Anahtar kelimeler: Şubesi Hesapta Hesaptan Edebilme Ştinin Bankacılık Müdürü Ortağı Mevduat Hesabı

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████ Esas
KARAR NO
: ████████ Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI
: ███████ Esas- ████████ Karar
TARİH
: █████/2023
DAVA
: İtirazın İptali
KARAR TARİHİ
: █████/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... Ltd. Şti.'nin davalı ... Bankası A.Ş. Ankara ... Şubesi nezdinde ... numaralı mevduat hesabı bulunduğunu, müvekkil şirketin bankacılık işlemlerini bu hesap üzerinden gerçekleştirdiğini, Şirketin banka nezdindeki hesaplardan tasarruf edebilme yetkisinin şirket ortağı ve müdürü olan ... ...'na ait olduğunu, Müvekkilinin hesapta yaptığı incelemede, hesaptan tasarruf yetkisi olmayan ve kendisine yetki verilmeyen bir kişiye farklı tarihlerde 16 ayrı işlemle ödeme yaptığının tespit edildiğini, Durumun anlaşılması sonrasında hesabin bulunduğu bankaya Kadıköy 4. Noterliğinden 01.11.2016 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarının gönderilerek, hesaptaki paradan, hesap üzerinde tasarruf yetkisine sahip olmayan birisine yapılmış ödeme ve azaldığı günden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte üç gün içinde ödenmesinin istendiğini, ihtarın 03.11.2016 tarihinde tebliğ edildiğini, bankanın ihtara rağmen ödeme yapmadığını, güven kurumu olan bankanın itibar müessesi olarak uzuv ve memurlarının basiretli bir tacirin göstereceği özenle hareket etmesinin, bankacılık işlemlerinde uzman olarak mesleklerinin gerektirdiği bilgi ve yeteneklere sahip olması gerektiğini, bankanın bu konuda gereken titizliği göstermediği, alacağın tahsil edilebilmesini teminen İstanbul 9. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasından haciz yolu ile yapılan icra takibine itiraz edilerek takibin durdurulduğunu. Bu nedenle huzurdaki davayı açmak zorunda kaldıklarını, İstanbul 9. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, lehlerine %20'den az olmamak üzere tazminata, Davalı banka nezdindeki ... numaralı mevduat hesabından tasarruf yetkisine sahip olmayan ve müvekkili şirket tarafından kendisine temsil yetkisi verilmemiş birisine bankacılık mevzuatı ve bankacılık etik ilkelerine aykırı şekilde 16 farklı tarihte yapılan toplam 88.716,84 TL ödemenin bankanın temerrüde düştüğü 03.11.2016 tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek yıllık 4010,50 ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, hesaptaki işlemlerin yetkili temsilcinin verdiği yazılı talimatlara uygun yapıldığını, bu işlemlerden bir zarar doğmuş ise zararın lehine işlem yapılan ... (...)'den istenmesi gerektiğini, bankanın ödeme yaparken gereken dikkat ve özeni gösterdiğini, bankanm zın kusurunun bulunmadığını, Davacının zararını ispat etmesi gerektiğini, Banka ile davacı şirket arasında talimat ile ödeme yapılması hem taraflar arasındaki sözleşmelere hem de taraflar arasında oluşan teamüle uygun olduğunu, Davacı şirketin yapılan işlemlere icazet verdiğini, basiretli bir tacir olarak hesaplarını kontrol etmesi gereken ve hesaplarında sıklıkla işlem yapan davacı şirketin tüm bu süre boyunca denetim ve kontrol yapmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, denetim ve kontrollerin makul süre içinde yapılmamasının davacının kusurunu ortaya koyduğunu, denetim ve kontrollerin süresi içinde yapılmış olması halinde davacının çalışanının yaptığı işlere ses çıkartmamasının, itiraz etmemesi durumunda işlemlere zımmen icazet verdiğinin kabul edileceğini, Dava konusu işlemler davanın ibraz ettiği evraka ve tüm mevzuata uygun olarak yapıldığını, işleme konu talimatlardaki imzaların şirketi temsil ve ilzama yetkili olan ... ...'NA