Anahtar kelimeler: Bursa Kesinlik Şartı Husumetten Eksiklikleri Sayisi Atılan Esastan Adliye Derece
5. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

SAYISI
: ████████ Esas, ████████ Karar
KARAR
: Yeniden esas hakkında verilen karar
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Bursa 11. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ Esas, ████████ Karar
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın husumetten reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu Bursa ili, ..., .... Mahallesi 42 62... parsel sayılı taşınmazın 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında “Hastahane Alanında” kaldığını, kamulaştırmasız el atıldığından bahisle taşınmazın bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesi ile özetle;davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; belirlenen bedelin düşük olduğunu, taşınmazın gerçek bedelinin tespiti için yeniden bilirkişi raporu alınması gerektiğini ileri sürmüştür.
2. Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili idarenin bilgisi dışında sağlık alanı olarak belirlenen dava konusu taşınmaza ihtiyaçları bulunmadığı tespit edilmiş olup taşınmazın sağlık alanından çıkarılması için müvekkili idarenin üzerine düşenleri yaptığını, davanın husumetten reddi gerektiğini, yapılan keşif ve hükme esas bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın bir kısmı üzerinde şahıslar tarafından yapılmış baraka tipi yapı ve bir kısmı üzerinde tarla kullanımı olduğu tespit edilmiş olup üçüncü kişiler tarafından el atıldığı tespit edildiği hâlde bu bu yönde bir değerlendirme yapılmadığını, müvekkili idare harçtan muaf olup bu yönde hatalı karar verildiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arsa niteliğindeki dava konusu Bursa ili, ..., ... Mahallesi 42 62... parsel sayılı taşınmazın 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı içerisinde hastane alanında kaldığı, İlk Derece Mahkemesince taşınmaza fiilen el atıldığı kabul edilip sağlık alanında kalan taşınmazdan sorumlu idarenin davalı ... olduğu kabul edilerek taşınmazın bedeline hükmedildiği anlaşılmış olup 7181 sayılı Kanunla 3194 sayılı İmar Kanunu’nun (3194 sayılı Kanun) 18 inci maddesinin bir çok fıkrasının yürürlükten kaldırıldığı, 18/9 maddesi uyarınca "Belediye veya valiliğin, parselasyon planlarını imar planlarının kesinleşme tarihinden itibaren beş yıl içerisinde yapması ve onaylaması esastır. Parselasyon planı yapmamaları sebebiyle doğacak her türlü kamulaştırma iş ve işlemlerinden belediyeler veya valilikler sorumludur." hükmü ile kanun koyucu, imar planlarının kesinleşmesinden itibaren beş yıl içerisinde parselasyon planlarının yapılmasını şart koşarak, bu esasa aykırılıktan kaynaklanan her türlü kamulaştırma iş ve işlemlerinden de imar planlarını yapan idarenin sorumlu olacağını düzenlediği, yeni yasal düzenlemede parselasyon planlarının, imar planının kesinleşmesinden itibaren beş içerisinde yapılmasına ilişkin bir süre öngörüldüğü, bahsedilen beş yıllık sürenin her plan değişikliğinde yeniden işlemeye başlayacağı, parselasyon planı yapılması halinde düzenleme ortaklık payları kesilerek sosyal donatı alanlarının karşılanacağı, parselasyonla düzenleme ortaklık payı kesintisini aşan durumlardan doğan zararlar veya parselasyondan kaçınılarak sosyal donatı (veyahut kamu hizmet alanları) alanı olarak belirlenen taşınmazlar üzerinde bulunan mevcut kısıtlılık nedeniyle taşınmaz maliklerinin ayni haklarını kullanamamalarından doğan zararlardan kural olarak imar planını yapan idarelerin sorumlu olacağı, Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin bir takım kararlarında imar planı öncesi kamu idarelerinin belediyelerden yer tahsisi talep edip etmediğinin araştırılması istenmiş olup imar planları öncesi kamu idarelerinin uhdelerine bırakılan kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi için ilgili belediyeden veya valilikten taşınmaz tahsisi talep edip buna göre bir imar planı yapılmışsa, parselasyonun beş yıllık sürede yapılmamasından