Anahtar kelimeler: Odamax Vedan Sunmayı Group Pazardaki İdava Com Memnuniyeti Kaliteli Misafirlerine

T.C.

İSTANBUL
3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2024
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
I.DAVA DİLEKÇESİ CEVAP DİLEKÇESİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;1991 yılında tüketicilere tatil alternatifleri üretmek üzere kurulan ve uzun yıllardır müşteri memnuniyeti ve hizmet çeşitliliği anlamında yatırımlar yapılarak Türkiye’nin iç pazardaki en büyük turizm şirketlerinden biri haline gelen Müvekkil ...A.Ş. (“müvekkil Şirket”); bünyesinde başta odamax olmak üzere, ..., ..., ... .com, ve...0’dan fazla markayı bünyesinde içerdiğini, müvekkil Şirket, ... group olarak misafirlerine Türkiye'nin dört bir yanında en kaliteli hizmeti sürekli sunmayı hedefleyen ülkemizin turizm sektöründe faaliyet gösteren en önemli firmalarından biri olduğunu, bu sektörde faaliyet gösteren müvekkil Şirket markalarından biri de "..." ibareli marka olduğunu, müvekkil şirkete ait “odamax” markası, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde 2016 yılından bu yana tescilli bulunduğunu, bu kapsamda bir ... markası olan "...", "... .com" internet sitesi aracılığı ile kullanıcılara dünyanın her yerinden 200 bine yakın tesis için online rezervasyon hizmeti sunduğunu, Türkiye ve dünya genelinde binlerce tesisi, kullanıcılar için ulaşılabilir kılan "... .com" , ister tatil ister iş amaçlı tüm seyahatlerde, konaklama ihtiyacını karşılamaya yöneliktir. "..." markası ile hizmet veren "... .com" oda fiyatlarından konuma, hizmet ve olanaklardan müsaitlik durumuna kadar kullanıcıların ihtiyaç duyacakları pek çok bilgiyi tek noktada buluşturduğunu, davalının, sınırsız sayıda renk, harf ve sözcük kombinasyonu seçeneği özgürlüğü bulunduğu halde, müvekkil Şirket adına tescilli ve çok tanınmış “...” unsurlu markalar ile özdeşleşen ".." ibaresi ve beyaz fon üzerine turuncu rengi bileşenlerini markasında kullanmasının, yine "..." ibaresini markasında unsur olarak kullanmasının tesadüf eseri olmadığını, davalının kötü niyetini gözler önüne serdiğini, davalı tarafın, müvekkil Şirkete ait markalarda kullanılan hakim renkleri barındıran dava konusu markayı, piyasada kullanmaya başlaması, davalının davacı müvekkil ile bir bağlantısının bulunduğu izlenimi uyandıracak ve bir şekilde davalı şirkete ticari rant sağlayacağını, bu nedenle Davalı ... (...) adına 24.09.2023 tarih ... numarası ile tescilli "odarama" ibareli markanın 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 25. maddesi uyarınca hükümsüzlüğüne ve sicilden terkin edilmesine, yargılama süresince markanın üçüncü kişilere devrinin engellenmesi amacıyla tensip zaptıyla birlikte ihtiyatı tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ...Anonim Şirketi (“Şirket hem pay sahibi hem de yetkilisidir ve huzurdaki davaya konu “...” markası Şirket faaliyetlerinde kullanıldığını, Şirket, sunduğu aracılık hizmetleri ile bireysel ve kurumsal kullanıcıların toplantı ve etkinlik temalarına uygun alanları kiralamalarına olanak sağladığını, Şirket'in verdiği hizmetler kapsamında kullanıcılar, günlük toplantıların yanı sıra periyodik veya dönemsel kiralama seçeneklerinden de yararlanabildiğini, Daha çok kurumsal şirketlere hizmet veren Şirket'in verdiği hizmetler kapsamında kullanıcılar, etkinliğe katılacak kişi konumu seçerek ihtiyaçlarına en uygun etkinlik alanı, toplantı salonu ve hibrit ofis seçeneklerine erişebildiğini, öte yandan davacı şirket, dava dilekçesinde de detaylı bir şekilde açıklandığı üzere ağırlıklı olarak “SEYAHAT, TURİZM VE KONAKLAMA” alanlarında faaliyet göstermekte olup, aşağıda detaylı bir şekilde açıklandığı üzere, söz konusu alanların müvekkilin pay sahibi ve yetkilisi olduğu Şirket'in sunduğu hizmetlerle hiçbir yakınlığı söz konusu olmadığını, TPMK YİDK 2018-M-11635 sayılı kararında aşağıda görselleri bulunan işaretler için yapmış olduğu değerlendirmede, ortak kelime unsuru içeren iki markayı bütünsel açıdan bıraktıkları izlenime göre değerlendirmiş ve şu değerlendirmelerde bulunduğunu, müvekkil şirket davaya konu markanın tescilinde kötü niyetli olmayıp davacı taraf aksi yöndeki kötü niyet iddialarını ispatlayamadığını, Müvekkilin dava konusu markasını kötü niyetli olarak tescil ettirdiğine ilişkin ispat külfeti davacı taraf üstünde olduğunu, ancak davacının sadece markaların içinde barındırdığı “...” ibaresinden ve logolarda marka adlarının turuncu renkte yazılmış olmasından yola çıkarak benzerlik kurmak suretiyle müvekkilin haksız kazanç elde edeceği yönündeki beyanları ile kötü niyet iddiasının kanıtlandığını kabul etmek mümkün olmadığını, bu nedenle müvekkilin “odarama” ibareli markası ile davacı tarafa ait markalar arasında, markalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde herhangi bir benzerlik bulunmadığı, markalar arasında karıştırılma ve iltibas tehlikesi bulunmadığı hususu göz önünde bulundurularak Sayın Mahkemenizce huzurdaki haksız ve dayanaksız davanın reddine karar verilmesini talep etmektedir.
