Anahtar kelimeler: Bayii Bayi Evraktan Talepli Bayilik Kıymetli Ara Menfi Yapacağını Anadolu

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: 18.12.2025 tarihli ara karar.
NUMARASI
: ████████ E.
DAVANIN KONUSU
: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
Taraflar arasında görülen menfi tespit ve tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında ara kararda yazılı nedenlerle verilen 18.12.2025 tarihli ara karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 14.02.2023 tarihinde bayilik sözleşmesi imzalandığını, sözleşme gereği davacının davalı şirketin yetkili bayii olarak ticaret yapacağını, sözleşmenin (n) maddesinde ''Bayi alım yaptığı malların fatura tutarını peşin doğrudan borçlandırma sistemi kredi kartı veya ...'in belirlediği vadelerle düzenlenmiş çek veya senetlerle ...'e ödemekle yükümlüdür.'' hükmü yer aldığını, davacının davalı şirkete ürün satın almak için 78.764,12 TI. kredi kartı ile ödeme yaptığını, sözleşmenin imzalandığı gün şirket yetkililerinin belirlediği vadelerle toplam 100.000,00 TL bedelli 4 adet senet düzenleyerek davalıya verdiğini, sözleşme gereği tüm yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen mağazada satışı yapılacak ürünlerin davalı şirket tarafından eksik gönderildiğini, davalının yapması gereken eğitimleri yapmadığını, tavsiye edilen ürün listesini göndermediğini, bu şekilde sözleşme yükümlülüklerine aykırı davrandığını, bu nedenle davacının mağazanın açılışını gerçekleştiremediğini, davalıya edimlerini yerine yerine getirmesi için gönderdiği ihtarın sonuçsuz kaldığını, en nihayetinde de 16.05.2023 tarihinde sözleşmeyi feshettiğini, davacının söz konusu senetler sebebiyle borçlu olmadığını, ancak davalının bu senetleri haksız olarak icra takibine konu ettiğini, davalının kusuruyla sözleşme hükümlerini yerine getirmediğinin açık olduğunu, bu sebeple davacının uğradığı zararları da tazminle yükümlü olduğunu, eğer sözleşme yapılmasaydı davacının sözleşme kurulması sebebiyle harcamalar yapmayacağını, davacının bu sözleşme sebebiyle kira ve aidat bedeli ödediğini, mağaza açılamadığı için satılamayan ürünler olduğunu ileri sürerek, 78.764,12 TL'nin davacıya iadesine, 14.02.2023 düzenleme tarihli, 15.06.2023-15.07.2023-15.08.2023-15.09.2023 vade tarihli her biri 25,000,00 TL toplam 100.000,00 TL bedelli 4 adet senede ilişkin İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas, İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas, İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyalarından dolayı davacının borçlu olmadığının tespitine, ... tarafından gönderilen ürünlerin muhafaza edilmesinden kaynaklanan depo bedeli 250 TL, mağaza kira bedeli 250 TL aidat bedeli, 250 TL, satış sözleşmesinin davalı şirket tarafından edimin ifa edilmemesi nedeniyle 250 TL olmak üzere artırılmak üzere 1.000 TL maddi tazminatın sözleşme tarihinden itibaren işletilecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, % 20 kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiş, 06.09.2024 tarihli dilekçesi ile İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas, İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas, İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyalarında dava sonuna kadar teminatsız olarak takibin durdurulmasına, aksi kanaat halinde ise yatırılan paranın davalıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince tedbir talebinin değerlendirildiği 10.09.2024 tarihli ara kararda özetle; "...İncelenen tüm dosya kapsamına göre, menfi tespite ilişkin davanın niteliği, tedbir talebinin ''icra takibinin durdurulmasına'' münhasır olarak ileri sürülmüş olması, İİK Madde 72 düzenlemesi, tedbir talebinin söz konusu maddenin 2. fıkrası çerçevesinde olup, davanın icra takibinden sonra açılmış olması nedeni ile gözetilmesi gereken taleple bağlılık ilkesi ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde icra takibinin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için gerekli yasal ve maddi şartların somut olayda gerçekleşmediği sonucuna varıldığından reddine, ayrıca davacı vekilinin icra veznesine yatırılan paranın ödenmemesi yönündeki talebine ilişkin olarak alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat karşılığında, icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesinin kabul edilebileceği, bu hali ile 72/3 maddesindeki talebin makul bir talep olduğu anlaşıldığından davacının icra veznesindeki paranın davalıya ödenmesinin men'i yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebinin, %15 teminat karşılığında kabulüne dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, icra takiplerinden sonra açılan menfi tespit davasında İİK 72/3 gereği takibin durdurulması talebinin reddine, dava değerinin %15'i oranında teminat mukabilinde İstanbul .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyasında icra veznesine yatacak paranın alacaklıya ödenmemesine ilişkin tedbir talebinin İİK 72/3.maddesi gereği kabulüne karar verilmiştir. Davalı vekilince sunulan 10.12.2025 tarihli dilekçe ile tedbirin kaldırılması talep edilmiştir.