ait olduğunu, imza sirkülerindeki imza örneği ile talimatlardaki imzaların karşılaştırılmak suretiyle kontrolü sağlandıktan ve talimattaki imzaların sirkülerdeki imzaya uygun olduğunun tespitinden sonra işlemin yapıldığını Davacının tacir olmasının gereği olarak üzerine düşen denetim ve gözetim görevini yapmadığını, Bankanın herhangi bir kusurunun olmadığı gibi, müvekkili açısından davacının çalışanı ...'in ağır kusurlu eylemleri nedeniyle illiyet bağının da kesildiğini, Davacının çalışanı aleyhine bir işlem başlatmamasının ve suç duyurusunda bulunmaması davacının kötü niyetli olduğunu gösterdiğini, Ayrıca faiz istenemeyeceğini, keza inkar tazminatına da hükmedilemeyeceğini, belirlenebilir bir alacağın olmadığını, Haksız davanın reddine, lehlerine tazminata karar verilmesini” istemiştir. 05.05.2017 havale tarihli ikinci cevap dilekçesinde özetle; “Husumet itirazlarını tekrar ettiklerin Taraflar arasında imzalanmış Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesi ile Müşteri Sözleşmesinin geçerli olduğunu, Davacının zararını ispat etmekle yükümlü olduğunu, Müşteri Sözleşmesinin 95. Maddesinde, Müşterinin, Bankanın faks metni ile asıl talimat yazısı veya imza sirküleri arasındaki ilk bakışta ayırt edilemeyecek imza benzerliklerinden, faks talimatı veya ekli belgelerdeki yanlışlık, hata, hile ve sahteciliğin Ssonuçlarından sorumlu olmayacağının kabul ettiğini, bu doğrultuda işleme esas talimatlardaki bankanın makul bir dikkat gösterdiği, talimattaki imzalar ile sirkülerdeki imzaları karşılaştırdığında ilk bakışta ayırt edilemeyecek bir benzerlik bulunduğunun açık olduğunu, bu çerçevede talimattaki imzalar sahte olsa bile bankanın sorumlu olmayacağını, Davacının kendi üzerine düşen özen ve dikkat sorumluluğunun yerine getirmediğini ve çalışanının denetlemediğini, Davacının kendi kusurunun sonuçlarından bankayı sorumlu tutmasının hukuka aykırı olacağını, Yapılan işlemlerin taraflar arasındaki işlem teamülüne uygun olduğunu, taraflar arasında 6 yıl süresince talimatlar ile şirket muhasebecisine ödemelerin yapıldığını, davacı şirketin işlemlere zımmen icazet verdiğini, Davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
:
İlk Derece Mahkemesi █████/2023 tarih ve ███████ Esas- ████████ Karar sayılı kararında;
"Dava, davalı banka ile imzalanan ticari müşteri sözleşmesi uyarınca şirket yetkililerinin bilgisi ve izni dışında yapılan işlemler sonucunda uğranıldığı iddia olunan maddi zararın davalı bankadan tahsiline yönelik başlatılan icra takibine, davalının yaptığı itirazın iptali istemine ilişkindir.
Bankacılık hizmetleri sözleşmeleri, hukuki nitelikleri itibariyle vekalet benzeri isimsiz sözleşme ya da vekalet sözleşmesi niteliğinde olup, TBK.md.506/2 maddesi gereği, vekil (banka) üstlendiği hizmetleri, vekalet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlü olup, bankalar gibi, devletten aldıkları imtiyazla hizmet veren kurumların, ortalama bir vekilin göstermesi gereken özenden, daha yüksek derecede özen göstermesi gerekmekte olup, bankalar hafif kusurlarından dahi sorumludur. Banka ancak, özen borcunu ihlali sayılan kusurlu fiili bulunmadığını ispat ederek sorumluluktan kurtulabilecektir.
Davacı şirket ile davalı banka arasında ticari müşteri sözleşmelerinin imzalandığı hususu ihtilafsızdır. Sözleşmenin 77. Maddesinde faks talimatı ile işlem yapılmasından doğacak bütün sonuçları müşterinin peşinen kabul ettiği düzenlenmiştir.
Davacı şirketin ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinde; 02.07.2012 tarihli ortaklar kurulunda, ortaklardan ... ... 5 yıl süre ile şirket müdürü olarak görevlendirilerek, şirketi her konuda münferiden temsil etmek üzere yetki verilmiştir.
