Anahtar kelimeler: Finansörlüğüyle Muvazaya Ştinin Amacının Babası Destek Hissesine Aşnin Kurulduğunu Alma

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████ Esas
KARAR NO
: ████████ Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI
: ████████ Esas - ████████ Karar
TARİHİ
: █████/2023
DAVA
: Tapu İptali Ve Tescil (Muvazaya dayalı satın alma)
KARAR TARİHİ
: █████/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile ...'in .... Tic. A.Ş.'nin % 50 hissesine sahip ortakları olduğunu, diğer davalı ..... Ltd. Şti.'nin ise ...'in sahibi olduğu bir şirket olduğunu, davalı ... Şti.'nin müvekkilinin babası ... ve ...'in şirketi olan .... Ltd. Şti.'nin destek ve finansörlüğüyle kurulduğunu, davalı ... Şti.'nin kuruluş amacının şirket adına taşınmaz satın almak olduğunu ve daha sonra da taşınmazları ortaklar arasında paylaştıktan sonra şirketin tasfiye edilmesinin amaçlandığını, davalı ... Şti. ilk kurulduğunda müvekkilinin o yıllarda çok genç olması ve iş tecrübesinin olmaması nedeniyle şirket temsilcisi ve ilzam yetkisinin münferiden mimar olan ...ler'e müvekkilinin babası tarafından verildiğini, dava konusu İstanbul İli, Bakırköy İlçesi, ... Mahallesi, ... Ada, 186 Parselde kayıtlı A1 Blok 14 nolu bağımsız bölümün ... tarafından sahibi olduğu ...Mimarlık'a satıldığını, bu işlemin müvekkilinden mal kaçırmak amacıyla muvazaalı bir şekilde yapıldığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; hakkın elde edilmesi ve telafisi zor zararların meydana gelmesinin engellenmesi açısından, İstanbul İli, Bakırköy İlçesi, ... Mah. ... ada, 186 parselde kain, A1 Blok 14 nolu bağımsız bölümün 3. kişilere devir ve tescilinin önlenmesi hususunda ivedilikle ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davanın kabulü ile İstanbul İli, Bakırköy İlçesi, ... Mah. ... ada, 186 parselde kain, A1 Blok 14 nolu bağımsız bölümün, davalı ....Ltd. Şti. adına kayıtlı olan tapusunun iptali ile ... A.Ş. adına tapuya kayıt ve tesciline, aksi takdirde, davaya konu taşınmazın satış tarihindeki bedelinin, ticari temerrüt faizi ile birlikte, davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak ... A.Ş.'ye ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Mahkememizin görevsiz olduğunu, görevli mahkemenin Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, ayrıca aynı iddialara dayalı davanın Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ███████ Esas sayılı dosyasında derdest olması ve derdestlik itirazları uyarınca tedbir kararının kaldırılmasını, harca esas değerin, dava dilekçesinde de belirtildiği üzere 3.500.000 TL üzerinden esas alınarak eksik harcın tamamlatılmasını, Mahkememizce tedbirin kaldırılmaması yönünde kanaate sahip olunması durumunda █████/2019 tarihli ara karar doğrultusunda davacının 7.000.000 TL kesin ve süresiz banka teminat mektubunu teminat olarak getirmesini, ihtiyati tedbirin şartlarının HMK md. 389 vd. maddelerine uyuşmadığını, müvekkilinin mal kaçırma gibi bir durumu bulunmadığı sabit olduğunu, davacının Mahkememizi eksik belge sunarak yanıltmak istemesi nedeniyle kötü niyetli olduğunu esastan da ihtiyati tedbirin kaldırılmasını, ayrıca davacıya bir haftalık kesin süre verilerek 1 numaralı davalının ... mi yoksa ... A.Ş. mi olduğuna açıklık kazandırılmasının istenmesini, davalı olmaktan çıkarılan tarafın HMK md. 124 uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesini, aksi takdirde davanın başkaca bir işlem yapılmaksızın reddini, yargılama masrafları ile ücreti vekaletin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
:
İlk Derece Mahkemesi █████/2023 tarih ve ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararında;
