Anahtar kelimeler: Hisseyle Elazığ Şer Ölümü Babası Bizzat Beri Tapuda Zamanda Öncesinden

MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Elazığ 6. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ███████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu 4 ada 93 parsel sayılı taşınmazın, tapuda 1/2'şer hisseyle "..." ve "...." isimli kişiler adına kayıtlı olduğunu, bu taşınmazın müvekkilli ... babası ve aynı zamanda diğer müvekkillerinin de büyük babası olan .. tarafından 70 yıl öncesinden beri kullanıldığını, ... ölümü ile de müvekkili ... tarafından bizzat ve diğer müvekkillerin babası olan ... tarafından kullanılmakta olup taşınmazın hâlen müvekkillerinin tasarruf ve zilyetliğinde olduğunu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713/1. fıkrası uyarınca maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan taşınmaz hakkında zilyedi tarafından mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tescilinin istenebileceğini, ayrıca taşınmazın 70 yıldır davasız ve aralıksız malik sıfatıyla zilyetlik altında bulundurulması nedeniyle de işbu davayı açma zorunluluğu doğduğunu ileri sürerek; 4 ada 93 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkilleri adına tescilini talep etmiştir.II. CEVAP1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın haksız ve yersiz olup reddi gerektiğini, öncelikle dava konusu taşınmazın Belediye mücavir alan sınırları dışında kaldığını, taşınmazın Maliye Hazinesi adına kayıtlı olup Belediyenin hissesinin bulunmadığını, bu nedenle davanın müvekkili Belediye yönünden husumet yokluğundan reddedilmesi gerektiğini, ayrıca davanın zamanaşımına uğradığını, davada olağanüstü zamanaşımı nedeniyle kazanım şartlarının da gerçekleşmediğini, taşınmazın zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olmadığını, davanın bu yönüyle de reddi gerekeceğini, zira zilyetlikle taşınmaz mülkiyetinin kazanılmasının ancak tapusuz taşınmazlar yönünden mümkün olabileceğini belirterek; davanın reddini savunmuştur.2. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; öncelikle işbu davada tapuda kayıt malikleri olarak görünen "..." ve "..." isimli kişilerin mirasçı bırakmadan ölen bir kişi veya tapu kütüğünde kim olduğu anlaşılamayan veya hakkında yirmi yıl öncesinden gaiplik kararı verilen kimse olup olmadıklarının araştırılması gerekmekte olup şayet mirasçı bırakmaksızın ölen bir kimsenin mirasının Devlete geçeceği yönünde hüküm bulunduğu, "maliki kim olduğu tapu kütüğünden anlaşılamayan” ifadesinden; kanun koyucu tarafından tapu kütüğünün incelenmesinden anlaşılamayan, kim olduğu belirlenemeyen hayali kişilerin amaçlandığı, malikin tapu kütüğünden anlaşılamaması hâli; taşınmaz malın sahibinin kim olduğunun bilinmesine yarayacak gerekli bilginin tapu sicilinden çıkarılmasının imkânsız olması hâli olup (HGK'nın 10.4.1991 tarih ve 1991/8-51 Esas, 194 Karar sayılı ilâmı), başka bir anlatımla, tapu kütüğünden kim olduğu anlaşılamayan malik; tanınmayan, hatırlanmayan, adresi tespit edilemeyen, kendilerine tebligat yapılamayan, mirasçıları belirlenemeyen, uzun yıllar önce ölmüş ya da taşınmış bir şahıs olmadığı için, öncelikle davanın reddi gerektiğini, kayıt malikinin hiç mirasçı bırakmadan ölmüş olması hâlinde terekesi 4721 sayılı Kanun'un 501. maddesi uyarınca Devlete kalacağından Hazine adına tescilini talep etmiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesince yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "... Hâlihazırda tapu kaydında █████/1943 tarihli tesis kadastrosu üzerine malik olarak kaydedilen '...' ve '... ölü olduğu, başkaca bilginin yer almadığı, somut olayda; soyut ve nam-ı mevhum (sanal, mevcut olmayan hayali) bir kişi adına sicil oluşturulmuş olması halinin, yani Yargıtay kararlarında vurgulandığı üzere, 4721 sayılı TMK'nun 713/2. maddesi anlamında 'maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan kişi' nitelendirmesinin mümkün olduğu, öte yandan taşınmazın evveliyatında ... ... ait olup onun tarafından kiraya verildiği, 20 yılı aşkın süredir ... tarafından ve onun ölümünün ardından mirasçı davalılar tarafından kiraya verilerek kullanıldığı, tapu kaydının hukuki değerini yitirdiği, bu süreçte zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu..." gerekçesiyle; davanın kabulüne, ... ili, .. ilçesi, .. (...) Köyü, eski 4 ada 93 parsel, yeni 4 87... parsel sayılı sulu tarla nitelikli taşınmazın tapu kaydının iptali ile ... 