Anahtar kelimeler: Davaticari Azline Esenyurt Çıkma Ştinin İmzalı Bakirköy Yöneticinin Kimlik Ortakları

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ13. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: █████████ EsasKARAR NO
: ████████ KararT Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNUMARASI
: █████████ Esas- ████████ KararTARİH
: █████/2025DAVA
:Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya, Yöneticinin Azline İlişkin)BİRLEŞEN BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN ████████ ESASSAYILI DOSYASIDAVA
: Ticari Şirket (Yöneticinin Azline İlişkin)KARAR TARİHİ
: █████/2026İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
:ASIL DAVA BAKIMINDAN
:TALEP
: davacı vekili özetle; Taraflar ... İle ...'in ... ticaret sicil nolu ve Esenyurt Vergi Dairesi'nin ... Vergi kimlik Nolu .... Ltd. Şti.'nin %50 ortakları ve müşterek imzalı yetkilileri olduğunu, belirtilen şirketin, ilk olarak "... ..." şahıs işletmesi ismi ve 03.01.2012 tarihli ticaret sicil gazetesi ilanıyla davalı ... tarafından kurulduğunu, daha sonra 04.09.2019 tarihli ticaret sicil gazetesi ilanı ile nevi değişikliği sonucu .... Ltd. Şti. ismini aldığını, %100 hisseye sahip ...'in, 08.05.2022 tarihinde şirketteki %50 hissesini davacı ...'ya devrederek şirketin tek ortaklılık durumuna son verdiğini ve şirkette %50'şer ortaklık durumu oluştuğunu, 11.07.2023 tarihli Ticaret Sicil gazetesinde yayımlanan karar ile ... ile ... şirketin müşterek imzalı yetkilileri konumuna geldiklerini, şirket ortakları inşaat işlerinde müteahhitlik için birçok proje anlaşması yaptıklarını, iş bu projelerin finansmanı için davacı ... tarafından çok yüklü miktarlarda para, (Yaklaşık 14.750.000.TL) şirket hesabına yatırıldığını ve küçük bir kısmın da şirket hesabına ödenmek üzere ...'e elden ödendiğini, davacının gerek doğrudan şirket hesabına ve gerekse de şirket hesabına yatırılmak üzere ...'e ödenen bu tutarların çok büyük bir kısmının, şirket için veya şirketin üstlendiği projeler için harcanmadığını, paraların hemen hemen tamamının davalı ...'in ve aile üyelerinin şahsi masraflarına harcandığını, dilekçeleri ekinde sundukları hesap hareketlerine göre, şirket hesabına giren tüm tutarların ... tarafından yatırıldığını, ancak hesaptan çıkış işlemlerinin çok büyük kısmının davalı ... veya aile üyelerinin şahsi harcamaları olduğunun anlaşıldığını, yine imza karşılığı ...'e elden ödenen tutarlara ilişkin el yazılı kayıtların suretini sunduklarını, şirket adına kayıtlı banka hesaplarının şifreleri ve mobil kullanımı davalı ...'in tasarrufunda olup ..., şirket hesabından keyfi olarak çok yüksek tutarlı şahsi harcamalar yaptığını, ... tarafından şirket hesabından yapılan para çıkışlarının dökümü aşağıda ayrıntılı olarak gösterildiğini, bilindiği üzere, sermaye şirketlerinin temelini oluşturan karşılıklı güven ve temsil iradesinin sakatlanması sonrasında şirkette ortaklığın devamını gerektirecek bir neden kalmaz ise şirketin devamının da mümkün olmayacağının gerçek olduğunu, mevzuatımız ve Yargıtay içtihatları uyarınca; ortağın davranışları, yetenekleri, görev ve yükümlülükleri konusundaki tutumu, ortaklığı sürdürülemez hale getiriyorsa ortaklıktan çıkarılması söz konusu olabileceğini, ortak çıkarılsa da şirket tüzel kişiliğinin devamının sağlanmasının esas olduğunu, davalı ..., şirket ortaklığı açısından taraflar arasındaki güven ilkesini zedelemiş ve temsil iradesini de sakatlar duruma getirdiğini, Bu sebeple şirketin çalışamaz, şirketteki ortaklığın da sürdürülemez hale geldiğini, davacının aslen İran vatandaşı olduğunu, 2018 yılında Türk vatandaşlığını kazandığını, ailesiyle birlikte o tarihten itibaren aralıklı olarak Türkiye'de yaşadığını, halihazırda Türkçe bilmediğini ve Türkiye'de yatırım ve iş yapmak istediğini, davalı ...'in, davacının bu özel durumunu bildiğinden ondan maddi olarak faydalanmak için birtakım işlemler yaptığını, şirket olarak inşaat müteahhitliği yapmak üzere Pendik Projesi, Sultanbeyli Projesi, Bağcılar Projesi ve Gelibolu Projelerini üstlendiklerini, bu projelerden sadece Sultanbeyli Projesinde müteahhit olarak .... Ltd. Şti.'nin gösterildiğini diğer Bağcılar, Pendik ve Gelibolu projelerinde sözleşmeleri imzalayan ...; yüklenici olarak "... ..." şeklinde sözleşmelere şahsi taraf olarak sözleşmeleri imzaladığını, her ne kadar, ... ... ticari işletmesi nevi değiştirerek .... Ltd. Şti.'ne dönüşmüş ve artık bu tür değiştirme işleminden sonra sözleşmelerin .... Ltd. Şti. adına değerlendirilmesi gerekiyor ise de davalının yeni şirket adını değil de özellikle kendi şahsi ismi ile sözleşme yapması ve sözleşmelerde kendi şahsi işletmesini taraf göstermesinin açıkça kötüniyetli davranış olduğunu, davalının bu işlemleri yaparken şirket adına hareket ettiğini belirttiğini ve davacıya o şekilde güven telkin ettiğini, ancak her nedense ... ... işletmesinin de hala faal olarak faaliyetine devam ettiğini, davacının Türkçeyi bilmemesi ve Türkiye'deki ticari kural ve ticari gelenekleri bilmemesinden faydalanılarak; davalı şirket ortağının sözleşmelerde şirketle aynı isimli kendi şahsi işletmesini taraf olarak göstermesinin, şirketin zararına sebebiyet verdiğini, şirket ortağının haksız çıkar sağlamak istediğini ve güven ilişkisini zedeleyecek davranışlarda