Anahtar kelimeler: Medenî Uğranılan Sicilinin Tazmini Anadolu Tutulması Sayisi Hatalı İstanbul Derece

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ Esas, █████████ KararKARAR
: Yeniden esas hakkında verilen kararİLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul Anadolu 24. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ████████ Esas, ████████ KararTaraflar arasındaki tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada verilen hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, İlk Derece Mahkemesince verilen istinaf başvurusunun süresinde olmadığına ilişkin ek kararın bozulmasına, dosyanın istinaf incelemesi yapılması için Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesince yapılan inceleme sonucunda, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı asli müdahiller vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.I. DAVADavacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisinin maliki olduğu İstanbul ili, ..., ... köyü, 3 sıra no, 03.03.1966 tarihli ve 8 sıra no, 08.05.1967 tarih ve 8 sıra tapulu taşınmaz üzerine Orman idaresince resen oluşturulan mükerrer tapu kaydının iptali, eğer bu mümkün olmaz ise 5658 sayılı Kanun kapsamında zabıt kayıtlarında halen müvekkiller adına kayıtlı bulunan davaya konu taşınmazın özel orman vasfı ile müvekkillere iadesine karar verilmesini, 02.10.2014 tarihli dilekçesi ile ise davaya konu taşınmazın tapuda özel mülkiyet adına kayıtlı iken Orman İdaresince orman tahdit sınırları içine alındığı ve Tapu Sicil Müdürlüğünün 20.08.1971 tarihli ve 6153 sayılı yazısı ile mükerrer kayıt tesciline sebebiyet verildiğinin belirtildiği, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce bu yazı ile 1515 sayılı Kanun'un ikinci Tüzüğünün 12... üncü maddelerinin uygulanması konusunda İstanbul Grubu Tapu Sicil Müdürlüğüne direktif verilerek mükerrer kaydın iptali için dava açılmasının istendiğini, ancak herhangi bir davanın açılmaması nedeni ile tapunun halen geçerliliğini koruduğunu, edinme tarihinden sonra Tapu Sicil Müdürlüğünce mükerrer tapu kaydı bulunduğu konusunda bildirimde bulunulduğu ve 1974 tarihinde tapu siciline orman şerhi işlendiğini, mahkemeye sunulan 30.06.2014 tarihli bilirkişi raporunda davaya konu taşınmazın 3116 orman tahdit sınırları içinde olduğu ve 4785 sayılı Kanun'la bedel ödenmeksizin devletleştirilen taşınmazlardan olduğunun belirtildiğini, tapu kaydının iptalinin gerekmesi nedeni ile iş bu davayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 180 inci maddesi kapsamında fazlaya dair haklarının saklı kalması kaydı ile şimdilik dava değeri üzerinden ve 4721 sayılı Kanun'un 1007 inci maddesi kapsamında ıslah ederek davalı Hazineden tazminat talebinde bulunmuştur.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle, İstanbul ili, ..., ... köyü, ... ve ... Mevkii'nde bulunan tapunun ... yevmiye, ... cilt, ... sahife ve .. sıra no'lu taşınmaz ile .. yevmiye, ... cilt, ... sahife ve .. sıra no'lu taşınmazın mevcut tapu kayıtlarının iptali ile müvekkilleri adına tescilinin talep edildiğini, öncelikle bu taşınmazın orman olmasından dolayı Orman Kadastro Komisyonunca yapılan tespitle orman tahdit sınırları içerisine alınmasının usul ve kanuna uygun olduğunu, dava konusu taşınmazların orman olarak tahdit edilmesi işlemine karşı davacılar tarafından 40-50 yıldan bu yana herhangi bir dava açılmadığını, eldeki bu davanın yaklaşık yarım asır sonra açılmasının düşündürücü olduğunu, bir hakkı olduğu düşünen kimsenin bu hakkını makul sayılabilecek bir süre içerisinde talep etmesi gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını ve hak düşürücü süre geçirildikten sonra açıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin█████/2017 tarihli ve ████████ Esas , ████████ Karar sayılı kararı ile davanın Orman İdaresi yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, Hazine aleyhine açılan davanın ise kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAFA. İstinaf Yoluna Başvuranlarİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İlk Derece Mahkemesince verilen 19.12.2017 tarihli ek karar ile istinaf başvurusunun süresinde yapılmadığı gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvuru dilekçesinin reddine ilişkin verilen karar davalı Hazine tarafından istinaf edilmiştir.B. Gerekçe ve SonuçBölge Adliye Mahkemesinin 02.03.2018 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile, davalı Hazine vekiline gerekçeli kararın 