Anahtar kelimeler: Uşak Gününün Geldiler İstemli Bittiği Salı Muris Davetiye Günde Sözlü
1. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ E., ████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Uşak 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 10.03.2026 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde temyiz eden davalılar vekili avukat ... ile temyiz edilen davacılar vekili avukat ... geldiler. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K AR A R -
Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacılar; murisleri ...’nun maliki olduğu 1 62... parsel sayılı taşınmazını 1988 yılında davalı kızına devrettiğini, murisin 9 41... , 28 65... , 8, 9, 10... , 29 11... parsel sayılı taşınmazlarını da davalı kızı ...’nin oğlu olan davalı ...’ya devrettiğini, temliklerin mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu, murisin emekli maaşı olduğunu, ihtiyaçlarının da oğulları tarafından karşılandığını, murisin torununa taşınmazları devrettiği tarihte felçli olduğunu, murisin adına kayıtlı tüm taşınmazları davalılara devrettiğini, temlik tarihinde davalı ...’nin ev hanımı olduğunu, davalı ...’nın da yaşının küçük olduğunu, taşınmazları alacak ekonomik güçleri bulunmadığını, taşınmazların imar uygulaması sonucunda 54 84... , 54 93... , 54 94... , 8, 9, 10... parsel sayılı taşınmazlar olduğunu ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalılar; ...’nin 1 62... parsel sayılı taşınmazı 1988 yılında bedelini ödeyerek satın aldığını, halı dokuma işi yaptığını, murisin mal kaçırma kastı olmadığını, diğer mirasçıların devirden haberi olduğunu, muris öleli uzun zaman olduğunu, kimsenin itiraz etmediğini, muris ölene kadar üçü birlikte yaşadıklarını, murisin evi olmayan tek çocuğunun ... olduğunu, murisin kızını koruma iç güdüsü ile hareket ettiğini, ...’nın da temlik tarihinde komisyonculuk yaptığını, ekonomik gücünün yerinde olduğunu, ölünceye kadar murisin her ihtiyacının kendileri tarafından karşılandığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; murisin uzun yıllar davalılar ile aynı evde yaşadığı, murisin oğulları ile arasında husumet bulunmamakla birlikte kızının eşinden ayrılması nedeniyle torunu babasız büyüdüğü için davalılara daha düşkün olduğu, murisin emekli maaşının bulunduğu ve taşınmazları satmayı gerektirecek bir paraya ihtiyacının olmadığı, murisin ölmeden 5-6 ay önce felç geçirdiği ve yatalak olduğu, öncesinde bakımını gerektirecek herhangi bir hastalığının olmadığı, davalı ...'nin çocuğu ... doğmadan önce eşinden boşandığı, kendisine ve çocuğuna kardeşlerinin baktığı, kardeşlerinin SGK'ya gerekli ödemeleri yaparak ...'nin sigortalı aylık almasını sağladıkları, davalı ...'nin taşınmazın devir tarihinde herhangi bir işte çalışmadığı, murisin ve davalıların bakım ve ihtiyaçlarının murisin oğulları tarafından karşılandığı, davalı ...'in devir tarihinde 30 yaşlarında olduğu ve dayılarının yanında asgari ücretle çalıştığı, taşınmazları satın alabilecek maddi imkanının olmadığı, taşınmazların tapuda satış bedelleri olarak gösterilen bedeller ile satış tarihindeki gerçek bedelleri arasında açık bir nispetsizlik bulunduğu, bu durumun da muvazaanın varlığını doğruladığı, murisin davalı kızının eşinden ayrılması ve torununun babasız büyümesi nedeniyle davalıları daha çok sevdiği ve onlara daha düşkün olması nedeniyle dava konusu devir işlemlerini gerçekleştirdiği, davalı ...'e yapılan devir işlemlerinin murisin ölümünden beş ay önce felçli olduğu dönemde yapılması ve aynı anda birden fazla taşınmazın devredilmesinin de muvazaalı işlem bulunduğunu gösterdiği, dosya kapsamındaki delillere göre davacıların muvazaa iddiasının kanıtlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, davalılar vekili tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, davalı ...'nin dava konusu taşınmazı bedelini ödeyerek aldığı iddiasını kabul edilebilir delillerle ispat edemediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki, dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre muvazaa olgusunun benimsenmiş olması kural olarak doğrudur. Davalılar vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine.
Bilindiği üzere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 297/2 hükmünde; “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Yasa maddesinin bu açık hükmünün sonucu olarak, mahkemelerce kurulan hükümler infaz sırasında tereddüt ve şüphe yaratmayacak nitelikte olmalıdır.
Somut olayda, dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede 2021 yılında imar uygulaması yapıldığı, sonrasında bu uygulamanın iptal edildiği, 2023 yılında tekrar imar uygulaması yapıldığı, taşınmazların ada ve parsel numaralarının değiştiği ve hükmün bu hali ile HMK’nın 297/2 hükmü uyarınca infazda tereddüt oluşturacağı görülmüştür.
Hal böyle olunca; dava konusu taşınmazların kök parselleriyle irtibatları sağlanacak şekilde tüm tapu kayıtlarının (geldi ve gittilerinin kütük sayfalarını da içerir şekilde) getirtilmesi, son imar uygulaması sonucu oluşan güncel tapu kayıtları üzerinden HMK’nın 297/2 hükmü uyarınca infazı kabil bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının değinilen yön itibariyle kabulü ile; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz eden davalılara iadesine, 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz eden davalılar vekili için 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz edilen davacılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!