Anahtar kelimeler: Kavuşacağını Çekten Çekteki Lehtarı Çeke Cirantanın Ciro Açıklığa Keşidecisi Kaldı

T.C.

İSTANBUL
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Menfi Tespit
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Keşidecisi müvekkil ... Şti, lehtarı ... Şirketi olan ... Şubesine ait ... seri nolu 23.02.2025 keşide tarihli 425.000-TL bedelli çekten kaynaklı davalı ... Bankası A.Ş. Tarafından ... Banka Alacakları İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasından müvekkil ...Şti aleyhine icra takibi başlatıldığını, öncelikle takibe konu çekteki imza müvekkil şirkete ait olmadığını, yapılacak bilirkişi incelemesi ile bu husus açıklığa kavuşacağını, kaldı ki davaya konu çekin, teminat amacıyla ciro edildiğinden, teminat amacıyla çeki ciro alan müşteki bankanın çeke dayalı hakları kullanma yetkisi bulunmadığını, takibe konu çekin önceki cirantanın bankaya olan borcunun teminatı olarak alındığından, davalının önceki hamilden teminata dayanak asıl alacağını tahsil edip etmediği araştırma konusu yapılması gerektiğini belirterek, öncelikle İcra İflas Kanunu'nun 72. Maddesinin 3. Fıkrası uyarınca icra veznesindeki paranın dava sonuna kadar alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini,
... Banka Alacakları İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyada takibe konu çekteki imza müvekkiline ait olmadığından davanın kabulü ile borçlu olmadığının tespitine, davaya konu çek rehin cirosuyla alındığından ve çekin rehin amacıyla cirosu geçerli olmadığından davalı banka yetkili hamil olamayacağından davanın kabulü ile müvekkilimizin borçlu olmadığının tespitine davalı haksız ve kötü niyetli olması sebebiyle % 20'den aşağı olmamak kaydıyla tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın borca itirazlarının haksız ve ispatsız olduğundan reddi gerektiğini, davacının borçlu olmadığını belirtmekle birlikte bunu ispatlayacak herhangi bir belge, delil sunamadığını, kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takipte borçlunun takipte borçlu olmadığını veya borcun itfa veya ihmal edildiğini yalnız resmi veya imzası alacaklı tarafından ikrar edilmiş bir belge ile ispat edebileceğini, borçlunun dava dilekçesi ekinde ve delil listesinde İİK madde 169 uyarınca bir belge bulunmadığından borçlunun itirazının yerinde olmadığını, çekte yer alan imzanın alelade bir imza olmayıp vasıflı bir imza olduğunu, taklit edilmesinin mümkün olmadığını, davacı yanın icra takibini uzatmak ve sürüncemede bırakmak maksadıyla kötü niyetli olarak imzaya itirazda bulunduğunu, davacı yanın dava konusu çeki teminat amacıyla aldığı iddiası bir anlık doğru olduğu düşünülse dahi müvekkil banka çeki ciro yolu ile teslim alan iyiniyetli 3.Kişi konumunda olduğunu, çekin sözleşmenin teminatı olarak verildiği iddiası kişisel def'i olup, 6102 sayılı Kanun'un 778/a maddesinin (a) bendinin göndermesi ile uygulanması gereken aynı Kanun'un 687 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca kişisel def'iler temel ilişkinin tarafları arasında ileri sürülebileceğini, çekin üçüncü kişiye ciro veya teslim yolu ile devredilmesi hâlinde bu def'inin iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülmesinin mümkün olmadığını, hiçbir şekilde kabul manasına gelmemekle birlikte, bu dava sonucunda borçlular lehine tazminata hükmedilebilmesi için, borçluları menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız olması yeterli olmayıp alacaklının kötü niyetli olması zorunlu olduğunu, somut olayda, güven müessesesi olan bankanın işbu takibi kötüniyetle açması düşünülemeyeceğini, müvekkili bankanın, çeki temlik cirosu ile alan iyiniyetli 3.kişi olduğunu belirterek, haksız, yersiz ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddi ile müvekkilinin alacaklı olduğunun tespitine, İİK m.72/4 uyarınca, müvekkilin alacağının geciktirilmesi sebebiyle davacı borçlunun alacağın % 20’sinden aşağıda olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
: Dava, menfi tespit talebine ilişkindir.
Dosyada tarafların bildirdiği belgeler, ... Banka Alacakları İcra Dairesinin ...Esas sayılı dosyası, defter ve kayıtları, taraf defter ve kayıtları, vergi dairesi kayıtları, banka kayıtları, ticaret odası kayıtları delil olarak değerlendirilmiştir.