29.11.2017 tarihinde usulüne uygun olarak evrak memuruna tebliğ edildiği, evrak memurunun görevli olmadığına dair herhangi bir hususun ileri sürülmediği, davalı Hazine vekilinin 2 haftalık istinaf süresinden sonra 18.12.2017 tarihinde istinaf kanun yoluna başvurduğu, mahkemece süresinde yapılmayan istinaf talebinin reddine ilişkin Ek kararın usul ve kanuna uygun olduğu anlaşıldığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİA. Bozma Kararı1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; İlk Derece Mahkemesinin gerekçeli kararının 29.11.2017 tarihinde daimi evrak memuru ... ’e tebliğ edildiği, ancak tebligat parçasında tebliğ yapılacak olan muhatap Avukat ...’ın hangi sebeple adresten ayrıldığının yazılmadığı anlaşılmakta olup 7201 sayılı Tebligat Kanunu'na aykırı olarak muhatabın adreste bulunmama sebebinin tebligat parçasına yazılmamış olması nedeniyle usulüne uygun bir tebligattan söz edilemeyeceği gerekçesiyle ilk derece mahkemesinden verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesinin istinaf başvurusunun süresinde olmadığına ilişkin ek kararı bozularak, dosyanın istinaf incelemesi yapılmak üzere Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen KararBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusu süresinde kabul edilerek inceleme ve işlem yapılarak; davacıların murisine ait eski zabıt kaydının 1972 yılında yörede yapılan arazi kadastro çalışmaları sırasında orman sınırları içinde olması nedeniyle herhangi bir taşınmaza uygulanmadığı, davacılar ve murisleri tarafından 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde herhangi bir tespite itiraz ve tazminat davasının açılmadığı, 3402 sayılı Kanun'un geçici 4 üncü maddesinde öngörülen 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, tapu iptal ve tescil talebinin dinlenemeyeceği, kaldı ki dava konusu taşınmazların orman tahdidi içinde bulunduğu, tapu ve zilyetlik yoluyla ormandan yer iktisabının mümkün olmadığı, yine 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince hukukî değerini yitiren tapu kaydına dayalı olarak 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde tazminat talep edilebileceği, davacıya ait eski tapunun hukuki değerini yitirdiği 1972 yılından itibaren davanın açıldığı 25.03.2013 tarihi itibarıyla zaman aşımı süresinin çoktan dolmuş olduğu, ayrıca yukarıda belirtilen Anayasa Mahkemesi kararı ile 18.11.2009 tarihli Hukuk Genel Kurul Kararından önce zaman aşımı süresi dolan talepler yönünden makul süre içinde dava açılma imkanı bulunmakta ise de Hukuk Genel Kurulu kararından yaklaşık 4 yıl sonra açılan davanın makul süre içinde açıldığının kabulünün mümkün olmadığı gerekçesi ile mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken tazminat talebi yönünden kabulüne karar verilmesinin doğru bulunmadığı belirtilerek İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.VI. TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asli müdahiller vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz Sebepleri1.Asli müdahil ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; bozma kararının hataya dayalı olduğunu, Hazine vekillerinin tüm tebligatların evrak memurlarına yapıldığını, Bölge Adliye Mahkemesince verilen ret kararının da hatalı olduğunu, zira hak sahipleri yönünden zamanaşımının dava konusu taşınmazın kendilerine iade edilemeyeceğinin kesinleşmesi halinde başlayacağını, somut olayda zamanaşımının başlangıç tarihinin tespitinin önem arzettiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.2. Asli müdahil ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; Tapu Sicil Müdürlüğü'nün 20.08.1971 tarihli ve ... sayılı yazısı ile mükerrer kayıt tesciline sebebiyet verildiğinin murise bildirildiğini, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce bu yazı ile 1515 sayılı Kanun'un ikinci Tüzüğünün 12... üncü maddelerinin uygulanması konusunda İstanbul Grubu Tapu Sicil Müdürlüğüne direktif verilerek mükerrer kaydın iptali için dava açılmasının istendiğini, ancak herhangi bir davanın açılmaması nedeni ile tapunun halen geçerliliğini koruduğunu, edinme tarihinden sonra Tapu Sicil Müdürlüğünce mükerrer tapu kaydı bulunduğu konusunda bildirimde bulunulduğu ve 1974 tarihinde tapu siciline orman şerhi işlendiğini, zamanaşımının taşınmazın hak sahiplerine iade edilemeyeceğinin tespit edildiği tarihten başlatılması gerektiğini, zamanaşımı süresinin başlangıç tarihinin önemli olduğunu, ayrıca bozma