Anahtar kelimeler: Merhum Vefatı Denizli Babası Başkan Limited Kurulduğunu Katip Eşi Üye

T.C.
DENİZLİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ...
KARAR NO
: ...
KARAR TARİHİ
: █████/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN
: DR. ...
ÜYE
: ...*
ÜYE
: ...
KATİP
: ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ...ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2025
NUMARASI
: ... Esas ... Karar
DAVACI
: ...
VEKİLİ
: Av....
DAVALI
: ...
VEKİLİ
: Av. ...
DAVA
: Araç Mülkiyetinin Tespiti ve Tescili
DAVA TARİHİ
: █████/2024
....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2025 tarih, ... Esas-... Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin istenilmesi üzerine dosya incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davacı dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin müvekkilinin eşi ...un babası merhum ...tarafından kurulduğunu, ...nin vefatı sonrasında ise, ... İnşaat Limited Şirketi'nin yetkililerinin müvekkilinden şirketin işlerini takip etmesini istediğini, akabinde ise müvekkili ve eşinin, babalarından yadigar kalan şirketin ortağı olan annesine ve kız kardeşine destek olabilmek adına İstanbul'daki yaşamlarını bırakarak Bodrum'a yerleştiklerini ve şirketin işlerini yönetmeye başladığını, müvekkilinin, 11.04.2012 tarihinden 07.08.2020 tarihine kadar ... İnşaat Limited Şirketi'nin temsil ve imza yetkisi müdürü olarak görev yaptığını, müvekkilinin, davalı şirketin müdürü olarak yer almakta iken eşi...'a doğum günü hediyesi olarak ...plakalı 2015 model bir Mini Cooper satın aldığını ancak müvekkilinin işbu aracın tescilini aile şirketi olmasına olan güveninden dolayı ... İnşaat Limited Şirketi adına tescilini gerçekleştirdiğini,
2015 model ...plakalı davalı şirket adına kayıtlı aracın tüm kredi ödemelerinin müvekkili ...tarafından karşılandığını, müvekkilinin, davalı şirket yetkililerine defalarca huzurdaki davaya konu aracın ruhsat ve kaydının üzerine yapılmasını talep etmiş olsa da davalı tarafın akrabalık ilişkisine dayanarak bu talebi devamlı ertelemiş olup işbu sebeple huzurdaki davayı açmak gerekliliği hasıl olduğunu belirterek, "..." plaka numarası ile 2015 Model Mini Cooper tipi aracın mülkiyetinin müvekkiline ait olduğunun tespitine ve aracın müvekkili üzerine tesciline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraftan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... İnşaat Limited Şirketi'ne usulüne uygun davetiye tebliğ edildiği ancak davaya karşı yasal süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmadıkları görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesinin █████/2025 tarihli kararında:
"Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafça her ne kadar dava konusu edilen ve davalı şirket adına tescilli olan ... plakalı aracın davacı adına devri talep edilmiş ise de, dosyamız içerisine celp edilen araç satışına ilişkin faturalar, aracın kasko poliçesi bu poliçenin ödeme dekontları, aracın ruhsatı incelendiğinde, tüm belgeler üzerinde davalı şirket adının yer aldığı görülmüştür. TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir. İspat yükü kendisine düşen davacı, dava konusu edilen... plakalı aracın malikinin kendi olduğunu aracın bedelini kendisinin ödediğini yazılı bir delille ispat edememiştir. Davacı tarafa yemin deliline başvurup başvurmayacağı hususunda 2 haftalık kesin süre verildiği, davacı tarafça yasal süre içerisinde yemin deliline başvurulduğu ve davalı ... İnşaat Limited Şirketi ortakları ve yetkilileri olan ... ve ...nin... Asliye Ticaret Mahkemesinde hazır bulunarak yeminlerini eda etmiş olduklarından, ispatlanamayan davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." dair karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
