Anahtar kelimeler: Barişkaradeniz Evyap Mobilya Otomotiv Tekstil Sakarya Kocaeli Esaskarar Limited Sanayi

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: █████████ - ████████

T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN
:... (...)
ÜYE
:... (...)
ÜYE
:... (...)
KATİP
:... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2024
NUMARASI
: ████████ Esas - ████████ Karar
ASIL DAVA
DAVACI
: EVYAP GIDA OTOMOTİV İNŞAAT TAAHHÜT TEKSTİL MOBİLYA SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ...
VEKİLİ
: Av. ... - Av. ...
DAVALI
: BARIŞKARADENİZ İNŞAAT VE SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ...
DAVA TÜRÜ
: Alacak
DAVA TARİHİ
: █████/2021
BİRLEŞEN DAVA
: KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin ████████ Esas
DAVACI
: EVYAP GIDA OTOMOTİV İNŞAAT TAAHHÜT TEKSTİL MOBİLYA SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ- ...
VEKİLİ
: Av. ... - Av. ...
DAVALI
: ...
DAVA TÜRÜ
: Alacak
DAVA TARİHİ
: █████/2022
KARAR TARİHİ
: █████/2026
KR. YAZIM TARİHİ
: █████/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
:
Davacı vekilinin asıl dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki daire satış sözleşmesi uyarınca █████/2019 tarihinin teslim tarihi olduğunu, eksik işlerin tespiti için tespit yapıp ihtar gönderdiklerini beyan ederek; Kocaeli Karamürsel Kayacık Hacımehmet Mah. ... ada ... parsel sayılı taşınmazın zemin kat ... ve ... . Kat ... nolu bağımsız bölümlerdeki eksik ve ayıplı işler için 100.000,00 TL, kira yoksunluğu bedeli olarak 63.500,00 TL, yapılmayan asansör çin 34.103,56 TL'nin davalıdan tahsiline, alım satım bedelinden bakiye 69.200,00 TL toplam bedelin 197.602,56 TL olan tazminat ve alacak bedelinden mahsubu ile bakiye 128.402,56 TL sinin davalıdan tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekilinin birleşen dava dilekçesinde özetle; Kocaeli ili, Karamürsel İlçesi, HacıMehmet Mahallesinde bulunan taşınmaz üzerine inşaa edilen binanın yapımını üstlenen Barışkaradeniz inşaat şirketi ile müvekkili arasında davalının kefil olduğu daire satış sözleşmesi imzalandığını, daire satış sözleşmesinde bağımsız bölümler ve ortak alanlardaki eksiklikler tamamlanarak █████/2019 tarihinde teslim edileceğinin kararlaştırıldığını, belirtilen tarihlerde sözleşmedeki koşullara göre tamamlanıp teslim edilmediğini, imalat işlerinin durdurulup inşaat mahallinin terkedildiğini, eksikliklerin tespiti amacıyla tespit raporu aldırıldığını, tespit raporu doğrultusunda davalıya ihtarname gönderildiğini, ancak ihtarnameye rağmen eksikliklerin tamamlanmadığını, inşaatın bodrum katının Yasın Özkaplan tarafından müvekili ile birlikte yapıldığını, rapordan sonra zaman geçerek inşaat malzemelerinin maliyetlerinin arttığını beyan ederek davanın mahkemenin ████████ esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... Davanın KISMEN KABULÜ ile,
ASIL DAVA YÖNÜNDEN
1-72.460,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN
ASIL DAVA YÖNÜNDEN
1-72.460,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE ... " karar verilmiştir.
Bu karara karşı asıl ve birleşen davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:
Asıl ve birleşen davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk dava tarihi 18.11.2019 olup bu tarihinden itibaren faize karar verilmesi gerekirken aksi yönde karar verilmesi hatalı olduğunu, ayrıca davadan önce Karamürsel Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019-86 Diş dosyası üzerinden yapılan tespit keşfi sonrası düzenlenen bilirkişi raporundaki değerlendirmeler ile iş bu davada aldırılan bilirkişi raporlarındaki değerlendirmeler arasında fark olup rakam düşük hesaplandığını, bilirkişi raporlarına karşı itiraz dilekçelerini tekrarla rapora itirazların karşılanmadığını, çelişkiler giderilmeksizin eksik, hatalı ve hüküm kurmaya elverişli olmayan bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmesinin hatalı olduğunu beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı tarafça, istinaf dilekçesine karşı cevap dilekçesi verilmemiştir.