bulunduğunu ortaya koyduğunu, davalının bu şekildeki kötüniyetli davranışlarının hukuken korunmasının mümkün olmadığını, Pendik Projesi ile ilgili olarak, davacı tarafından şirkete aktarılması için 14.06.2022 tarihinde 50.000,00 TL tutarın, davalıya elden verildiğini, 14.06.2022 tarihinde 400.000,00 TL tutarın şirketin ... hesabına, 29.08.2022 tarihinde 550,00 TL, 29.08.2022 tarihinde 549.450,00 TL, 09.02.2023 tarihinde 200.000,00 TL, 10.02.2023 tarihinde 200.000,00 TL, 09.03.2023 tarihinde 150.000,00 TL, Mayıs 2023 tarihinde 250.000,00 TL, Mayıs 2023 tarihinde 250.000,00 TL'nin ve son olarak da 200.000,00 TL'nin ise parça parça olacak şekilde davacı tarafından Şirketin Halk Bank hesabına ödendiğini, sadece Pendik projesi için davacının 2.250.000,00 TL tutarında olan nakit parayı şirkete aktardığını, ancak şirket yetkilisinin, ilgili taşınmazları şirkete aktarmadığını, şirketi açıkça zarara uğrattığını, işbu proje ile ilişkili davalının imzasını içeren tüm yazılı sözleşmeleri sunduklarını, bu sözleşmelerle ilgili olarak 6 adet taşınmazın 3 adedinin davacıya kar payı kapsamında verilmesi, diğer 3 adet taşınmazın da kar payı kapsamında davalıya verilmesinin amaçlandığını, ancak ilgili taşınmazların şirket adına tescil edilmemesi dolayısıyla şirketin hem milyonlar kaybettiğini hem de taşınmazlarından mahrum kaldığını, iş bu projelerle ilgili fesih işleminin yapılıp yapılmadığı veya faaliyetin devam edip etmediğinin de bilinmediğini, Sultanbeyli Projesi ile ilgili olarak, bu proje için Kartal 1. Noterliği’nin 01.12.2020 tarih ve 15878 yevmiye numaralı arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, ilgili proje kapsamında 12 daire (3 tanesi dublex) ve 2 adet dükkân kapsamında bir apartman yapılacağını, Bu kapsamda arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde 1 adet dublex ve 5.5 daire arsa sahiplerine, kalan kısım olan 2 adet dublex, 3.5 daire ve 2 adet dükkânın ise ... şirketine ait olacak şekilde belirtildiğini, yapılan ortaklar arası anlaşmada 1 dublex, 1 dükkân ve 1.75 daire davacıya, geri kalanın ise davalıya kar payı kapsamında dağıtılması kararı alındığını, davacının 12.05.2022 tarihinden kısa bir süre sonra şirketin ... hesabına 950.000,00 TL para yatırdığını, 50.000,00 TL ise .... Ltd. Şti.'ne aktarılması amacıyla şirket yetkilisi olan davalıya verildiğini, 10.06.2022 tarihinde ise gene 1.000.000,00 TL tutarında paranın ... şirket hesabına havale edildiğini, dolayısıyla iş bu proje kapsamında, davacı tarafından .... Ltd. Şti.'nin banka hesabına toplamda 2.000.000,00 TL aktarıldığını, davalının ise hissedar sıfatıyla bu projeye herhangi bir nakdi destekte bulunmadığını, davacı tarafından şirket hesabına aktarılan bu tutarın tamamının davalının şahsi ihtiyaçları için harcandığını, Bağcılar Projesi ile ilgili olarak, davacının proje için toplam 2.000.000,00 TL tutarında parayı şirketin Halk Bank hesabına yatırdığını, tutarın parça parça halinde yatırıldığını, 15.12.2022 tarihinde 950.000,00 TL, 27.12.2022 tarihinde 1.000.000,00 TL , 28.12.2022 tarihinde 50.000,00 TL tutarında paranın ... şirket hesabına yatırıldığını, bu kapsamda ilgili proje kapsamında ruhsat çıkmasına rağmen hiçbir çalışma yapılmadığını, ilgili projenin Bakırköy 19. Noterliği’nin 15.12.2022 tarih ve ... Yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Satış Vaadi Sözleşmesi kapsamında şirket tarafından üstlenildiğini, bu proje için davacı tarafından şirket hesabına yatırılan tutarlar projeye harcanmadığını, şirket tarafından yapılması gereken iş ve işlemlerin yapılmadığını, proje de eksik bırakılarak şirketin zarara uğradığını, Gelibolu Projesi ile ilgili olarak dava konusu şirketin, 2 adet düzenleme şeklinde satış vaadi sözleşmesi ile bu projeyi üstlendiğini, bu sözleşmeler; Bakırköy 19. Noterliği’nin 10.10.2022 tarih ... ve ... Yevm No’lu sözleşmeleriyle üstlenildiğini, davacı tarafından şirket hesabına 6.536,660,00 TL tutarında nakit para yatırıldığını, yine davalıya 2.000.000.TL değerinde çek teslim edildiğini, Toplam 8.536,660.TL ödemenin dava dilekçelerinde ayrıntılı olarak belirttikleri şekilde olduğunu, 22.09.2022 tarihinde 2.000.000,00 TL tutarında çekin ...’e verildiğini, çek süresi tarihinin 30.12.2022 olduğunu, buna ilişkin ilgili ipotek belgesini de sunduklarını, sonuç olarak davacı tarafından şirket hesabına ödenen toplam 14.750.000,00 TL'nin amacına uygun harcanmayarak üstlenilen projelerin eksik kalmasına ve sonuç olarak şirketin zarara uğramasına sebebiyet verildiğini, belirtilen paraların büyük bir kısmının davalı tarafından şahsi ödemeler için kullanılmış olduğunu, bunun da davalı tarafın kötüniyetli hareket ettiğini ortaya koyduğunu, bu tutarların 2020 yılından bu yana ödendiği, TL'nin değerli olduğu ve satın alma gücünün yüksek olduğu dönemde ödendiği göz önünde bulundurulduğunda yatırılan tutarın çok yüksek olduğunun anlaşılacağını, şirket hesabından sadece davalı ... için yaklaşık 1.566,945.TL şahsi harcama yapıldığının anlaşıldığını, şirket hesapları ve defterleri üzerinde hiçbir tasarrufu bulunmadığından davacının, davalının iş bu kötüniyetli eylem ve davranışlarının farkına varması akabinde davalıdan bilgi ve belge istediğini, ancak davalı ortak bu talepleri cevapsız bırakıldığını, davacı tarafından davalı