Tensip tutanağının 10. maddesi ile taraf vekillerine tanık isimlerini ve adreslerini bildirmek üzere 2 haftalık kesin süre verildiği tensip zaptının taraf vekillerine tebliği suretyile usulüne uygun ihtarat yapıldığı ancak verilen kesin süre içerisinde tanık listesi sunulmadığı, kesin süre verilmesi halinde HMK'nın 94/3. maddesi uyarınca kesin süre içinde yapılması gereken işlemi, süresinde yapmayan tarafın, o işlemi yapma hakkı ortadan kalkacağından kesin süre ara kararından sarfı nazar edilemeyeceği ve ihtaratın infazının gerektiği anlaşılmakla tarafların tanık dinletme talebinden ayrı ayrı vazgeçmiş sayılmasına karar verilmiştir.
█████/2025 tarihli celsenin 9 numaralı ara kararı uyarınca davacı şirket yetkilisi ...'ın isticvabı için ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesine talimat yazıldığı, talimat mahkemesince şirket yetkilisine usulüne uygun tebliğ yapılmasına rağmen ilgilinin isticvap duruşmasına katılmadığı ve mazeret bildirmediği tespit edilmiştir.
█████/2025 tarihli celsenin 9 numaralı ara kararı uyarınca davacı firmayı temsile yetkili ...'a HMK'nın 171.maddesinin meşruhat metninde yer aldığı, tebligatların usulüne uygun yapıldığı ancak davacı şirket yetkilisinin talimat duruşmasına katılmadığı anlaşılmakla HMK'nın 171.maddesi uyarınca ... Banka Alacakları İcra Dairesinin ... takip sayılı dosyasında takip dayanağı keşidecisi ... Limited Şirketi olan ... Bankası ... Şubesine ait ... seri nolu 23.02.2025 keşide tarihli 425.000,00 TL bedelli çek üzerinde yer alan imzanın davacı şirket yetkilisine ait olduğuna dair vakıanın davacı tarafça ve davacı şirket yetkilisince ikrar edilmiş sayılmasına karar verilmiştir.
Davalı taraf ve şirket yetkililerince imza ikrar edilmiş sayıldığından, █████/2025 tarihli celsenin belge asıllarının toplanmasına dair (6) ve (8) numaralı ara kararları ile celse arasında imza incelemesine ilişkin dosyanın bilirkişiye tevdi edilmesine dair 10 numaralı ara kararından ayrı ayrı rücu edilmesine karar verilmiştir.
Davacı tarafından varlığı inkâr edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının tespiti için açılan davaya menfî (olumsuz) tespit davası denir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı, İstanbul 2013, s. 346). Menfî tespit davası 2004 sayılı İİK'nın 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere menfi tespit davasında amaç bir hukukî ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitidir.
Menfi tespit davası, maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Eş söyleyişle kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise, ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233).
Ayrıca, adi senette borçlu olarak gözüken kimse, senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığının ve dolayısıyla, senet borçlusu konumunda bulunmadığının tespiti amacıyla, cebri icra tehdidi ile karşı karşıya ise, icra takibinin yapılmasından önce; süresi içinde ödeme emrine karşı imzaya itirazda bulunmayı ihmal etmiş ve takip kesinleşmişse, takibe başlanılmasından sonraki evrede sahtelik davası açabilir, böyle bir sahtelik davası hukukî niteliği itibariyle 2004 sayılı İİK 72’de düzenlenmiş olan menfi tespit davasıdır (Tanrıver, S.: Medenî Usul Hukuku, C.1, Ankara 2016, s. 844-845).
TMK'nun 6. maddesine göre "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." HMK'nun 190. maddesi gereğince de, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir."
Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK m. 190; 4721 sayılı TMK m. 6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru, El Kitabı, s. 370 ilâ 372). 6100 sayılı HMK'nın 209. maddesi uyarınca; adi bir senetteki yazı veya imza inkâr edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz. Öte yandan, sözleşmedeki imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfeti bunu iddia eden alacaklıya aittir (Yargıtay HGK'nın █████/2006 tarih ve...E., ... K. sayılı ilamı).
