Anahtar kelimeler: Kapağı Bagaj Monte Ayak Donanımında Satımdan Paket Model İmalat Araca

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████ Esas
KARAR NO
: ████████ Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI
: ████████ Esas- ████████ Karar
TARİH
: █████/2023
DAVA
: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ
: █████/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin ... plakalı, ... Marka, 508 tipi 2019 Model aracı, 27.11.2019 tarihinde 313.410,01TL bedel ile “0 km” satın aldığını, paket donanımında mevcut olmasına rağmen, dava konusu araçta mevcut olamayan; Elektronik Bagaj Kapağı (Ayak Hareketi ile Açılabilir) özelliğinin imalat aşamasında dava konusu araca monte edilmediği ve dava konusu aracın satışının bu hali ile yapıldığı, bu hususun davalı tarafın yetkili servisince de tespit edilerek servis formu düzenlendiğini, bu tespit üzerine aracın ayıplı olarak satışının yapıldığına ilişkin davalı tarafa derhal bildirimde bulunulduğunu, davalı taraf, dava konusu aracın üretimden kaynaklı ayıbını kabul ederek ve dava konusu araçtaki ayıbın onarımla giderilemeyeceğini, dava konusu aracın ayıpsız misli ile değiştirileceğini müvekkil şirket yetkilisine ilettiğini ve kırmızı renkte aracın imalatlarında olmadığını beyan ederek siyah renkte ayıpsız misli ile değişiminin gerçekleştirilebileceğini, değişim tarihinin 2020 yılı KASIM ayı olarak bildirildiğini, müvekkilin bahsi geçen 2020 yılının Kasım Ayını sübutla beklediğini, davalı tarafın müşteri hizmetleri ile görüşmelerine devam ettiğini, taahhüt edilen tarih geldiğinde araç müvekkile teslim
edilmediğini, davalı tarafın müşteri hizmetleri temsilcisi tarafından Aralık 2020’de müvekkil şirket yetkilisi aranarak hiçbir gerekçe göstermeksizin aracın değiştirilemeyeceğini, bunun yerine değer kaybı olarak 40.000-TL ve 2 yıl garanti uzatması yapılabileceğinin bildirildiğini, bunun üzerine müvekkil şirketçe derhal 11.01.2021 tarihinde Üsküdar 25. Noterliği ... Yevmiye Numaralı ihtarnamenin davalı tarafa keşide edildiğini, ihtarname 21.01.2021 tarihinde tebliğ edilmiş olmasına karşın süresi içerisinde cevap verilmediğini, İstanbul Anadolu 19. Sulh Hukuk Mahkemesi ███████ Değişik İş sayılı dosyası ile yaptırılan delil tespiti neticesinde aracın üretimden kaynaklı gizli ayıplı olduğu bilirkişi raporunca tespit edildiğini belirterek, ayıpsız misli ile değişim talep etmiştir.
Bu talebini duruşmalarda tekrar ve beyan etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin satıcı konumunda olmadığını, ithalatçı konumunda olduğunu, 6098 sayılı TBK hükümleri gereğince davanın müvekkil şirkete yöneltilmesinin mümkün olmadığını, bu sebeple huzurdaki davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, Araçta herhangi bir ayıp bulunmadığını, elektronik bagaj kapağının ayak hareketi ile açılmasına ilişkin
donanımın, aracın arka tamponunun alt kısmında bulunan sensörlere, ayak hareketi ile işaret verilmesi neticesinde bagaj kapağının açılmasını sağlayan bir donanım olduğunu, söz konusu donanımın, elleri dolu ve anahtar cebinde iken bagajı açmak isteyen kullanıcıya kolaylık sağlamak için sunulduğunu, bu donanımın araçtaki varlığının, aracın alınması esnasında karşı tarafça bilinmiyor olmasının mümkün olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, araçta var olmadığı iddia edilen donanımın, ilk incelemede veya ilk kullanımda fark edilebilecek bir donanım olmadığını, aracın satın alındığı tarihten itibaren yaklaşık 1(bir) yıl geçmiş olmasına rağmen, bu süre zarfında ayak ile bagaj kapağının açılıp açılmadığını davacının test etmemiş olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, dava konusu araçta, tacir olan davacı yandan gizlenmiş olan ya da davacı yanın fark edemeyeceği hiçbir husus bulunmadığını, davacı yanın dava konusu aracın donanımını bilerek satın almış olduğunu, Hiçbir şekilde kabul etmemekle birlikte bir an için aracın ayıplı olduğu düşünülse dahi, Kanun
