Anahtar kelimeler: Toplulaştırma Tapusuz Yoldan İrsen Bilahare Harici Vasfıyla Taksim Hali İntikal
1. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Mahkeme kararı davalılar Hazine ve ... vekilleri ile davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmaz, ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan ve 1974 yılında yapılan kadastro sırasında tespit harici bırakıldıktan sonra idari yoldan “hali arazi” vasfıyla Hazine adına tescil edilmiş, bilahare 2022 yılında yapılan toplulaştırma sonucunda parsel numarasının değiştiği anlaşılmıştır.
Davacı, kadastro sırasında tescil harici bırakılan taşınmaz hakkında irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tescil istemiyle dava açmıştır.
Davalı Hazine vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemenin davanın kabulüne ilişkin kararının davalı Hazine vekili ile davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince; hava fotoğraflarının harita ve jeodezi bilirkişi tarafından değerlendirilmesi, yeniden keşif yapılması ve senetsiz araştırması yapılması gereğine değinilerek karar bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda zilyetlikle kazanım şartları oluştuğu gerekçesi ile davanın kabulüne (A) ile gösterilen bölümün tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Ne var ki, yapılan araştırma ve uygulamanın hükme yeterli bulunduğunu söyleyebilme olanağı yoktur.
Şöyle ki; taşınmazın eskiden fırat nehri yatağı olduğu belirtildiği halde taşınmazın dere yatağı vasfında olup olmadığına ilişkin bir tespit yapılmamış, taşınmazın güneyinde bulunan barajda ne zaman su tutulduğuna, su tutulmadan önceki ve sonraki dönemlerine ve vasfına ilişkin bir tespit yapılmamış, dava konusu taşınmaz bölümünün niteliğinin belirlenmesinde esaslı unsur olan hava fotoğraflarından yöntemince yararlanılmamış, harita mühendisi tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda dava konusu yerde “imar-ihyaya dönük tarımsal faaliyete ait emarelerin bulunduğu" şeklinde soyut ve ayrıntılı olmayan görüş belirtildiği gibi bilirkişi raporlarına eklenen hava fotoğrafı paftasında kullanıma ilişkin emare görülemediği; taşınmazın bulunduğu bölgede toplulaştırma çalışmaları yapıldığı halde toplulaştırmaya ilişkin evrakın dosya arasına alınmadığı, imar-ihyanın tamamlandığı tarihten dava tarihine kadar zilyetliğin ne suretle sürdürüldüğü hususu da somut olarak belirtilmemiştir.
Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için dava konusu taşınmazın toplulaştırmaya ilişkin evrakının dosya arasına alınarak dava konusu taşınmazın hangi parsele denk geldiği belirlenmeli, dosya bu şekilde keşfe hazır hale getirildikten sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, 3 kişilik jeolog bilirkişi heyeti, 3 kişilik jeodezi ve fotogrametri mühendisi kurulu, teknik bilirkişi ve 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu katılımı ile keşif yapılmalıdır.
Keşif sırasında yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından çekişmeli taşınmazın önceki ve şimdiki niteliği, ilk olarak ne zaman ve nasıl kullanılmaya başlandığı, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığı ve tamamlandığı, davacının murisinin çekişmeli taşınmaz üzerindeki zilyetliği etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; yerel bilirkişi ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler, gerektiğinde yüzleştirme yapılarak yöntemince giderilmeli, bilirkişi ve tanık sözleri komşu taşınmazların tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmelidir.
Jeolog bilirkişi heyetinden dava konusu taşınmazın eski Fırat nehri yatağında bulunduğuna ilişkin tespit göz önünde bulundurularak topoğrafik haritalardan istifade edilmek suretiyle taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğini, nehir yatağı niteliğinde olup olmadığını, evveliyatının nehir yatağı olup olmadığını, nehir yatağından kazanılıp kazanılmadığını, halen aktif nehir yatağında kalıp kalmadığını, aktif nehir yatağında kalmıyor ise nehirin etkisi altında kalan yerlerden olup olmadığını, taşınmazın barajın su tutulmadan önceki ve sonraki niteliğini de açıklar nitelikte ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalıdır.
Ziraat bilirkişi kurulundan çekişmeli taşınmazın eğimi, niteliği, toprak yapısı, bitki örtüsünü, taşınmazın sulu arazi olup olmadığını, sulu arazi ise sulamasının nasıl yapıldığını, taşınmazın imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı, taşınmaz üzerinde ekonomik amaçlı zilyetliğe ne zaman başlanıldığını ve taşınmazın kullanım durumunu kesin olarak belirleyen, bilimsel verilere dayalı, taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş ve sınırları işaretlenen fotoğrafları ile desteklenmiş ve önceki bilirkişi raporunu irdeleyen ayrıntılı rapor alınmalı; fen bilirkişisine keşif ve uygulamayı denetlemeye elverişli ayrıntılı rapor ve harita düzenlettirilmelidir.
Jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişi kurulundan dosya arasında bulunan stereoskopik üç adet hava fotoğrafının stereoskop aletiyle incelenmesi neticesinde taşınmazın sınırlarını ve niteliğini, taşınmaz üzerinde imar-ihya tamamlanmış ise tamamlandığı tarihi ile sürdürülen zilyetliğin başlangıcı, şekli ve süresini belirtir şekilde önceki bilirkişi raporları irdelenerek rapor alınmalı; bundan sonra iddia ve savunma çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek dava tarihine kadar 3402 sayılı Yasa'nın 14. ve 17. maddesinde öngörülen koşulların davacı taraf yararına gerçekleşmiş olup olmadığı değerlendirilmeli ve sonucuna göre karar verilmelidir.
Mahkemece bu yönler göz ardı edilerek eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Kabule göre de, tapusuz taşınmazın tescili davası olarak açılmış olup dava sırasında ihdasen tescil nedeniyle tapu iptali ve tescil davasına dönüşen eldeki davada temyiz eden davalı ... Belediyesinin yasal hasım sıfatı kalmadığından anılan belediye yönünden davanın pasif husumet yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi ayrıca ... Genel Müdürlüğünün internet sitesinden yapılan sorgulamaya göre taşınmazın yargılama sırasında yapılan toplulaştırma çalışmaları sonucunda Hazine adına “hali arazi” vasfıyla 1 18... sayılı taşınmaz kapsamında bulunması muhtemel görüldüğünden, düzenlenen teknik bilirkişi raporu ek yapılmak suretiyle taşınmazın ilgili ... müdürlüğünden sorulup teyit edilerek toplulaştırma kapsamında kaldığının anlaşılması halinde tespit hükmü kurulması gerektiğinin düşünülmemesi de isabetsizdir.
Davalı Hazine vekili ve davalı ... vekili ile davacı vekilinin açıklanan nedenlerden ötürü temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun değişik 13. maddesinin "j" bendi gereğince temyiz eden davalı Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Yatırılan peşin harçların istek halinde Birecik Belediyesine ve davacıya iadesine, Dosyanın Birecik 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 04.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!