şirket ortağına Bakırköy 44. Noterliği'nin 28.08.2023 tarih ve ... yev nolu ihtarnamesi ile İstanbul 28. Noterliği'nin 14.09.2023 tarih ve ... yev nolu ihtarnameleri gönderildiğini, arabuluculuk süresinin de anlaşmama olarak sonuçlandığını, davalı ... hakkında dolandırıcılık suçundan dolayı Büyükçekmece C. Başsavcılığı'nın ███████████.Soruşturma nolu dosyasından soruşturma devam ettiğini, davalının davacıya ve yardımcısına karşı hakaret içeren eylemlerine ilişkin de Büyükçekmece C. Başsavcılığı'nın ███████████.Soruşturma nolu dosyasından ayrı bir soruşturma devam ettiğini, Türk Ticaret Kanunu'nun "Çıkarma" başlıklı 640/3. Maddesi ve Yargı içtihatları uyarınca haksız çıkar sağlamak isteyen ve güven ilişkisini zedeleyecek davranışlarda bulunan ve şirketin zararına sebebiyet veren davalı ...'in, .... Ltd. Şti.'deki ortaklığından çıkarılması ve bu süreçte şirketin faaliyetlerine devam edebilmesi yine şirketin uğramış olduğu zararların tahsil edilebilmesi için davalı şirket ortağının müdürlük yetkisinin de kaldırılarak şirkete öncelikli olarak davacının yetkili olarak tayini, ancak mahkeme aksi yönde kanaatte ise şirkete kayyım tayinine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.Davalı tarafından usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen davaya cevap verilmemiştir.BİRLEŞEN BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN ████████ ESAS SAYILI DOSYASI BAKIMINDANTALEP
: davacı vekili özetle; Müvekkilinin esasen İran vatandaşı olup ülkeye sermaye getirmek suretiyle istisnai yolla Türk vatandaşlığını aldığını, ... müvekkilimizin Türkiye’de ticaret yapmak istediğini öğrenince müvekkilimize elinde iyi projeler olduğunu, bu projelere sermaye sağlayarak şirkete ortak olabileceğini ve kar elde edebileceğini belirtmiş ve müvekkilimiz ise 16.05.2022 tarihinde Ticaret sicilinde yayınlanmak suretiyle şirkete %50 hissedar olduğunu, bu bağlam da anılan tarihten bu yana müvekkilimiz ... ve davalı ..., ...Limited Şirketi'nin %50-%50 ortakları olduğunu, şirket yönetimi ve temsil yetkisinin ise ...'de olduğunu, ancak müvekkilinin yürütülen projelere sermaye amacıyla anılan şirkete yatırdığı meblağların müşterek iradeye ve şirket menfaatlerine uygun olarak kullanılmadığından şüphelendiğini, yapılan araştırmada kötü niyetli ve iki ortağın müşterek iradesine aykırı bir çok işlem gerçekleştirildiğinin görüldüğünü, şirketin şu aşamada sadece ve sadece çifte imza ile temsil olunabildiğini ancak taraflar arasındaki husumet nedeniyle çifte imza şartının sağlanabilmesi diğer bir deyişle tarafların bir araya gelip imza atması ve şirketi temsil etmesinin imkansız bir hal aldığını, söz konusu şirkette temsil hususunda fiili olarak imkansızlık mevcut olduğunu, GK'nın karar alamaması sebebiyle organ eksikliği mevcut olduğunu beyanla öncelikle ...Limited Şirketi (V.D. No: ...)'ne ihtiyat-i tedbiren yönetim ve/veya temsil kayyımı atanmasına, mahkemeniz tedbir mahiyetinde ki kayyım hususunda aksi kanaatte ise TMK 420 hükmü uyarınca dava sonuna kadar geçici temsilci (... veya Av. ...'in) atanmasını, şirket müdürünün azline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle
: Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi ████████ Esas 2024/ 239 Karar sayılı 13.03.2023 tarihli kararda istinaf yolu açık olmak üzere davanın reddine karar verildiğini, akabinde davacı istinaf kanun yoluna başvurmuş olup dosyanın henüz kesinleşmediğini, dolayısıyla taraflar arasında aynı konuda mevcut olan derdest dava dosyası bulunması sebebiyle huzurdaki davanın öncelikle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının gerçeğe uygun olmayan iddialarla şirkete kayyum atanmasını talep ettiğini, davacının iddia ettiği gibi iki ortak arasında müvekkilden kaynaklı olarak husumet bulunmamakta olup şirketin yönetiminin imkansız olmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
:İlk Derece Mahkemesi █████/2025 tarih ve █████████ Esas- ████████ Karar sayılı kararında;"....ASIL DAVADA DAVALININ ORTAKLIKTAN ÇIKARILMASI TALEBİ BAKIMINDAN YAPILAN İNCELEME;6102 sayılı TTK' nın 640. maddesinde; ortağın şirketten çıkartılmasına yönelik düzenleme yapılmış olup, anılan yasa hükmüne göre; şirket ana sözleşmesine bir ortağın genel kurul kararı ile şirketten çıkarılabileceğine ilişkin sebepler bulunabilecektir. Aynı yasanın 640/3. fıkrasında ana sözleşmede çıkarılmaya ilişkin hüküm bulunmasa dahi şirketin istemi üzerine ortağın mahkeme kararı ile haklı sebeplere dayanılarak şirketten çıkarılması mümkün olabilecektir. Dosya içerisinde bulunan davacı şirkete ait ana sözleşmede ortakların haklı sebeple şirketten çıkarılmasına yönelik herhangi bir düzenleme yoktur. Bu halde şirket tarafından ortaklardan biri hakkında haklı sebeple ortaklıktan çıkarılması davası açılabilmesi için 6102 sayılı TTK'nın 621/(1)-h. maddesi gereğince genel kurulda temsil eden oyların en az 2/3'ünün ve oy hakkı bulunan sermayenin tamamının salt çoğunluğu ile mahkemeye başvuru kararının alınması şarttır. Başka bir deyişle; ana sözleşmede çıkarılmaya ilişkin düzenleme bulunmasa bile genel kuruldan ortak hakkında ortaklıktan çıkarılmaya yönelik dava açılabilmesi için karar alınması zorunluluk olup dava şartı kapsamındadır. Bu hale göre, davacı şirket tarafından davalı ortak hakkında haklı