Ortaklar kurulu toplantısına ortak olarak ... ..., ..., ... katılmıştır. Dava konusu işlemlere mesnet talimatların düzenlendiği tarih itibariyle ... ...'nun ... Ltd. Şti.’ni münferiden temsil ve ilzam eden müdürü olduğu anlaşılmıştır.Davaya konu usulsüz olduğu belirtilen para çekme işlemleri █████/2016 ile █████/2016 tarihleri aralığını kapsamaktadır. Dava konusu edilen 16 işlemin tamamının dekontunda talimata istinaden Nurdan (Şen) ...'e ödendiği ibaresi bulunmakta olup dekontlarda Nurdan (Şen) ...'ün imzası bulunmamaktadır. Talimatların incelenmesinde hesap sahibi ... Ltd. Şti'nin antetli kağıdına el yazısı ile yazılmış, ... Ltd. Şti'nin kaşesi üzerine şirket temsilcisi ... ...'na atfedilen imzanın bulunduğu görülmüştür.
Mahkememizce talimatlarda imzaların davacı şirket yetkilisi ... ...'na ait olup olmadığı yönünde Adli Tıp Fizik İhtisas Dairesi Başkanlığından rapor alınmış; █████/2021 tarihli raporda, ... Bankası A.Ş. ... Şubesine hitaben düzenlenmiş, ... numaralı hesaba ait 319 adet, ... Ltd. Şti.’nin antetli kağıdına el yazısı ile yazılmış, ... Ltd. Şti.’nin kaşesi üzerine şirket temsilcisi ... ...’na atfedilen imzanın ...’nun eli ürünü olup olmadığı incelendiği,
yapılan incelemede 319 adet belgeden; ... Ltd. Şti.’nin ... Bankası A.Ş. ... Şubesi nezdindeki, ... numaralı hesaptan işlem yapılmasına ilişkin 319 adet talimat yazısından sadece 3 tanesindeki "Vamos Turizm” kaşe izi üzerinde atılı imzaların ...’nun eli ürünü olduğu, bunlar dışında 316 adet belgede “Vamos Turizm” kaşe izi üzerinde atılı imzaların ...’nun eli ürünü olmadığı anlaşılmıştır.
Davacı şirket tarafından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan işlemlere ilişkin suç duyurusunda bulunulması üzerine, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Soruşturma Bürosunun ██████████ soruşturma sayılı dosyasından, “Müştekinin ... numaralı vadesiz TL hesabından 2007 ile 2016 yılları aralığında çeşitli tutarlardaki paranın çekildiği/havale edildiği, bankaca yaptırılan bilirkişi raporları dikkate alındığında Şirketin şikayetine konu işlemlerden 02.03.2007 tarihli 2.392,00 TL ve 04.01.2008 tarihli 5.500,00 TL’lik işlem dışında kalan tüm işlemlerin, Şirket şikayetine konu olmayan 13.12.2012 tarihli 6.000,00 TL, 02.01.2013 tarihli 5.000,00 TL, 19.08.2013 tarihli 22.900,00 TL, 17.09.2013 tarihli 11.741 TL ve 15.12.2015 tarihli 50.000,00 TL’lik nakit çekim işlemleri haricindeki diğer nakit çekim işlemlerinin tamamına mesnet teşkil eden talimatlar üzerindeki imzaların ve internet bankacılığı kanalıyla yapılan 579.338,74 TL tutarındaki 148 adet para transferi işleminin dayanağında yer alan başvuru formu üzerindeki imzanın ... ...’nun imzasının taklit edilerek sahte bir şekilde oluşturulmuş olabileceği anlaşılmaktadır. Öte yandan Şirketin %85 ortağı, şirket müdürü ve imza yetkilisi olduğu göz önünde bulundurulduğunda basiretli bir tacir gibi davranması beklenen ... ...’nun; Yıllara yaygın ve toplam tutarı 2 milyon TL’yi aşan işlemlerin bilgisi dışında gerçekleştiğini iddia etmesi; Şirketin şikayete konu ... numaralı vadesiz TL hesabının eksi bakiyeye düştüğü aylarda Şirkete posta aracılığı ile hesap ekstresi gönderiminin yapılması, ekstre gönderimlerine ilişkin detay bilgilere bakıldığında da Şirketin şikayetine konu olan işlemlerden 31 adedinin (toplam tutarı 260.279,00 TL) söz konusu hesap ekstreleri içerisinde yer aldığının Banka Teftiş Kurulu tarafından tespit edilmesi, İnternet bankacılığı kanalıyla yapılan 579.338,74 TL tutarındaki işleme ilişkin internet bankacılığı başvuru formu üzerindeki imzanın da kendisine ait olmamasına (bilirkişi tarafından tespit