DELİLLER
: Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2024 Tarih - ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Asıl ve birleşen dava, alacak istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı kısmen kabulüne karar verilmiş karara karşı asıl ve birleşen davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
Dosyanın incelemesinde; davacı vekili asıl dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında akdedilen daire satış sözleşmesi uyarınca dava konusu bağımsız bölümlerin teslim tarihinin █████/2019 olarak kararlaştırıldığını, ancak bu tarihte taşınmazların sözleşmeye uygun şekilde tamamlanarak teslim edilmediğini, eksik ve ayıplı imalatların bulunduğunu, bu eksikliklerin tespiti amacıyla delil tespiti yaptırıldığını ve akabinde davalıya ihtarname gönderildiğini, ancak ihtara rağmen eksiklerin giderilmediğini ileri sürerek Kocaeli ili, Karamürsel ilçesi, Kayacık mahallesi ... ada ... parselde bulunan taşınmazdaki zemin kat ... nolu ve ... . Kat ... nolu bağımsız bölümlerde mevcut eksik ve ayıplı işler nedeniyle 100.000,00 TL kira yoksunluğu, 63.500,00 TL eksik işler bedeli, 34.103,56 TL yapılmayan asansör bedeli olmak üzere toplam 197.602,56 TL alacağının bulunduğunu, satım bedelinden bakiye 69.200,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 128.402,56 TL'nin davalıdan tahsilini talep ettiği, birleşen dava yönünden davacı vekilinin , dava konusu taşınmazın yapımını üstlenen Barış Karadeniz İnşaat şirketi ile müvekkilleri arasında davalının kefil olduğu bir daire satış sözleşmesi imzalandığını, sözleşme uyarınca bağımsız bölümlerin ve ortak alanların eksiksiz şekilde █████/2019 tarihinde teslim edilmesinin kararlaştırıldığını, ancak inşaatın bu tarihte tamamlanmadığını, imalatların durdurulduğunu ve inşaatın terk edildiğini, eksiklerin tespiti amacıyla alınan tespit raporuna rağmen eksiklerin giderilmediğini, geçen süre içerisinde inşaat maliyetlerinin arttığını ileri sürerek eldeki dava ile mahkemenin ████████ esas sayılı dosyasının birleştirilmesini ve talep edilen alacağın davalıdan tahsilini talep ettiği, ilk derece mahkemesince asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne karar verildiği, verilen karara karşı asıl ve birleşen dava davacı vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Eldeki davada, ilk derece mahkemesince dava dosyasında mevcut daire sözleşmesine göre sözleşmenin, Kocaeli ili, Karamürsel ilçesi 4 Temmuz Mahallesi ... ada ... parsel ile ... ada ... parsel üzerinde bulunan binadaki zemin kat 3 nolu bağımsız bölüm ile 1. Normal kat 5 nolu bağımsız bölümün satışına ilişkin olduğu, birleşen dava davalısının ise iş bu sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı , taşınmaz satış sözleşmelerinin resmi şekilde yapılması zorunlu ise de tarafların sözleşmeden doğan edimlerini karşılıklı olarak ifa ettikleri, dava konusu bağımsız bölümlerin davacıya devredildiği gözetilerek artık sözleşmenin geçersizliğinin ileri sürülemeyeceği ve taralar arasında akdedilen adi yazılı sözleşmenin geçerli olduğu, bu kabul doğrultusunda sözleşmeye konu taşınmazlarda inşaat mühendisi bilirkişi refakatinde keşif icra edildiği, davacının sözleşme bedelinden mahsubunu talep ettiği, eksik işlerin bilirkişi marifetiyle tespit edildiği, ayrıca dosyaya sunulan ödeme dekontları da incelenmek suretiyle hesaplama yapıldığı, bu kapsamda sözleşme bedelinin 250.000,00 TL olduğu, davacının banka kayıtları ve ödeme dekontlarıyla ispatlanan toplam 179.900,00 TL ödeme yapıldığı, bilirkişi raporunda eksik işler bedelinin ise 9.182,52 TL-74.500,00 TL -58.680,00 TL olmak üzere toplam 142.362,52 TL olarak hesaplandığı; davacının yaptığı ödeme ile eksik işler bedelinin toplamının sözleşme bedelinden mahsubu neticesinde davacının 72.460,00 TL alacaklı olduğu, ayrıca davacının mobilya mağazasının borcunun silinmesi nedeniyle 800 TL ödeme yaptığı iddiasının ise ispatlanamadığından hükme esas alınmadığı kanaatiyle asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne karar verildiği görülmektedir.
Bilindiği üzere, █████/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK’nın 297/1-c. maddesi bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiğini açıklamıştır.
HMK’nın “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297/1. maddesinin (c) bendinde; "Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri” ile aynı maddenin 2. fıkrasında “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” düzenlemesi yer almaktadır. Buna göre bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir.
Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini (hukuki sebepleri) kendiliğinden (re’sen) araştırıp bularak, hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar.
Hakim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Hüküm kanun yoluna gönderildiğinde, istinaf mahkemesi ya da Yargıtay da, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler.
