Anahtar kelimeler: Seçimi Denetçi Memurunun Konusuz Esası Olağanüstü Toplantı Kurul Sicil Bağımsız

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİHUKUK DAİRESİDOSYA NO
: ████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İstanbul 13. Asliye Ticaret MahkemesiTARİHİ
: 22.01.2026NUMARASI
: ████████ Esas - ███████ KararDAVA
: Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtirazTaraflar arasındaki ticaret sicil memurunun kararına itiraz davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDavacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin yönetim kurulunun, 2024 mali yılı bağımsız denetçi seçimi için olağanüstü genel kurul yapılması kararı alınarak 19.11.2024 tarihinde gerçekleştirilecek toplantı için olağanüstü genel kurul toplantısına usûlüne uygun şekilde çağrı yapıldığı ve davetin ilan edildiğini, denetçinin seçimi için şirketin tüm pay sahiplerinin katılımıyla toplantı yapıldığını, toplantıya yönetim kurulu üyesi sıfatıyla ...'in de katıldığını, bağımsız denetçi seçimine ilişkin genel kurul kararının tescili ve ilanı için 19.11.2024 tarihinde davalıya tescil başvurusu yapıldığı, görev kabul beyanı imzalayan bağımsız denetçinin de bu başvuru sonrasında görevine başladığını, tescil başvurusuna rağmen bağımsız denetçi seçimine ilişkin 19.11.2024 tarihli kararın tescil ve ilan edilmediği, 20.01.2025 tarihinde yapılan tescil sorgusunda "Yönetim kurulu süresi bittiği için yönetim kurulu seçimi yapılmalıdır. TTK 407/2’ye göre en az bir yönetim kurulu üyesinin genel kurul toplantısında hazır bulunmaları şarttır" gerekçesiyle talebin reddedildiğinin haricen öğrenildiği, davalının ret karanının müvekkili şirket yönetim kurulunun görev süresinin 04.02.2024 tarihinde sona ermesine dayandırıldığını, bunun esasında tescilin reddini gerektiren bir sebep olmadığını, TTK'nın 407/2. maddesi uyarınca, genel kurul toplantısında görev süresi dolan yönetim kurulu üyesi ...'in hazır bulunduğunu, genel kurul kararının alındığı tarihte şirketin yeni yönetim kurulunun henüz belirlenemediğinden acil ve zorunlu işler bakımından mevcut yönetim kurulu üyelerinin görevinin devam ettiğini, bağımsız denetçi seçimin de bu kapsamda olduğunu, şirketin faaliyetlerine devam edebilmesi ve 2024 yılı olağan genel kurul toplantısının yapılabilmesi için bağımsız denetçinin seçilmesinin şart olduğu, tescil talebinin reddini gerektiren bir sebep bulunmadığını, davanın açılmasından önce 21.01.2025 tarihinde, İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinin 04.12.2024 tarihli ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararına dayanarak ikinci kez tescil talebinde bulunulduğu, ancak davalının 23.01.2025 tarihinde 21.01.2025 tarihli ikinci tescil talebinin de hukuka aykırı şekilde reddettiği ileri sürerek, davalının 19.11.2024 tarihli ve ...tahakkuk numaralı tescil talebinin reddine dair kararının kaldırılmasına, ... Anonim Şirketi'nin bağımsız denetçi olarak atanmasına ilişkin 19.11.2024 tarihli olağanüstü genel kurul kararının tescil ve ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davaya konu tescil başvurusuna ilişkin mevzuata uygun bir “red kararı” bulunmadığından davanın usulden reddi gerektiğini, müvekkilinin TTK'nın 32. maddesine göre işlem yaptığını TTK'nın 407/2 ve bu hükme ilişkin ikincil mevzuat kapsamında, 28.11.2012 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları ile Bu Toplantılarda Bulunacak Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Temsilcileri Hakkında Yönetmelik'in 17.maddesine göre yönetim kurulu üyelerinden birinin, genel kurul toplantısında hazır bulunması gerektiğini, ayrıca genel kurul toplantı tutanağının da Yönetmeliğin 16.maddesi gereğince, yönetim kurulu tarafından hazırlandıktan sonra, toplantıda hazır bulunan yönetim kurulu üyelerinden biri tarafından imzalanması