edilmiştir) karşın bu işlemlere itiraz etmemesi, ... ...’e nakit olarak kasadan 2012-2016 yıllarında yapılan toplam 33.200,00 TL tutarındaki işlemlere mesnet teşkil eden talimatlar üzerindeki imzaların Şirket yetkilisine ait olmamasına karşın (Bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir) bu işlemlere itiraz etmemesi, 01.11.2016 tarihinde Bankaya ... ...’e usulsüz ödemeler yapıldığı iddiasıyla ihtarname gönderen Şirketin ... numaralı vadesiz TL hesabından ... ...’e ait ... faturalarının otomatik olarak ödenmesi için verdiği 17.11.2016 tarihli otomatik ödeme talimatının üzerindeki imzanın bilirkişi raporuna göre Şirket yetkilisi ... ...’na ait olduğunun belirlenmesi hususları dikkat çekici bulunmaktadır. ... Hususları dikkate alınarak ilgili fiillerin banka personelleri tarafından bilerek ve isteyerek gerçekleştirildiği yönünde kesin bir bulguya ulaşılamadığından ekibimizce zimmet suçunun oluştuğu kanaatine varılamamıştır.” Şeklinde cevap verdiği, bu kapsamda söz konusu kurum başkanlığınca 5411 sayılı yasanın 162. Maddesi uyarınca yazılı başvuruda bulunulamayacağının anlaşıldığı, Bu haliyle her ne kadar müşteki vekilince şüpheli banka personeli hakkında 5411 sayılı Bankacılık Kanunun 160. Maddesi kapsamında düzenlenen zimmet suçundan suç duyurusunda bulunulmuş ise de; aynı kanunun 162. Maddesi uyarınca BDDK’nnun şüpheliler hakkında soruşturma ve kovuşturma şartı olan yazılı başvuruda bulunmayıp eylemlerin zimmet suçu kapsamında kalmadığını tespit etmeleri karşısında kamu davası açılamayacağı tüm soruşturma evrakı kapsamında anlaşılmakla,
şüpheli kurum yetkilileri hakkında kamu adına Kovuşturmaya Yer Olmadığına” karar vermiştir. Davacı ... Ltd. Şti.’nin davalı Banka nezdindeki hesabından, hesap sahibi şirketin temsilcisinin imzaları taklit edilmek suretiyle düzenlenen talimatlara istinaden ... (...)’e 04.01.2016-08.08.2016 tarihleri arasında on altı ayrı işlemle toplam 83.332,00 TL ödeme yapıldığı, ... Bankası A.Ş. ... Şubesi nezdindeki ... numaralı hesaptan işlem yapılmasına dair, 2005 yılından itibaren aralarında davaya konu 16 adet işlem talimatının da bulunduğu 319 adet, ... Ltd. Şti.’nin antetli kağıdına el yazısı ile yazılmış, ... Ltd. Şti.’nin kaşesi üzerine şirket temsilcisi ... ...’na atfedilen imzalardan; 04.01.08, 04.12.06 tarihli ve 5.500,00 YTL meblağlı belge, 02.03.07 tarihli 2.292,00 YTL meblağlı belge, 19.11.09 tarihli 10.000,00 YTL meblağlı belgede “Vamos Turizm” kaşe izi üzerinde atılı imzaların ...’nun eli ürünü olduğu, bunlar dışında kalan 316 adet belgede kaşe üzerinde bulunan imzaların ...’nun eli ürünü olmadığı, ticaret sicil kayıtlarından, talimatlarda ödeme yapılması istenen ... (...)’ün şirket çalışanı ve aynı zamanda şirkette %10 oranında hissedarı olduğu, davacı Şirketin, davalı Bankaya Kadıköy 4. Noterliğinden 01.11.2016 tarih ve ... yevmiye numarası ile ... (...)’e usulsüz ödemeler yapıldığı, usulsüz ödenen tutarların iade edilmesi isteğiyle ihtarname gönderdikten sonra, Bankaya 17.11.2016 tarihli başka bir talimat vererek; Şirketin ... numaralı vadesiz TL hesabından ... ...’e ait ... faturalarının otomatik olarak ödenmesi için otomatik ödeme talimatı verdiği, bu talimat üzerindeki imzanın şirket yetkilisi ... ...’na ait olduğu anlaşılmıştır.Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu Hukuk İşleri Daire Başkanlığının Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Soruşturma Bürosunun ██████████ soruşturma sayılı dosyasına sunduğu raporda "Yıllara yaygın ve toplam tutarı 2 milyon TL’yi aşan işlemlerin bilgisi dışında gerçekleştiğini iddia etmesi, Şirket’in şikâyete konu ... numaralı vadesiz TL hesabının eksi bakiyeye düştüğü aylarda, Şirket’e posta aracılığıyla hesap ekstresi gönderiminin yapılması, ekstre gönderimlerine ilişkin detay bilgilere bakıldığında da Şirket’in şikâyetine konu olan işlemlerden 31 adedinin (toplam tutarı 260.279 TL) söz konusu hesap ekstreleri içerisinde yer aldığının Banka Teftiş Kurulu tarafından tespit edilmesi, İnternet bankacılığı kanalıyla yapılan 579.338,74 TL tutarındaki işleme ilişkin internet bankacılığı başvuru formu üzerindeki imzanın da kendisine ait olmamasına (Bilirkişi tarafından tespit edilmiştir.) karşın bu işlemlere itiraz etmemesi, ... ...’e nakit olarak kasadan 2012-2016 yıllarında yapılan toplam 33.200 TL tutarındaki işlemlere mesnet talimatlar üzerindeki imzaların Şirket yetkilisine ait olmamasına karşın (Bilirkişi tarafından tespit edilmiştir.) bu işlemlere itiraz etmemesi," hususları dikkat çekici bulunup, Cumhuriyet Başsavcılığınca ilgili rapor kovuşturmaya yer olmadığı kararına dayanak yapılmıştır.
Davacı şirketin, dava dışı, davacı şirket çalışanı ... ...'e nakit olarak 2012-2016 yıllarında yapılan toplam 33.200,00 TL tutarındaki işlemlere mesnet teşkil eden talimatlar üzerindeki imzaların Şirket yetkilisine ait olmamasına karşın bu işlemlere itiraz etmediği, bu şekilde gelen talimatlarla ...(...)’e yapılacak ödemeler bakımından bankada güven oluşturduğu ve yaptığı işlemlere de zımnen icazet verdiği anlaşılmaktadır.
Talimatlarda davacı şirket adına atılı bulunan imzalar ile davacının imza incelemesi için sunduğu imza örnekleri arasında ilk bakışta fark edilemeyecek derecede ancak kriminal inceleme sonucunda tespit edilebilecek iğfal kabiliyetine haiz benzerlikler bulunmaktadır. Davalı banka çalışanlarının talimat imzalarını kendilerinde bulunan davacı imzaları ile kontrol ederek imzaların gerçek olduğu kabulü ile işlem yapmalarında davalı bankalara atfedilebilecek bir kusur bulunmamaktadır.
Banka çalışanlarının görevlerinin gerektirdiği özen ve dikkati gösterdikleri, kasıt ve ihmal şeklinde kusurlarının bulunmadığı ve davacı şirket ile davalı banka arasında süregelen talimatla havale yapılma işleminde, imza sirkülerindekilerle aynı imzayı taşıyan dava konusu talimatları işleme koyması nedeniyle davalı bankanın sorumlu tutulması ve hafif kusur dahi izafe edilmesi mümkün olmayıp, davacı şirket çalısanın ağır kusuru zararın oluşumunda davalı bankanın özen sorumluluğunda illiyet bağını kesecek ağırlıktadır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi nin █████/2015 tarih ██████████ Esas █████████ Karar, █████/2016 tarih █████████ Esas ve █████████K,01.03.2010 tarih ██████████E-█████████K)
Ayrıca davacının davalı bankaya Kadıköy 4. Noterliğinden 01.11.2016 tarih ve ... yevmiye numarası ile ... (...)’e usulsüz ödemeler yapıldığı, usulsüz ödenen tutarların iade edilmesi isteğiyle ihtarname gönderdikten sonra, bankaya 17.11.2016 tarihli başka bir talimat vererek; şirketin ... numaralı vadesiz TL hesabından ... ...’e ait ... faturalarının otomatik olarak ödenmesi için otomatik ödeme talimatı verdiği, talimattaki imzanın davacı şirket yetkilisine ait olduğu anlaşılmakla, davacının davalı banka nezdinde dava dışı ... ...'e talimatla işlem yapma konusunda güven oluşturduğu gibi yaptığı bir kısım işlemlere de zımnen icazet verdiği anlaşılmaktadır. Davacı tarafça, davalı bankanın söz konusu işlemlerde objektif özen yükümlülüğüne aykırı davrandığı da ispatlanamadığından davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..."gerekçesi ile,
''1-Davacının davasının REDDİNE, davacının kötüniyetli veya ağır kusurlu olduğunun ispatlanamaması sebebi ile kötüniyet tazminatı talebinin reddine.
