Anahtar kelimeler: Payla Kırtasiye Ofis Mağazalarını Alet Giyim İştigal Satmak Sektöründe İsim

T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2023KARAR TARİHİ
: █████/2026GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH
: █████/2026Yukarıda isim ve adresleri yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın açık yargılaması ve dosyanın tetkiki sonunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:TALEP
: davacı vekili özetle; davacının, .....'nin 60.000,00 adet, %30 payla en büyük hissedarı olduğunu, davalıların yönetim kurulu üyesi olduğu şirketin ev dışı tüketim sektöründe her türlü gıda, temizlik, kırtasiye ve ofis malzemeleri, giyim, elektrikli ve elektronik alet ve cihazlar ile her türlü diğer ihtiyaç maddelerini almak, satmak ithalatını ve ihracatını yapmak, toptan ve perakende satışını yapmak, gerekli olan satış mağazalarını açmak, işletmek, kiralamak ve kiraya vermek alanı iştigal ettiğini, şirket ana sözleşmesinde esas sermayenin 200.000,00 TL olarak belirtildiğini, şirketin █████/2011 tarihinde tür değiştirmek suretiyle ..... (69.975 payla), ..... (69.975 payla), ... (25 payla), .... (25 payla) ve davacı ... (60.000 payla) tarafından bir anonim şirket olarak teşkil edildiğini, ancak olağanüstü genel kurul toplantısı öncesinde hissedarların hisselerini .... satıp devrettiğini, hakim ortak haline gelen ... ise davacının şirketteki genel müdürlük görevine son verdiğini, 2015 yılına ait █████/2016 tarihli olağan Genel Kurul Toplantısında yönetim kurulu üyeliklerine ...., ... ve ...... seçildiğini ve bu değişiklik ...... █████/2016 tarihinde tescil ve ... █████/2016 tarihinde tescil ve ilan olunduğunu, şirketin hisse paylarının değişmesi akabinde de hakim ortak konumunda bulunan ... talebi ile .... 4.11.2016 tarih .... sayılı nüshasında Toplantı Gündemi yayınlanarak şirket ortaklarına olağanüstü genel kurul toplantısı yapılacağının bildirildiğini, işbu toplantıda şirket esas sermayesinin 200.000,00 TL'den 2.000.000,00 TL'ye çıkarılmasının görüşüldüğünü ve işbu kararın tamamen usul ve yasaya aykırı bir şekilde kabul edildiğini, davacının şirketteki kar payı, tasfiye ve oy oranlarının azaltılmasının amaçlandığını, kararın iptali amacıyla Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... esas sayılı dosyasını açtıklarını, dosyadaki raporda davacının görevine son verilen 2016 yılından itibaren şirketin kar edemediği, aşırı borçlandığını, dosyada verilen karar ile sermaye arttırım kararının iptaline karar verildiğini, Bakırköy ... ATM ... esas sayılı dosyası ile şirketin feshine ilişkin açılan davada davanın reddine karar verildiğini, dosyanın şuanda Yargıtay incelemesinde olduğunu, dava devam ederken yönetim kurulu başkanı ...... 15.07.2020 tarihinde vefat etmesi sebebiyle yönetim kurulu üyeliğinin sona ermesinden sonra toplanan yönetim kurulu █████/2020 tarihli ve 2 sayılı kararı ile yönetim kurulu üyesi olan ...'ü 1 yıl süre ile yönetim kurulu başkanı, ve yine yönetim kurulu üyesi olan ...'ü yönetim kurulu başkan vekili olarak seçtiğini, Sermaye artırım kararının iptali ve şirketin haklı nedenle feshine ilişkin açılan davalar sonrasında ....'nin zorunlu organlarından yoksun hale gelmesi, kötü yönetilmesi ve şirketin maddi zararının artması sebebiyle kayyım atanması talebiyle █████/2021 tarihinde Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... E. Sayılı dosyası nezdinde dava açıldığını, Mahkemece "şirketi idareye ve temsile yönelik kayyım atanması yönündeki istem hakkında karar verilmesine yer olmadığına, şirkete özel denetçi atanması yönündeki istemin koşulları oluşmaması nedeniyle reddine karar verilmiş olup" işbu davanın istinaf sürecinde olduğunu, ....'nin davalı yönetim kurulu üyelerinden kanundan ve şirket esas sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal etmeleri nedeniyle TTK m.553/1 ve 555/1 maddelerine göre şirkete verdikleri zararın bilirkişiler aracılığıyla hesaplanmasını ve belirsiz alacak olarak şirkete ödenmesini talep ettiklerini, davacının genel müdürlük görevine son verildiği tarihten itibaren, şirket deposundaki ürünlerin bekleme süresinin giderek arttığını, davacının talebine rağmen stok ürünleri hakkında yeterli ve doğru bilgi verilmediğini, yönetim kurulu üyelerinin nakil vasıtalarının büyük kısmını genel kurul kararı olmaksızın sattığını, yönetim kurulunun şirket kaynaklarını kendi menfaatleri için kullanarak şirketi zarara uğrattıklarını, hiçbir genel kurul toplantısının zamanında