gerektiğini, kanuni düzenlemenin emredici nitelikte olduğunu, buna rağmen yönetim kurulu üyelerinden herhangi birinin imzasının, tescil başvurusu sırasında ibraz edilen genel kurul tutanağına ilişkin hazirun cetvelinde bulunmadığının tescil incelemesi sırasında belirlendiğini, bu nedenle tescil isteminin müvekkilince hukuka uygun biçimde, eksiklerin tamamlanması için edildiğini, kanun ve ikincil mevzuata aykırı şekilde alınan genel kurul kararının tescil talebinin, müvekkilince iadesinin hukuka uygun olduğunu, tescili istenen genel kurulun, süresi dolan yönetim kurulu üyeleri tarafından toplantıya çağrılmış olduğunu, bu nedenle tescili istenen genel kurulda yönetim kurulu seçiminin öncelikle görüşülmesi gerektiğini, yani yönetim kurulu seçimi yapılmadan denetçi atanmasının mümkün olmadığını, genel kurul toplandığı halde, yönetim kurulu seçimi yapılaması halinde organ eksikliğinden bahsedilebileceğini, yönetim kurulu üyelerinin süresinin azami üç yıl olmak üzere esas sözleşme ile belirlendiğini, görev süresi dolan yönetim kurulu üyelerinin, genel kurulu toplantıya çağırmalarının TTK'nın 410/1. maddesindeki özel düzenlemenin bir neticesi olmakla birlikte, görev süresi dolan yönetim kurulunun kural olarak toplantıya çağrı ile derhal yeni yönetim kurulunun seçimini sağlaması gerektiğini, görev süresi dolan yönetim kurulu üyeleri tarafından genel kurul toplandığı halde, bağımsız denetçi seçimi dışında karar alınmayarak, esasında öncelikle yönetim kurulu seçimi yapılması gerektiği halde, yönetim kurulu seçimi yapılmadığını, görevi dolan yönetim kurulu tarafından toplanan genel kurulda, denetçi seçimi ve bunun yanı sıra, başka kararlar alınması gerekiyor ise, bunlarla eş zamanlı ve öncelikli olarak yönetici seçiminin yapılması gerektiğini, genel kurul toplantısı yapılmasına rağmen yönetici seçilmeden başka karar alınmasının şirketi organsız bırakacağını, organsız kalan şirketin iade edilen başvurusu ile ilgili denetçi seçimine ilişkin genel kurulun tescil başvurusunun Yönetmeliğin 22. maddesi kapsamında tescil başvurusunu yapma yetkisini haiz kişilerce yapılmadığını, görev süresi dolan ve yeniden seçilmemiş kişilerin, tescil başvurusu talep yetkisinin bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİİlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dosya kapsamı ve davacı vekilinin █████/2026 tarihli beyan dilekçesi doğrultusunda, dava konusuz kaldığı anlaşıldığından esası hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına, davanın açıldığı tarih itibariyle davacı yanın dava açmakta haklı olması nedeni ile HMK.m.331/1 uyarınca yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmakla..." dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, yargılama giderlerinin davalıdan tahsiline, karar verilmiştir.Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİDavalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlk kararı kaldıran bölge adliye mahkemesince red kararı bulunup bulunmadığının araştırılması için kararın kaldırılmasına rağmen, mahkemece bu konuda bir araştırma yapılmadan tescil işleminin tamamlandığı gerekçesiyle davanın konusuz kaldığına karar verildiğini, Oysa müvekkilinin işleminin TTK'nın 32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin 34.maddesine göre yerine getirdiğini, TTK'nın 407/2.maddede ve bu hükme ilişkin ikincil mevzuat kapsamında, 28.11.2012 tarihinde yayımlanan Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları ile Bu Toplantılarda Bulunacak Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Temsilcileri Hakkında Yönetmeliğin 17.maddesine göre yönetim kurulu üyelerinden birinin, genel kurul toplantısında hazır bulunmasının şart olduğu ve genel kurul toplantı tutanağının bu Yönetmeliğin 6.maddesi gereğince, yönetim kurulu tarafından hazırlandıktan sonra, toplantıda hazır bulunan