Anahtar kelimeler: Mailde Mail Reeskont Kredileri Yazim Şubesinden Layihalar İzmir Dinlenip İstenmiş

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: 23.10.2025
NUMARASI
: ████████ Esas ████████ Karar
DAVANIN KONUSU
: Alacak
KARAR TARİHİ
: 21.05.2026
KARAR YAZIM TARİHİ
: 21.05.2026
İzmir 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 23.10.2025 tarih ████████ E. - ████████ K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili ve davalı .... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirketin İzmir şubesinden müvekkili şirkete █████/2024 tarihinde mail geldiğini, mailde .. Reeskont kredileri kapsamında döviz almama taahhütleri ile ilgili ... tarafından yapılan tespitler ve firmalardan alınan belgeler ve bilgiler sonucunda ihlal tespitlerinin kesinleştiğini, firmaları için hesaplanan yatırım tutarının 7.718.806,00 TL olduğunu ve █████/2024 mesai bitimine kadar ilgili tutarın bankadaki müstakriz hesabına iletilmesini rica ettiklerini, mailin müvekkili şirkete gelmesiyle birlikte davalıların ... Bankası ile ...A.ş.'ye İzmir 3. Noterliği'nden █████/2024 tarih ve 13199 yevmiye nolu bildirim gönderildiğini, bu bildirimde müvekkili şirkete reeskont kredi kullanım süreleri içinde döviz almama taahhütlerine kesinlikle uyulduğunu, döviz kazandırıcı hizmetler reeskont kredisi uygulama talimatları ile döviz almama taahhüdüne getiren istisnalar kapsamında müvekkili şirketin ilgili belgeleri gerek ... ve gerekse .... A.ş.'a ileterek ... Kur Korumalı Mevduat Kur Dönüşümü işlemlerini yaptığını, müvekkili şirketin bu işlemlerinin reeskont kredisi yaptırım istisnası içindeki işlemler kapsamında olduğunu, █████/2024 tarihinde İhracat ve Döviz Kazandırıcı Hizmetler Reeskont Kredisi Uygulama Talimatında değişiklik yapıldığını, müvekkili şirketin son değişikliğe dayalı olarak da herhangi bir döviz alımı yapmadığını, müvekkili şirkete verilen 7.178.806.00 TL idari yaptırım tutarına itiraz ettiklerini, karardan rücu edilmesini ve taraflarına yazılı bilgi verilmesini, itirazları kabul edilmez ise o takdirde idari yaptırım kararının hukuksal gerekçelerinin ,hangi belge ve bilgiye ,verilere dayalı kararın verildiğinin ,7.178.806.00 TL idari yaptırımın nasıl hesap edildiğinin taraflarına en geç 30 gün içinde yazılı olarak bildirilmesini talep ettiklerini, yapılan hesaplamalar sonrasında ilgili taahhüdün yerine getirilmediğinin anlaşılması üzerine kredilerin ihlal durumunda yer aldığını, KKM dönüşünde alınan dövizlerin ihlal sayılmaması nedeni ile kullandırılan 1 adet kredinin ihlal durumundan çıkmış olduğunu, kullandırılan 5 kredinin taahhüdün yerine getirilmediğinin tespiti ile ihlal durumunda değişiklik olmadığını bildirdiklerini, noterden gönderilen bildiri üzerine .... tarafından 22.01.2025 tarihinde E-... .4715456-115.10-196 sayılı belge ile cevap verildiğini, bu cevabın 31.01.2025 tarihinde müvekkili şirkete tebliğ olduğunu, aracı bankalarca firmaların döviz alımlarının ilave istisnalar kapsamına girdiğinin tespit edilmesi halinde kredilere uygulanan yaptırımların bankaca iade edilmeye başlandığını, bankaca aracı olan ... A.Ş'den firmanın reeskont kredi vadesi boyunca döviz almama taahhüdünü ihlal etmesine neden olan döviz alımlarının Uygulama Talimatı'na getirilen ilave döviz alım istisnalarına göre yeniden değerlendirilmesinin talep edildiğini ve aracı banka tarafından firmanın kullandığı reeskont kredilerine ilişkin olarak verdiği döviz almama taahhüdünün ihlal edildiğinin nihai olarak belirlendiğini ve yaptırım tutarı olan 6.926.806.25 TL'nin 10.01.2025 tarihinde Bankaca tahsil edildiğini, müvekkili şirketten Genel Kredi Sözleşmesi ve Firma Taahhütnamesi hükümlerine göre taahhütlerini yerine getirmediğinden bahisle haksız ve hukuka aykırı olarak tahsil edilen 6.977.676,27 TL'nin tahsil edildiği 10.01.2025 tarihinden itibaren -kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faizi ile tahsiline, kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranının kabul edilmesi durumunda ...nın avans işlemlerinde uyguladığı faiz oranı ile tahsiline, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin de karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