".....Davacının tapu iptal talebine dayanak hukuki sebeplerden ilki, davalının münferiden temsile yetkili olmadığı, dolayısıyla taşınmaz satışına yetkisinin bulunup bulunmadığıdır. Davacı tarafın şirketin █████/2016 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan şirketin münferiden temsiline ilişkin 7 nolu kararın yok hükmünde sayılması talebiyle açtığı dava reddedilerek kesinleşmiş olup, satışın yetkili temsilci tarafından yapıldığı hususu sabittir. Davacının delil olarak dayandığı 03.06.2013 tarihli taahhütname dava dışı şirket ortağı tarafından verilmiş tek taraflı beyan olup, şirketi bağlamayacağı gibi, aksine genel kurul kararı alınmasına engel değildir. Bu husus istinaf ilamı ile de tespit edilmiştir. Anonim şirket genel kurulunun görev ve yetkilerini düzenleyen TTK’nın 408/f maddesine göre önemli miktarda şirket varlığının toptan satışına karar vermek genel kurulun devredilmez yetkileri arasındadır. Genel kurul kararı alınmadan yapılan satış işlemi sırf genel kurul kararı olmadığı için yoklukla malül olmaz. Bu durumda işlem noksan yani askıda hükümsüzdür. Türk hukukunda genel olarak tüzel kişilerin organlarının bir iradi temsil türü mü yoksa kendine özgü temsil mi olduğu hususu tartışmalı olmakla birlikte, organ temsile de TBK 40 ve devamında yer alan iradi temsile ilişkin hükümlerin kıyasen uygulanacağı açıkça ifade edilmiştir. (bkz. Hatemi-Serozan-Arpacı, Borçlar Hukukuna Giriş, Birinci Cilt, İstanbul 2008) Davacı ve davalı ... Yedikardeşler şirketin % 50 oranında ortaklarıdır. Dava konusu taşınmazın devrine ilişkin █████/2015 tarihli sözleşme bulunmaktadır. Her ne kadar taşınmazın devri bu sözleşme ile gerçekleşmemiş ise de sonraki tarihli anlaşma ve ibraname belgesi de birlikte değerlendirildiğinde davacının taşınmazın devredilmesinin kararlaştırıldığı hususundan haberdar olduğu sonucuna varılmıştır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi █████/2012 tarih █████████ E. █████████K. sayılı kararı; "...kanunda özel bir hüküm bulunmadıkça, geçerlik şartı olan şekil noksanlığının sözleşmeyi geçersiz kılması genel kural ise de bu kural da MK’nun 2. maddesinde belirtilen dürüstlük ilkesine aykırı düşecek tarzda uygulanamaz" şeklindedir. Taşınmazın devrinin █████/2015 tarihinde yapıldığı ve işbu davanın █████/2019 tarihinde açıldığı nazara alındığında bu hususun dürüstlük ilkesine uygun olmadığı, bu sebeple tapunun iptali istenemeyeceği anlaşılmaktadır. Dava konusu taşınmazın değerinin altında gerçekleştirildiği iddiasına ilişkin olarak da Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ esasına kayıtlı olarak yönetici sorumluluğundan kaynaklanan tazminat davası açılmış olup değerinin altında satış mevcutsa ve şartlarının oluşması halinde zararın tazmini mümkündür. Bu sebeplerle sübut bulmayan davanın reddine karar verilerek aşağıda yazılı olduğu biçimde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile,
''AÇILAN DAVANIN REDDİNE,
1-Alınması gereken 179,90 TL'nin harcın davacı tarafından peşin olarak yatırılan 853,88 TL'den tenzili sonucu fazla yatırılan 673,98 TL'nin hüküm kesinleştikten sonra talebi halinde davacıya iadesine,
2-Yargılama sırasında davacı tarafından yatırılan 58.917,38 TL tamamlama harcının hüküm kesinleştikten sonra talebi halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalılar tarafından yapılan 75,50 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
5-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince takdir olunan 256.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme tarafından dava konusu satış işlemi tarihi ve ilişkili evrakın tümüyle hatalı yorumlandığını, taşınmazın satışı konusunda bir genel kurul kararı olmadığı gibi müvekkilin bu bedelsiz satışlara rızasının da olmadığını, dava konusu taşınmazın █████/2016 tarihinde satıldığını, davalının sunmuş olduğu taşınmazın devrini öngören █████/2015 tarihli sözleşmenin geçersiz bir sözleşme olduğunu, resmi şekil şartını sağlamadığını, teklif niteliğinde olduğunu, taşınmazın devrini öngören █████/2015 tarihli adi yazılı sözleşme için de daha sonradan taşınmazın devredildiği █████/2016 tarihli sözleşme için de şirket genel kurul kararı olmadığını, nihayetinde şirketin mal varlığının yönetim kurulu üyesinin kendisiyle işlem yapma yasağına aykırı olarak devredildiğini,