yönetim kurulu üyelerinden biri tarafından imzalanması gerektiğinin düzenlendiğini, anılan hükümlerin emredici olmasına rağmen yönetim kurulu üyelerinden herhangi birinin imzası, tescil başvurusu sırasında ibraz edilen genel kurul tutanağına ilişkin hazirun cetvelinde bulunmadığının tespiti ile müvekkilince tescilin hukuka uygun olarak iade edildiğini, Diğer yandan, tescili istenen genel kurulun, süresi dolan yönetim kurulu üyeleri tarafından toplantıya çağrıldığını, tescili istenen genel kurulda yönetim kurulu seçimini öncelikle görüşülmesi gerektiğini ve bu yapılmadan önce başka bir karar alınması, yani yönetim kurulu seçimi yapılmadan denetçi atanmasının mümkün olmadığını, genel kurul toplandığı halde, yönetim kurulu seçimi yapılamıyorsa, organ eksikliğinden bahsedilmesinin dahi mümkün olduğunu, TTK'nın 363.maddesine göre yönetim kurulu üyelerinin süresinin azami üç yıl olmak üzere esas sözleşme ile belirlenmesi gerektiğini, görev süresi dolan yönetim kurulu üyelerinin, genel kurulu toplantıya çağırmasının TTK'nın 410/1.maddesi gereği olmakla birlikte, görev süresi dolan yönetim kurulunun kural olarak toplantıya çağrı ile derhal yeni yönetim kurulunun seçimini sağlaması gerektiğini, buna rağmen süresi dolan yöneticilerin çağrısıyla toplanan genel kurulda bağımsız denetçi seçimi dışında karar alınmadığını, öncelikle yönetim kurulu seçimi yapılması gerektiğini, yönetici seçimi dışındaki bir kararın ancak yönetici seçimi ile birlikte alınabileceğini, görev süresi dolan yöneticinin görev ve yetkisinin derhal yeni yönetim kurulunu seçmek üzere toplantı yapmakla sınırlandırıldığını, buna rağmen toplanan genel kurulda yönetici seçimi yapılmadığını, bu nedenle şirketin organsız kaldığının kabulünü gerektiğini, TTK'nın 530.maddesinde du bu hususun fesih nedeni olarak sayıldığını, bu nedenle denetçi seçimine ilişkin genel kurulun tescil başvurusunun, Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 22.maddesi kapsamında, tescil başvurusunu yapma yetkisini haiz kişilerce yapılmadığı, görev süresi dolmuş ve yeniden seçilmemiş kişilerin, tescil başvurusu talep yetkisinin bulunmadığını ve yapılan işlemlerin mevzuata uygun olduğu, Müvekkilinin mevzuata uygun şekilde iade ettiği tescil başvurusunun nedeninin yeni ortaya çıkan gelişmelerle ilintili olması ve davanının müvekkilden kaynakalanmayan objektif nedenlere bağlı olarak konusuz kaldığını, sicil müdürlüğünün tescile ilişkin nihai hükmü olduğu halde, red kararı verilmemiş ve davanın açıldığı tarihte yalnızca iade edilmiş bulunan dava konusu tescil başvurusu bakımından, iade sürecinde, davacının 13.06.2025 tarihli beyan dilekçesi üzerine, bağımsız denetçi tescili yapılmamasının şirketi olumsuz etkileyeceği ve davacının yönetim kurulu seçimine dair 05.05.2025 tarihli gündem ilanının bulunduğu (ek) da göz önünde tutularak bu yeni gelişmeler doğrultusunda konunun Ticaret Bakanlığı ile de görüşülerek yeniden değerlendirildiğini ve tescil işleminin tamamlandığını, davanın bu nedenle konusuz kaldığını, müvekkilin hatasını fark ederek tescil işlemini tamamlaması gibi bir durum bulunmadığını, müvekkilinin aşağıda açıklanacak yeni şartlar doğrultusunda, bağımsız denetçi seçimi yapılmasının zorunlu bulunması ile işbu seçimin yapılmamasının şirketin durumunu zorlaştıracağı ve şirketin yönetim kurulu seçimine dair adım attığını kanıtlaması üzerine iade edilen evrakın tescil edildiğini, yönetim kurulu üyelerinin görev süresinin 2024 yılında bittiğini, tescili istenen genel kurulda yeni yönetim kurulunun seçilmeyerek şirketin organsız kaldığını, ancak gündemde yer aldığı halde, yönetim kurulu seçiminin yapılamamasının, finansal tabloların ertelenmesi ile ilgili olduğu ve ertelenen finansal tabloların görüşülüp aynı zamanda yönetim kurulunun seçiminin yapılacağı yeni genel kurul ile ilgili 05.05.2025 