: Davalı ....İdare Merkezi vekili █████/2025 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili Bankanın, 1211 sayılı ... Kanunu'nun verdiği kamusal yetki uyarınca ihracat ve döviz kazandırıcı hizmetler reeskont kredilerine ilişkin düzenleme yaptığını, buna karşılık, kredi kullanan ihracatçılardan krediyi başka amaçlarla kullanmamaları ticari gerekçelerle yapacakları ödemeleri de belirli istisnalar dışında, ihracattan elde edecekleri dövizlerle karşılamalarının beklenmediğini, müvekkili bankanın ihracat ve döviz kazandırıcı hizmetlerinin reeskont kredilerine ilişkin olarak Kanun ile tanınmış düzenleme yapma yetkisi çerçevesinde, Uygulama Talimatı'nın Uygulama Talimatı'nın ek 2. maddesinin dördüncü fıkrasında 9 Eylül 2024 tarihinde yapılan değişiklikle döviz almama taahhüdü istisnalarının genişletildiğini ve firmaların aldığı kredilerin düzenlendiğini, davacı firmanın kullandığı reeskont kredisine yönelik döviz alım işlemlerinin bulunduğu tespit edildiğini, aracı bankanın ilk incelemesinde, davacı firmanın söz konusu döviz alımlarının istisna kapsamına giren döviz alımları olduğunu tevsik eden bir belge ibraz edemediğini ve döviz almama taahhüdünü ihlal ettiğinin anlaşıldığını, reeskont kredilerine aracılık eden bankaların "İhracat ve Döviz Kazandırıcı Hizmetler Reeskont Kredisi Koşullarına Uygunluk Taahhütnamesi"ni müvekkili Banka’ya verdiğini ve böylece Uygulama Talimatı'nda belirtilen yaptırımların uygulanacağını bildiklerini, kredi kullanıcısı firmalara eksiksiz olarak aktardıklarını ve bu hususlara ilişkin tüm sorumluluğun bankalarına ait olacağını beyan ve kabul ettiklerini, dava konusu olayda ... . A.Ş. tarafından imzalanan reeskont kredisi koşullarına uygunluk taahhütnameleri ve davacı firmanın ...A.Ş.’ye verdiği döviz almama taahhütnamelerinin kredi kullanım aşamasında müvekkili bankaya iletildiğini, davacının gerçekleştirdiği döviz alımının, Uygulama Talimatının ek 2. maddesinin dördüncü fıkrasında sayılan istisna hallerinden olmadığını, döviz alım taahhüdünün ihlalini oluşturduğunu, bu durumda, davacıya döviz almamaya yönelik taahhüdüne aykırılık nedeniyle uygulan yaptırımın her yönüyle hukuka ve mevzuata uygun olduğunu, davacı firmaya uygulanan yaptırım sonucunda tahsil edilen tutarın müvekkili bankaca iadesinin mevzuat çerçevesinde mümkün olmadığını, söz konusu döviz almama taahhüdüne uygun davranılıp davranılmadığının en sıkı şekilde takip edilmesinin kamusal faydanın sağlanması yönünden gerekli olduğundan, söz konusu hassasiyete kredi kullananların da riayet etmesinin bekleneceğini, davacının da iddiası doğrultusunda belge sunmakla yükümlü olduğunu, davacı tarafın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun iddialarının hukuken kabulüne olanağın bulunmadığını, tüm unsurları yönünden hukuka uygun olan müvekkili banka işleminin aleyhine açılan davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının kendisi ile müvekkilinin kamu tüzel kişisi bankanın tacir olduğu ve yetki sözleşmesi şartlarının sağlandığını, Müvekkil Banka ile davacı arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi / Sözleşmeleri'nin "5.4. Yetkili Mahkeme ve İcra Daireleri" başlıklı maddesinde "Müşteri ile müşterek borçlu ve müteselsil kefilleri; işbu sözleşmeden doğacak her türlü anlaşmazlıklarda İstanbul Anadolu