Devir işlemlerinin TTK m.395 ve m.408'e aykırı olmaları sebebiyle tapu tescilinin iptalinin gerektiğini, genel kurulun hiçbir surette rıza göstermediği dikkate alındığında TTK m.395 gereği yönetim kurulunun kendisiyle işlem yasağının ihlal edilmiş olduğunu ve taşınmaz devir işleminin batıl olduğunu, müvekkilin, şirketin diğer ortağı olarak, yönetim kurulu üyesi olan davalının taşınmazları kendisine ve kendisine ait diğer şirketine satmasına hiçbir şekilde rızasının olmadığını,
Devredilen ve üzerine ipotek tesis edilen taşınmazların şirketin tüm mal varlığını oluşturduğunu, genel kurul rızası bulunmadığı için TTK m.408 gereği önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı hükmü kapsamında devir işlemlerinin yok hükmünde olduğunu, önemli miktarda mal varlığı devri adına genel kurul kararı alınması için TTK m.413/2 gereğince gündemde bu konunun bulunması, bu gündem üzerinde karar alınması gerektiğini, somut olayda böyle bir genel kurul kararı bulunmadığını, dolayısıyla devir işlemleri yapılmadan önce bir genel kurul kararı alınmadığından yok hükmünde olduğunu, yok hükmünde bir kararın TMK.2 hükmü kapsamında geçerli kabul edilemeyeceğini,
Davalı aleyhine hesaplanan karşı vekalet ücretinin hatalı olduğunu, gerekçeli kararda davalı vekili lehine hükmedilen 256.000,00 TL vekalet ücretinin de hatalı olduğunu, dava reddedilecek olsa dahi tarifeye göre maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, yerel mahkeme kararının bu yönüyle de hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALI VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; davacının davasının haksız olduğuna kararı verildiği halde tedbir kararının kaldırılmadığını, HMK m. 390/3 uyarınca ihtiyati tedbir talep edenin davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesinin zorunlu olduğunu, davacının haksız olduğunun yapılan yargılamalarla ortaya çıktığını, dolayısıyla mahkemece konulan ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini,
Davalı müvekkil ... yönünden huzurdaki davanın usulden reddi ile, müvekkil ... yönünden de ayrıca bir yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken tek bir yargılama giderine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,
Davalı müvekkillerden ...'in huzurdaki davada pasif taraf ehliyeti bulunmadığını, huzurdaki davanın davalı müvekkil ... yönünden reddinin gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa re'sen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava, davacı ile davalı ...'in ortak olduğu dava dışı ... Şirketine ait taşınmazın şirket yetkilisi ... tarafından sahibi olduğu diğer davalı ...Mimarlık'a muvazalı şekilde satıldığı iddiasıyla, davalı ....Ltd. Şti. adına kayıtlı olan tapunun iptali ile ... A.Ş. adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Dava dışı .... Tic. A.Ş.'nin █████/2012 tarihinde sicile tescil edilerek kurulduğu, davacı ile davalı ...'in şirkete %50 ortak olduğu, davacı ile davalı ...'in yönetim kurulu üyesi oldukları davalı ...'in aynı zamanda münferit yetkili şirket yetkili olduğu görülmüştür.
Davalı ...Mimarlık ...Şirketinin ise █████/2000 tarihinde sicile tescil edilerek kurulduğu, şirket ortaklarının ... ve Burcu Yedikardeş olduğu,...'in aynı zamanda münferit yetkili şirket yetkili olduğu görülmüştür.
TTK’nın 408/2. fıkrası hükmünde, genel kurulun devredilemez nitelikteki yetkileri açıkça sayılmıştır. Belirtilen yetkilerden bir tanesi de, TTK’nın 408/2-(f) bendinde yer alan “Önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı”dır.TTK’nın 408/2. maddesi emredici bir hüküm olup, bu hükme aykırı işlemler TTK’nın 391. maddesinin (d) bendi uyarınca batıldır. Bu nedenle, yönetim kurulunun “diğer organların devredilemez yetkilerine giren ve bu yetkilerin devrine ilişkin” kararları da batıl olacaktır.
TTK’nın 408. maddesinin ikinci fıkrasının (f) bendi tahtında kullanılan “önemli miktarda malvarlığı”nın neyi ifade ettiği ve belirlenmesi hususunda TTK'da bir ölçüt getirilmemiştir. Her şirket için ne kadar malvarlığının önemli sayılacağı hususunun tespit edilmesi önem arz etmektedir.Yine somut olayda olduğu gibi bir anonim ortaklığın, taşınmazını devretmesinin, önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği hususu önem arzetmektedir. Şirket ana sözleşmesinde ise bu yönde ayrık bir düzenleme bulunmadığı anlaşılmıştır.
