Anahtar kelimeler: Alıkoyma Düzelterek Silahla Müdafilerinin Görüşü Ret İstemlerinin Kişiyi Yağma Hürriyetinden

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI
: █████████ E., █████████ K.SUÇLAR
: Birden fazla kişi tarafından silahla yağma, kişiyi hürriyetinden alıkoyma, 6136 sayılı Kanuna muhalefetHÜKÜM
: İstinaf başvurusunun esastan reddi ve düzelterek esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Ret - OnamaYapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle,Sanık ... müdafilerinin duruşmalı temyiz inceleme talebinin, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 299 uncu maddesi gereğince reddiyle takdiren duruşmasız olarak yapılan incelemesinde, gereği düşünüldü;I. HUKUKİ SÜREÇA. İlk dereceTarsus 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.01.2025 tarihli ve ████████ Esas, ███████ Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-a-d, 35/2, 58/6-7 maddeleri uyarınca 8 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, kişiyi hürriyetinden alı koyma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 109/2, 109/3-a maddeleri uyarında 4 yıl hapis cezasına, 6136 sayılı Kanuna Muhalefet suçundan 6136 sayılı Kanun'un 13/1, 52/2. maddeleri gereğince 1 yıl ve 600 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına ve ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmiştir.Sanık ... hakkında yağma, kişiyi hürriyetinden alı koyma ve 6136 sayılı Kanuna Muhalefet suçlarını işlediği iddiasıyla 5237 sayılı Kanun'un 149/1-a,c, 109/2, 3-a, 3-b 53/1 ve 6136 sayılı Kanun'un 13/1. maddeleri uyarınca cezalandırılması talep edilmiş ise de; yapılan yargılama sonucunda sanığın üzerine atılı suçu işlediğinin sabit olmadığından 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir.B. İstinafAdana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 19.03.2025 tarihli ve ███████ 28... /916 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık ... ile sanık ... müdafii ve Cumhuriyet savcısının istinaf başvurularının kabulü ile, sanık ... hakkında 6136 sayılı Kanuna Muhalefet suçundan verilen mahkûmiyet kararına yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvurularının esastan reddine,Sanık ... hakkındaki yağma, kişiyi hürriyetinden alıkoyma ve 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçlarından verilen beraat hükümlerine yönelik Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun kabulü ile sanığın diğer sanık ...'la birlikte suç işleme iradesiyle hareket ettiği kabul edilerek atılı suçlardan cezalandırılmasına karar verilmesi yerine beraatine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmakla sanık hakkındaki hükümlerin 5271 sayılı Kanun'un 280/1-e ve 289/1. maddeleri gereğince bozulmasına,Sanık ... hakkında birden fazla kişi tarafından silahla yağma ve cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik, sanık ..., Sanık ... müdafii ve Cumhuriyet savcısı tarafından yapılan istinaf başvurularının değerlendirilmesinde; sanık ...'ın, silahla yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını sanık ... ile birlikte gerçekleştirmiş olması nedeniyle hakkında mahkûmiyet hükümleri kurulurken 5237 sayılı Kanun'un 109/1-c ve 109/3-b maddesi uyarınca uygulama yapılmaması usul ve yasaya aykırı bulunmakla, sanık ..., sanık ... müdafii ve Cumhuriyet savcısının yapmış olduğu istinaf taleplerinin kabulü ile hükümlerin 5271 sayılı Kanun'un 280/1-e ve 289/1. maddeleri gereğince bozulmasına karar verilmiştir..C. Bozmadan Sonra İlk DereceTarsus 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.09.2025 tarihli ve 2025/1 93... /350 Karar sayılı kararıyla, sanık ... hakkında nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan 5237 sayılı Kanun'un 149/1-a-c-d, 35/2. maddelerince 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, kişiyi hürriyetinden alı koyma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 109/2, 3-a-b maddelerince 6 yıl hapis cezasına ancak 5271 sayılı Kanun'un 283/1. maddeleri gereğince sanığın kazanılmış hakkı korunarak 4 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına,Sanık ...'nun, nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan 5237 sayılı Kanun'un 149/1-a-c-d, 35/2, 62. maddelerince 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, kişiyi hürriyetinden alı koyma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 109/2, 3-a-b, 62. maddeleri gereğince 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, 6136 sayılı yasaya