Adliyesi Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkisini kabul eder. Ancak Banka; Müşterinin veya müteselsil kefilin ikametgahı ve bulunduğu yerle, Müşterisine veya müteselsil kefile ait mal ve değerlerin bulunduğu yerlerin veya kredinin kullandırıldığı / nakledildiği şubenin / bölge müdürlüğünün bulunduğu yerin adli mercilerine gerektiğinde başvurabilir." hükmünün yer aldığı, taraflar arasında yetki sözleşmesi bulunduğu ve HMK 'nun 17. Maddesi gereğince yetkili mahkemelerin İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, bu nedenle yetki yönünden itirazlarının kabul edilerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirket ile davalı bankalar arasında ticari bankacılık işlemlerinden kaynaklanan alacak davası olarak açıldığı, davalı taraf vekilinin süresinde sunduğu cevap dilekçesi ile taraflar arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmesi 5.4 maddesi ve HMK 'nun 17. Maddesi gereğince yetkili mahkemelerin İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu bildirerek süresinde yetki itirazında bulunduğu, davacı şirket ile davalılar arasında düzenlenen Genel Kredi Sözleşmesinde İstanbul Merkez Mahkeme ve icra dairelerinin yetkili olacağı, sözleşmede İzmir Mahkemelerinin yetkili olduğuna dair bir düzenleme bulunmadığı, sözleşme hükümlerine göre yetkili Mahkemelerin İstanbul (Anadolu) Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu belirlenerek davalı tarafın yetki itirazının kabulü ile mahkemenin yetkisizliğine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili ve davalı .... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ
: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğunu, yetki itirazının zorunlu dava arkadaşlığı bulunan hallerde tüm davalılar tarafından ileri sürülmesi gerektiğini, uyuşmazlıkta davalılardan.... tarafından yetki itirazı ileri sürülmediğini, taraflar arasındaki yetki sözleşmesinin iradi bir yetki sözleşmesi olup kesin yetki hallerinden birinin bulunmadığını, bu nedenle mahkemenin yetkisizliği resen gözetemeyeceğini, davalılardan ....nın yetki itirazında bulunmaması nedeniyle diğer davalının yetki itirazının dikkate alınamayacağını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davalı ....vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Dava konusu işlemin davacı şirket tarafından kullandırılan reeskont kredisinin döviz alım işleminde kullanıldığının tespit edilmesi üzerine gerçekleştirildiğini, 1211 sayılı... Kanunu'nun verdiği kamusal yetki uyarınca ihracat ve döviz kazandırıcı hizmetler reeskont kredilerine ilişkin davalı banka tarafından düzenleme yapma yetkisi tanındığını, idari işlem niteliğinde bulunan dava konusu uyuşmazlığın idari yargının görev alanına girdiğini, ilk derece mahkemesince göreve yönelik itirazların dikkate alınmaksızın yetkisizlik kararı verilmesinin yerinde olmadığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE
: Dava; reeskont uygulama talimatına aykırı olarak ihracat taahhüdünün ihlali sebebine dayalı davalı .... talimatıyla davacıdan tahsil edilen 7.178.806,00-TL para cezasının iptali ile istirdat istemine ilişkindir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Dava konusu uyuşmazlık, davacı şirket ile davalılardan .... A.Ş. Arasında akdedilen kredi sözleşmesi uyarınca ithalat ödemeleri dışında döviz alımı yapılmamasına yönelik taahhüdünün ihlal edildiği gerekçesiyle davalı ...'nca uygulanan idari yaptırım kararı gereğince davacıdan tahsil edilen paranın iadesi istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince yazılı gerekçeyle yetkisizlik kararı verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuş, davalı ... vekili ise uyuşmazlığın idari yargı yolunda görülmesi gerektiğinden bahisle istinaf yoluna başvurmuştur.