nedenle şirket ortaklığından çıkarılma davası açılabilmesi için 6102 sayılı TTK'nın 616/(1)-h ve 621/(1)-h maddeleri gereğince dava şartı kapsamında genel kuruldan herhangi bir karar alınmadığı, (emsal Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin █████/2016 tarih ███████ esas █████████ karar, Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin █████/2016 tarih ██████████ esas █████████ karar sayılı içtihatları), bir ortağın şirketten çıkarılması konusunda kanuni düzenlemeye uygun olarak alınmış bir genel kurul kararı, bu davaların ön şartını oluşturmakta olup; somut olayda davalının, şirketten çıkarılması konusunda alınmış kanuna uygun bir genel kurul kararının bulunmadığı, davacı şirketin %50 hisseye sahip iki ortaktan oluşmasının bu yönde bir karar alınmasına engel olmadığı, kanun koyucunun amacının önemli olarak gördüğü kararların alınmasını zorlaştırarak ortakların ve şirketin haklarını koruma altına almak olduğu, yapılan ayrıntılı kanuni düzenlemede anılan maddedeki çoğunluğun sağlanmasının mümkün olmadığı hallerde bu yönde alınmış bir genel kurul kararının varlığının aranmayacağı hususunun belirtilmediği, aksinin kabulü halinde kanunun amacı aşılarak eşit haklara sahip veya çoğunluğu sağlayamayan bir ortağın diğer ortaklara karşı çıkarma davası açma hakkını elde edeceği, kanunun kesin bir dille düzenlediği hususlarda yorum yolu ile düzenlemenin dışına çıkılarak kanunun istemediği sonuçların elde edilmesinin hukuka aykırı olacağı, limited şirkette ortağının şirketten çıkarılmasının ana sözleşmede hüküm olsa bile ortağın çıkarılmasına ortaklar genel kurulunun karar vermesi gerekmekte olduğu, bundan başka haklı sebeplerin bulunması halinde, limited şirketten çıkarılmasını şirketin kendisinin mahkemeden isteme ile hakkına sahip olduğu, dava hakkının bizzat şirketin kendisine tanındığı, (Türk Ticaret kanunu değişiklikler yenilikler ve ilk tespitler, güncellenmiş Baki-Levha 2012. İstanbul S. 555.550) (Cilt3 İstanbul 2013 S.3964) limited şirket ortağına, başka bir ortağın ortaklıktan çıkartılması için dava hakkı tanınmadığı, anlaşıldığından, asıl dava bakımından; davacının davalının şirket ortaklığından çıkarılması talebinin aktif husumet nedeniyle reddine, karar vermek gerekmiştir.ASIL VE BİRLEŞEN DAVA BAKIMINDAN YÖNETİM YETKİSİNİN AZLİ VE ŞİRKET YÖNETİCİLİĞİNDEN ÇIKARTILMASI TALEBİ BAKIMINDAN İNCELEME :Limited şirketlerin yönetim ve temsiline ilişkin TTK. m. 623/3 hükmüne göre: “Müdürler, kanunla veya şirket sözleşmesi ile genel kurula bırakılmamış bulunan yönetime ilişkin tüm konularda karar almaya ve bu kararları yürütmeye yetkilidirler”. Müdürlerin yetki ve görevlerini düzenleyen TTK. m. 625 hükmü uyarınca, “şirketin yönetimi için gerekli olduğu takdirde, muhasebenin, finansal denetimin ve finansal planlamanın oluşturulması… şirket finansal tablolarının, yıllık faaliyet raporunun ve gerekli olduğu takdirde topluluk finansal tablolarının ve yıllık faaliyet raporunun düzenlenmesi” hususları da müdürlerin devredilmez yetki ve görevleri arasındadır. Sözkonusu hükümler birlikte dikkate alındığında, dava konusu şirketin temsil ve idare edilmesinin, şirket adına bütün işlemlerin basiretli bir tacir gibi yürütülmesinin, ticari defterlerin muhasebe ilkelerine uygun olarak tutulmasının davalının sorumluluğunda olduğu açıktır.Davanın taraflarının %50’şer hisseyle ortak oldukları ...Limited Şirketi'nin esas faaliyet konusunun inşaat işleri olduğu, davacıya bu amaçla şirketten %50 pay devri yapıldığı, son temsil durumuna göre, şirketin davacı ve davalının müşterek imzası ile temsil ve ilzam edildiği, ortaklar arasında mahkemelere intikal eden davalar/husumet bulunması sebebiyle müdürler kurulu olarak bir araya gelerek şirket işlerinin yürütülmesi için gerekli olan çift imzayı sağlamlarının olası gözükmediği, şirketin ortaklık yapısı itibariyle iki tarafın hissesi eşit olduğundan, kısa sürede genel kurulu toplayarak bu yönetim krizinin çözülmesinin de mümkün olmadığı, şirketin karşılaştırmalı gelir tablolarına göre yapılan mali inceleme sonuçlarına göre, 2019, 2020 ve 2024 yıllarında satış veya ticari faaliyetinin olmadığı, yalnızca 2021-2022- 2023 yıllarında ticari faaliyetinin bulunduğu, 2021 yılında karlılık oranının %1olduğu, 2022 yılında karlılık oranının % 2,1 olduğu, 2023 yılında %2,7 olduğutespit edildiğinden, şirketin ticari faaliyeti/satışları tespit edilen yıllarda da karlılığının son derece düşük olduğu, yine mali inceleme sonuçlarına göre şirketin 2024 yılında satışı bulunmadığı gibi, cari oranlarının düşük olduğu, şirketin borçlarını ödemek için nakde dönüştürülebilir stok ve likit fon gücünün bulunmadığı, 2019 yılından 2024 yılına kadar geçen sürede öz kaynaklarını ve borçlarını ödeme kapasitesini kaybettiğinin tespit edildiği, şirketin 31.08.2024 itibarı ile ödenmiş sermayesini özvarlığında koruyamadığı ve kayden 385.453,34 TL borca batık olduğu, şirketin ödenmiş sermayesinin 100.000 TL olduğu dikkate alınırsa şirketin borca batıklığı %385 seviyelerinde olduğu, Bu haliyle TTK.m.633 atfıyla limited şirketlere de uygulanacak olan TTK.m.376/2’deki 2/3 sermaye kaybının bulunduğu, hatta kaydi bilançoya göre TTK.m.376/3’deki teknik iflas durumunun oluştuğu, bu koşullar altında, genel kurulun derhal olağanüstü toplantıya