'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ... fatura ödemeleri hakkında yerel mahkemeye konu bilirkişi, raporunun 22. sayfasında, her ne kadar 17.11.2016 tarihli talimatta bahsi geçen ... faturalarının ...'e ait olduğunu mütalaa etmiş ise de, işbu digiturk ödemesinin, sanılanın aksine davacı şirkete ait olduğunu, şirket yetkilisi ..., şirkete ait bir fatura ödemesi olduğu için 17.11.2016 tarihli talimata imzasını attığını ve ... ödemesinin yapılmasını sağladığını, bilirkişi raporunun 22. sayfasında, her ne kadar davacı şirkete posta aracılığı ile hesap ekstresi gönderildiği ve bu ekstrelerde şirketin savcılığa konu olan işlemlerden 31 adedinin yer aldığını ve davacının bu talimatlara vakıf olduğunu mütalaa etmiş ise de, gerek bilirkişinin dayanak gösterdiği BDDK görüş ve teftiş raporu, gerekse dosyada yer alan bilgi ve belgelerde, işbu hesap ekstrelerinin bizzat davacı şirketin tek yetkilisi olan ...'na ıslak imzalı teslim edildiğine dair herhangi bir evraka rastlanılmadığını, bu durum, davacı şirket yetkilisi ..., işbu ekstreleri teslim almadığını, davalı taraf aksini iddia etmekte ise, ispat etmekle mükellef olduğunu, ınternet bankacılığı kanalı ile yapılan 579.338,74 tl bedelli ödeme ile 2012-2016 yılları arasında yapılan 33.200 tl ödeme ile ilgili davacı şirketin sessiz kaldığı ve ödemeleri benimsediği ve çelişkili davranma yasağını ihlal edildiği bilirkişi raporunda belirtilmiş ise de bu bedellerin davalı bankadan tahsil edebilmek başka bir anlatımla ayrı bir dava ikame etmek için huzurdaki davaya konu dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hakkını saklı tutmuş bulunduklarını, bankanın kusursuz sorumluluklarının bulunduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava; davacı şirketin davalı banka nezdinde bulunan mevduat hesabından davacı şirket yetkilisinin talimatı olmadan sahte imzalı talimat dilekçeleri ile yetkisiz kişiye para ödendiği iddiasıyla uğranılan zararın kusurlu olduğu iddia edilen davalı bankadan tahsili talebine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen istinaf sebepleri yargılama aşamasında dava dilekçesi, cevaba cevap dilekçesi, beyan dilekçeleri ve bilirkişi raporuna itiraz dilekçeleri ile de ileri sürülmüş ve gerekçeli kararda değerlendirilerek sonuca gidilmiştir. Davacı tarafından iş bu davada davacı şirketi temsile yetkili olan ... ...'nun talimatı olmadan şirketin banka nezdinde bulunan hesabın para çekilerek yetkili olmayan kişiye ödendiği iddia edilerek zararın tahsili talep edilmiştir. Banka tarafından şirket hesabından kendisine para ödenen kişi şirketin % 10 ortağı ve çalışanı dava dışı ... (...)'tür. Konuya ilişkin başlatılan soruşturma dosyasında yer alan ve kovuşturmaya yer olmadığı kararının dayanağı olan Banka Teftiş Kurulu raporu, Mahkemece alınan Adli Tıp Kurumu raporu ve bilirkişi raporu ile ...'in 2007-2016 tarihleri arasında 319 adet işlemin yapıldığı, bunlardan 316 tanesinin şirket yetkilisine ait olmayan imzalı talimat ile yapıldığı, sadece üç adet talimattaki imzanın şirket yetkilisine ait olduğunun tespit edildiği, 316 adet talimatlı işlem içerisinde dava konusu 16 adet talimatlı işlemin de bulunduğu, söz konusu işlem bedelinin 2.000.000,00 TL'yi aştığı, davacı tarafından davacı şirket yetkisine ait olmayan imzalı talimatla yapılan 33 adet işlem ve internet bankacılığı kanalıyla yapılan 579.338,74 TL tutarındaki 148 adet işleme ilişkin internet bankacılığı