Her iki istinaf isteminin incelenmesinden önce mecburi dava arkadaşlığı kavramına değinmekte fayda bulunmaktadır.
Bir davada davacı ve davalı olmak üzere daima iki taraf bulunur ve bazı hâllerde davanın bir tarafında, bazı hâllerde ise her iki tarafında birden fazla kişi bulunabilir. Bir tarafta bulunan birden fazla kişiye “dava arkadaşları”, bunlar arasındaki ilişkiye de “dava arkadaşlığı” denir. (Baki Kuru, Burak Aydın, Medeni Usul Hukuku El Kitabı, C. I, Ankara, İkinci Baskı, Ağustos 2021, s.938).
Dava arkadaşlığı, “mecburi dava arkadaşlığı” ve “ihtiyari dava arkadaşlığı” olmak üzere ikiye ayrılırken hükmün etkisi bakımından mecburî dava arkadaşlığı ise “maddi bakımdan mecburi dava arkadaşlığı” ve “şekli bakımdan mecburi dava arkadaşlığı” olarak ikiye ayrılmaktadır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 59. maddesinde mecburi dava arkadaşlığı "maddi hukuka göre, bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi gereken hâllerde, mecburi dava arkadaşlığı vardır" şeklinde düzenlenmiş olup, madde gerekçesinden de anlaşıldığı üzere maddede düzenlenen mecburi dava arkadaşlığı maddi bakımdan mecburi dava arkadaşlığıdır.
Bu yönüyle maddi bakımdan mecburî dava arkadaşlığı, maddi hukuka göre bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesinin zorunlu olduğu hâllerde söz konusudur. Burada dava arkadaşları arasındaki hukuki ilişki çok sıkı olup dava arkadaşları davada aynı şekilde ve hep birlikte hareket edebilirler. Bir başka anlatımla, dava konusu hukuki ilişki (hak veya borç) üzerinde dava arkadaşlarının birbirlerinden farklı biçimde hareket etmelerine imkân olmadığı gibi mahkeme de dava arkadaşlarından biri veya bazısı hakkında diğerlerinden farklı bir karar veremez.
Öte yandan, şekli bakımdan mecburî dava arkadaşlığı ise birden fazla kişiye karşı birlikte dava açılmasında maddi bir zorunluluk olmamasına rağmen kanunun özel hükümleri ve davanın niteliği gereği gerçeğin tam olarak ortaya çıkarılması, hak kayıplarının engellenmesi ve taraflar arasındaki ilişkinin doğru karara bağlanmasını sağlamak kabul edilmiştir. Bu durumda dava konusu hukuki ilişki hakkında bütün dava arkadaşlarına yönelik tek ve aynı doğrultuda bir karar verme zorunluluğu olmadığı gibi dava arkadaşlarının yaptıkları usulî işlemler de birbirinden bağımsızdır. Nitekim dava arkadaşlarının birlikte hareket etme zorunlulukları da bulunmamaktadır.