ilamının hataya dayalı olduğunuHazine vekillerinin tüm tebligatların evrak memurlarına yapıldığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.C. Gerekçe1. Uyuşmazlık ve Hukukî NitelendirmeUyuşmazlık, ... olarak 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat ve ecrimisil istemine ilişkindir.2. Değerlendirme1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.2. Dosyanın incelenmesinden, davacıların murisleri .... ile dava dışı.... ve ... tarafından ... Köyü, 176 cilt, 55 sahife, 3 sıra no.lu, zabıt kayıtlarına konu gayrimenkulün 03.03.1967 tarihinde 1/3 hisse itibariyle satın alındığı, bilahare taşınmazın ... cilt, ... sayfa,.. sıra nolu zabıt kaydına konu taşınmazın tamamen davacıların murisi .... adına tescil edildiği, taşınmazın beyanlar hanesine 25.09.1971 tarihinde .... lik mahalde devlet ormanları ile alakalı şerhinin düşüldüğü, 08.05.1974 tarihinde ise taşınmazın tamamen orman sınırları içinde kaldığına ilişkin şerh verildiği, davacılar tarafından söz konusu zabıt kaydına dayalı olarak dava konusu taşınmazın orman idaresince resen orman sınırları içine alınarak orman idaresince oluşturulan mükerrer kaydın iptali, olmadığı takdirde 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat talebiyle eldeki davanın açıldığı anlaşılmış ise de dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede orman kadastrosunun 3116 sayılı Kanun uyarınca 1943 yılında yapılıp kesinleştiği, davaya konu yerin orman tahdidi içinde bulunduğu, sonradan 28 96... ve 6292 sayılı Kanun uyarınca yapılan çalışmalarda orman sınırları dışına çıkarılmadığı, davaya konu zabıt kaydının 1972 yılında yörede 766 sayılı kanun uyarınca yapılan arazi kadastro çalışmaları sırasında taşınmazın ormanda kalması nedeniyle revizyon görmediği, paftasında orman olarak gösterildiği anlaşılmaktadır.3. 3402 sayılı Kanun'un 12 nci maddenin üçüncü fıkrası uyarınca kadastro tutanaklarında belirtilen haklara sınırlandırma ve tespitlere, tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz ve aynı Kanun'un 12 nci maddenin dördüncü fıkrası gereğince, kadastrosu tamamlanan çalışma alanı içerisinde kalan eski tapu kayıtları, işleme tabi kayıt niteliğini kaybeder hükümleri gözetildiğinde, davacılar ve murisleri tarafından 10 yıllık hak düşürücü süre içinde herhangi bir tespite itiraz davasının açılmadığı anlaşılmakta olup, arazi kadastro çalışmaları sırasında orman niteliğinde olması nedeniyle revizyon görmeyen ve işleme tabi kayıt niteliği kalmayan hukukî değerini yitiren tapu kaydına dayanılarak tazminat talep edilmesi mümkün olmadığından tazminat koşulların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi yerinde olduğu gibi kaldı ki; 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesinden kaynaklanan tazminat davalarında, mülkiyet kaybının kesinleştiği tarihten itibaren 6098 Kanun'un 146 ncı maddesine (eski 125 inci md.) göre 10 yıllık genel zamanaşımı süresi içinde dava açılması gerekmekte olup Anayasa Mahkemesinin █████████ başvuru No.lu 25.07.2017 tarihli, 29.09.2017 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan ...kararı ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4-383 Esas, ████████ Karar sayılı kararı nazara alındığında; Hukuk Genel Kurulu kararı ile 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi ile düzenlenen tazminat için hukuk yolu etkili hâle gelmiş olup buna göre de; yukarıda sözü edilen Anayasa Mahkemesinin █████████ başvuru No.lu 25.07.2017 tarihli kararı nazara alındığında 18.11.2009 tarihinden önce zamanaşımı süresi dolmuş bulunan davalar yönünden 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesini etkili hâle getiren Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli kararından sonra davanın makul süre içinde açılması gerektiği, eldeki davanın 23.05.2013 tarihinde açıldığı, makul süre içinde açıldığının kabulü mümkün olmadığı ve hak düşürücü süre dolduğu gibi, davalı Hazine vekilince süresinde zamanaşımı def'inde de bulunulduğu anlaşıldığından, Bölge Adliye Mahkemesince tazminat istemli davada zamanaşımı süresinin geçtiği yönündeki gerekçesi de isabetlidir.4. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VII.KARARAçıklanan sebeple;Asli müdahiller vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun kararın ONANMASINA,Asli müdahillerden peşin alınan temyiz harçlarının Hazineye irat kaydedilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,12.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.