İnceleme konusu karar davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı ve davalı yönünden istinaf başvurusunun süresinde olduğu anlaşılmıştır.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının hukuka ve hakkaniyete aykırı olup yerel mahkeme tarafından eksik inceleme yapıldığını, yerel mahkemece hükmün gerekçesinde dosyada mübrez delillerin incelenmediğini, ispat edilen hususlara hiç bir şekilde değinilmediğini, 2015 model... plakalı davalı şirket adına kayıtlı aracın tüm kredi ödemelerinin müvekkili ... tarafından karşılandığını, taraflara ve şirkete ait banka kayıtlarının celbine ve ... Oto Servis ve Tic. A.Ş.'ye aracın ödeme dekontlarının celbi için müzekkere yazılmasını talep etmiş olmalarına rağmen mahkemenin ödeme dekontlarının istenmesi taleplerinin hukuka aykırı olarak reddedildiğini, .... ACM dosyasında ... şirketi çalışanlarından ...ın dinlenmesine karar verildiğini, yerel mahkemenin yargılama sırasında yapmış olduğu incelemenin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, ... plakalı 2015 model aracın müvekkili tarafından satış bedelinin ödenmesinin yanında tüm kasko ve sigorta bedelleri, lastik değişim ücreti ve vergi ödemelerinin tamamının ise müvekkilinin babası ... tarafından karşılandığını, taraflarınca mahkemeye sunulan yemin metni ile şirket yetkililerinin yemin metninin birbirinden farklı olduğunu, şirket yetkilisinin beyanlarında kesin bir şey söyleyemediğini açıkça belirttiğini, şirket yetkilisinin yemin beyanının gerçek dışı olduğunu, müvekkiliinin davalı şirket yetkililerine defalarca huzurdaki davaya konu aracın ruhsat ve kaydının üzerine yapılmasını talep etmiş olsa da davalı tarafın akrabalık ilişkisine dayanarak bu talebi devamlı ertelemiş olup iş bu sebebe huzurdaki davayı açtıklarını, yerel mahkemedeki yargılamada ve ilamında müvekkili davacının defaatle belirtmiş olduğu hususlar ve ödeme yapıldığına dair dekontlara değinilmediğini hatta hiç incelenmediğini, kararın açık ve gerekçeli olmasının hukuki dinlenilme hakkının sağlanması açısından önemli olduğunu, müvekkilinin dava dilekçesi ve dilekçelerinde belirttiği hususlar incelenmemiş ve tartışılmamış olup müvekkilinin adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, tüm bu nedenlerden dolayı eksik inceleme sonucunda verilen mahkeme kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf ve davacının istinafına cevap dilekçesinde özetle; davacının dava konusu aracı kendisinin satın aldığı iddiasının asılsız olduğunu, davacının mesnetsiz iddialarının dikkate alınmaması gerektiğini, davacının beyanları ile sunduğu belgeler arasında çelişkilerin göz ardı edilmemesi gerektiğini, davacının iddiasının gerçek dışı ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının 30.04.2025 tarihli dekontuna bakıldığında ... Oto Servis Ticaret A.Ş.'ye 18.176,34-TL ödeme yaptığının görüldüğünü, bu ödemenin, davacının ileri sürdüğü ödeme planına uymadığını, davacının şirket adına çekilen kredilerin kendisi tarafından ödendiği iddiasına ilişkin bir belge sunamadığını, davacı ile eşinin müvekkili şirkete ait ... plaka sayılı aracı uzun yıllar bedelsiz olarak kullandıklarını, ...'nin aracın davacı ile eşinin kullanımında olduğu dönemde, söz konusu kişilerin hiçbir harcama yapmadıklarını söyleyemediğini, çünkü bunu bilmesi ve tespit etmesinin mümkün olmadığını, dava konusu aracın davacının kullanımında olduğu dönemde araçta ciddi hasarlar meydana gediğini, araç masraflarının ise müvekkili şirket tarafından ödendiğini, aracın masraflarının, hatta benzin ödemeleri ve trafik cezalarının dahi şirkete ait karttan karşılandığını, davacının aracı teslim etmediğini, hakkında yapmış oldukları suç duyurusunun haklı bulunduğunu, neticesinde davacı hakkında ceza davası açıldığını, davacının bununla da kalmayıp bir çok kişiyi suistimal ederek zarara uğrattığını, davacının müvekkili şirkette yetkili olduğu dönemde şirketi bir çok zarara uğrattığını şirketin ticari hayattaki varlığını riske attığını, yerel mahkemece tespit edilen vekalet ücretinin haksız olup, konusunun para veya para ile değerlendirilmesi mümkün olmayan hukuki yardım kapsamında maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, mahkemenin hükmetmesi gereken vekalet ücreti 30.000,00 TL olup mahkemece 1.000,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesinin isabetsiz olduğunu, tüm bu nedenlerden dolayı; ... Asliye Ticaret Mahkemesi ... E. ... K. 13.05.2025 Tarihli Yerel Mahkemece tesis edilen davanın reddi yönündeki kararın yapılacak istinaf incelemesi ile vekalet ücreti yönünden ortadan kaldırılarak maktu vekalet ücretine hükmedilmesi yönünde düzeltilerek onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE
Dava, araç mülkiyetinin tespiti ve tescil istemine ilişkindir.