6100 sayılı HMK'nın yetki sözleşmesini düzenleyen 17. maddesinde tacirler veya kamu tüzel kişilerinin, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilecekleri belirtilmiştir.
Ancak HMK'nın 17.maddesi kapsamında yetki sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, tacirler yada kamu tüzel kişileri arasında düzenlenmiş olması ve yetki sözleşmesinin HMK'nın 18.maddesi kapsamındaki koşulları taşıması gerekmektedir.
HMK'nın 6/1. maddesi uyarınca genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Bu yetki kuralı kesin olmadığından HMK'nın 19.maddesinde belirlenen süre ve yöntemle yetkisizlik itirazında bulunulmaz ise davanın açıldığı mahkeme yetkili hale gelir ve mahkemece kendiliğinden yetkisizlik kararı verilemez. HMK'nın "Yetki itirazının ileri sürülmesi" başlıklı 19/2. maddesinde; "Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz" hükmünü içermektedir. HMK'nın bu açık hükmü gereğince, yetki itirazında bulunanın yetkili mahkemeyi doğru bir şekilde bildirmesi zorunludur. Başka bir ifadeyle, yetki itirazında bulunan davalının yetkili olarak gösterdiği mahkeme yetkili değilse, yetki itirazının reddine karar verilmesi gerekir. Ancak davalı yaptığı yetki itirazında, yetkisiz bir mahkemeyi (yetkili olarak) gösterir, davacı buna karşı çıkmaz ve mahkemede dosyayı davalının itirazında belirttiği mahkemeye gönderirse, davalı bu kez dosyanın kendisine gönderildiği mahkemenin yetkisine itiraz edemez. Çünkü bu durumda, davacı ile davalı arasında üstü örtülü şekilde yetkisiz bir mahkemeyi yetkili kılan yetki anlaşması yapılmış olur. Aynı yasanın 116/1-a maddesinde kesin yetki kuralının bulunmadığı hallerde yetki itirazını ilk itiraz olarak düzenlenmiştir. Yasanın 117.maddesinin 1.fıkrası hükmü ise "İlk itirazların hepsi cevap dilekçesinde ileri sürülmek zorundadır; aksi hâlde dinlenemez." biçimindedir.
Yukarıda açıklandığı üzere ve Yargıtay'ın yerleşik hale gelen uygulamasında göre aralarında mecburi dava arkadaşlığı bulunan davalıların birlikte yetki itirazında bulunması gerekmekte olup, aralarında mecburi dava arkadaşlığı olmayıp ihtiyari dava arkadaşlığı niteliğinde birlikte davalılığın söz konusu olduğu hallerde kural olarak yetki itirazında bulunan davalının davasının tefrik edilerek yetkisizlik kararı verilmesi gerekir.
Somut olayda uyuşmazlık davalılardan .... tarafından uygulandığı anlaşılan idari yaptırım kararından kaynaklanmakta olup, davalılar arasında belirli bir hakkın birlikte kullanımı söz konusu olmadığından aralarında mecburi dava arkadaşlığı bulunduğu söylenemez. Bu durumda ihtiyari dava arkadaşları arasından yalnızca birinin yetki itirazında bulunmuş olması, yetki itirazının incelenmesi için yeterlidir. Ancak davalılar arasında mecburi dava arkadaşlığının bulunmaması nedeniyle yetki itirazının yerinde olduğunun değerlendirilmesi halinde yetki itirazında bulunan davalı yönünden davanın tefrik edilerek yetkisizlik kararı verilmesi gerekecektir.