çağrılmasının ve genel kurulun da sermayenin tamamlanması seçeneği dışında bir seçeneğinin olmadığı, aksi takdirde şirketin kendiliğinden infisah edeceği, hatta şirket aktiflerinin borçlarını karşılamayıp kaydi değerlere göre öz sermayesinin -385.452,34 TL olması karşısında, bunun şirketin borca batık olabileceği yönünde kuvvetli bir işaret olarak kabul edilerek, hemen hem şirketin devamlılığı hem de aktiflerin muhtemel satış fiyatları üzerinden bir ara bilanço çıkarılarak, buna göre de borca batık çıkması halinde TTK.m.376/3 ve İİK.m.179 gereğince şirketin iflasının istenmesinin zorunlu olacağı, bu koşullar altında mevcut şirket yönetiminin sermaye kaybı ve borca batıklığa ilişkin görevlerini de yerine getirmediği, bilançodan ağır düzeyde sermaye kaybı tespit edildiği halde, “derhal” genel kurulu toplantıya çağırıp gerekli kararların alınmasını sağlamayan, hatta şirketin borca batık olduğuna dair işaretlere rağmen gerekli işlemleri yapmayan davalı müdürün görevini yapmadığın anlaşıldığı, Bu durum, limitet şirket müdürünün özen borcunu düzenleyen TTK.m.626’ya aykırı oluğu gibi TTK.m.644/1-a atfıyla limitet şirket müdürlerine de uygulanacak olan TTK.m.553 hükmüne göre “kanundan doğan yükümlülüğün kusurla ihlali” kapsamında sorumluluk da gerektirebileceğini, Tarafların ortak olduğu şirkette davalı ve davacının %50’şer pay sahibi olmaları, şirketin iki tarafın müşterek imzası ile temsil edilecek olmasına rağmen, taraflar/ortaklar arasında oluşan husumet sebebiyle birlikte şirketi temsil etmelerinin mümkün görülmediği, müdürler/ortaklar arasında derin görüş ayrılıkları sebebiyle güven ilişkisinin kalmadığı, mali inceleme sonuçlarına göre şirketin 2019 ile 2024 yılları arasındaki ticari faaliyetlerinin ve karlılığının yetersiz olduğu, gelinen aşamada kaydi değerlere göre şirketin aktiflerinin borçlarını karşılamaya yetmediği ve borca batık olduğu, sermaye şirketlerinde sermaye kaybı ve borca batıklık halinde, müdürler tarafından ivedilikle alınacak önlemlerin alınmadığı, şirketin finansal tablolarının karşılaştırmalı olarak incelenmesinden, şirket aktiflerinin esas itibariyle, yarım inşaat veya buna yönelik malzemelerden ibaret olduğu değerlendirilen ilk madde ve malzeme kaleminden oluştuğu, şirket sermayesinin inşaatı tamamlamak için yetersiz kaldığı, ortaklara borçlar hesabının işletilerek şirketin finanse edilmiş olduğu, gelinen aşamada ortaklar arasında oluşan ihtilaf ve husumet sebebiyle bu şekilde finansman şeklinin sürdürülebilir olmadığı, TTK. 626/1’e göre davalı müdürün kanundan kaynaklanan özen ve bağlılık yükümüne aykırı davrandığı vemüdürlük görevinden azil veya yönetim/temsil yetkilerinin sınırlandırılması için TTK.m.630/2-3 anlamında haklı sebep oluşturduğu, davalı şirket müdürünün azli yönünde haklı sebep olarak kabul edilmesi gerektiği, “Davalının aynı soyadını taşıyan yakınları adına çeşitli tarihlerde birçok para transferi yapıldığı, şirket hesaplarında kayıtlı olmamasına rağmen senet ödemeleri, icra ödemeleri yapıldığı, davalının şirket hesaplarını adeta kendi kasası gibi kullandığı anlaşılmaktadır” yönündeki tespit dikkate alındığında, davalının yönetim yetkisinin kaldırılması/sınırlandırılması şartlarının oluştuğu anlaşılmakla, asıl ve birleşen dava bakımından ... sicil numaralı ...LİMİTED ŞİRKETİNİN davalı ... T.C. Kimlik numaralı ...'nin yönetim yetkisinin azline, şirket yöneticiliğinden çıkartılmasına ve asıl ve birleşen dava bakımından; yönetim kayyımı atanması talebinin kabulü ile: İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... Sicil numarasında kayıtlı .... LTD. ŞTİ. Mali Müşavir ... T.C kimlik nolu ...'ın yönetim kayyımı olarak atanmasına, yönetim kayyımının davacı ile birlikte müştereken imzaya yetkili olmasına karar vermek gerekmiştir.Davacı tarafın asıl ve birleşen davalarda talepleri ile ilgili olarak, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..."gerekçesi ile,''1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE,Asıl ve birleşen dava bakımından;... sicil numaralı ...LİMİTED ŞİRKETİNİN davalı ... T.C. Kimlik numaralı ...'nin yönetim yetkisinin azline, şirket yöneticiliğinden çıkartılmasına,2-Asıl dava bakımından; davacının davalının şirket ortaklığından çıkarılması talebinin aktif husumet nedeniyle reddine,3-Davacı vekilinin asıl ve birleşen dava bakımından; yönetim kayyımı atanması talebinin KABULÜ ile: İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... Sicil numarasında kayıtlı .... LTD. ŞTİ. Mali Müşavir ... T.C kimlik nolu ...'