Somut olayda, dava dışı .... Tic. A.Ş.'nin dava konusu İstanbul İli, Bakırköy İlçesi, ... Mahallesi, ... Ada, 186 Parselde kayıtlı A1 Blok 14 nolu bağımsız bölümün satışı konusunda şirket genel kurulundan alınmış bir karar olduğu iddia edilmediği gibi dosya kapsamında bu yönde bir kararın olmadığı sabittir.
Kanunda (somut olayda ana sözleşmede de ) özel bir hüküm bulunmadıkça, geçerlik şartı olan şekil noksanlığının sözleşmeyi geçersiz kılması genel kural ise de, bu kural da MK’nun 2. maddesinde belirtilen dürüstlük ilkesine aykırı düşecek tarzda uygulanamaz.
Dava dışı .... Tic. A.Ş. İle davalı ....Ltd. Şti. Arasında dava konusu taşınmazın satışı konusunda █████/2015 tarihli adi yazılı devir sözleşmesi imzalandığı, sözleşme altına devreden .... Tic. A.Ş. adına şirket ortaları olup aynı zamanda şirketin yönetim kurulu üyeleri/yetkilisi olan davacı ile davalı ...'in imzalarının bulunduğu, taşınmazın tapudaki devrinin █████/2016 tarihinde yapıldığı, tapu kaydının resmi senedine göre satışın dava dışı .... Tic. A.Ş. Adına şirket yetkilisi davalı ... tarafından yapıldığı anlaşılmıştır.
Davacı █████/2015 tarihli devir sözleşmesi ile dava dışı şirkete ait taşınmazın davalı şirkete satışına onay verip muvafakat etmiş olmasına rağmen yaklaşık 3,5 yıl sonra muvaza iddiasıyla eldeki davayı açması, MK 2. maddesindeki hakların dürüstçe kullanımı ilkesine de aykırılık oluşturmaktadır.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulduğu da gözetildiğinde; mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davacı vekilinin mahkemenin kabulüne yönelik tüm istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Davalılar vekilinin istinaf sebepleri incelendiğinde,
Somut dava, terditli olarak tapu iptal, aksi halde davalılardan müştereken karşılanmak üzere tazminat olarak ikame edilmiştir. Bu nedenle davalıların pasif husumetleri vardır. Yerel mahkeme tarafından dava konusu satış işleminin geçerli olduğundan bahisle, her iki davalı için de aynı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Bu nedenle davalılar vekiline tek yargılama giderine hükmedilmesi usul ve hukuka uygun olup bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
Davanın ilk açıldığı Bakırköy 10 AHM. ████████ Esas sayılı dosyanın █████/2019 tarihli tensip tutanağı'nın 11 nolu bendinde; davacı vekilinin ihtiyati tedbir isteminin kabulü ile; dava değeri olarak gösterilen 50.000-TL'nin %200'ü oranında (100.000-TL) teminatın nakit ya da kesin ve süresiz teminat mektubu şeklinde Mahkememiz veznesine yatırılması halinde, dava konusu, İstanbul İli, Bakırköy İlçesi, ... Mahallesinde kain, ... ada, 186 nolu parselde kayıtlı, A1 blok 14 bağımsız bölümde bulunan taşınmazın davalı ..... Ltd. Şti adına kayıtlı olması durumunda, tapu kaydına 3. kişilere devir ve temlikin önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir konulmasına, karar verilip bu karara itiraz edilmesi üzerine aynı mahkemece █████/2020 tarih ve ████████ Esas sayılı ara karar ile; ihtiyati tedbir kararına yapılan itirazın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş, istinaf incelemesinin dairemizce yapıldığı, dairemizin █████/2020 tarih ve ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararımız ile; Davalıların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine, karar verildiği anlaşılmıştır.
Mahkemece davanın reddine karar verildiği halde tedbirin kaldırılması yönünde bir karar verilmemiş ise de, HMK. 397/2 Maddesinde; ''İhtiyati tedbir kararının etkisi, aksi belirtilmediği takdirde, nihai kararın kesinleşmesine kadar devam eder,'' hükmü gözetildiğinde nihai karar kesinleşinceye kadar tedbirin devam etmesi, davanın özelliği gereği tarafların menfaat dengesi gözetilerek ileri de telafisi imkansız zararın doğmaması açısından usul ve yasaya uygun olacağından, mahkemenin kabulüne yönelik davalılar vekilinin tedbirin kaldırılmasına ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
Sonuç itibariyle, davacı vekili ve davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı ve davalıların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı ve davalılar tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı ...Mimarlık tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL'nin davalı ...Mimarlık'dan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
5-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı ... tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL'nin davalı ...'den tahsili ile hazineye gelir kaydına,
6-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf edenler üzerinde bırakılmasına,
7-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere █████/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!