Görülmekte olan davada davacı şirket ile davalı .... A.Ş. Arasında imzalanan kredi sözleşmesinde İstanbul Mahkemeleri yetkili olarak belirlendiği, tarafların yetki sözleşmesi yapmaya ehil oldukları ve sözleşmenin geçerli olduğu, her ne kadar davalı banka tarafından açılacak davalarda müşterinin yerleşim yerinde veya kredinin kullandırıldığı yerde dava açılabileceği belirtilmiş ise de müşteri tarafından açılacak davalarda münhasıran İstanbul Mahkemeleri'nin yetkili kılındığı anlaşılmakla, yetki itirazının yerinde olduğu, ancak davalılar arasında mecburi dava arkadaşlığı söz konusu olmadığı halde her iki davalı yönünden de yetkisizlik kararı verilmiş olmasında hukuka uygunlun bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Davalı ...Vekilinin yargı yoluna yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde; Yargı yolu kavramı, bir hukuk sisteminde, herhangi bir davaya o hukuk sistemine dâhil yargı mercilerinden hangisinde bakılacağını ifade eder. Uyuşmazlığa hangi yargı kolunda bakılacağı hususu, davanın genel şartlarından olup mahkemece re'sen dikkate alınması gerekir (HMK 114/1-b maddesi).
2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari Dava Türleri ve İdari Yargı Yetkisinin Sınırı" başlıklı 2. maddesi: "(1) İdarî dava türleri şunlardır: a) İdari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları, b) İdarî eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları c) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar, (2) İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdari mahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlarda ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremezler." şeklinde düzenlemeler içermektedir.
Gerek 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, gerek 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu ve gerekse 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu kapsamında; İdari Yargı ile Adli Yargı (Asliye Ticaret Mahkemeleri) arasındaki görev sınırları detaylı bir şekilde belirtilmiş olup TTK'nın 4 ve 5. maddelerinde hüküm altına alındığı üzere; "Mutlak Ticari Davalar" olarak adlandırılan ve taraflarının "tacir" sıfatı dikkate alınmaksızın 6102 Sayılı Kanun'un 4/1. maddesinde belirtilen bentler kapsamında sayılan işlere ilişkin bulunan davalar ile "Nispi Ticari Davalar" olarak adlandırılan ve tarafların her birinin "ticari işletmesi ile ilgili olan" davalar Asliye Ticaret Mahkemesi görevine girmektedir
Somut dosya kapsamında; davacı şirket tarafından, "davalı İdare tarafından tesis olunan idari yaptırım kararının iptali ve anılan idari yaptırım kararı doğrultusunda, davacı şirketten tahsil olunan bedelin iadesi talebi" istemiyle elde ki davanın açıldığı anlaşılmakta olup, davacıya uygulanan idari yaptırım kararının, 1211 sayılı Kanuna dayanılarak çıkartılan "Uygulama Talimatı" uyarınca verildiği, ne 1211 sayılı Kanunda ne de Uygulama Talimatında, söz konusu yaptırıma karşı başvurulabilecek yargı yoluna ilişkin herhangi bir hükme yer verilmediği, her ne kadar ....., 1211 sayılı ....Kanunu'nun 1.maddesinde belirtildiği üzere Anonim Şirket statüsünde kurulmuş ve "bu Kanunda sarahat bulunmayan hallerde özel hukuk hükümlerine tabidir" düzenlemesiyle, statüsünün özel hukuk hükümlerine tabi olduğu belirtilmiş ise de, anılan Kanunun 4.maddesinde, görev ve yetkileri üç temel kategoride sayıldıktan sonra, 4.fıkrada, "Banka, bu Kanunla ve mevzuatla kendisine verilen yetki ve görevlerle ilgili olarak düzenlemeler yapmaya ve bunları uygulamaya, bu düzenlemelere tabi kurum ve kuruluşlar nezdinde bunlara uygun hareket edilip edilmediğini ve kendisine gönderilen bilgilerin doğru olup olmadığını denetlemeye görevli ve yetkilidir." düzenlemesiyle, kendi görev alanında genel ve geniş bir düzenleme yapma yetkisine sahip kılınmış olduğu, çeşitli maddelerde de konusuna özel olarak, o konulardaki ayrıntılı düzenlemelerin Bankaca belirleneceği belirtilerek, düzenleme yapma yetkisi ve görevinin açıkça belirtildiği dikkate alındığında, ...nın işlemlerine karşı açılacak davalarda yetkili yargı yerinin belirlenmesi açısından uyuşmazlık özelinde irdelemeler yapılması gerektiği kabul edilmektedir.