muhalefet suçundan 6136 sayılı Yasa'nın 13/1. maddesi uyarınca 6.000 TL ve 5000 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir.D. İstinafAdana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 18.11.2025 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik sanık ve müdafii tarafından yapılan istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine, sanık ... hakkında verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik sanık ile sanık müdafii tarafından yapılan istinaf başvurularının reddiyle ikinci kez mükerrir olan sanığın koşullu salıverme hükümlerinden yararlanacağının gözetilmemesi nedeniyle 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a-c maddesi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.II. TEMYİZA. Temyiz SebepleriSanık ... ve Müdafiinin Temyiz İstemiSanığın atılı suçu işlemediği, somut olayda atılı suçların unsurlarının oluşmadığı, müştekinin çelişkili beyanları dışında mahkûmiyet için yeterli somut delil bulunmayan dosyada sanık hakkında şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği beraat kararı verilmesi gerekiği, sanık hakkında orantısız şekilde yüksek ve üst sınırdan ceza verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.Sanık ... ve Müdafiinin Temyiz İstemiSanığa isnat edilen suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığı, mahkumiyet kararının usul ve yasalara aykırı olduğu, ilk derece mahkemesince suçun vasıf ve nitelendirilmesinde hataya düşüldüğü, dosya kapsamında sanığın mahkumiyetine yeterli her türlü şüpheden uzak somut ve kesin inandırıcı deliller bulunmamakta olduğuna ilişkindir.B. Değerlendirme ve Gerekçe5271 sayılı Kanun'un 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Tarsus 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.01.2025 tarihli ve ████████ Esas, ███████ Karar sayılı dosyasında verilen hükümlere yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 19.03.2025 tarihli ve ███████ 28... /916 Karar sayılı kararında belirttiği gerekçe ile hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bu bozma kararının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-e-f maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Bölge Adliye Mahkemesince yapılan uygulama kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiği gibi bazı hallerde sanığın temyiz hakkını ortadan kaldırılmasına yol açabildiği, Anayasa Mahkemesi bu konuda verdiği bir kararında "İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermesi başvurucu yönünden önemli sonuçlar doğurmaktadır. Nitekim İstinaf Dairesi, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açarak ve tarafları da çağırarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi gerekirken dosya üzerinden karar vermiş; başvurucuyu mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanmadan ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakmıştır." değerlendirmeler bulunarak Bölge Adliye Mahkemesinin yasaya aykırı bozma kararının başvurucunun Anayasa'nın 36. Maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir. (Ömer Oral [GK], B. No: ██████████, 9/1/2025, § …). Aynı konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise "Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir:1. İlk derece mahkemesinin kararında 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması,2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması. ..........Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir.Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. CMK'nın 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak Bölge Adliye Mahkemesinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmetmiştir (YCGK, T.:30.04.2025, E.: 2024/6-490, K.:████████).Bu açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 19.03.2025 tarihli ve ███████ 28... /916 Karar sayılı bozma kararı ile bozma kararı üzerine verilen Tarsus 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.09.2025 tarihli ve 2025/1 93... /350 Karar sayılı kararı ile sonraki tüm kararların hukukî değerden yoksun olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükmün bozulmasına karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.III. KARARGerekçe bölümünde açıklanan nedenle, sanıklar ve müdafilerinin temyiz istemlerinin kabulü ile, diğer yönleri incelenmeyen Adana Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,Dava dosyasının Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,05.02.2026 tarihinde karar verildi.