Anahtar kelimeler: Tedbire İstemli Gelmiş Yazim Eser Çevrilen İhtiyati Tedbir Ankara Eksiklik

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
Esas No
: ████████ - Karar No:████████T.C.ANKARABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ27. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: ████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A RİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2026NUMARASI
: ████████ EDAVANIN KONUSU
: Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)TALEP KONUSU
: İhtiyati Tedbire İtirazKARAR TARİHİ
: █████/2026KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2026Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan ihtiyati tedbir istemli tazminat davasında, mahkemece ihtiyati tedbir kararlarına yapılan itirazların reddine dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine eksiklik nedeniyle mahalline geri çevrilen dosya gelmiş olmakla yapılan incelemede;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili özetle; taraflar arasında 01.12.2020 tarihli ... A Blok Mekanik Tesisat İşlerine ilişkin bir eser sözleşmesi imzalandığı, işin %97’si fiilen tamamlandığı, buna rağmen davalının, müvekkili yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirdiği halde, 29.03.2024 tarihinde sözleşmeyi haksız ve kötü niyetli biçimde feshettiği, davalının dava konusu sözleşmeden doğan alacaklarını reddetmekle kalmadığı, bugüne kadar müvekkil şirkete ait birçok teminat mektubunu haksız biçimde nakde çevirdiği, müvekkil şirketin haklı taleplerine rağmen bu tahsilatların yapıldığı ve müvekkilin finansal dengesinin ciddi biçimde sarsıldığı, açılan dava yok sayılarak müvekkili borçlu gösteren faturaların düzenlemeye devam edildiği, yeni borç bildirimlerinin gönderildiği, hak ediş bedellerinin tersine müvekkilden tahsilat talep edildiği, bu davranışların, davalının kötü niyetinin sürekliliğini ve teminatların da aynı şekilde nakde çevrilme tehlikesinin yakın, kesin ve ciddi olduğunu açıkça ortaya koyduğu, ... Şubesi tarafından davalı lehine düzenlenen teminat mektupları olan 22.11.2023 tarihli, A799500 seri no’lu, 62.072,00 EURO bedelli teminat mektubu ile 22.11.2023 tarihli, A850853 seri no’lu, 2.917.492,00 TL bedelli teminat mektuplarının süresinin 25.09.2025 tarihinde dolduğu, bu nedenle davalının süre dolmadan kalan teminatları da nakde çevirmeye kesin kararlı olduğu, sözleşmenin 11.10 ve 11.13 maddelerinin çok açık olduğu, madde hükümlerine göre yüklenicinin kusurundan kaynaklanmayan nedenlerle teminat mektuplarının paraya çevrilemeyeceği ve işin geçici kabulünden sonra teminatların derhal iade edileceği, işin %97’sinin tamamlanmış olmasına rağmen, davalının teminatları gelir kaydettiği, kalanları da nakde çevirmeye yönelik açık iradesini her işleminde ortaya koyduğu, bu durumun hakkın açıkça kötüye kullanılması olduğu, davacı şirketin teknik olarak borca batık durumda olduğu, bu şartlar altında teminatların nakde çevrilmesinin, müvekkilin tamamen iflasına ve ticari faaliyetlerinin sona ermesine neden olacağı, davalının davanın açılmış olmasına rağmen ve dava açıldıktan sonra dahi, sanki hiç dava açılmamış gibi müvekkil şirketi borçlu gösteren bildirimler göndermeye ve hak ediş bedellerine ilişkin fatura taleplerinde bulunmaya devam ettiği, belirtilerek davalı ... A.