tarihli gündem ilanının bulunduğu iade sonrası gelen şirket yetkilileri tarafından ortaya konulduğu ve bağımsız denetçi seçiminin de zorunlu olması, şirketin bu bakımdan zor duruma düşmemesinin önlenmesini teminen davacının 13.06.2025 tarihli beyanı üzerine, T.C. Ticaret Bakanlığı ile de görüşülerek, iade sebebi mevzuata uygun olsa da, özel şartlar ve yeni gelişmeler birlikte değerlendirilerek daha önce iade edilen genel kurulun bu kez tescil edildiğini, ortaya çıkan tüm gelişmeler, görüşmeler ve şirketin özel durumu göz önünde tutularak, şirketin zor duruma düşmesini engelleme amacına yönelik iade ile ilgili işlemin 13.06.2025 tarihli dilekçe ile yeniden ve aynı tahakkuk fişi ile sunulması üzerine tescilin tamamlanmasının da bir red kararı bulunmadığını teyit ettiğini, red kararı, nihai karar olduğundan, red kararı yazılan başvurudaki tahakkuk fişi kullanılarak tescil yapılması mümkün olmayıp, red kararı yazılan bir tescil başvurusunun tescilinde aynı tahakkuk fişinin ancak red kararının kaldırılmasına dair mahkeme kararı bulunması halinde mümkün olduğunu, bu nedenle red kararı bulunmadan dava açıldığını, bunun için mahkemenin ilk kararının kaldırıldığını, buna rağmen mahkemece bu husus değerlendirilmeksizin müvekkilinin yargılama giderlerinden sorumlu tutulduğunu, Sonuç olarak, tescil başvurusundaki tamamlanabilir eksikliklerin tamamlanabileceği, düzeltilebileceği ve/veya yine, iade gerekçesi ile ilgili olarak, tescil başvurusunda bulunanların itirazlarının değerlendirileceği bir aşama olan iade sürecinde, nihai karar mahiyetindeki red kararı bulunmaksızın ve aslında, iade süreci sonucunda, kararın kesin olarak reddedilip reddedilmeyeceği beklenmeksizin açılan davanın, red kararı bulunmadan açıldığından dava şartı yokluğundan reddi ve davanın açılmasına müvekkilinin neden olmadığının belirlenerek vekalet ücretine hükmedilmemesi, her halükarda, gelinen aşamada, işlemin eksikliğinin giderilerek tescil edilmesi nedeniyle davanın konusuz kalması nedeniyle müvekkilinin davanın açılmasına neden olmadığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir.İNCELEME VE GEREKÇEDava, TTK'nın 34. maddesi uyarınca ticaret sicil müdürlüğü kararına itiraza ilişkindir. İlk derece mahkemesince yazılı gerekçe ile konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; karara karşı, davalı tarafından, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.TTK'nın 28/1. maddesine göre tescil istemi ilgililer, temsilcileri veya hukuki halefleri tarafından yetkili sicil müdürlüğüne yapılır. Görüldüğü üzere, talep edebilecek olanlar, maddede ilgililer olarak ifade edilmiştir. TTK'nın 34. maddesine göre ise ilgililer tescil, değişiklik veya silinme istemleri ile ilgili olarak sicil müdürlüğünce verilecek kararlara karşı, tebliğlerinden itibaren sekiz gün içinde, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile itiraz edebilirler. İtiraz talebinde, ilgili ticaret sicil müdürlüğü yasal hasım konumundadır. Görüldüğü üzere TTK'nın 34. maddesi ile Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 22. maddesinde bu davayı ilgililerin açabileceği öngörülmüştür.Ancak davacının Ticaret Sicil Müdürlüğünün tescil işlemine karşı, öncelikle TTK'nın 34. maddesi uyarınca itiraz ve silme talebinde bulunmuş olmaları, sicil müdürlüğünün bu talebi reddetmiş olması ve bu ret kararının tebliği üzerine sekiz gün içinde TTK'nın 34. maddesi uyarınca itiraz davasını açmaları gerekirdi. Zira TTK'nın 34. maddesinin 1. fıkrası uyarınca; ilgililer, tescil, değişiklik veya silinme istemleri ile ilgili olarak, sicil müdürlüğünce verilecek kararlara karşı, tebliğlerinden itibaren sekiz gün içinde, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile itiraz edebilirler. İtiraz davasında mahkemenin inceleme usulü de aynı fıkrada düzenlenmiştir.Somut olayda 19.11.2024 