Koyucu ticari hayatın pratikliğini gözeterek tacirlere ayıp ihbarı için kısa süreler tanıdığını, bu ihbar süreleri açık ayıpta aracın tesliminden sonra iki gün, gizli ayıpta ise aracın tesliminden sonra sekiz gün olduğunu, davacı taraf yasal yükümlülüklerine aykırı davranarak kendisine tanınan yasal süre içerisinde Müvekkil Şirkete herhangi bir bildirimde bulunmadığını, davacı tarafın TTK. m.23 ve TBK. m. 223'de düzenlenmiş olan ihbar yükümlülüğüne uymamış olduğunu, davacının sessiz kalmasının TBK.’nın 223/2 fıkrası uyarınca aracın “ayıpla birlikte kabulü” anlamına geldiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
:
İlk Derece Mahkemesi █████/2023 tarih ve ████████ Esas- ████████ Karar sayılı kararında;
"Dava, Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) istemine ilişkindir.
Davaya konu uyuşmazlığın tespiti; Davacının davadışı ... ... A.Ş den ... marka 2019 modeel Ticari ...kırmızı renk araç satın aldığı, aracın ithalatçı fırmasının davalı olduğu, davaya konu araçta gizli ayıp bulunup bulunmadığı , davacının seçimlik haklarını kullanıp kullanamayacağı, davalının iş bu davada sıfatının bulunup bulunmadığı uyuşmazlık konularıdır.
Davacının davaya konu ... plaka, ... Marka, ...... ... tipi 2019 model, kırmızı (Ultimate) renk ... şase nolu, 1598 silindir hacmi,benzin,otomobil,hususi aracı 313.410,01-TL bedel ile 2019 yılında 0 km ile satın aldığı, paket donanımında mevcut olmasına rağmen dava konusu araçta elektronik bagaj kapağı aracın imalat aşamasında dava konusu araca monte edilmediği, dava konusu aracın satışının bu hali ile yapıldığı, bu hususun davalı tarafın yetkili servisince de tespit edilerek servis formu düzenlendiği, davalı tarafa bildiride bulunulduğu, dava konusu araçtaki ayıbın onarım ile düzeltilemeyeceği, aracın ayıpsız misli ile değiştirileceğinin davalı şirket tarafından kendilerine bildirildiğini, davalının elinde kırmızı renkli aracın olmadığını, davacının 2020 yılının Kasım ayına kadar beklediğini, ancak davalı taraf ile her hangi bir anlaşma sağlanamadığı, bu nedenle davaya konu aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesini talep ettiği anlaşılmaktadır. Davalı şirket savunmasında aracın satıcısı konumunda olmadığını, ithalatçı konumunda olduğunu, davada husumetinin bulunmadığını, gizli ayıp olmadığını, ayıp ihbarını süresinde yapmadığını davanın reddine karar verilmesi gerektiğini beyan etmiştir. Davaya konu araç incelenerek rapor düzenlenmesi için dosya Otomotiv Ana bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. ... ve ...'a tevdi edildiği, █████/2022 tarihli bilirkişi raporunda davaya konu araç üzerinde ayak hareketi ile açılabilir elektronik bagaj kapağı donanımının bulunmadığı aracın eksik donanım ile fabrikadan çıkmış olduğu, bu bağlamda vaat edilen özelliklerin satılanda bulunmaması ve kullanım amacı bakımından değerini önemli ölçüde azaltan alıcının ondan beklediği faydaları tam olarak sağlamaması sebebiyle dava konusu aracın ayıplı olduğu, aracın bagaj kapağındaki butona basılınca sistemin çalıştığı algısı yaratan yeşil led nedeniyle araçtaki donanım eksikliği, fabrika kontrollerinde gözden kaçmış olduğu, gerek ithalatçı gerekse satıcı tarafından müşteriye teslim öncesi yapılan PDI kontrollerinde de gözden kaçmış olduğu hal böyleyken araçtaki donanım eksikliği ortalama bir bireyin olağan gözden geçirme ile tespit edebileceği nitelikte olmayıp, alıcının makul süre inceleme ile yada kısa süre sonra ayrıntılı inceleme ile donanım eksikliğinin farkına varmasının beklenemeyeceği bu bakımdan dava konusu araçtaki ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğu kanaati ile rapor sunulmuş, raporun hükme elverişli olduğu anlaşılmıştır.