Ş. lehine ... Şubesi tarafından düzenlenen A799500 seri no’lu, 62.072,00 EURO ve A850853 seri no’lu, 2.917.492,00 TL tutarındaki teminat mektuplarının nakde çevrilmesinin ihtiyati tedbir yolu ile durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesinin █████/2025 tarihli ara kararı ile 6100 sayılı HMK’nın 389. Maddesinde “ Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. " hükmünün mevcut olduğu, dosya kapsamına ve sunulan delilere göre dava konusunun yargılamayı gerektirdiği davacının ihtiyati tedbir talebinde yaklaşık ölçütte haklı olduğunu ispatlayamadığı, dava değeri ve teminat mektuplarının değeri dikkate alındığında ihtiyati tedbir koşullarının gerçekleşmediği gerekçesi ile ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş, kararın ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine dairemizin 15.10.2025 tarih, ████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamı ile uyuşmazlığın eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olduğu, davalı tarafça sözleşmenin haksız feshedildiği, bir kısım teminat mektuplarının haksız olarak paraya çevrildiği, hak ediş alacağının ödenmediği ve davalı tarafça sözleşmenin ifası ve feshi noktasında muaraza yaratıldığı iddiasına dayalı olarak dava konusu sözleşme kapsamında davalı ... A.Ş. lehine düzenlenen ... Şubesi tarafından düzenlenen A799500 seri no’lu, 62.072,00 EURO ve A850853 seri no’lu, 2.917.492,00 TL tutarındaki teminat mektuplarının paraya çevrilmesinin önlenmesinin talep edildiği, sözleşme kapsamında verilen teminat mektuplarına yönelik talep edilen ihtiyati tedbirin geçici koruma niteliğinde olduğu da gözetilerek dosyaya sunulan sözleşme, hak ediş, bir kısım teminat mektuplarının paraya çevrildiğine dair deliller birlikte değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken soyut gerekçe ile karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesi ile ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2025 tarihli ve ████████ Esas sayılı ara kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, karar verilmiş, kaldırma kararından sonra yapılan yargılamada uyuşmazlığın eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olduğu, davalı tarafça sözleşmenin haksız feshedildiği, bir kısım teminat mektuplarının haksız olarak paraya çevrildiği, hakediş alacağının ödenmediği ve davalı tarafça sözleşmenin ifası ve feshi noktasında muaraza yaratıldığı iddiasına dayalı olarak dava konusu sözleşme kapsamında davalı ... A.Ş. lehine düzenlenen ... Şubesi tarafından düzenlenen A799500 seri no’lu, 62.072,00 EURO ve A850853 seri no’lu, 2.917.492,00 TL tutarındaki teminat mektuplarının paraya çevrilmesinin önlenmesine dair talebinin yaklaşık ispat koşullarının yerine getirildiği anlaşılmakla sözleşme kapsamında verilen teminat mektuplarına yönelik talep edilen ihtiyati tedbirin geçici koruma niteliğinde olduğu da gözetilerek davacı vekilinin talebinin kabulüne, ... A.Ş. lehine düzenlenen ... Şubesi tarafından düzenlenen A799500 seri no’lu, 62.072,00 EURO ve A850853 seri no’lu, 2.917.492,00 TL tutarındaki teminat mektuplarının dava sonuçlanıncaya kadar paraya çevrilmesinin tedbiren durdurulmasına, dava konusu 2 adet teminat mektubunun toplamı olan (62.072,00 EURO*46,92-TL=2.912.418,00-TL)+2.917,492,00-TL=5.829.910,00'TL'nin takdiren % 15 (yüzde on beş) oranında hesap edilen 874.486,50-TL miktarında nakit veya bu miktarda süresiz - koşulsuz kesin banka teminat mektubunun teminat olarak alınmasına, alındıktan sonra durdurulmasına ve önlenmesi yönünden ilgili bankaya müzekkereye yazılmasına, karar verilmiş, davalı ... İnş. Turizm Madencilik Enerji Üretim Ticaret ve Anonim Şirketi vekilince istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 08.01.2026 tarih, ███████ Esas, ███████ Karar sayılı ilamı ile HMK'nın 341/1. maddesine göre, ilk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararlarının, karşı tarafın yüzüne karşı verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarının, karşı tarafın yokluğunda verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin kabulü halinde itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabileceği, karşı taraf dinlenilmeden verilen ihtiyati tedbir kararına karşı ise itiraz edilebileceği, bu itirazın, tedbir kararını veren mahkemeye yapılacağı, itiraz üzerine mahkemenin, tedbir kararını değiştirebileceği veya kaldırabileceği, itiraz hakkında verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulabileceği (HMK 394), somut olayda, mahkemenin 11.11.2025 tarihli ara kararı ile verdiği kararın ihtiyati tedbir mahiyetinde olup, bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf dilekçesi verilmesi üzerine, dosyanın istinaf incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderildiği, bu durumda, belirtilen yasal düzenleme ve dosya kapsamı değerlendirildiğinde, ihtiyati tedbire itiraz eden davalının yokluğunda verilen ihtiyati tedbir kararına karşı öncelikle itiraz yoluna başvurulabileceği, itiraz üzerine duruşma açılarak mahkemesince verilecek karara ilişkin istinaf yoluna başvurulabileceğinden davalının başvurusu itiraz olarak kabul edilip, duruşma açılarak itiraz hakkında bir karar verilmesi gerekirken ve ayrıca mahkemesince verilen ara kararına karşı hatalı olarak istinaf kanun yolunun gösterilmiş olmasının davalıya istinaf kanun yoluna başvuru hakkı da tanımayacağından istinafı kabil bir karar bulunmadığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 341/1 ve 352. maddeleri gereğince usulden reddine karar verilmiş, karardan sonra mahkemece 27.02.2026 tarihli ara karar ile uyuşmazlığın eser sözleşmesinden kaynaklandığı, davalı tarafça sözleşmenin haksız feshedildiği, bir kısım teminat mektuplarının haksız olarak paraya çevrildiği, hakediş alacağının ödenmediği ve davalı tarafça sözleşmenin ifası ve feshi noktasında muaraza yaratıldığı iddiasına dayalı olarak dava konusu sözleşme kapsamında davalı ... A.Ş. lehine düzenlenen ... Şubesi tarafından düzenlenen 84510003776 seri no’lu, 40.800,00-TL ve 84510003777 seri no’lu, 20.072 EURO ve 84510003807 seri no'lu, 87.447,00-TL ve 84510003806 no'lu, 5.380,00 USD tutarındaki teminat mektuplarının paraya çevrilmesinin önlenmesine dair talebinin yaklaşık ispat koşullarının yerine getirildiği anlaşılmakla sözleşme kapsamında verilen teminat mektuplarına yönelik talep edilen ihtiyati tedbirin geçici koruma niteliğinde olduğu da gözetilerek davacı vekilinin talebinin kabulüne ve ... A.Ş. lehine düzenlenen ... Şubesi tarafından düzenlenen 84510003776 seri no’lu, 40.800,00-TL ve 84510003777 seri no’lu, 20.072 EURO ve 84510003807 seri no'lu, 87.447,00-TL ve 84510003806 no'lu, 5.380,00 USD tutarındaki teminat mektuplarının dava sonuçlanıncaya kadar paraya çevrilmesinin tedbiren durdurulmasına, dava konusu 4 adet teminat mektubunun toplamı olan 40.800,00TL+(20.072 EURO*51,55-TL=1.034.711,60-TL)+87.447,00-TL+(5.380USD*43,83=235.805,40)=1.398.794 TL'nin takdiren % 15 (yüzde on beş) oranında hesap edilen 209.819,10-TL miktarında nakit veya bu miktarda süresiz - koşulsuz kesin banka teminat mektubunun teminat olarak alınmasına, alındıktan sonra durdurulmasına ve önlenmesi yönünden ilgili bankaya müzekkereye yazılmasına karar verilmiş, karara itiraz edilmesi üzerine 13.03.2026 tarihinde duruşma açılarak 11.11.2025 tarihli ve 27.02.2026 tarihli ihtiyati tedbir kararlarına davalı tarafça yapılan itirazların ayrı ayrı reddine, karar verilmiş, 16.03.2026 tarihli ara kararı ile de 6100 sayılı HMK’nın 389. maddesinde; “(1) Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. " hükmünün mevcut olduğu, HMK'nın 389/(1).maddesinde; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, düzenlemesinin yer aldığı, 6100 sayılı