ın yönetim kayyımı olarak atanmasına, yönetim kayyımının davacı ile birlikte müştereken imzaya yetkili olmasına, kayyım tarafından göreve başlandığında ön rapor düzenleyerek mahkememize ibrazına, rapor ibraz edildiğinde dosyada muhafazına,4-Kayyıma aylık asgari ücret 22.104,67TL ücret takdirine, belirlenen aylık ücretin sadece davacı tarafça 3 aylık kayyım ücretinin (66.314,01TL) yatırılmasına, davacı tarafından 2 haftalık kesin süre içerisinde mahkememiz veznesine depo edilmesine, belirlenen aylık ücretin 3 ay sonunda davalı şirket kasasından tahsilinin sağlanmasına, (HMK.393/1 maddesi) ücret yatırıldığında kararın kesinleşmesine müteakip kararın ivedi olarak kayyıma tebliği ile birlikte görevinin başlatılmasına, davacı vekili tarafından depo edilen 3 aylık kayyım ücretinin davalıdan tahsilinin sağlanmasına, HMK 325 md gereğince davalı gideri olarak kabulüne,5-Kayyım ücretleri yatırıldığında davalı şirkete yönetim kayyımı atandığının sicile tescil edilmesi için işbu kararın İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne gönderilmesine,6-Yönetim kayyımı atandığının ticaret sicil gazetesinde ilanına, ilan masraflarının davacı tarafından karşılanmasına,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece yönetim yetkisinden azline karar verilmişse de belirtilen nedenlerle mahkeme, kararını noksan inceleme ve araştırma ile vermiş olduğundan kararın kaldırılması ile davalının şirket yöneticisi olarak göreve devamına ve şirkete kayyım atanmasının reddine karar vermek gerektiğini, davalının yönetim görevinden azline gerekçe olarak davalı şirket hesabı ortakların iradesi hilafına olacak şekilde işlemler yaptığından bahisle mahkeme bu kararı vermişse de aslında işlemler detaylı olarak incelenmediğini, bazı işlemlerin yasal zorunluluktan gerçekleştirildiğini, örneğin; davalının bir borcu için şirket hissesine haciz konduğunu bunu karşı taraf ortak irade dışında yapılan işlem olarak adlandırdığını, asıl olan şirketin başarılı bir şekilde faaliyetlerine devam etmesi olduğunu, bilirkişi raporunda her ne kadar cari oran incelemesi ile şirketin borca batık olduğundan bahsedilmişse de günümüzde inşaat faaliyetlerine olan talep patlaması, bu alanda yeterli hizmet sağlayıcılarının çok fazla olmaması, diğer etkenlerin de dikkate alınması sonucu olarak şirket etkin bir şekilde hizmete başlayabilse yine tüm bu zor şartların altından başarı ile çıkabileceğini, şirketin iflas aşamasına gelmediğini, şirket faaliyetleri ile ilgili olarak mahkemece gerekli keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmadığını, sadece iktisat bilirkişisinin raporuna dayanıldığını, davacının şirkete yapmış olduğu ödemelerin gerekli muhasebe kayıtlarının yapılmamış olmasının davalının yönetim yetkisinin azlini gerektirmediğini, bu konu borç alacak ilişkisi içinde hukuki yöntemle çözümlenebilecek bir problem olduğunu, ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Asıl dava; TTK'nın 640/3 maddesi uyarınca davalının limited şirket ortaklığından çıkarılmasına ve TTK'nın 630/2 maddesi uyarınca davalının limited şirket müdürlüğünden azline ve şirkete kayyım atanmasına karar verilmesi talebine, birleşen dava; TTK'nın 630/2 maddesi uyarınca davalının limited şirket müdürlüğünden azline ve şirkete kayyım atanmasına karar verilmesi talebine ilişkindir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda asıl ve birleşen davanın müdürün azli ve kayyım atanması talebi yönünden kabulüne, asıl davada davalının ortaklıktan çıkarılması talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.6102 sayılı TTK'nın 625 maddesinde müdürlerin devredilemez ve vazgeçilemez görevlerinin düzenlendiği, TTK'nın 626 maddesinde müdürler ve yönetimle görevli kişiler, görevlerini tüm özeni göstererek yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini, dürüstlük kuralı çerçevesinde, gözetmekle yükümlü olduğu, şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemiş veya diğer tüm ortaklar yazılı olarak izin vermemişse, müdürler şirketle rekabet oluşturan bir faaliyette bulunamayacakları, şirket sözleşmesi ortakların onayı yerine ortaklar genel kurulunun onay kararını öngörebileceği, müdürlerin de ortaklar için öngörülmüş bulunan bağlılık borcuna tabi olduğu hüküm altına alınmıştır. Somut uyuşmazlıkta söz konusu yükümlülüklerin tarafların müştereken yetkili müdür olması sebebiyle her iki taraf için geçerli olduğu açıktır.6102 sayılı TTK'nın 630. maddesinde; genel kurulun, müdürü veya müdürleri görevden alabileceği, yönetim hakkını ve temsil yetkisini sınırlayabileceği, her ortağın, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebileceği, yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin haklı sebep olarak kabul olunacağı hüküm altına alınmıştır.Somut uyuşmazlıkta dava dışı ...Limited Şirketi, ...-... ünvanı ile █████/2011 tarihinde gerçek kişi şahıs firması olarak kurulduğu, █████/2019 tarihinde tür değişikliğine giderek davalının hissedar olduğu tek ortaklı limited şirketi olarak tescil edildiği, █████/2022 tarihinde davalı tarafından hissesinin % 50'sinin davacıya devredildiği ve tarafların dava dışı şirkette % 50 oranında hissedar olduğu, █████/2023 tarihine kadar davalının şirketi münferiden temsile yetkili olduğu, █████/2023 tarihi itibariyle ise davacı ve davalının şirketi müştereken temsile yetkili olarak atandığı, davalının müdürler kurulu başkanlığına seçildiği ve kararın █████/2023 tarihinde ticaret siciline tescil edildiği, şirketin iştigal konusunun inşaat işleri olduğu anlaşılmıştır.Davacı vekili, davacı tarafından dava dışı şirkete ve davalıya inşaat işlerinde müteahhitlik için birçok proje anlaşması yapılması üzerine bu projelerin finansmanı için yaklaşık 14.750.000,00 TL para gönderildiğini, davalının bu paraları şirket ve projeleri için harcamadığını, kendi ve ailesinin şahsi harcamaları için kullandığını, şirketin üstlendiği projeler kapsamında yapılması gereken işlerin yapılmadığını, şirketi zarara uğrattığını, ortaklar arasında güven ilişkisinin kalmadığını ve ortaklığın devamının çekilmez hal aldığını, davalının ...