Anahtar kelimeler: Asilin Gününün Olmadı Geldiler İstemli Davetiye Bittiği Salı Hile Günde

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Bakırköy 15. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 10.03.2026 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.Belli edilen günde temyiz edilen davalı ... ve vekili avukat ... geldiler, davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Gelen vekilin ve asilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:- K A R A R -Dava, hile hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel istemine ilişkindir.Davacı; 5416 parsel sayılı taşınmazdaki 15 numaralı bağımsız bölümün ½ payının maliki olduğunu, davalı oğlunun dava konusu payını devretmesi halinde kendisine ve eşine ölünceye kadar bakacağını söyleyerek kendisini ikna ettiğini ve payını davalıya devrettiğini, davalının taahhüt ettiği sözleri yerine getirmediğini ve ortaklığın giderilmesi davası açması üzerine kendisini kandırdığını anladığını, kendisini ve eşini arayıp sormadığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tesciline, olmazsa bedelin tahsiline karar verilmesini istemiştir.Davalı; davacı babası ile ölünceye kadar bakma akdi düzenlemediğini, ispat yükünün davacıda olduğunu, dava konusu payı satın aldığını, davacının birikmiş sigorta borcu, askerlik süresi sigorta borçlanması ödemeleri ve diğer sebeplerle dava konusu pay yabancıya gitmesin diye teklifi üzerine satıldığını, dava konusu payın devrinden dört gün sonra davacının, oğlu ...’e de bir dairenin ½ payını devrettiğini, bu taşınmazın ½ payının da davacının oğlu ...’a ait olduğunu, davacının devamlı daire alıp sattığını belirterek davanın reddini savunmuştur.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında yazılı olarak düzenlenmiş bir ölünceye kadar bakma sözleşmesinin bulunmadığı, bu nedenle davacının bu iddiasının sabit olmadığı, öte yandan kandırılarak dairenin devrinin alınması olgusunun da ispatlanamadığı, davacının kendi iradesiyle taşınmazdaki 1/2 hisseyi davalıya devrettiği, davalının, davacı babaya ait sigorta prim borçlarını ödediği ve emekliliğini elde etmesine katkı sağladığı, taşınmazın diğer hissesinin de aynı davacı tarafından diğer oğlu ...'ye daha önce devredilmiş olduğu, dolayısıyla rızaen yapılan devir nedeniyle davacının rızanın kalkmasına dayalı olarak açtığı davanın sabit olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının ölünceye kadar bakılmayı amaçlamışsa bu yönde akit yapması gerektiği, iddiasını ispatla yükümlü olduğu, dosya içeriği, toplanan deliller nazara alındığında çekişme konusu taşınmaz yönünden temlikin hile sureti ile gerçekleştiği iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.Dosya içeriğinden; davacı ...’ın kayden maliki olduğu 5416 parsel sayılı taşınmazdaki 15 numaralı bağımsız bölümünün █████ payını 31.08.2015 tarihinde satış suretiyle davalı oğlu ...’a temlik ettiği görülmüştür.Bilindiği üzere, hile (aldatma), genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hata da yanılma, hilede ise yanıltma söz konusudur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 36/1 hükmünde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.Hemen belirtmek gerekir ki, üçüncü bir kişinin aldatması sonucu bir sözleşme yapan taraf, sözleşmenin yapıldığı sırada karşı tarafın aldatmayı bilmesi veya bilecek durumda olması hâlinde, sözleşmeyle bağlı değildir (TBK 36/2).Hile, her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Aldatmanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir.Somut olayda; davacının hile hukuki nedenine dayalı olarak eldeki davayı açtığı, yukarıda detaylı olarak değinildiği üzere bu davalarda ispat yükünün davacıda olduğu ve İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin kabulünün aksine her türlü delille davanın ispat edilebileceği, davacının dava konusu payını kendisine ve eşine bakılacağı inancı ile davalı oğluna devrettiğini iddia ettiği, davacı tanıklarının da davacının iddialarını destekler şekilde beyanda bulundukları, dosya kapsamından davalının davacı ve eşi ile ilgilenmediğinin sabit olduğu da gözetildiğinde temlikin hile ile gerçekleştirildiği anlaşılmıştır.Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.Davacı vekilinin temyiz itirazlarının değinilen yön itibariyle kabulü ile; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz eden davacıya iadesine, Duruşmaya katılım ve haklılık durumu gözetilerek duruşma vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.