Dava konusu işlemin dayanağı, 1211 sayılı Kanunun 45.maddesinde, reeskont kredilerine ilişkin olarak verilmiş olan düzenleme yapma görev ve yetkisi kapsamında çıkartılan .... İhracat ve Döviz Kazandırıcı Hizmetler Reeskont Kredisi Uygulama Talimatı’ndaki hükümlerdir. Bu kapsamda, ...., ülkemize net döviz girdisi sağlanması ve ülke döviz rezervlerinin arttırılmasını teminen, şartları taşıyan ihracatçılara piyasa koşullarına göre daha düşük faiz oranıyla bankalar aracılığıyla reeskont kredisi verirken, buna karşılık kredi kullanan ihracatçılardan ticari gerekçelerle yapacakları ödemeleri ihracattan elde edecekleri dövizlerle karşılamalarını beklemekte, kredi koşulları arasında kredinin vadesi boyunca "döviz almama taahhüdünü" almakta, Uygulama Talimatı gereği yükümlülüklerine aykırı davranmaları halinde idari yaptırım uygulanacağını kurala bağlamıştır. Dava konusu uyuşmazlık,....ının kamusal düzenleme yapma yetkisini kullanarak çıkardığı "Uygulama Talimatı"yla koyduğu kuralların ihllali iddiasıyla yine Talimat uyarınca uygulanan idari yaptırımın hukuka uygunluğunun denetiminden kaynaklanmaktadır.
Taraflar arasındaki söz konusu uyuşmazlıkta; davalı ...'nin bankacılık faaliyetleri kapsamında akdedilmiş herhangi bir sözleşme bulunmadığı, davalılardan ... tarafından, Ülke genelinde döviz alımının engellenmesi ve/veya sınırlandırılması amacı doğrultusunda kamusal menfaat saikiyle yayımlanan .... İhracat ve Döviz Kazandırıcı Hizmetler Reeskont Kredisi Uygulama Talimatı hükümleri ve davacı şirket tarafından, davalı .... A.Ş. arasında akdedilen kredi sözleşmesi uyarınca, kredi kullanımı sırasında, “ithalat ödemeleri için yapacağı döviz alımları haricinde finansman vadesi boyunca döviz satın almayacağı” hususunda verilen taahhüdün ihlal edilmiş olduğundan bahisle idari yaptırım kararı uygulandığı anlaşılmaktadır.Bu durumda, kamu hukuku alanında, kanun ile tanınmış düzenleme yapma yetkisi kullanılarak yürürlüğe konulan "Uygulama Talimatı" na dayanılarak davacı şirkete yaptırım uygulanmasından, diğer bir ifadeyle, ...nca idare işlevine ilişkin olarak, tek taraflı ve kamu gücü kullanarak tesis edilen dava konusu işlemin iptali isteminden kaynaklanan davanın çözümünde idari yargının görevli olduğu sonucuna varıldığından davalı ... yönünden tefrik kararı verilerek yargı yolu dava şartı yönünden davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yetkisizlik kararı verilmesinde hukuka uygunluk görülmemiştir.
Bu durumda Dairemizce, HMK'nın 353/1-a-3. ve 4. maddeleri uyarınca, esası incelenmeden İlk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekili ve davalı .... vekilinin istinaf başvurularının ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,
2-İzmir 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 23.10.2025 tarih ████████ E. - ████████ K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-İstinaf yoluna başvuranlar tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının istek halinde kendilerine iadesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-3 ve 353/1-a-4 maddesi gereğince kesin olmak üzere 21.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!