-... ünvanlı şahıs firması tür değiştirerek dava konusu şirkete dönüşmesine rağmen davalının halen bu ünvan altında taşınmaz vaadi sözleşmesi imzalandığını ve şahıs şirketinin de bu ünvan altında ayrıca faal olduğunu, davalının özen ve sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığını, şirketin banka hesapları ve mobil bankacılık hesabının kullanımının davalının yetkisinde olduğunu, İran vatandaşı olan ve çok iyi Türkçe bilmeyen davacının müştereken temsilci olarak atanmasından sonra dahi davacıya bilgi verilmediğini ve yönetime karıştırılmadığını, davalıya gönderilen ihtarların sonuçsuz kaldığını, gerek şirket adına gerekse davalının şahsi olarak imzaladığı sözleşmelerin gereğinin yerine getirilmemesi sebebiyle iş sahipleri tarafından sözleşmelerin feshedildiğini, davalının eylemleri ile şirketin zarara uğratıldığını ileri sürerek davalının ortaklıktan çıkarılmasına ve müdürlükten azline karar verilmesini talep etmiştir.Asıl davada ve birleşen davada alınan bilirkişi raporları, birleşen davada düzenlenen kayyım raporu, davacı şirkete ait banka hesap hareketleri, taraflarca sunulan tüm deliller ve ceza soruşturması ve hukuk yargılamasına yansıyan taraflar arasındaki ihtilaflar incelendiğinde, taraflar arasında anlaşmazlıkların bulunduğunun sabit olduğu, banka hesaplarına göre davacının davalı şirkete ortak olduktan sonra henüz müştereken müdür olarak atanmadan önce şirket hesabına 10.256.660,00 TL gönderdiği, bu bedelin şirket defterlerinde kayıtlı olmadığı, yine davacı tarafından sunulan makbuz, fatura ve irsaliyelere ilişkin 375.084,36 TL'nin defterlere kaydının bulunmadığı, davacı tarafından davalının elden aldığı ödeme ilişkin adi yazılı belge sunulduğu, şirket hesabından davalı ve ailesinin şahsi harcamalarına ilişkin ödemeler yapıldığı, davalı tarafından davacı tarafından şirkete gönderilen ve şirket için verilen paraları şirket için harcadığına dair somut delil sunmadığı, şirketin ticari faaliyetinin ve karlılığının yetersiz olduğu, kayden şirketin borca batık olduğu, akdedilen taşınmaz satış vaadi sözleşmelerinin ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinin ve projelerinin yerine getirilmediği, sözleşmelerin feshedildiği, şirket aleyhine davaların açıldığı, şirketin mevcut durumu itibariyle projelerin devamının mümkün olmadığı, şirketin gayri faal görünümde olduğu, çalışanının bulunmadığı, daha önceki dönemde bir kısım çalışanların davalının kendi soy ismindeki şahıslar olduğu, stoklarda kayden görünen malvarlığının bulunduğuna ve neleri içerdiğine ilişkin somut delil sunulmadığı, kamu borçlarının bulunduğu, davalının şahıs firmasının halen faal olduğu tespit edilmiştir. Tarafların davalı şirketin müştereken yetkili müdürleri olması sebebiyle yukarıda belirtilen yasal mevzuatın müdürlere getirdiği tüm yükümlülükler her iki taraf için de geçerlidir. Ancak somut uyuşmazlıkta dava konusu şirketin fiilen davalı tarafından yönetildiği ve hesapların davalı elinde olduğunun açık olduğu, kaldı ki iddia edilen eylemlerin davacı ortak olduktan sonra ve müştereken müdür olarak atanma tarihine kadar gerçekleştiği, davacı tarafından şirkete gönderilen ve şirket için davalıya verilen paraların şirket defterlerine kaydedilmediği gibi davalı tarafından şirket için harcandığına dair somut delil sunulmadığı, projeler için gönderilen paraların bunlar için harcanmayarak projelerin yarıda bırakıldığı ve şirketin zarara uğratıldığı, şirketin özensiz ve kötü yönetildiği, davalının özen ve sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığının sabit olduğu anlaşılmakla Mahkemece davalının müdürlükten azline, şirketin organsız kalması sebebiyle yönetim kayyımı atanmasına karar verilmesi isabetlidir. Ticari defterler ile şirketin durumunun ortada olduğu, davalı tarafından şirketin yerinde incelenecek malvarlığı veya işlerine ilişkin somut bir delil sunulmadığı, soyut olarak şirketin ekonomik durumunun düzeleceği varsayımı üzerine karar verilmesinin mümkün olmadığı, mahkemece sadece defterlerin düzenli tutulmadığı gerekçesiyle azil kararı verilmediği anlaşılmakla davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Bununla birlikte asıl davada dava dilekçesinin sonuç kısmında TTK 640/3 madde uyarınca davalının dava dışı şirketteki ortaklığından ve şirket yöneticiliğinden çıkarılmasına, bu süreçte şirketin faaliyet ve işlemlerini yürütebilmesi için davacı ortağın tek yetkili olarak yetkilendirilmesi, mahkeme aksi kanaatte ise şirkete kayyım atanmasına karar verilmesinin talep edildiği, asıl davanın ön inceleme duruşmasında uyuşmazlık konusunun "davalı ...'in .... Ltd.