H.M.K'nun 342-e maddesine göre istinaf dilekçesinde başvuru sebepleri ve gerekçesinin bildirilmesinin zorunlu olduğu, yine HMK.nun 355. maddesinde incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı ancak Bölge Adliye Mahkemesince kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde bunun resen gözetileceği belirtilmiştir. Kural olarak emredici hukuk kurallarına açık aykırılık kamu düzenine de aykırılık sayılır. 6100 sayılı HMK 353 maddesi gereğince duruşma yapılmaksızın incelemeye geçilmekle;
Dairemizin ... Esas... Karar sayılı ilamı ile, davalı tarafından yatırılması gereken istinaf harçlarının yatırılması, istinafa cevap dilekçesi aynı zamanda katılma yoluyla istinaf dilekçesi mahiyetinde olduğundan davacı vekiline tebliğ edilmesi ve yasal sürenin beklenilmesi için dosyanın geri çevrilmesine karar verildiği, geri çevirme kararı üzerine davalı tarafça istinaf harçlarının yatırıldığı ve tebligat eksikliğinin tamamlanarak dosyanın Dairemize gönderildiği görülmüştür.
Davacı vekili, davalı şirketin müvekkilinin kayınpederi ...tarafından kurulduğunu, müvekkilinin kayınpederinin vefatından sonra █████/2012 tarihinden █████/2020 tarihine kadar şirketin müdürü olarak görev yaptığını, bu dönemde eşine doğum günü hediyesi olarak ... plakalı 2015 model Mini Cooper aracı satın aldığını, ancak aracın tescilinin aile şirketi olmasına olan güveninden dolayı şirket adına yapıldığını, aracın tüm ödemelerini müvekkilinin yaptığını, müvekkilinin aracın tescilinin kendisi üzerine yapılmasını isteyince şirketten uzaklaştırıldığını iddia etmekte olup, iddianın ileri sürülüş biçimine göre davacının inanç sözleşmesine dayandığı anlaşılmaktadır.
İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama ile ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş, karar yukarıda yazılı sebeplerle davacı ve davalı tarafça istinaf edilmiştir.
Araç mülkiyetinin devri Karayolları Trafik Kanunu'nun 20/d maddesine göre resmi şekil şartına bağlanmıştır. Araç mülkiyetinin devrini gerçekleştiren her türlü sözleşmenin (bağış, trampa, satış) resmi şekilde yapılması geçerlilik şeklidir.
İnanç sözleşmesi, inananla inanılan arasında yapılan, onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı muamelenin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın, inanılan tarafından inanana geri verme (iade) şartlarını içeren borçlandırıcı bir muameledir. Bu sözleşme, tarafların hak ve borçlarını kapsayan bağımsız bir akit olup, alacak ve mülkiyetin naklinin hukuki sebebini teşkil eder.
İnançlı bir işlem ile inanan, sahibi olduğu bir mülkiyet veya alacak hakkını inanılana kazandırıcı bir işlemle devretmekte ancak borçlandırıcı bir sözleşme ile de onu bazı yükümlülükler altına sokmaktadır.
İnançlı işlemde inanılan, hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana (veya onun gösterdiği üçüncü kişiye) devretmeyi yüklenmektedir. İnançlı işlem, kazandırmayı yapan kişiye yani inanana belirli şartlar gerçekleşince, kazandırmanın iadesini isteme hakkı sağlayan bir sözleşmedir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir. (Yargıtay 3 HD. █████████ E. - █████████ K. sayılı ilam )
İnanç sözleşmeleri kaynağını 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 19 uncu maddesi ile 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'ndan alır. Sözü edilen bu karar uyarınca inanç ilişkisi ancak yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır. Kısaca, inanç ilişkisinin varlığını kabul edebilmek için yazılı bir sözleşmenin ya da açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek, karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belgenin varlığı aranır. Yazılı delil başlangıcı niteliğinde belge varsa HMK'nun 202 nci maddesi (HUMK'nun 292 nci maddesi) uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delille ispat edilebilir. (Hukuk Genel Kurulu, 04.07.2010, ███████-394 E, ████████ K.)
Yazılı delil veya “delil başlangıcı” yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (HMK m.188) yemin (HMK m.225 vd) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması halinde hakimin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.12.2015 tarihli, ███████-516 E. █████████ K. sayılı kararı da bu doğrultudadır.)
Nispi harç, konusu belli bir değerle (para veya para ile değerlendirilebilen bir şey) ilgili davalarda, hüküm altına alınan değer üzerinden Tarifedeki belli nispete göre alınan harçtır ( (1) Sayılı Tarife, (A)-III/1-a). Maktu harç ise konusu belli bir değerle tespit edilemeyen davalarda ve davanın reddine ilişkin kararlardan alınan harçtır ( (1) Sayılı Tarife, (A)-III/2-a). 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun “Nispi harçlarda ödeme zamanı” başlığını taşıyan 28/1-a alt bendinin birinci cümlesi; “Karar ve ilam harçlarının dörtte biri peşin, geri kalanı kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir. ” şeklindedir.