HMK'nın 390/(3).maddesinde tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu, ihtiyatî tedbirde asıl olanın ihtiyatî tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve ihtiyatî tedbir sebebinin ortaya çıkması olduğu, bunların ihtiyatî tedbirin temel şartlarını oluşturduğu, ihtiyati tedbire esas olan hakkın iyi belirlenmesi gerektiği, taraflar arasında çekişmeli olan şeyin veya yargılama konusunu oluşturan hakkın, aynı zamanda tedbirin konusu hakkı da oluşturacağı, HMK'nın 389/(1). maddesinde, "uyuşmazlık konusu hakkında" ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiği, diğer geçici hukuki korumaların alanına giren konularda ihtiyati tedbire kararı verilemeyeceği, 6100 sayılı HMK'nın 392. maddesine göre, ihtiyati tedbir talep eden, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorunda olduğu, talebin, resmî belgeye, başkaca kesin bir delile dayanıyor yahut durum ve koşullar gerektiriyorsa, mahkeme gerekçesini açıkça belirtmek şartıyla teminat alınmamasına da karar verebileceği, somut olayda; uyuşmazlığın eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup davalı tarafça sözleşmenin haksız feshedildiği, bir kısım teminat mektuplarının haksız olarak paraya çevrildiği, hakediş alacağının ödenmediği ve davalı tarafça sözleşmenin ifası ve feshi noktasında muaraza yaratıldığı iddiasına dayalı olarak dava konusu sözleşme kapsamında davalı ... A.Ş. lehine düzenlenen ... Şubesi tarafından düzenlenen A799500 seri no’lu, 62.072,00 EURO ve A850853 seri no’lu, 2.917.492,00 TL tutarındaki, ... Şubesi tarafından düzenlenen 84510003776 seri no’lu, 40.800,00-TL ve 84510003777 seri no’lu, 20.072 EURO ve 84510003807 seri no'lu, 87.447,00-TL ve 84510003806 no'lu, 5.380,00 USD tutarındaki teminat mektuplarının paraya çevrilmesinin önlenmesine dair talebinin yaklaşık ispat koşullarının yerine getirildiği anlaşılmakla sözleşme kapsamında verilen teminat mektuplarına yönelik talep edilen ihtiyati tedbirin geçici koruma niteliğinde olduğu da gözetilerek davalı vekilinin ihtiyati tedbir kararlarına yaptığı her iki itirazında reddine, davacı vekilinin teminata yönelik itirazının HMK 392. maddesi uyarınca reddine karar verilerek mahkemenin █████/2025 tarihli ve █████/2026 tarihli ihtiyati tedbir kararlarına yapılan itirazların ayrı ayrı reddine, karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece verilen 16.03.2026 tarihli ara karar ile ihtiyati tedbirlerin korunmasına karar verilmiş olmakla birlikte, davacı tarafça yalnızca teminata yönelik yapılan itirazın reddine hükmedildiği, istinaf başvurusunun, ihtiyati tedbir kararlarının esasına değil, yalnızca bu tedbirlerin teminat şartına bağlanarak fiilen uygulanamaz hale getirilmesine ilişkin olduğu, mahkemenin, 27.02.2026 tarihli ara kararı ile dava konusu teminat mektuplarının paraya çevrilmesinin durdurulmasına karar vermek suretiyle ihtiyati tedbir koşullarının oluştuğunu açıkça kabul ettiği, bu kabulün davacı tarafın talebinin yaklaşık ispat ölçüsünde haklı bulunduğunu ve korunmaya değer bir hukuki menfaatinin mevcut olduğunu gösterdiği, aynı dosyada Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi’nin 15.10.2025 tarihli kararı ile de yaklaşık ispat koşulunun sağlandığının açıkça ortaya konulduğu, ihtiyati tedbirin hukuki zemininin yargısal denetimden geçmiş durumda olduğu, bu aşamadan sonra tartışılması gereken hususun, tedbirin verilip verilmemesi değil, verilmiş olan tedbirin etkili şekilde uygulanıp uygulanamayacağı konusu olduğu, mahkemece teminata ilişkin itirazlarının reddine karar verilirken HMK’nın 392. maddesi hükmünün soyut biçimde tekrar edildiği, ancak somut olay bakımından teminat alınmasını gerektiren