Şti'dek ortaklığından ve şirket yöneticiliğinden çıkartılmasına, davacı ortağın tek yetkili olarak yetkilendirilmesi, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde şirkete kayyım atanması talepleri noktasında toplandığı" olarak tespit edildiği, tarafların uyuşmazlığın tespitine bir itirazlarının bulunmadığı ve asıl davanın konusunun davalının şirket ortaklığından çıkarılması ve müdürlükten azline ilişkin olduğu, yine birleşen davanın konusunun da davalının müdürlükten azli ile şirkete kayyım atanması talebine ilişkin olduğu, bu durumda her iki dava arasında derdestlik bulunması sebebiyle birleşen davanın derdestlik dava şartı eksikliği sebebiyle usulden reddine, davacının talepleri hakkında sadece asıl davada karar verilmesi gerekirken asıl ve birleşen davanın müdürlüğün azli ve kayyım atanması talebi yönünden kabulüne karar verilmesi, tarafların müştereken yetkili müdür olmaları ve aralarındaki ihtilaflar sebebiyle bir araya gelerek karar alamamaları sebebiyle şirketin fiilen organsız kaldığı gözetilerek kayyımın görevinin tedbiren başlatılmasının düşünülmemesi, bilirkişi raporunun doğrudan hükme geçilmesi ve usulüne uygun olarak gerekçe yazılmaması da isabetli olmamıştır. TTK'nın 640 maddesi uyarınca ortağın mahkeme kararıyla haklı sebebe dayanılarak şirketten çıkarılması davasının şirket tarafından açılması gerekmekte olduğundan bu talebe ilişkin davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi isabetli olup, hüküm aynen korunmuştur.Sonuç olarak, davalının istinaf başvurusunun usulen kabulü ile, mahkemece deliller toplanılmış olup, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından HMK'nın 353/1-b-2, 355 maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalının istinaf başvurusunun USULEN KABULÜ İLE,Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2025 tarih ve █████████ Esas- ████████ Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle,2-ASIL DAVA;Davanın KISMEN KABULÜ İLE,1-Davacının, davalının dava dışı ...Limited Şirketi ortaklığından çıkarılmasına ilişkin talebinin aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine,2-İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarasında kayıtlı dava dışı ...Limited Şirketi'nin müdürü olan davalı ... T.C. Kimlik numaralı ...'nin şirketi temsil, yönetim ve ilzam yetkilerinin kaldırılarak müdürlük görevlerinden haklı sebeple AZLİNE,3-Davacı vekilinin yönetim kayyımı atanması talebinin KABULÜ ile; İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... Sicil numarasında kayıtlı ...Limited Şirketi'ne Mali Müşavir ... T.C kimlik nolu ...'ın yönetim kayyımı olarak atanmasına, yönetim kayyımının davacı ile birlikte müştereken imzaya yetkili olmasına, kayyım tarafından göreve başlandığında ön rapor düzenleyerek mahkemesine ibrazına, rapor ibraz edildiğinde dosyada muhafazına,4-Kayyıma aylık asgari ücret 22.104,67TL ücret takdirine, belirlenen aylık ücretin sadece davacı tarafça 3 aylık kayyım ücretinin (66.314,01TL) yatırılmasına, davacı tarafından 2 haftalık kesin süre içerisinde mahkeme veznesine depo edilmesine, belirlenen aylık ücretin 3 ay sonunda davalı şirket kasasından tahsilinin sağlanmasına, ücret yatırıldığında kayyımın görevine derhal başlamasına ve görevinin kararın kesinleşmesine kadar devamına, ücret yatırıldığında kararın kayyıma tebliğine, kayyım ücretinin davalı gideri sayılmasına,5-Kayyım ücretleri yatırıldığında davalı şirkete yönetim kayyımı atandığının sicile tescili ve ilan edilmesi için işbu kararın İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne gönderilmesine, ilan masraflarının davacı tarafından karşılanmasına,BİRLEŞEN DAVA;1-Davanın HMK'nın 114/1-ı ve 115/2 maddeleri uyarınca derdestlik dava şartı sebebiyle usulden REDDİNE,İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN
:3-ASIL DAVA;1-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL karar harcından peşin alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile bakiye 462,15 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,2-Davacı tarafından yatırılan 269,85 TL başvuru harcı ve 269,85 TL peşin harç toplamı 539,70 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,3-Davacı tarafından yapılan 2.209,25 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,4-Davacı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince kabul edilen talep yönünden takdir edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,5-Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince reddedilen talep yönünden takdir edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,6-3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,8-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde kararın kesinleşmesine müteakiben avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,4-BİRLEŞEN DAVA;1-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL karar harcından peşin alınan 427,60TL'nin mahsubu ile bakiye 304,40 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,2-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,3-Davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,4-Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince takdir edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,5-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde kararın kesinleşmesine müteakiben avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,İSTİNAF YÖNÜNDEN
:1-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine,2-Davalı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 3.366,20 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 1.130,00 TL dosyanın istinafa gidiş dönüş masrafı olmak üzere toplam; 4.496,20 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,3-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde kararın kesinleşmesine müteakiben avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere █████/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.