İhtiyati tedbirin kaldırılmasını isteyen davalı vekili, 10.12.2025 tarihli dilekçesinde özetle; █████/2025 tarihli ek bilirkişi raporunda davacının menfi tespit talebini ispat edemediği, takibe konu senetlerin bedelsiz olmadığı, geçerli ticari ilişkiye dayandığı, fatura muhteviyatı ürünlerin teslim edildiği, davacının iddia ettiği eksik teslimi somut ve teknik delillerle ispatlayamadığını ileri sürerek, İstanbul .... İcra Dairesinin ... Esas, İstanbul .... İcra Dairesinin ... Esas, İstanbul .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyalar yönünden uygulanmakta olan ihtiyati tedbirin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARI ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince verilen 18.12.2025 tarihli ara kararda özetle;"...Öncelikle dava menfi tespit talebinden ibarettir.2004 sayılı İİK 72.maddesi:"(Değişik: 18/2/1965-██████ md.) Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir.İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağınyüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir." demektedir. İncelenen tüm dosya kapsamına göre, davacı vekili tarafından ibraz edilen █████/2024 tarihli talep dilekçesi ile birlikte tedbir talebinde bulunmuş ve bu talep hakkında █████/2024 tarihli ara karar ile talebinin kabulüne karar verildiği, son celsede alınan ara karar uyarınca tedbire itirazın celse arasında değerlendirilmesine karar verildiği, mahkememize sunulan bilirkişi raporları, rapora karşı beyan ve itirazlar ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, bu aşamada tedbirin devamında hukuki yarar görülmediğinden ve tedbirin devamı, tarafların menfaat dengelerini olumsuz yönde değiştireceğinden Mahkememizce verilen █████/2024 tarihli ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesiyle, davalının itirazının kabulüne, █████/2024 tarihli ihtiyati tedbir kararının İİK'nın 72/3 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmiştir.Bu ara karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi daha önce █████/2024 tarihli ara karar ile tedbir kararı verildiğini, bilahare davalının itirazı üzerine █████/2025 tarihli ara karar ile söz konusu tedbirin İİK m.72/3 gerekçesiyle kaldırıldığını, ara karardaki hukuki yarar yokluğu gerekçesinin dosya gerçekliği ile bağdaşmadığını, tedbirin devamında hukuki yararın, soyut değil son derece somut ve güncel olduğunu, davacının, bayilik/franchise ilişkisine güvenerek tüm birikimini işyeri açılışı için harcadığını, davalının sözleşmesel edimlerini ifa etmemesi ve buna rağmen senetleri icraya koyması nedeniyle işyerini fiilen açamadan kapatmak zorunda kaldığını, davacının bugün asgari ücretle çalıştığını, icra takipleri nedeniyle maaş haczi uygulandığını, kesintilerin sürdüğünü, tedbirin kaldırılması halinde icra veznesine giren paraların davalıya ödenmesiyle davacının telafisi güç bir zarara sürükleneceğini, menfi tespit davası sonunda davacı haklı çıksa dahi, ödemenin geri alınmasının ayrıca yeni uyuşmazlıklara, ilave masraflara ve fiili tahsil güçlüğüne yol açabileceğini, tedbirin fonksiyonu tam olarak bu riski önlemek olduğunu, bilirkişi raporlarının varlığı, tedbirin kaldırılmasını otomatik hale getirmeyeceğini, rapora itiraz edildiğini, bilirkişi raporlarında, taraflar arasındaki uyuşmazlığın yalnızca fatura, kargo ve muhasebe kayıtları ekseninde ele alındığını, eksik olduğunu, ispat yükünün hatalı biçimde davacıya yüklendiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve ihtiyati tedbirin yeniden tesisine ve tedbirin devamına karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, icra takibinden sonra açılan menfi tespit ile sözleşmenin feshi sebebiyle maddi tazminatın tahsili istemine; istinaf ise 18.12.2025 tarihli ara karara ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında ihtiyati tedbirin kaldırılması talebinin kabulü ile ihtiyati tedbirin kaldırılmasına dair 18.12.2025 tarihli ara karar verilmiş; bu ara karara karşı, davacı vekilince yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı, 06.09.2024 tarihli dilekçesi ile ihtiyati tedbir kararı verilmesini istemiş, mahkemece 10.09.2024 tarihli ara karar ile dava değerinin %15'i oranında teminat mukabilinde İstanbul .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyasında icra veznesine yatacak paranın alacaklıya ödenmemesine ilişkin tedbir talebinin İİK'nın 72/3 maddesi gereği kabulüne karar verilmiş, davalı vekilince sunulan 10.12.2025 tarihli dilekçe ile HMK'nın 396.madde kapsamında ihtiyati tedbirin kaldırılması talep edilmiştir. Ardından mahkemece istinafa konu 18.12.2025 tarihli ara karar ile davalı vekilinin talebinin kabulü ile 10.09.2024 tarihli ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. HMK'nın 341. maddesinde hangi kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabileceği açıkça belirtilmiştir. Bu maddeye göre, ihtiyati tedbir - ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf kanun yoluna başvurulabilir.
İstinaf başvurusu, HMK'nın 394. maddesi anlamında, süresinde yapılan itiraz üzerine verilmiş bir karara ilişkin değildir. Somut olaydaki başvuru, daha önce verilmiş olan ihtiyati tedbir kararının, değişen koşullara göre kaldırılması talebine ilişkindir. HMK'nın 396. maddesi uyarınca, durum ve koşulların değiştiği sabit olursa, talep üzerine ihtiyati tedbirin değiştirilmesine veya kaldırılmasına teminat aranmaksızın karar verilebilir. Maddenin ikinci fıkrasına göre, "İtiraza ilişkin 394 üncü maddenin üçüncü ve dördüncü fıkrası, kıyas yoluyla uygulanır". HMK'nın 395/2 ve 396/2 maddelerindeki düzenlemeye göre, durum ve koşulların değişmesi sebebiyle tedbirin değiştirilmesi veya ihtiyati tedbirin kaldırılması kararına karşı, 394. maddenin sadece 3 ve 4. fıkralarına atıf yapıldığı, istinaf kanun yolunu düzenleyen 5. fıkraya atıf yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, istinaf başvurusuna konu 18.12.2025 tarihli ara karar, istinafı kabil kararlardan değildir (ÖZDEMİR, Mehmet, Yargıtay Ve İstinaf Uygulamasında Geçici Hukuki Korumalar, 2. Basım, Ankara 2021, s.238-239). Bu sebeplerle, istinafa konu edilen ara kararına karşı istinaf yolunun açık olmadığı anlaşıldığından, HMK'nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, caiz olmayan istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, kanun yolu başvurusuna konu edilen ilk derece mahkemesi ara kararının istinafı kabil bir ara karar olmaması nedeniyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR
: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-İlk derece mahkemesinin 18.12.2025 tarihli ara kararın istinafı kabil bir karar olmaması nedeniyle, istinaf başvurusunun usulden reddine,
2-Davacı vekilince yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,
3-İstinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların, başvuran üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın, ilk derece mahkemesince davacı vekiline tebliğine,
5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;
HMK'nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 09.04.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!