tarihinde gerçekleştirilen olağanüstü genel kurul toplantısı ile bağımsız denetçi seçimi yapılmış, bu kararın tescil ve ilanı için sicil müdürlüğüne başvurulmuştur. Dosyada bulunan tescil sorgulama detay ekranın çıktısından, yönetim kurulunun görev süresi bittiği için yönetim kurulu seçimi yapılması, TTK'nın 407/2. maddesine göre en az bir yönetim kurulu üyesinin genel kurul toplantısında hazır bulunması şartı, gerekçesiyle işlemin iade edildiği anlaşılmıştır. Davacı tarafından ikinci kez tescil talebinde bulunulmuş, sicil müdürlüğü iade gerekçesinin devam ettiği, ekte sunulu mahkeme kararının şirkete karşı açılmış bir dava olduğu, bu karara ilişkin sicil müdürlüğünün yapması gereken bir husus olmadığı gerekçesiyle başvuruyu tekrar eksiklerin tamamlanması için iade etmiştir.Mahkemece usulüne uygun bir ret kararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Davacının istinaf başvurusu üzerine Dairemizin 06.11.2025 tarih ve █████████ Esas - 1747 Karar sayılı ilamıyla ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmıştır. Kaldırma kararından sonra mahkemece yapılan araştırmada tescili istenilen kararın, davalı tarafından tescil edildiği belirlenmiş ve konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.HMK'nın ''Esastan sonuçlanmayan davada yargılama gideri'' başlıklı 331/1 maddesiyle de “Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder.'' hükmü düzenlemiş olup, mahkemece davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilirken yargılama giderlerinin tayininde, tarafların davanın açıldığı tarihteki haklılık durumu belirlenerek yargılama giderleri hüküm altına alınacağı hükme bağlanmıştır.Mahkemece, davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre yargılama giderlerinin davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Davacı tarafından tescili istenilen 19.04.2024 tarihli genel kurul kararı davalı tarafından, anılan genel kurulda görev süresi dolan yönetim kurulu üyelerinin yerine seçim yapılmadığı bu nedenle toplantı tutanağında ve hazirun cetvellerinde şirket müdürlerinden birinin imzası bulunmadığı gerekçesiyle tescil işlemi yapılmamıştır. Ancak mahkemece ilk karar verildikten sonra, yeniden bir genel kurul toplantısı yapılarak, şirket organı olan yönetim kurulu seçilmeden davalı sicil müdürlüğünce 19.04.2024 tarihli toplantıdaki genel kurul kararı tescil edilmiştir. Davalı vekili 18.06.2025 tarihli sicil gazetesinde yapılan tescilin davalı şirketin zorunlu denetime tabi olması ve ilgili bakanlıkla yapılan görüşmelere dayandırmıştır. Ayrıca yapılacak genel kurul toplantısında yönetim kurulu seçiminin gündemde bulunması nedeniyle de tescil yapıldığı belirtilmiştir. Görüldüğü gibi esasında davalı müdürlük davacının tescil başvurusunu kabul etmeyip reddetmiştir. Tescil başvurusuna konu kararda yönetim kurulu üyesi seçimi yapılmadığı açıktır. Bu nedenle bu kararın alındığı toplantıda geçmişe dönük bir düzeltme yapılamayacağından, davalının işlemi ve tutumu ret hükmündedir. Davalının daha sonradan bu tescili yapmasının sebepleri hukuki olmayıp, sonradan genel kurulun tescil edilmesiyle, esasında davanın açıldığı tarihte davacının haklı olduğu ve yapılabilecek bir tescilin davacı tarafından yerine getirilmediği davalının beyan ve savunmalarından anlaşılmaktadır. Bu nedenle HMK'nın 331.maddesi gereğince davalı savunmalarına göre, mahkemece konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek, yargılama giderlerinden ve vekalet ücretinden davalının sorumlu tutulmasında usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmadığından, davalı müdürlük vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,3-Davalı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353.1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 30.04.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.