Anayasa’nın 141. maddesi gereğince mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup, gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.
Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve kanun yolu mercilerinin hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa’nın 141/3. maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren 6100 sayılı HMK’nın 297. (Mülga HUMK'nın 388.) maddesi, işte bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir.
Eldeki davada, mahkemenin gerekçeli kararındaki kabul ile hüküm fıkrası arasında açık ve giderilmez nitelikte çelişki bulunduğu anlaşılmaktadır. Şöyle ki; gerekçeli kararın değerlendirme kısmında asıl dava yönünden 72.460 TL'nin asıl dava davalısından, birleşen dava yönünden ise aynı miktarın kefil konumundaki birleşen dava davalısından tahsiline karar verildiği belirtilmişken, yargılamanın 14. celsesindeki kısa kararda ve hüküm fıkrasında "72.460,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine" şeklinde hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. Bu haliyle verilen kararın gerekçeli karar ile hüküm fıkrası arasında davalıların sorumluluğunun kapsamı bakımından açık çelişki oluşturduğu, gerekçede ayrı ayrı sorumluluk esası benimsenmesine rağmen hüküm kısmında müşterek ve müteselsil sorumluluğa hükmedilmiş olmasının infazda tereddüt yaratacak nitelikte olduğu ve kararın denetlenebilmesini de imkansız hale getirdiği görülmektedir. Bilindiği üzere hüküm ile gerekçe arasında çelişki bulunmaması zorunlu olup, hükmün açık, net ve infaza elverişli olması gerekmektedir. Somut olayda ise mahkeme kararının bu haliyle denetime ve infaza elverişli olmadığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan dosya kapsamında mevcut delil tespiti dosyasında belirlenen eksik işler bedelleri ile yargılama sırasında alınan bilirkişi raporlarında hesaplanan eksik işler bedellerinin birbirinden farklı olduğu görülmektedir. Mahkemece bu farklılığın neden kaynaklandığı üzerinde yeterince durulmadığı, bunun yanı sıra her iki rapor arasındaki çelişkinin giderilmediği, bunun için ek rapor veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın hüküm kurulduğu, oysa teknik bilirkişi raporu mahiyetinde olan dosya kapsamındaki bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesinin zorunlu olduğu, bunun mahkemece yapılmamış olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu değerlendirilmiştir.
Bilirkişi raporları arasında çelişki bulunması halinde, mahkemece; çelişkinin nedenlerinin açıklığa kavuşturulması, gerekirse aynı bilirkişiden ek rapor alınması veya yeni bir bilirkişi veya heyetinden rapor temin edilmesi suretiyle çelişkinin giderilmesi zorunludur. Bu yükümlülük yerine getirilmeden kurulan hüküm, eksik incelemeye dayalı olup hukuki denetime elverişli değildir.
Bu nedenle mahkemece davacının talebi olan zarar miktarlarına ilişkin bilirkişi raporları arasında mevcut bulunan açık çelişki giderilmeden onuca gidilmesi isabetli olmamıştır.
6100 sayılı HMK'nın 266. ve devamı maddeleri uyarınca, teknik ve özel bilgi gerektiren hallerde bilirkişiye başvurulması mümkündür. Ancak alınan bilirkişi raporlarının kendi içinde tutarlı ve birbiriyle uyumlu olması, çelişki bulunması halinde ise bu çelişkinin giderilmesi mahkemenin görevindedir. Mahkemece, davacının talep ettiği zarar alacak miktarlarına ilişkin iki ayrı bilirkişi raporu arasında açık çelişki bulunmasına rağmen, bu çelişki giderilmeden hüküm kurulması, 6100 sayılı HMK'nın 27. maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkı ile 33. maddesinde düzenlenen hakimin davayı aydınlatma ödevine aykırılık teşkil etmektedir.
Hal böyle iken, ilk derece mahkemesince gerekçe ile hüküm fıkrası arasındaki çelişki giderilmeksizin, ayrıca bilirkişi raporları arasındaki farklılık açıklığa kavuşturulmaksızın eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiş olup. Bu nedenle mahkemece verilen kararın kaldırılması gerektiği anlaşılmıştır.
Gerekçeli karar başlığında; birleşen dosya bilgilerinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.
Açıklanan nedenlerle; asıl ve birleşen davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-6) maddesince kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, karar verilmiştir.
H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Asıl ve birleşen davacının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-6) maddesi gereğince ESASTAN KABULÜNE,
a-Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2024 Tarih - ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
b-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
2-İstinaf Karar Harcının, talebi halinde ve ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,
3-İstinaf eden tarafından yapılan İstinaf başvuru giderlerinin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından değerlendirilmesine,
4-Kararın, 6100 sayılı HMK'nın 359-(4) maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,
5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362-(1)-g) maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2026
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!