Bu kapsamda yapılan değerlendirmede davalının davaya konu aracın ithalat firması olduğu, aracın gizli ayıplı olduğunun bilirkişi incelemesi ile tespit edildiği, davacı/alıcının arıza nedeniyle yetkili servise başvurmakla ayıbı ihbar külfetini yerine getirdiğinin kabul edilmesi gerektiği, bu halde davacının TBK m. 227 hükmünce satılanın ayıpsız bir benzeri (misli) ile değiştirilmesini isteyebileceği, davalı firmanın davaya konu aracın ithalatçısı olduğu davaya konu aracın satın alındığı tarih █████/2019 olduğu, aracın garanti belgesinde garanti süresinin km sınırı olmaksızın 2 yıl boyunca tüm üretim hatalarına karşı garanti verdiği, garanti süresinin █████/2021 tarihinde dolduğu, aracın garanti süresi içinde ayıplı olduğu anlaşıldığı, garanti süresi içinde ortaya çıkan ayıplardan ithalatçı firmanın da sorumlu olduğu bir bütün olarak göz önünde bulundurulduğunda davacının taleplerinin haklı olduğu kanaati ile açılan davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..."gerekçesi ile,
''1-)Davanın KABULÜ ile davaya konu ... plaka, ... Marka, ...... ... tipi 2019 model, kırmızı (Ultimate) renk ... şase nolu, 1598 silindir hacmi,benzin,otomobil,hususi aracın her türlü takyidattan ari olarak davalı tarafa iadesi koşuluyla davalı tarafından ayıpsız misli ile değiştirilerek davacıya teslimine,
- Aynı marka model veya aynı özellikteki ayıpsız misli bulunamaması halinde İİK 24.maddesine göre işlem yapılmasına,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu araçtaki donanım eksikliğinin ayıplı olduğu anlamına gelmediğini, aksinin düşünülmesi halinde de basit bir kontrol ile tespit edilebileceğini, davacının ayıp ihbar ve muayene sürelerine uygun davranmadığını, ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını, dosyada alınan bilirkişi raporu yargı ve taraf denetimine elverişli olmadığını, dava konusunun otomobil olması nedeniyle, teknik üniversitelerin otomotiv ana bilim dalı öğretim üyelerinden 3 kişilik bilirkişi heyeti oluşturulması ve müvekkil şirketin de katılımı ile birlikte keşif yapılmak suretiyle dava konusu aracın incelenmesi gerektiğini, huzurdaki incelemeye konu dosyada hükme esas alınan bilirkişi raporu her ne kadar otomotiv ana bilim dalı öğretim üyelerinden oluşan bilirkişi heyeti tarafından oluşturulmuşsa da; Yargıtay kararlarında yer alan 3 kişilik bilirkişi heyeti oluşturulması şartının yerine getirilmediğini, bilirkişi raporunun usule uygun olarak oluşturulmadığı gibi, eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeler içerdiğini, buna rağmen yerel mahkemece beyanları doğrultusunda İstanbul Teknik Üniversitesi ya da başka bir teknik üniversitenin otomotiv ana bilim dalı öğretim üyelerinden oluşan bir heyetten rapor alınması talebinin reddedildiği gibi Yargıtay kararlarına uygun bilirkişi heyeti oluşturularak yeni bir rapor dahi aldırılmadığını, usulüne uygun oluşturulamamış bilirkişi heyetinden aldırılan raporun hükme ve denetime elverişsiz olduğunu, bilirkişi raporunda söz konusu donanım eksikliğinin gizli ayıplı olarak ve aracın kullanım değerini azaltan bir problem olarak görülmesinin ve bu görüşün hükme esas alınmasının yerinde olmadığını, elektronik bagaj kapağının ayak hareketi ile açılmasına ilişkin donanımın; aracın arka tamponunun alt kısmında bulunan sensörlere, ayak hareketi ile işaret verilmesi neticesinde bagaj kapağının açılmasını sağlayan bir donanım olduğunu, söz konusu donanımın, elleri dolu ve anahtar cebinde iken bagajı açmak isteyen kullanıcıya