Yukarıda yer verilen ilkeler ve bilgiler ışığında dava dilekçesi, cevap dilekçesi, yazı cevapları, tarafların bildirdiği belgeler, ... Banka Alacakları İcra Dairesinin ...Esas sayılı dosyası, defter ve kayıtları, taraf defter ve kayıtları, vergi dairesi kayıtları, banka kayıtları, ticaret odası kayıtları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; █████/2025 tarihli celsenin 9 numaralı ara kararı ile HMK'nın 171 ve 211. maddeleri uyarınca davacı şirket yetkilisinin isticvabı amacıyla ilgiliye çek sureti ekli duruşma gün ve saatini bildirir meşruhatlı davetiye tebliğine karar verildiği ve HMK'nın 171 ve 211. Maddeleri uyarınca davacı şirket yetkilisi ...'a ''Belirlenen gün ve saatte duruşmada hazır bulunmanız gerekmekte olup ekteki çekteki imzaya ilişkin beyanınızın alınacağı, geçerli ve haklı bir mazeretiniz olmaksızın duruşmaya katılmamanız halinde ise çekteki imzanın sizden sadır olduğunun kabul edileceği hususu tebliğ ve ihtar olunur'' şeklinde meşruhatı bulunan isticvap davetiyesinin davacı şirket yetkilisine usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, ancak davacı şirket yetkilisinin isticvaba ilişkin talimat duruşmasına mazeretsiz olarak katılmadığı anlaşılmakla dava konusu .... Banka Alacakları İcra Dairesinin ... takip sayılı dosyasında takip dayanağı keşidecisi ... Şirketi olan ... Bankası ... Şubesine ait ... seri nolu 23.02.2025 keşide tarihli 425.000,00 TL bedelli çek üzerinde yer alan imzanın davacı şirket yetkilisine ait olduğuna dair vakıanın davacı tarafça ve davacı şirket yetkilisince ikrar edilmiş sayılmasına karar verilmiş olup, huzurdaki davada davacı tarafça dava dilekçesinde dava konusu çekte davacı şirket yetkilisi adına atılı bulunan imzanın davacı şirket yetkilisi ...'a ait olmadığı vakıasına dayanıldığı, davacı şirket yetkilisinin isticvabı amacıyla talimat yazıldığı, talimat dosyasının incelenmesinde usulüne uygun meşruhat içermesine ve usulüne uygun şekilde davacı şirket yetkilisi ...'a tebliğ edilmesine rağmen davacı şirket yetkilisinin mazeretsiz olarak duruşmaya katılmadığı tespit edildiğinden HMK'nın 171 ve 211. Maddeleri uyarınca dava konusu ... Banka Alacakları İcra Dairesinin ... takip sayılı dosyasında takip dayanağı çekte yer alan imzanın davacı şirket yetkilisi ...'tan sadır olduğu değerlendirilmiş olup davacının davalı bankaya karşı çekin teminat senedi hükmünde olduğu ve kredi borcunun ödenmesi sebebiyle çekin bedelsiz kaldığına yönelik vakıalar yönünden yapılan incelemede ise; dava konusu çekin teminat senedi olduğuna yönelik çek üzerinde herhangi bir kayıt bulunmadığı, yine dava konusu çekin teminat senedi niteliğinde olduğuna dair dosya kapsamına başkaca delil sunulmadığı anlaşılmakla anılan vakıanın davacı tarafça ispat edilemediği, bedelsizlik definin şahsi defi olması sebebiyle bankadan önceki ciranta tarafından bankaya karşı ileri sürülebileceği, bedelsizlik definin mutlak defi olmaması sebebiyle davacı tarafça davalı bankaya karşı ileri sürülemeyeceği kanaatiyle davanın reddine, karar verilmiştir.
İİK'nın 72/5. maddesi uyarınca, menfi tespit davasının kabulü halinde borçlu lehine hükmedilecek tazminat kötüniyet tazminatı olup, borçlu lehine kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için, icra takibinin haksız olmasının yanında takip alacaklısının da kötüniyetli olması gerekir. Alacaklı icra takibi başlatmakta kötüniyetli değilse, aleyhine kötüniyet tazminatı hükmedilemez. Davanın reddine karar verilmekle yasal koşullarının oluşmaması nedeniyle davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine dair karar vermek gerekmiştir.
Davalı tarafın kötüniyet tazminatı talebi yönünden ise İİK'nın 72/4. maddesi uyarınca tazminata hükmedilebilmesi için davanın alacaklı konumunda olan davalı lehine reddine karar verilmiş olması ve dosya kapsamında ihtiyati tedbir kararı verilmiş olması gerekmektedir. Davanın reddine karar verilmiş olması ve dosya kapsamında ihtiyati tedbir kararı verilmiş olması nedenleriyle davalının kötü niyet tazminat talebinin İİK'nın 72/4. maddesi gereği kabulü ile 496.586,43-TL'nin %20'si oranında 99.317,286-TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine, davalının, davacı aleyhine %10 oranında tazminata hükmedilmesi talebinin yasal şartları oluşmadığından reddine, dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda izah olunduğu üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Davacının kötü niyet tazminat talebinin İİK'nın 72/5. fıkralarındaki koşullar oluşmadığından reddine,
3-Davalının kötü niyet tazminat talebinin İİK'nın 72/4. maddesi gereği kabulü ile 496.586,43-TL'nin %20'si oranında 99.317,286-TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davalının, davacı aleyhine %10 oranında tazminata hükmedilmesi talebinin yasal şartları oluşmadığından reddine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 8.480,46-TL peşin harcın mahsubu ile artan 7.748,46-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden, karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T.'deki esaslara göre belirlenen 79.453,83-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
8-... Arabuluculuk Bürosu tarafından ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere suçüstü ödeneğinden karşılanan 4.600,00-TL arabuluculuk tarife bedelinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, buna ilişkin harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
9-Artan gider/delil avansından artan avans olması halinde, hüküm kesinleştiğinde ve talep edildiğinde yatırana iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.█████/2026
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır
*Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!