Anahtar kelimeler: Akgün Kayiş Rulman Ece Satımdan Sakarya Esaskarar Toprak Başkan Sanayi

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: █████████ - ████████
T.C.SAKARYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ7. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: █████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IBAŞKAN
:... (...)ÜYE
:... (...)ÜYE
:... (...)KATİP
:... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2024NUMARASI
: ████████ Esas - ████████ KararDAVACI
: ECE KAYIŞ RULMAN SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ...VEKİLİ
: Av. ...DAVALI
: AKGÜN TOPRAK SANAYİ İNŞAAT VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - ...VEKİLİ
: Av. ...DAVA TÜRÜ
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2023KARAR TARİHİ
: █████/2026KR. YAZIM TARİHİ
: █████/2026İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
:Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin makine kayış ve rulman ürünlerinin ticareti üzerine faaliyet gösterdiğini ve davalı şirketle 2018 yılından itibaren ticari ilişkide olup ürün satışı yaptıklarını, ürün satışına istinaden çeşitli tarihlerde fatura düzenlendiğini, davacı şirket tarafından düzenlenen faturalara istinaden çeşitli ödemeler yapılmış olup 2018 yılında düzenlenen faturaların bedeli toplamda 70.452,79 TL olup davalı şirket tarafından 53.000 TL ödendiğini, davacı şirket tarafından ürün satışına istinaden 2019 yılında toplam 199.950,56 TL fatura düzenlenmiş olup davalı şirketin 1298,00 TL ödeme yaptığını, 2020 yılında davacı şirket tarafından düzenlenen toplam 56.169,61 TL bedelli faturalar için davalı şirketin 75.000 TL ödeme yaptığını, 2021 yılı için düzenlenen faturaların toplam bedelinin 43.223,00 TL olup davalı şirketin işbu faturalar için 180.741,63 TL ödeme yaptığını, 2022 yılında davacı şirket tarafından toplamda 100.118,28 TL bedelli fatura düzenlenmiş olup 1.200,00 TL ödeme yapıldığını, davacı şirket tarafından düzenlenen tüm faturaların davalı şirkete tebliğ edildiğini ve davalı şirketin de işbu faturaları kabul ederek ticari defterlerine işlediğini, davacı şirketin satışını ve teslimini sağladığı ürünlerin faturaya dayalı bedellerinin ödenmesi talep edilmişse de bu alacağı ödenmediğini, Sakarya 3. İcra müdürlüğünün █████████ esas sayılı dosyasında takip başlattığını, başlatılan takibe davalı tarafından itiraz edildiğini belirterek, davacının icra dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptalini ve takibin devamını, davalının icra ve inkar tazminatına hükmedilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını, davacı tarafın faturaya konu malın teslim edildiğini ispat yükümlülüğü altında olduğunu, dava konusuna ilişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurul Kararının da bulunduğunu, bunu ekte sunduklarını, cari hesap ilişkisine dayalı ticari ilişki de alacak likit olmadığını, davalı şirket temerrüde düşürülmeden faiz talep edilemeyeceğini, icra inkar tazminatına ve vekalet ücreti alacağına iptal edilen miktar üzerinden hükmedilebileceğini, TTK md. 21 bir ispat kuralı olduğunu, faturaya itiraz edilmemesi herhangi bir hak kaybına yol açmadığını beyan ile; davacının taleplerinin haksız olması nedeniyle davanın esastan reddine ve %20’den aşağı olmamak üzere kötüniyet (icra inkar) tazminatına mahkum edilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
:İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... 1-Davanın KABULÜ İLE;Davalının Sakarya 3. İcra Müdürlüğü'nün █████████ Esas ayılı dosyasına yaptığı itirazın İPTALİ İLE; takibin aynen devamına,141.204,86-TL asıl alacağın %20'sine tekabül eden icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine ... " karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece, davacı tarafından mal teslimine ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmadan hüküm kurulması hatalı olduğunu, ayrıca davacının mal teslimi konusunda ispat yükü altında olması nedeniyle bu konuda hiçbir inceleme ve delil sunulmadan karar verildiğini, dosyada temerrüt doğmadan faiz yönünden talebin reddine karar verilmesi gerekirken bu konuda bir karar verilmeden takibin aynen devamı yönünde verilen karar hukuka aykırı olduğunu beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı tarafça, istinaf dilekçesine karşı cevap dilekçesi verilmemiştir.DELİLLER
: Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2024 Tarih - ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:Dava; faturadan kaynaklanan alacak için yapılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş karara karşı davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.Dosyanın incelemesinde; davacı vekilince ibraz edilen dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin makine rulman ve kaşış ürünlerinin ticaretini yaptığı, davalı şirket ile 2018 yılından itibaren ticari ilişki içerisinde olduklarını, bu kapsamda davalaya çeşitli tarihlerde mal satışı gerçekleştirildiğini ve her satışa istinaden fatura düzenlendiğini, davalı tarafından kısmi ödemeler yapılmakla birlikte fatura bedellerinin tamamının ödenmediğini, yıllar itibarıyla düzenlenen faturalar dikkate alındığında davalının bakiye borcunun bulunduğunu, bu alacağın tahsili amacıyla Sakarya 3. İcra Müdürlüğünün █████████ esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını; ancak davalının haksız itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesini talep ettiği, davalı vekilince sunulan cevap dilekçesinde; davacıya herhangi bir borçlarının bulunmadığını, faturalara konu malların teslim edildiğinin davacı tarafından ispat edilmesi gerektiğini, faturaya itiraz edilmemesinin borcun kabulü anlamına gelmeyeceğini, ayrıca temerrüt oluşmadan faiz talep edilemeyeceğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep ettiği, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verildiği, verilen karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.İtirazın iptali davası, itirazın hükümden düşürülmesi ana başlığı altında düzenlenmekle takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı ele alınması gereken, sonucuyla takibin devamına etkili bir dava türü olarak karşımıza çıkmaktadır ve takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıldır. Öyle ki, genel hükümlere göre harca tabi olan itirazın iptali davasında alacaklı taraf isterse takip talebinde bulunurken yatırmış olduğu binde beş harcı geri alabilir ve itirazın iptali davası harcına mahsubunu isteyebilir (492 sayılı Harçlar Kanunu m. 28/a, 29/I, III).Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu tarafça itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır (HGK 2017/(19)11-1309 Esas. ████████ Karar).İtirazın iptali davaları takip hukuku kaynaklı, icra takibine sıkı sıkıya bağlı ve alacağın varlığını maddi hukuk kuralları çerçevesinde belirlemeye yarayan kendine özgü davalardır. Dava ile takip arasındaki bu sıkı ilişki nedeniyle dava konusu, ancak takip talepnamesinde yazılı alacak dayanağı, tutar ve benzeri talepler olabilir ve kural olarak ispat vasıtaları da bu çerçevede değerlendirilir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222-(3) maddesine göre, usulüne uygun tutulan ticarî defter kayıtlarının sahibi lehine delil olabilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticarî defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca herkes iddiasını ispatla yükümlüdür. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesine göre; “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir”. Alacak davasında ispat yükü kural olarak alacaklı olduğunu iddia eden tarafa yani davacıya düşer. Zira hukuki ilişkinin varlığını iddia eden ve bundan dolayı alacaklı olduğunu ileri süren taraf davacı olduğu için 4721 sayılı TMK’nın 6. maddesi (HMK. md. 190) uyarınca ispat külfeti davacı alacaklıdadır. Kuşkusuz bu kuralın uygulanabilmesi için davalı borçlunun dava konusu hukuki ilişkiyi inkar etmesi ve borcun hiç doğmadığını ileri sürmesi gerekmektedir.Dava konusu faturaların düzenleme tarihi itibariyle somut olay bakımından uygulanması gereken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır.Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir.Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.6102 sayılı TTK’nın 23. maddesine göre fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir.Bu nedenle, bir satış/hizmet ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini/hizmet verdiği, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir (HGK 2017/(19)11-944 e. ████████ k. Sayılı ilamı). Yine davalının davacı tarafından gönderilen faturayı alıp kayıtlı olduğu vergi dairesine BA olarak bildirmiş olması halinde de fatura konusu hizmeti aldığının kabulü gerekir (Benzer yönde Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin █████████ esas █████████ karar sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin █████████ esas █████████ karar sayılı ilamı).Eldeki davada; davacı taraf davaya konu faturalar nedeniyle alacaklı olduğunu iddia etmiş, davalı taraf ise faturalara konu ticari ilişkiyi inkar etmiştir.Dosya arasına alınan █████/2024 bilirkişi raporunda özetle; davalı Akgün Toprak Sanayi İnşaat ve Ticaret Anonim Şirketi'nin ticari defterlerindeki kayıtların Tek düzen hesap planına uygun olduğu, açık, anlaşılır ve ayrıntılı hesap planında cari hesap bazında detaylandırıldığı, Ticari defter kayıtlarından ve tarafların dosyaya sunduğu belgeler üzerinden inceleme ve değerlendirme yapılarak sonuca ulaşıldığı, davacı tarafın Sakarya 3. İcra dairesi █████████ esas sayılı dosyasında başlatmış olduğu cari hesaba dayalı 141.204 86TL tutar arasında herhangi bir fark olmadığı, davacı Ece Kayış Rulman San. ve Tic, Ltd. Şti.'nin dosyadaki söz konusu alacağı için davalı Akgün Toprak Sanayi İnşaat ve Ticaret Anonim Şirketi'ne Sakarya 3. İcra Dairesi █████████ Esas sayılı dosya ile başlatmış olduğu icra takibine konu alacak tutarının 141.204,86 TL olduğu, davalı tarafın Ticari defterlerinde kayıtlı davacıya kalan borç bakiyesinin 141.204,86TL olduğu, sonuç olarak taraflar arasında Ticari münasebetin olduğu, Davalı Akgün Toprak Sanayi İnşaat ve Ticaret Anonim Şirketi'nin davacı Ece Kayış Rulman Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ne 141.204,86TL borçlu olduğu şeklinde görüş ve kanaat belirtildiği görülmüştür.Dosya arasına alınan █████/2024 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle; davalıya ait borç bakiyesi tutarı 141.166,62 TL olduğu, dava miktarının %20'si olarak hesaplanan İcra İnkar Tazminatı tutarı 28.233,32-TL olduğu, icra dosyası açılışından 06.06.2024 tarihine kadar 573 günlük süre için gecikme faizi tutarı 52.693,83 TL olduğu, Faiz İşletilen Süre: 1 yıl 6 ay 26 gün, Faiz İşletilen Tutar: 141.166,62-TL, Faiz Oranı: %37,327397260274, Faiz Tutarı: 52.693,83 TL, 11.11.2022 - 01.01.2023 arası 51 gün için yıllık %17,25 faiz %2,4102739726027, 01.01.2023 - 01.07.2023 arasın 181 gün için yıllık %11,75 faiz %5,8267123287671, 01.07.2023 - 01.01.2024 arası 184 gün için yıllık %16,75 faiz %8,4438356164384, 01.01.2024 - 06.06.2024 arası 157 gün için yıllık %48 faiz %20,646575342466, olmak üzere toplam %37,327397260274 faiz uygulandığını, dava tutarı, icra inkar tazminatı ve gecikme faizi toplam olarak 222.093,77 TL olduğu şeklinde görüş ve kanaat belirtildiği görülmüştür.Eldeki davada, dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler, taraf beyanları, icra takip dosyası, ticari defter ve kayıtlar ile bilirkişi raporları hep birlikte değerlendirildiğinde ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu değerlendirilmiştir.Eldeki davada davacının, davalı şirket ile uzun yıllara dayanan ticari ilişki kapsamında çeşitli tarihlerde makine, rulman ve kayış ürünleri satışı gerçekleştirdiğini, bu satışlara ilişkin faturalar düzenlendiğini, davalı tarafından kısmi ödemeler yapılmakla birlikte fatura bedellerinin tamamının ödenmediğini, bakiye alacağın tahsili amacıyla Sakarya 3. İcra Dairesi █████████ e sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının borca itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptalini talep ettiği anlaşılmaktadır.Mahkemece tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda taraf ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, yapılan inceleme sonucunda düzenlenen raporlarda, tarafların tacir oldukları, aralarında ticari ilişkinin bulunduğu, takip ve dava konusu faturaların hem davacı hem de davalı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, taraf defterlerinin usulüne uygun şekilde tutulduğu ve birbirini doğruladığının belirtilmiş olduğu görülmüştür.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 222. maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun ilgili hükümleri uyarınca, usulüne uygun tutulmuş ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kabul edilebilmesi için karşı taraf kayıtlarıyla doğrulanması gerekmektedir. Somut olayda davacıya ait ticari defter kayıtlarının davalı ticari defter kayıtlarıyla doğrulandığı, takip konusu faturaların davalı defterlerinde de yer aldığı bilirkişi incelemesi ile ortaya konulduğu anlaşılmıştır.Özellikle davalı tarafın gerek icra takibinde gerekse de yargılama sırasında fatura içeriği malların teslim edilmediğini ileri sürmesine rağmen, aynı faturaların BA-BS formlarına konu edilerek vergi idaresine bildirildiği ve davalının kendi ticari defterlerine işlendiği görülmektedir. Bir tacirin teslim almadığını ileri sürdüğü mal veya hizmete ilişkin faturaları ticari kayıtlarına işlemesi ve vergi beyanlarına konu etmesi hayatın olağan akışına uygun düşmemektedir. Bu nedenle takip konusu faturaların davalı ticari defterlerinde kayıtlı olması karşısında, taraflar arasında ticari ilişkinin bulunduğu ve fatura içeriği malların teslim edildiğinin kabulü gerekmektedir. Davalı tarafça söz konusu kayıtların gerçeği yansıtmadığı, sehven işlendiği veya sonradan düzeltildiği yönünde herhangi bir somut delilin de dosyaya girmediği görülmektedir.Dosya arasına alınan bilirkişi raporlarında davacının ticari defterlerine göre davalının 141.204,86 TL bakiye borcu olduğu belirlenmiş, davalı tarafça ise bu borcun ödendiği, mahsup edildiği, sona erdiği veya hiç doğmadığı yönünde ispata elverişli herhangi bir delil ibraz edilmediği , borcun bulunmadığı yönündeki savunmanın soyut inkar niteliğinde kaldığı ve dosya kapsamındaki ticari kayıtlar karşısında ispatlanamadığı anlaşılmıştır.Eldeki davada, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarının dosya kapsamına uygun, denetlenebilir ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, raporlar arasında çelişki bulunmadığı, taraf itirazlarını karşılayacak nitelikte düzenlendiği anlaşıldığından bilirkişi raporlarına itibar edilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı değerlendirilmiştir.Diğer yandan mahkemece davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi de yerindedir. 2004 sayılı İİK'nın 67-(2) maddesi uyarınca itirazın iptali davasının kabul edilmesi ve takip konusu alacağın likit olması halinde borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmektedir.Somut olayda takip konusu alacağın taraflar arasındaki ticari ilişkiye dayanan faturalar ve ticari defter kayıtları ile belirlenebilen açık hesap alacağından kaynaklandığı anlaşıldığından bu yöndeki mahkeme kabulünün de yerinde olduğu anlaşılmıştır.Gerekçeli karar başlığında; taraf vekilleri ile davalının adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir.H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Davalının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 9.645,70 TL İstinaf Karar Harcından, istinafa gelirken peşin alınan 2.411,42 TL'nin mahsubu ile bakiye 7.234,28 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin 6100 sayılı HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına,4-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden taraf üzerinde bırakılmasına,5-İstinaf eden tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,8-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2026Başkan ...e-imzalıdırÜye ...e-imzalıdırÜye ...e-imzalıdırKatip ...e-imzalıdır* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*