nedenlerin ortaya konulmadığı, anılan düzenleme uyarınca teminat alınmamasının da mümkün olduğu ve bu durumda mahkemenin somut olayın özelliklerini tartışarak gerekçesini açıkça ortaya koymasının zorunlu olduğu, somut olayda ise mahkemenin, davacı tarafın ileri sürdüğü hiçbir somut vakıayı değerlendirmediği; özellikle teminatın fiilen sağlanmasının imkânsız olduğu, bankaca teminat mektubu verilmediği ve bu nedenle tedbir kararının uygulanamadığı yönündeki açık olgulara hiç değinmediği, bu haliyle kararın, norm aktarımı içermekle birlikte somut gerekçeden yoksun olduğu, davacı şirketin mali durumunun dosya kapsamındaki belgelerle sabit olduğu, şirketin ağır bir finansal kriz içerisinde olup teknik olarak borca batık durumda bulunduğu, banka kayıtları ve yazışmaların, şirketin NPL statüsünde bulunduğunu ve bu nedenle teminat mektubu temin edemediğini açıkça gösterdiği, dolayısıyla mahkemece belirlenen teminatın yatırılmasının hukuken değil, fiilen imkânsız olduğu, bu noktada teminat yükümlülüğünün, ihtiyati tedbir kararını doğrudan etkisiz hale getirdiği, mahkemece bir yandan ihtiyati tedbir verilmesi gerektiğinin kabul edildiği, diğer yandan mahkemenin bu tedbirin uygulanmasını imkânsız kılan bir şart öngördüğü, bu durum, geçici hukuki koruma kurumunun içinin boşaltıldığı ve HMK 389. maddenin öngördüğü koruma amacının ortadan kaldırıldığı, hukuken mevcut olan ancak fiilen uygulanamayan bir tedbir kararının, koruma sağlamayan, dolayısıyla hukuk düzeni bakımından işlevsiz bir karar olduğu, öte yandan, teminat mektuplarının tamamının vade tarihinin 02.04.2026 olup, bu tarihin son derece yakın olmasının somut riski daha da ağırlaştırdığı, davalı tarafın daha önce teminatları tahsil etmeye yönelik girişimleri ve tedbir kararlarını dolanmaya yönelik davranışları birlikte değerlendirildiğinde, bu tarihten önce bankaya başvurulmasının kuvvetle muhtemel olduğu, bu durumda telafisi güç değil, telafisi imkânsız zarar doğacağı, ancak mahkeme kararında bu aciliyet halinin ve zaman baskısının da hiçbir şekilde tartışılmadığı, somut olayda bir arada bulunan koşullar –yaklaşık ispatın sağlanmış olması, davacı şirketin ağır mali imkânsızlığı, teminatın fiilen sağlanamaması, tedbir kararının bu nedenle uygulanamaması ve vade tarihinin yaklaşmış olması– birlikte değerlendirildiğinde, HMK’nın 392. maddesi kapsamında teminat alınmamasını gerektiren istisnai hâllerin açıkça mevcut olduğu, bu koşullara rağmen teminatın aynen korunmasının, ölçülülük ilkesine aykırı olduğu gibi davacının mahkemeye erişim hakkını da zedelediği belirtilerek ihtiyati tedbirin teminatsız olarak uygulanmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; teminat mektuplarının bağımsız garanti sözleşmesi olduğu, ihtiyati tedbir yolu ile durdurulamayacağı, banka teminat mektuplarının, Türk Borçlar Kanunu’nu 128. maddesi anlamında "üçüncü kişinin fiilini taahhüt" niteliğinde olup, asıl borç ilişkisinden (somut olaydaki eser sözleşmesinden) tamamen bağımsız olduğu, "İlk talepte ödeme" prensibinin, ticari hayattaki güvenilirlik ilkesinin temelini oluşturduğu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Dairelerinin istikrar kazanmış içtihatlarına göre; teminat mektuplarının paraya çevrilmesinin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulabilmesinin kural olarak mümkün olmadığı, bu kuralın istisnasının, nakde çevirme talebinin "açıkça hakkın kötüye kullanılması" (örneğin sahtelik) teşkil ettiğinin yaklaşık ispatla değil, tam ve likit (kesin) delillerle ispatlanması olduğu, davacı tarafın, müvekkil şirketin mektupları haksız nakde çevirdiğine dair hiçbir likit delili bulunmadığı, davacı tarafça yaklaşık ispat