kolaylık sağlamak için sunulduğunu, bununla birlikte, davacı yanın aracı trafiğe çıkış tarihinden itibaren 4 yıl ve keşif tarihi itibariyle 85 bin, güncel olarak ise 113 bin kilometre gibi uzun bir süre kullanıyor olduğu dikkate alındığında, araçta kullanımı engelleyecek veya azaltacak herhangi bir eksikliğin var olmadığı hususunun izahtan vereste olduğunu, dava konusu aracın bagajının açılıp kapanması konusunda herhangi bir sorun mevcut olmadığını, davacı yanın bu yönde bir iddiası da bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı yanın yalnızca, yaklaşık bir yıl boyunca hiç ayak ile bagaj kapağının açılması özelliğini kullanmadığını ve daha sonra bu özelliğin olmadığını fark ettiğini iddia ettiğini, bu donanım aracın ve dahi bagajın kullanımını hiçbir şekilde etkilemediğini, dava konusu aracın bagaj kapağı sorunsuz bir şekilde açılmakta ve gerek manuel olarak el ile, gerekse de bagaj üzerinde bulunan düğme ile otomatik olarak kapatılabildiğini, dava konusu aracın bagaj kapağında hiçbir problem bulunmuyorken, bilirkişinin "maldan tam olarak yararlanılmadığı" ve "aracın kullanım değerini azaltan bir problem olduğu" yönündeki tespitinin kabulü ile davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, aracın misli ile değişimine karar verilmesinin ölçüsüz ve hakkaniyete aykırı olduğunu, tramer kayıtlarının da celbi suretiyle araçta kullanımdan kaynaklı meydana gelen değer kaybının hesaplanması ve müvekkil şirkete iadesi yönündeki taleplerini değerlendirmeye almadığını ve dosyada mübrez bilirkişi raporlarında bu yönde bir inceleme yapılmadığını, güncel olarak kullanılmaya ve fayda sağlanmaya devam edilen aracın, herhangi bir kazaya karışıp karışmadığı veya başkaca bir hasarının bulunup bulunmadığı bilinmediğini, keşif incelemesi ile iş bu hususun da tespit edilmesi gerekli olduğunu ve hakkaniyet gereği olduğunu, bir aracın tramer kaydına girmeden de onarılmasının mümkün olduğu gibi, araçta başkaca onarılmamış hasarlar da bulunabileceğini, Mahkemece bu hususlarda inceleme ve değerlendirme yapılmadığını, yukarıda belirtilen sebeplerde davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava; davalının ithalatçısı olduğu dava dışı satıcı ........A.Ş'den satın alınan dava konusu aracın ayıplı olduğu iddiasıyla ayıpsız misli ile değişimine karar verilmesi talebine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Somut uyuşmazlıkta davacı tarafından dava dışı satıcı ........A.Ş'den satın alınan davalının ithalatçısı olduğu dava konusu aracın █████/2019 tarihinde satın alındığı, davalının araca ilişkin garanti verdiği, garanti süresinin 2 yıl olduğu, satın alındıktan sonra davalının yetkili servisinin garanti süresi içerisinde █████/2020 tarihli iş emri formunda araçta açma beyni ve tesisatının olmadığı, otomatik bagaj açma olmadığının tespit edildiği ve davacı tarafından yine garanti süresi içerisinde bu durumun davalıya telefon, mail ve ihtarname ile bildirildiği, delil tespitinin yapıldığı ve aracın misli ile değişiminin talep edildiği anlaşılmıştır. Davalı araca garanti vermesi sebebiyle garanti sözleşmesi kapsamında sorumlu olup, somut uyuşmazlıkta satış sözleşmesinden kaynaklanan ayıba karşı tekeffül hükümlerinin uygulanması mümkün değildir. Dava konusu uyuşmazlığa uygulanacak garanti sözleşmesi hükümlerine göre aracın tesliminden itibaren kilometre sınırı olmaksızın 2 yıl boyunca tüm üretim hatalarına karşı garanti kapsamında olduğu, bu garantinin kapsamının arızalı olduğu belirlenen