doğan sorumluluğun tahsis talebinde bulunan ilgili kamu kurum/ kuruluşuna ait olacağı, ancak herhangi bir tahsis talebi olmasa bile, ilgili kamu kurum/ kuruluşu eğer parselasyon yapılmayan taşınmaza kamu hizmeti için ihtiyaç duyduğunu doğrudan veya dolaylı olarak belirtmişse artık bu durumda da kamulaştırma dahil tüm kısıtlılık halinden ilgili kamu idaresinin sorumlu olacağını, kamu hizmeti ve işi yapmak zorunluluğu bulunan idare, imar planında kendi işi ve hizmeti için ayrılan bir taşınmaza ihtiyaç duyduğunu bildiriyorsa bu andan itibaren İmar Kanunu 18/9'dan kaynaklanan sorumluluğu da kabul etmiş sayılması gerektiğini, somut olayda dava konusu taşınmazın 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında sağlık alanında kaldığı, davalı ... tarafından verilen cevaplarda taşınmazın sağlık alanı olarak tahsisine ilişkin bir taleplerinin olmadığı, ilgili belediyece bu taşınmazın sağlık alanı olarak resen imar planına alındığı, Bakanlığın görüşünün alınmadığı, davalı bakanlıkça bu taşınmazın sağlık alanından çıkartılmasına ilişkin hem Bursa Büyükşehir Belediyesine hem de Nilüfer Belediyesine başvurularda bulunulduğu anlaşılmakla, taşınmazın yüzölçümü de dikkate alındığında sorumlu idare dava dışı Nilüfer Belediyesi olduğu halde Sağlık Bakanlığı kabul edilmesi doğru görülmemiş ve davalı ... Bakanlığının bu husustaki istinaf talebinin kabulüne karar verilerek belirtilen yanılgı yeniden yargılamayı gerektirmediğinden İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp davanın husumet nedeniyle reddine ilişkin yeniden hüküm kurulduğu, ancak dava konusu taşınmazın 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı içerisinde sağlık alanı içerisinde kalması nedeniyle davacı tarafça davanın Sağlık Bakanlığına yöneltildiği, dava tarihi itibarıyla uygulama imar planında sağlık tesisi alanında kalan taşınmazdan sorumlu idarenin, Sağlık Bakanlığının tahsis ve ihtiyaç talebinin bulunmaması nedeniyle Nilüfer Belediyesi olduğunu davacının öngörebilecek ve bilebilecek durumda olmadığı, bu nedenle Sağlık Bakanlığına karşı dava açılmasında davacının kusurunun bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddi nedeniyle davalı ... lehine vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına dair İlk Derece Mahkemesinin kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın husumetten reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili idare lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin idareden tahsili istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre davalı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde değildir.
3. Buna karşın; kamu düzeni uyarınca yapılan incelemede, 3194 sayılı Kanun’un 18 inci maddesine 04.07.2019 tarihinde 7181 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesi ile eklenen Ek fıkra uyarınca ''Belediye veya valiliğin; parselasyon planlarını, imar planlarının kesinleşme tarihinden itibaren beş yıl içinde yapması ve onaylaması esastır. Parselasyon planı yapmamaları sebebiyle doğacak her türlü kamulaştırma iş ve işlemlerinden belediyeler veya valilikler sorumludur.'' hükmü getirilmiştir.
4. Bu açıklama doğrultusunda somut olayın incelenmesi neticesinde; dava konusu taşınmazın 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı'nda “Hastane Alanı” olarak ayrıldığı ve 2001 yılında yapılan uygulama sonucunda 3194 sayılı Kanun’un 18 nci maddesi uyarınca taşınmazdan %35 oranında düzenleme ortalık payı kesilmek suretiyle taşınmazın imar parseli haline getirildiği anlaşılmıştır.
5. Bu itibarla; dava konusu taşınmazın kamulaştırma yetki ve sorumluluğunun Sağlık Bakanlığına ait olduğu gözetilerek kamu düzeni uyarınca husumet doğru tarafa yöneltilip işin esasına girilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile davanın husumetten reddine karar verilmesi bozmayı gerektirir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kamu düzeni uyarınca, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,12.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!