Kanunun 32. maddesinin birinci cümlesinde ise;“Yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılmaz” hükmü yer almaktadır. Bu hükmün, itiraz yoluyla Anayasaya aykırılığının yerel mahkemelerce ileri sürülmesi üzerine Anayasa Mahkemesi, 17.03.2010 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan ███████ E., 2010/9 K. sayılı kararı ile, 492 sayılı Kanunun 32. maddesinin birinci cümlesinin Anayasaya aykırı olmadığına ve itirazın (iptal isteminin) reddine karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi kararının gerekçesinde ise “...Yargılama sürecinde, yasayla harca tabi kılınmış bir hizmetten yararlanmak isteyen ilgili (davalı veya davacı), genel kurallar uyarınca harcını ödeyerek bu hizmetten yararlanabilir. Dava açan veya yargılama sırasında harca tabi bir işlemin yapılmasını isteyen tarafın, harç ödemeden devam eden işlemlerin yapılmasını isteyerek bireysel bir menfaat elde etmesi, harçların konuluş amaçlarına aykırılık oluşturur.Yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılmayacağını belirten kural, bireylerin özel menfaatleriyle ilgili olarak yargı hizmetinden yararlanmalarını, bu hizmetin karşılığı olan harcın ödenmesi koşuluna bağladığından, hak arama özgürlüğünü sınırlandıran bir nitelik taşımamaktadır.Açıklanan nedenlerle itiraz konusu kural, Anayasa'nın 36’ncı maddesine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.” ifadelerine yer verilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 120. maddesine göre de “Davacı, yargılama harçları ile her yıl Adalet Bakanlığınca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı, dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır.”. Hukuk Genel Kurulunun 04.12.2013 tarihli ve ███████-445 E., █████████ K.; 06.06.2018 tarihli ve ███████-1984 E., █████████ K. sayılı kararlarında da aynı hususlara işaret edilmiştir.
Yapılan açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; davacı, davalı şirket adına kayıtlı aracın mülkiyetinin kendisine ait olduğunun tesbiti ile adına tescilini talep etmiş olmakla dava değeri para ile ölçülebilir nitelikte olduğundan öncelikle aracın değerinin bilirkişi aracılığı ile tesbit edilmek suretiyle dava değerinin belirlenmesi ve 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 28. maddesinin 1-a alt bendi gereğince dava değeri üzerinden hesaplanacak karar ve ilam harcının dörtte birinin peşin olarak ödenmesi gerekmektedir. Davacının, dava açarken dava değerini 1.000,00-TL olarak gösterdiği ve bu miktar üzerinden peşin harç yatırdığı anlaşılmakla bu durumda Harçlar Kanunu’nun 32. maddesi gereğince herhangi bir işlem yapılamayacağından, mahkemece harç eksikliğinin tamamlattırılması ve daha sonra işin esasının incelenmesi gerekmektedir.
Kabule göre, davacı taraf açıkça inanç sözleşmesine dayanmakta olup inanç sözleşmesinin yazılı delille ispatının gerektiği, delil başlangıcı niteliğinde bir belgenin varlığı halinde ise iddianın tanık beyanları ile de ispatının mümkün olduğu, fakat dosya kapsamında bu mahiyette bir belgenin bulunmadığı anlaşılmakta ise de davacı tarafça delil olarak dayanılan banka kayıtları ve ödeme dekontlarının mahkemece celp edilmediği, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verildiği görülmüştür.
Hal böyle olunca öncelikle dava değerinin belirlenmesi ve eksik harcın ikmal edilmesi, sonrasında davacı tarafça delil olarak dayanılan banka kayıtları ile ödeme dekontlarının celp edilip incelenerek delil başlangıcı niteliğinde belge olup olmadığının değerlendirilmesi, delil başlangıcı niteliğinde belge olmadığının tespiti halinde şimdiki gibi davanın reddine karar verilmesi gerekirken, anılan hususlar gözardı edilip doğrudan yemin deliline değer verilerek karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun belirtilen yönden kabulü ile HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre davalı vekilinin istinaf başvurusunun şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerektiği kanaatine varılmış olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2025 tarih,... Esas-... Karar sayılı kararının HMK 353/1-a/6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun şimdilik incelemesine yer olmadığına,
3-Dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Davacı ve davalı tarafça yatırılan istinaf karar ve ilam harçlarının, 492 sayılı yasanın 31.maddesi gereğince talepleri halinde kendilerine iadesine,
5-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 2/2. maddesi gereğince ve dairemizce dosya hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilmesi nedeniyle vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-İstinaf kanun yoluna başvuran tarafların yaptığı istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek yeni hükümde dikkate alınmasına,
7-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği ile harç iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda H.M.K'nın 353/1-a/6 ve 362/1-g maddeleri gereğince █████/2026 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH
: █████/2026
Dr....
Başkan...
Üye...
Üye...
Katip...

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!