II.DELİLLER
Türk Patent Marka Kurumu'ndan ...,...,...,... ,...numaralı markaların, tescil belgelerinin, başvuru ve tescil tarihlerinin, ürün listelerinin, varsa yenileme tarihlerinin, devir ve lisans belgelerinin, renkli ise renkli suretlerinin ve halen geçerli olup olmadığına yönelik bilgi ve belgeler celp edilmiştir.
Mahkememizce █████/2024 tarihli ihtiyati tedbir ara kararı ile; ███████████ tescil numaralı markanın davalı ... Tarakçı adına kayıtlı olması halinde, 3. şahıslara devrinin önlenmesi için TPE kaydına tedbir konulmasına kararı verilmiştir.
III.DAVA VE UYUŞMAZLIK
Dava; Davalı ... Tarakçı adına tescilli, █████/2023 tarihli, ... numaralı "odarama" ibareli markanın Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (SMK) 25. maddesi uyarınca hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı, SMK'nın marka tescilinde mutlak ret nedenlerini düzenleyen 5. maddesinin (ç) bendinde yazılı ( aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerle ilgili olarak tescil edilmiş ya da daha önceki tarihte tescil başvurusu yapılmış marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretler) sebebe dayalı olarak mutlak ret sebebinin bulunup bulunmadığı, davacı şirketin "... esas unsurlu markaları ile davalının '...'' markasının görsel, işitsel ve fonetik olarak ayırt edilemeyecek kadar benzer olup olmadığı, davacı markaları aleyhine davalı markasının aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali oluşturup oluşturmayacağı, davacı markasının tanınmış olup olmadığı, tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın söz konusu olup olmadığı, davalının marka tescil başvurusunda kötüniyetli olup olmadığı, davalının SMK'nın 25/7 maddesine dayalı kullanmama defisinin (davacının ... sayılı markasının 36. sınıf yönünden) yerinde olup olmadığına ilişkindir.
IV. GEREKÇE
Davacı vekilinin █████/2026 tarihli dilekçesinde: tarafların sulh olduğunu, ekte ibraz edilmiş olan Sulh Protokolü uyarınca davadan vazgeçtiğini, davalı taraftan yargılama gider ve vekalet ücreti talebi bulunmamıştır.
Davalı vekilinin █████/2026 tarihli dilekçesinde: Taraflar arasında haricen gerçekleştirilen sulh görüşmeleri neticesinde taraflar dava kapsamındaki hak ve alacaklar konusunda anlaşmaya varmış olup davacı taraf 27.04.2026 tarihinde davadan ve dava kapsamındaki yargılama giderleri ile vekâlet ücretine ilişkin tüm haklarından feragat ettiğinine ilişkin feragat dilekçesini dava dosyasına sunmuştur.
Davacı vekilinin vekaletnamesi incelendiğinde: Davadan feragat yetkisinin bulunduğu görüldü.
HMK'nın 313. maddesi; ''(1) Sulh, görülmekte olan bir davada, tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla, mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşmedir. (2) Sulh, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri uyuşmazlıkları konu alan davalarda yapılabilir. (3) Dava konusunun dışında kalan hususlar da sulhun kapsamına dâhil edilebilir. (4) Sulh, şarta bağlı olarak da yapılabilir.'' aynı Kanunun 315. maddesi ise '' (1) Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir. '' şeklinde düzenlenmiş olup dosyaya sunulan █████/2026 tarihli protokol kapsamında davacı ve davalı tarafın sulh ile uyuşmazlığı sona erdirdikleri anlaşılmış olup HMK'nın 313. ve 315. maddeleri uyarınca davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına dâir aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Tarafların anlaşarak sulh oldukları görülmekle, davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
2-Yargılama giderinin taraflar üzerinde bırakılmasına,
3-Vekalet ücreti talebi olmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
4-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL ilam harcından peşin harcın mahsubu ile eksik 304,40-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
5-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ödeyen tarafa iadesine,
Dair taraf vekillerin yokluğunda HMK 345/1.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve İstinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF YOLU AÇIK olmak üzere karar verildi. █████/2026
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!