başvuru formu üzerindeki imzanın davacı şirket yetkisine ait olmamasına rağmen itiraz edilmediği, davacının bir tacir olarak basiretli davranma, defter ve belgelerini, muhasebe kayıtlarını ve banka hesaplarını usule uygun tutma ve kontrol etme yükümlülüğünün bulunduğu, dava dışı ortak ve çalışan tarafından gerçekleştirilen, uzun yıllara yayılan, bu kadar yüksek meblağlı ve işlem sayısı ve sıklığı çok olan bu işlemlerden davacının haberdar olmadığının söylenmesinin ve bunun ileri sürülmesinin yasal olarak mümkün olmadığı gibi TMK 2 maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırı olduğu, işlem talimatlarındaki imzalar davacı şirket yetkisine ait değil ise de sonradan icazet verildiğinin ve davacı ortağı ve çalışanı ...'e bankada işlem yapma yetkisinin verildiğine ve yetkisinin bulunduğuna dair teamül oluştuğu, bunun yanında talimat dilekçelerindeki imzalar ile davacı şirket yetkilisinin imzası karşılaştırıldığında da çıplak gözle ilk bakışta birbirine benzediğinin görüldüğü, nitekim bir kısım banka personeli tarafından sistem üzerinden imza karşılaştırmasının yapıldığı, bir kısım personelin davacı şirkete ait çok sık ve aynı kişi ile işlem yapması sebebiyle şirket yetkilisinin imzasına hakim olduğunu belirterek talimatlardaki imzanın şirket yetkilisine ait olduğu inancı ile işlem yaptığının, belirli miktarı aşan işlemlerde davacı şirketin arandığının tespit edildiği, davacı şirket adına işlem yapan ... ile yapılan işlem sayısı, sıklığı ve miktarın yüksekliği, imzaların benzerliği ve uzun yıllar bu işlemlere itiraz edilmemesi gözetildiğinde bu kişinin şirket adına işlem yapmaya yetkili olduğu ve talimatların şirket tarafından verildiği hususunda banka çalışanları nezdinde haklı güven oluştuğunun ve kusurlu eylemlerinin bulunmadığının kabulünün gerektiği, taraflar arasında akdedilen Ticari Müşteri Sözleşmesi'nin 95.maddesinde de imzalar arasındaki ilk bakışta ayırt edilemeyecek imza farklılıklarından bankanın sorumlu olmayacağının kabul edildiği ve sözleşmenin tacir olan davacı tarafından imzalandığı, Teftiş Kurulu Raporunda hesap ekstrelerinin davacıya tebliğ edildiğinin belirtildiği, ancak davacının banka hesaplarını ve muhasebe kayıtlarını kontrol yükümlülüğünün bulunduğu ve uzun yıllara yayılan çok sayıda işlemi fark etmemesinin mümkün olmadığı dikkate alındığında ekstrelerinin tebliğ edilip edilmemesinin sonuca etkisinin bulunmadığı, yine davacı tarafından bir kısım işlemlere itiraz edilmeyip çelişkili davranış yasağına aykırı davranıktan sonra yargılama aşamasında bilirkişi raporundan sonra itiraz edileceğinin ve ayrı bir davanın konusu yapılacağının belirtmesinin yukarıda yapılan tespitler gözetildiğinde esasa bir etkisinin bulunmadığı, davacı vekilinin iddiasının aksine davacı şirket yetkilisinin ödeme talimatı verdiği ... faturalarına ilişkin hesap sahibinin ...'e ait olduğuna dair ilgili kurumdan cevap verildiği, bankanın ağır kusur yükümlülüğünün bulunduğu, ancak kusursuz sorumluluğunun bulunmadığı, bir kişinin kendi kusurlu ve dürüstlük kuralına aykırı işlem ve eylemleri ile kendisi lehine sonuç çıkarmasının yasa koyucu tarafından korunmasının söz konusu olamayacağının açık olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin aksi yöndeki tüm istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde avansı yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere █████/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!