koşulunun yerine getirilmediği, mahkemece, "davalı tarafça sözleşmenin haksız feshedildiği ve hakediş alacağının ödenmediği" şeklindeki davacının mesnetsiz iddialarını doğru kabul ederek yaklaşık ispat koşulunun sağlandığına kanaat getirildiği, taraflar arasındaki sözleşmenin, davacı yüklenicinin ağır kusuru ve edimlerini yerine getirmemesi nedeniyle bizzat müvekkil şirket tarafından İzmir 15. Noterliği'nin █████/2024 tarih ve 4467 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile haklı nedenle feshedildiği, uyuşmazlığın esasına girilmeden, deliller toplanmadan, sadece davacının soyut "haksız fesih" iddiasına dayanılarak müvekkilin en temel yasal güvencesi olan teminat mektuplarının dondurulmasının hukuka aykırı olduğu, davacının “ağır mali kriz ve çöküş” ikrarının tedbirin kaldırılmasını ve mektupların nakte çevrilmesini zorunlu kıldığı, davacının mahkemeye sunduğu █████/2026 tarihli dilekçesinde açıkça müvekkilinin "ağır mali krizde olduğunu, ciddi bir ekonomik çöküş yaşadığını ve teminatı dahi yatırmasının fiilen imkânsız hale geldiğini" ikrar ettiği, iş sahibi (müvekkil şirket) tarafından yükleniciden (davacı) teminat mektubu alınmasının yegâne varlık amacının; yüklenicinin mali acze düşmesi, batması veya taahhütlerini yerine getirememesi durumunda işverenin doğacak zararlarının hızla tazmin edilebilmesi olduğu, borca batık olduğunu bizzat itiraf eden bir şirketin verdiği teminat mektuplarının "tedbiren" durdurulmasının, teminat kurumunun varlık sebebine aykırı olduğu, davacının iflasın eşiğinde olduğu bir tabloda, müvekkil şirketin zararlarını karşılayabileceği tek güvencenin bu mektuplar olduğu, mali kriz itirafının, müvekkilin mektupları derhal nakde çevirmesindeki haklılığının, hukuki yararının ve "gecikmesinde sakınca bulunan halin" en büyük kanıtı olduğu, müvekkil şirketin güvenilir bir şirket olduğu ve mal kaçırma ihtimalinin olmadığı, müvekkil şirketin finansal altyapısının son derece güçlü, öncü şirketlerinden biri olduğu, kabul etmemekle birlikte davanın ileride davanın müvekkil aleyhine ihtimalinde dahi, davacının alacağına kavuşamaması veya müvekkilin mal kaçırması gibi bir riskin söz konusu olmadığı, uygulanan teminat oranının fahiş şekilde düşük olduğu, müvekkil şirketin muhtemel zararlarını karşılamaktan çok uzak bulunduğu, toplam değeri milyonlarca lirayı, Euro ve Dolar'ı bulan mektupların yargılama sonuna kadar dondurulmasının, müvekkil şirketi devasa kur farkı, enflasyon ve finansman mahrumiyetine uğratacağı, davacının "batık olduğu" bizzat kendi ikrarıyla sabitken, davanın sonunda haklı çıktıklarında bu devasa zararları davacıdan tahsil kabiliyetinin hiç kalmayacağı, bu nedenle ihtiyati tedbir ayakta tutulacaksa dahi, teminat oranının müvekkilin maruz kalacağı zararları tam karşılayacak ölçüde artırılmasının elzem olduğu belirtilerek kararın kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmiştir.Talep, eser sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup mahkemece ihtiyati tedbir kararlarına yapılan itirazların reddine dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştirHÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf talep eden taraflardan alınması gereken istinaf karar harçları peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-İstinaf başvurusu nedeniyle taraflarca yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçları ve yaptıkları istinaf yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince KESİN olmak üzere █████/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.Başkan Üye Üye Katipe-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdıre-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır