Anahtar kelimeler: Sarıkamış Ham Erzurum Vasfıyla Alanına Toprak Nedene Dönüştürülmesi Alanında İli

MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Sarıkamış 1. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:-K A R A R-Dava, kadastro öncesi hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescili isteğine ilişkindir.Kadastro sonucu ... ili, ... ilçesi, ... Köyü çalışma alanında bulunan 110 ada, 1 parsel sayılı taşınmaz, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve tarım alanına dönüştürülmesi mümkün olan yerlerden olduğu belirtilerek ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir.Davacılar vekili; 1 10... parsel sayılı taşınmazın, müvekkilleri tarafından elli yıldan uzun bir süredir kullanıldığını ancak kadastro çalışmaları sırasında hataen davalı Hazine adına tespit ve tescil edildiğini, köy dışında olmaları hasebiyle tutanaklara itiraz edemediklerini, taşınmazın hali hazırda çitle çevrili olup müvekkilleri tarafından kullanıldığını, davalı adına yapılan tescilin hiçbir dayanağı olmayıp taşınmaz üzerindeki zilyetlikleri nizasız ve fasılasız olan davacı müvekkilleri adına tespit edilmesi gerektiğini ileri sürerek davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile 2/12 hissenin ..., ... ve ... adına, 3/12 hissenin ise ... ve ... adlarına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili; davanın hak düşürücü süreden sonra açıldığını, taşınmazın müvekkili Kurum adına tespit ve tescilinde herhangi bir yanlışlık olmadığını, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığını, ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit edilmesinin kanuna uygun olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.İlk Derece Mahkemesince ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen karar ile; mahallinde icra olunan keşifte dinlenen mahalli bilirkişi beyanlarından da anlaşılacağı üzere taşınmazın 1/2 sinin davacılar ... ve ...'ın babalarının ortak murisi Veli ...'dan davacıların babalarına kaldığı, davacıların babalarının vefatı sonrasında davacılara kaldığı ve davacıların halen kullanımında olduğu, diğer 1/2 lik kısmın davacılar ..., ... ve ...'in ortak murisleri ... ...'dan kaldığı ve halen davacıların kullanımında olduğu, dosyada bulunan hava fotoğraflarının yorumlanması şeklinde sunulan bilirkişi raporu da davacıların, taşınmazın kendi zilyetliklerinde olduğunu doğruladığı, ziraat bilirkişi raporunda taşınmazın vasfını çayır olarak belirlemiş olduğu, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davacıların eklemeli zilyetlik yoluyla zilyetlik şartlarını sağlamış oldukları kanaatine varılarak dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile taşınmazın 1/2 sinin davacılar ... ve ... adına kalan 1/2 sinin de davacılar ..., ... ve ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.Karara karşı davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen karar ile; ileri sürülen istinaf nedenlerine, kamu düzenine ilişkin hususlara, dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun gerektirici sebeplere, İlk Derece Mahkemesince delillerin takdirinde usul ve yasaya aykırılık görülmemesine, özellikle zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının davacı taraf yararına gerçekleştiğinin anlaşılmasına göre davalı Hazine temsilcisinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.Hemen belirtilmelidir ki; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713/1. ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14. ve 17. maddelerinde, orman sayılmayan, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki tescil harici taşınmazlardan imar-ihya edilerek dava tarihine kadar 20 yıl süreyle çekişmesiz ve aralıksız olarak zilyet edilenlerin zilyetleri adına tescil edilebileceği hüküm altına alınmıştır. Terk edilmiş dere yatakları, kayalık, taşlık, yol ve yol boşluğu gibi taşınmazlar ancak imar-ihya yolu ile 3402 sayılı Kanun'un 17. maddesi uyarınca iktisap edilebilirken; ham toprak, hali arazi, köy boşluğu gibi basit ameliye ile zilyet edilebilecek yerler ise aynı Kanun'un 14. maddesi gereğince iktisap edilebilir.Somut olayda; dosya içeriğine; toplanan delillere, keşif mahallinde dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık anlatımlarına göre çekişmeli taşınmazın, öncesi itibariyle davacıların murisleri tarafından kullanıldığı anlaşılmaktadır. O hâlde, taşınmaz zilyetliğinin murisleri tarafından münhasıran davacılara devredilip devredilmediği hususunun açıklığa kavuşturulması zorunlu olup bu husustaki mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarının, davacıların aktif husumet ehliyetine sahip olduklarının kabulü için yeterli değildir. Yine dosya içeriğinde yer alan nüfus kayıtlarına göre mahalli bilirkişiler ve tanıklarca taşınmaza öncesinde maliki olduğu belirtilen şahısların, davacılardan başka mirasçılarının da bulunduğu görülmektedir. Bu durumda taşınmazların zilyetliğinin miras bırakanların sağlığında davacılara teslim edilip-edilmediği, ölümüne kadar murisler tarafından mı kullanıldığı, yoksa zilyetliğin devir senediyle yahut elden teslim suretiyle mi davacılara intikal ettiği ve bu surette taşınmazın kim tarafından, ne zamandan beri, hangi hukuki nedene dayalı olarak kullanıldığı, mirasçılar arasında taksim yapılıp yapılmadığı, yapıldıysa ne surette yapıldığı, bu bağlamda davacı olmayan mirasçıların davaya muvafakat edip etmedikleri açıklığa kavuşturulmadan ve davacıların aktif husumet ehliyetine sahip olup olmadıkları hususu maddi olaylara dayalı olarak ortaya konulmadan sonuca gidilmesi usul ve kanuna aykırı olmuştur.Hâl böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için yukarıda belirtilen hususlarda yapılacak araştırma sonucu dava konusu taşınmaza eklemeli zilyetlik sonucu zilyet oldukları anlaşılan davacıların aktif husumet ehliyetlerinin bulunup bulunmadığının yöntemince tespit edilerek sonucuna ve tüm dosya kapsamına göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir.Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının açıklanan nedenden ötürü kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Bozma nedenine göre davalı Hazine vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, temyiz eden davalı Hazine, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/j maddesi uyarınca harçtan muaf olduğundan, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.03.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.