4. Noterliğinin 05.09.2022 tarih ve ... yevmiye numaralı veraset ilâmındaki hisseler hâlinde davacılar ..., ..., ... ve ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun kabulüne İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle; "...Dava konusu ... ili, ... ilçesi, ... (...) Mahallesi, 4 ada 93 parsel sayılı taşınmazın tapuda, 1/2 hisse olmak üzere '...' ve '...' isimli kişiler adına kayıtlı olduğu, taşınmaza ilişkin tapu kaydı ve kütük kaydının incelenmesinde, taşınmazın evveliyatının 1943 yılında kadastro tespitinde 1/2'şer pay oranları ile ... ve ... adına kaydedildiği, başka değişiklik olmadığı ve halihazırda tapu kaydında █████/1943 tarihinde tesis kadastrosu ile kaydedilen ... ve ...'nin ise 'ölü' olduğunun anlaşıldığı, davacı vekilince 'malikin tapu kütüğünden anlaşılamaması' nedenine dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunulmuş olup kanunun açık hükmü dikkate alındığında tapu sicilinden malikin kim olduğunun anlaşılamaması hali; taşınmaz malın sahibinin kim olduğunun bilinmesine yarayacak, kimliğini ortaya koyacak gerekli bilgi ve belgelerin tapu sicilinden çıkarılmasının imkansız olması durumu olup (Yargıtay HGK.nun 10.04.19 91... /8-51 E.-194 K. ve 15.04.20 11... /8-111 E. - ████████ K. sayılı ilamları), diğer yönden, kayıt malikinin veya mirasçılarının ve bunların adreslerinin bilinmemesi, tanınmamaları, kendilerine tebligat yapılamamış olması, o kişinin bilinmeyen kişi olarak nitelendirilmesini gerektirmeyeceği, tapu kütüğünden malikinin kim olduğu anlaşıldığına göre, davacının TMK'nın 713/2. maddesinde açıklanan “malikin tapu kütüğünden anlaşılamaması” hukuki sebebine dayalı talebi yerinde olmayıp davalı Hazinenin istinaf başvurusunun bu yönüyle yerinde olduğu; tapu iptali davalarında davanın kayıt malikine, kayıt maliki ölmüşse mirasçılarına yöneltilmesi gerekli olup TMK’nın 713 üncü maddesinin ikinci fıkrasına dayanan davalarda "bilinmeme" sebebi bakımından son mirasçının sıfatı ve tapu kütüğünün tutulmasından sorumlu olması sebebiyle Hazinenin davada yer alması gerektiği, her ne kadar davacı tarafından, dava dilekçesinde ... ve Hazineye husumet tevcih edilmiş ise de, eldeki davada husumetin ... Belediye Başkanlığına yöneltilemeyeceği, ne var ki yerel mahkemece, davalı ... Başkanlığına karşı açılan davanın husumetten reddine karar verilmesi gerekirken bu davalı hakkında olumlu veya olumsuz hüküm kurulmamasının HMK 297. maddesine aykırı olup kamu düzenine ilişkin olmakla Dairece re'sen dikkate alındığı, davalı Hazine ile davalı ... yönünden ret sebeplerinin farklı olduğu, kararın davalı Hazine tarafından istinaf edildiği, davalı ... Başkanlığının kararı istinaf etmediği de gözetilerek ... lehine vekâlet ücreti takdir edilmediği, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353-1-b-2. maddesi uyarınca kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılması ve yeniden karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle..." davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile incelemeye konu İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 353/(1)-b.2 hükmü uyarınca kaldılmasına, esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına, bu suretle davanın ... yönünden husumet yokluğundan reddine, Hazine yönünden esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacılar vekili temyiz dilekçesinde; davada olağanüstü zamanaşımı yoluyla kazanım koşulları gerçekleşmiş olup İlk Derece Mahkemesince verilen kararın yerinde olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın gerekçesinde 1991 tarihli HGK kararına atıf yapılmış ise de anılan kararın somut uyuşmazlıkla örtüşmediğini, kayıt maliklerinin kimliklerini ortaya koyabilecek bir bilginin bulunmadığı gibi bu konuda bir tespit yapılmasının da imkansız olduğunu, soyut olarak yazılı olan isimleri dışında başkaca lakap, unvan, doğum tarihi vs. bir bilgi bulunmadığı belirterek; kararın bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun'un 713/1. fıkrasındaki kazanmayı sağlayan zilyetlik ve ikinci fıkrasında yer alan “…maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan kimse…” iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.2. Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup kanunun somut olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği anlaşıldığından, Mahkemece kurulan hükümde isabetsizlik görülmemiş, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmamıştır.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,05.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.