parçaların ücretsiz olarak değiştirilmesi ya da onarılmasını ve aracın işler durumu için gerekli işçilik bedelini ve sözleşmede belirtilen diğer hususları kapsadığı, olası arızanın tespit edilmesi halinde normal açılış saatlerinde onarılması için aracın yetkili servise götürülmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır. Davaya konu araç için düzenlenmiş fatura bilgilerine göre ...tipi olup, araç üzerinde yapılan incelemede GT model logoları ile iç tasarım, dış donanım ve stil ayrıntılarından, aracın GT donanım paketine sahip olduğunun sabit olduğu, üretici verilerine göre davaya konu aracın bagajının ayak hareketi ile açılabilir olduğu, elektronik bagaj kapağının GT donanım paketinde standart donanım olarak sunulmakta olduğu, ancak standart donanım olarak sunulan bu özelliğin dava konusu araçta bulunmadığı ve bu sebeple aracın ayıplı olduğu, bu hususun davalının da kabulünde olduğu, davacı tarafından garanti süresi içerisinde aracın yetkili servise gönderildiği ve davalıya ihbarda bulunulduğu, ayrıca delil tespiti yapıldığı ve davanın da garanti süresi içerisinde açıldığı, bunun yanında davacı ile davalı müşteri temsilcileri ile yapılan görüşmelere ilişkin ses kayıtlarında da söz konusu ayıbın kabul edildiği ve davacının memnun edilmesi için ne yapılması gerektiğine ilişkin görüşmelerin yapıldığı anlaşılmakla ayıbın garanti süresi içerisinde bildirildiği sabittir. Davalı tarafından dava konusu donanım eksikliğinin aracın kullanımını etkilemediği, aracın misli ile değişim talebinin orantısız ve hakkaniyete aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de, davacının aracı paketinde standart donanım olarak sunulan bu özelliği ile satın aldığı, aracın eksik donanım ile üretildiği ve üretim hatasının bulunduğu, bu donanımın araca sonradan takılmasının mümkün olmadığının tespit edildiği ve bu hususun davalının da kabulünde olduğu, davacının garanti süresinin ilk bir yılı içerisinde ayıp ihbarında bulunarak aracın değiştirilmesi talebinde bulunmasına rağmen bu talebin yerine getirilmemesi sebebiyle davacının aracı bu süre zarfında kullanmasına davalının sebebiyet verdiği, bu sebeple ve söz konusu donanım ile satın alınan araçtaki ayıbın giderilmesinin sonradan mümkün olmaması sebebiyle değişimin hakkaniyete aykırı olduğunun ileri sürülemeyeceği ve davacının aracı bu haliyle kabul etmeye zorlanamayacağı gözetilerek aracın misli ile değişimine karar verilmesi isabetlidir. Aracın tramer kayıtlarında aracın hasara uğradığına ilişkin bir verinin olmadığı ve davalı tarafından da buna ilişkin somut bir delil sunulmadığı, mahkemece olayın niteliği dikkate alınarak otomotiv alanında öğretim görevlisi bir teknik bilirkişiden ve hukukçu bilirkişiden oluşan heyetten rapor alındığı ve teknik bilirkişi tarafından aracın incelendiği, raporun hükme ve denetime elverişli olduğu, her uyuşmazlıkta üç teknik bilirkişinin oluşturduğu heyetten rapor alınacağına dair yasal bir zorunluluk bulunmadığı gibi somut uyuşmazlıkta dava konusu donanım eksikliğine ilişkin ayıbın ve sonradan giderilmesinin mümkün olmadığının davalının da kabulünde olduğu gözetildiğinde buna gerek olmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 21.409,03 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 5.352,26 TL harcın mahsubu ile bakiye 16.056,77 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde avansı yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere █████/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!