devralan şirket .... Otomotiv Ticaret ve Sanayi A.Ş.'ye geçmiş olduğu, bu nedenle davacı sıfatının hukuken mevcut bulunduğu değerlendirilmektedir. Hususunda Davacının yanın davalıdan kaydı olarak 31.12.2024 Tarihi İtibariyle 100.202,49TL tutarında alacaklı olduğu Davacı yanın cari hesaba konu faturadan dolayı işlemiş faiz alacağının 20.161,29 TL hesap edildiği, ancak davacı yan takip talebinde işlemiş faiz olarak 17.394.05 TL talep etmi: olduğundan talebe bağlılık ilkesi gereği davacı yanın davalı yandan 17.394.05 TL işlemiş faiz alacaklı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştırTÜM DOSYA MUHTEVİYÂTI KÜLLÎYEN TETKÎK EDİLDİĞİNDE;Dava, ticari ilişki kapsamında düzenlenen faturaya dayalı alacaklı olduğu iddiası ile davalı aleyhine yapılan icra takibine itirazın iptali davasıdır.Öncelikle ispat müessesesini açıklamakta fayda var. Bilindiği üzere, hakim, davada hangi vakıaların ispat edilmesini tespit ettikten sonra, bu vakıaların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği sorusuyla karşılaşır; buna ispat yükü denir. Kendisine ispat yükü düşen taraf için, bu bir yükümlülük(mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür(külfettir). Taraf kendisinin ispat etmesi gerektiği vakıayı ispat edemezse karşı taraf ve mahkeme onu mutlaka ispat etmesini isteyemez, bilakis kendisine ispat yükü düşen taraf , o vakıayı ispat edememiş sayılır.(Kuru, Medeni Usul Hukuku, 2016, sy 319)Dava dosyamızda ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerinde olup tarafların iddiaları doğrultusunda delilleri toplanarak taraf defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına dair ihtaratlı ara karar kurulmuş inceleme günü sadece davacı defterlerini incelemeye esas olacak şekilde dosyamıza sunmuştur.Yapılan inceleme neticesinde davacı defterlerine göre davacının davalıdan alacaklı olduğu tespit edilmiş fakat davalı defterlerini incelemeye esas olacak şekilde ibraz etmemiştir. Rapor neticesinde incelenen davacı defterlerine göre davacının davalıdan faturalar karşılığında 100.202,49TL alacaklı olduğu anlaşılmıştır.6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin █████/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirilmeden önceki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. " şeklindedir.6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin █████/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirildikten sonraki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." şeklindedir.7251 sayılı yasanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesindeki değişikliği düzenleyen 23. maddesine ait Türkiye Büyük Millet Meclisi gerekçesi " Maddeyle, Kanunun ticari defterlerin ibrazı ve delil olmasına ilişkin 222 nci maddesinde değişiklik yapılmaktadır. Mevcut metne göre diğer tarafın defter kayıtlarında ilgili hususta hiçbir kayıt bulunmaması halinde, ibraz eden tarafın ticari defterindeki kayıtlar, sahibi lehine delil olarak kabul edilebilmektedir. Ticari defteri ibraz edenin tek taraflı işlemiyle oluşturduğu kayıtların, bu kayıtlardan hiçbir şekilde haberi olmayan karşı taraf aleyhine delil teşkil ediyor olması hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi hukuk güvenliği ilkesine de aykırılık teşkil edebilmektedir. Bu sebeple maddede yapılan değişiklikle, ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için öngörülen unsurlardan biri olan, diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtların “ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi” hali, madde metninden çıkarılmaktadır. Kural tersine çevrilmekte ve karşı tarafın maddede belirtilen usule uygun olarak tuttuğu ticari defterini ibraz ettiği halde ileri sürülen hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterin, sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağı açıkça hükme bağlanmaktadır. Madde metni dışına çıkarılan “ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi” durumunun yerine, “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” durumu maddeye ilave edilmektedir. Buna göre ticari defterde yer alan herhangi bir kaydın, sahibi lehine delil teşkil edebilmesi için diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi gerekecektir. Bu düzenlemenin hakkaniyete ve hukuk güvenliği ilkesine uygun olduğu düşünülmektedir. Zira ticari defteri ibraz edenin defterinde yer alan ve diğer tarafı muhatap alan kayıt, diğer tarafa sunulmakta ve diğer tarafın kendi defterindeki kayıtlara dayanarak karşı delilini ileri sürmesi beklenmektedir. Diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi hali, ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığı anlamına gelecektir. Belirtilmelidir ki defter ibraz etmeyen tarafın, diğer tarafın ticari defterindeki kayıtların aksini senet veya diğer kesin delillerle ispatlama hakkı saklıdır." şeklindedir.Kanun değişikliği sonrasında madde gerekçesi içeriğinden anlaşıldığı üzere, davalı defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nın 222/3. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 2. maddesi ile 6100 sayılı HMK' nın 29. maddesi kapsamında dürüstlük-hakkaniyet ilkesine aykırı bir şekilde engel olduğundan, sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının, davacı tarafça ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığının ve bunun sonucunda da davacı incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir.Bu durumda davacının ticari defter kayıtları ile alacağın varlığının ispatlandığı, fatura teslim olgusunun artık ispatının gerekmeyeceği yine yaptırılan bilirkişi incelemesine göre alacağın ticari defterlerde belli olduğu, yani likit olduğu fakat davalının takipten evvel temerrüde düşürüldüğünün davacı tarafça ispatlanamadığı bu bakımdan işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı, tespit edilen alacağın likit olduğu, bu nedenle icra inkar tazminat talebinin yerinde olduğu anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;DAVANIN KISMEN KABULÜNE,1-Davalının Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazının 100.202,49-TL asıl alacak yönünden iptaline, takibin bu miktar üzerinden DEVAMINA,2-Asıl alacağa takip tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi İŞLETİLMESİNE,3-Hüküm altına alınan asıl alacağın % 20'si üzerinden hesap edilen 20.040,49-TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE ,4-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 6.844,83-TL harçtan davacı tarafça yatırılan ( Başvurma, Peşin, Vekalet harcı olmak üzere ) 2.711,16-TL harcın mahsubu ile bakiye 4.133,67-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,5-Davacı tarafından yatırılan toplam 2.711,16-TL harcın davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine,6-Davacı tarafından yatırılan tebligat, müzekkere gideri, bilirkişi ücreti toplamı 9.560,00-TL'nin davanın kabul ve red oranı (%85,20) dikkate alındığında 8.145,12-TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,bakiye kısmın davacı üzerine bırakılmasına,7-Davanın kabul miktarı dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,8-Davanın red miktarı dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 17.394,05-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,9-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve red oranı dikkate alındığında 3.067,2-TL'sinin davalıdan, 532,8-TL'sinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,10-Taraflarca yatırılıp harcanmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,11-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere hazır olan taraf vekilinin yüzüne karşı karar verildi.█████/2026Katip ...¸E-imzaHakim ...¸E-imza