yapılmadığını, bunun borca batıklığın saklanması çabasından ötürü olduğunu, yönetim kurulunun şirketin yıllık faaliyet raporlarını geç düzenlediğini, şirketin ortaklardan borç alacak hale geldiğini, çok fazla kredi kullanımı yapıldığını ve faiz ödemesi yapmak zorunda kalındığını, mali duruma ilişkin talep edilen tüm bilgi ve belgelerin davacıya verilmekten imtina edildiğini, iç denetim raporu alınmadığını, faaliyet raporlarının gerçeğe aykırı düzenlendiğini, mali tablolarda sabit kıymetler için amortisman ayrılmadığını beyanla .......'nin yönetim kurulu üyeleri olan davalıların kanundan ve şirket esas sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal etmeleri nedeniyle TTK m.553/1 ve 555/1 maddelerine göre şirkete karşı sorumlulukları doğduğundan davalıların bu sorumluluklarını ihlal etmeleri nedeniyle, davalıların şirketi uğrattıkları zararın tespiti ile HMK m. 107/1 kapsamında belirsiz alacak davası olarak zarar miktarındaki maddi tazminatın zarar tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Yasanın 2/2. Maddesine göre avans esasına göre hesaplanan temerrüt faizi ile birlikte davalı yönetim kurulu üyelerinden müştereken ve müteselsilen alınarak ... Mersis Numaralı .... Şirketi'ne ödenmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.SAVUNMA
: davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle: zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, hak düşürücü süre itirazlarının bulunduğunu, davalıların aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, yönetim kurulu üyelerine karşı açılacak sorumluluk davası için genel gurul kararı gerekli olmasına rağmen bu şartın da yerine getirilmediğini, davacının haksız rekabet için kurduğu .... haksız rekabeti öncesinde bahse konu şirketin geniş dağıtım ağının bulunduğunu, davacının önceden şirkette imza yetkisine sahip yönetim kurulu üyesi ve genel müdür olduğunu, şirkette yönetim kurulu üyesi ve genel müdür iken, şirketi piyasadan silmek, zor duruma düşürmek amacıyla girişimlere ve işlemlere başladığını ve halen de devam ederek bu uğurda haksız, hukuksuz eylemlerine devam ettiğini, davacının davayı şahsi husumet nedeniyle ikame ettiğini, adı geçen kendi şirketine menfaat sağlamak amacıyla iş bu davaya konu şirketi zarar ettirmek istediğini, davacının şirkete ve yönetim kuruluna karşı açtığı davaların reddine karar verildiğini, davacı tarafın da talebi üzerine çağrılı genel kurul hemen yapıldığını, yapılan genel kurulda davacının talebi üzerine genel kurulun ertelendiğini ve sonrasında covid-19 pandemisinin 2.ve 3. Dalgası nedeni ile gerçekleşen kapanama ve tedbirler nedeni ile ülke genelinde planlanan bir çok organizasyon ve toplantı gibi bahse konu genel kurul da bir müddet ertelendiğini ve az yukarıda belirttiğimiz gibi çağrılı ...... 10.12.2021 tarihinde yapıldığını ve şirketin bütün organlarının oluşturulduğunu, 2020, 2021 yıllarına ilişkin genel kurulların ise davacı tarafın talebiyle ertelendiğini ve davacı talebiyle yapılamadığını, davalıların murisleri ve şirketin şirketin ortağı ve yönetim kurulu başkanı olan .... 15.07.2020 tarihinde vefat ettiğini, bu tarihe kadar bahse konu şirketin davacı ve davalıların murisi tarafından yönetildiğini, ...... vefatından önce piyasanın ekonomik koşullarında cebinden şirkete önemli miktarda nakit koyarak şirketi iyi yerlere getirmeye çabalarken bir yandan da davacının genel müdürlüğü döneminde yapmış olduğu yanlışlıkları ve usulsüzlükleri düzeltmeye, davacının tamamına yakın şirket çalışanlarını ayartıp şirketten ayırdığı kişilerin yerine yenilerini almaya çalıştığını, ayrıca davacının haksız rekabeti ile uğraştığını, davalıların yönetim kurulu üyeliğinin █████/2020 tarihinden sonraki dönem için söz konusu olduğunu, bundan önceki dönem için hiçbir zararın taraflarında kabul edilmediğini, bu dönem sonrasında da davalıların bir kusurlu eylemi bulunmadığını, genel kurul yapılmayan dönemler için davalıların sorumluluğunun söz konusu olmadığını, şirketi zarara sokanın bizzat davacının kendisi olduğunu, davacı aleyhine açılan Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası ile açılan dosyada kabul kararı verildiğini, davacının şirketi zarara uğratmasına ilişkin detaylı bilgileri sunduklarını, davacının şirketi getirmiş olduğu durumdan ötürü, stok devri hızının düştüğünü, araçların satıldığını, şirketin kiracısı durumunda olması nedeniyle yönetim adresinin değiştiğini, şirket kaynaklarının davalıların menfaatlerine kullanıldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, şirketin fahiş kira ödediği iddiasının da doğru olmadığını, aksine kiradan kaynaklı olarak şirketin zararının değil karının bulunduğunu, pandemi ve davacının erteleme talepleri nedeniyle genel kurul toplantılarının zamanında yapılamadığını, kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi ve rakamların kesinleşmesinin beklenmesi nedeniyle 2019 yılı faaliyet raporunun geç düzenlendiğini, ortaklardan borç alınmasının şirketin borca batık olduğunu göstermeyeceğini, kredi kullanılmasının sorumlusunun da davacının kendisi olduğunu, bilgi alma ve inceleme hakkının kanuna uygun şekilde yerine getirildiğini, haksız, mesnetsiz, yersiz ve hukuki temelden yoksun olarak açılan işbu davanın reddine, tüm muhakeme masrafları ile ücreti vekaletin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLER
:Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ..... esas sayılı dosyası, Bakırköy .. . Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası, ticaret sicil kayıtları, vergi dairesi kayıtları, .... formları, Bakırköy ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ....... esas sayılı dosyası, Bakırköy .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ..... esas sayılı dosyası, Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası, mahkememizce aldırılan █████/2024 tarihli bilirkişi raporu, █████/2025 tarihli bilirkişi ek raporu,DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:...... yönetim kurulu üyeleri olan davalıların kanundan ve şirket esas sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ihlal edip etmedikleri TTK 553/1 ve 555/1 maddelerine göre şirkete karşı sorumluluklarının doğup doğmadığı, sorumlulukları var ise belirsiz alacak davası olarak yönetim kurulu üyelerinden tahsili ile temerrüt faizi ile birlikte şirkete sermaye olarak ödenmesi isteminden ibarettir.Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.Mahkememizce aldırılan █████/2024 tarihli bilirkişi kök raporu ve █████/2025 t tarihli bilirkişi ek raporu bilimsel veri ve içeriğe sahip, denetime elverişli bulunması sebebiyle birlikte değerlendirilerek hükme esas alınmıştır.İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü’nün 04.04.2023 tarihli .... sayılı yazısı ile; ... sicil numarasında kayıtlı ...... sicil bilgilerine göre; ...'ün yönetim kurulu başkanı münferiden yetkili, ...'ün yönetim kurulu başkan yardımcısı sınırlı yetkili, ...'ün yönetim kurulu üyesi sınırlı yetkili olduğu, göreve başlama tarihlerinin 13.12.2021 tarihi olduğu anlaşılmıştır.TTK m. 553/1 hükmü yönetim kurulu üyelerinin “kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan” sorumlu olduklarını amirdir. Söz konusu hüküm, kusur sorumluluğunu düzenlemektedir ve söz konusu kusurun, kanundan ve/veya esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerin ihlali halinde ortaya çıkacağı belirtilmektedir.Yönetim kurulu üyelerinin hukuki sorumlulukları açısından temel yükümlülükler TTK m. 369/1 hükmünde düzenlenmektedir. Söz konusu hüküm üyelerin özen ve sadakat yükümlülüklerini ele almaktadır. Buna göre “Yönetim kurulu üyeleri ve yönetimle görevli üçüncü kişiler, görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmek yükümlülüğü altındadırlar.”Yönetim kurulunun sorumluluğuna gidilebilmesi için genel sorumluluk hukukunda olduğu gibi bazı şartların bir araya gelmesi gerekmektedir. Bu şartlar: zarar, organa özgü görevin ihlali, illiyet bağı ve kusurdur. Sorumluluk hukukunda zarar, bir kişinin malvarlığında iradesi dışında meydana gelen eksilme olarak tanımlanmaktadır. Zarar, zarar görenin malvarlığının zarar verici olaydan sonra gösterdiği durum ile zarar verici olay gerçekleşmeseydi göstereceği durum arasındaki fark olarak tanımlanmaktadır. Bir kişinin malvarlığında iradesi dışında meydana gelen eksilme maddi zarar olarak adlandırılırken, şahıs varlığında bir eksilme söz konusu olduğunda manevi zarar olarak nitelendirilmektedir. Malvarlığındaki azalma, malvarlığında yer alan aktiflerin azalması şeklinde ortaya çıkabileceği gibi, pasiflerin artması şeklinde de görülebilir. Sorumluluk konusu zararın belirlenebilmesi için zarar görenin mevcut malvarlığı durumu ile zarar verici fiil gerçekleşmeseydi sahip olacağı malvarlığı durumunun farkı hesap edilmelidir.Yönetim kurulu üyelerinin ve murahhasların sorumluluklarına ilişkin davalarda zararın varlığı ve miktarı hususundaki ispat yükü zarar gördüğünü iddia eden davacıların üzerindedir (TBK md. 50). Ancak özellikle pay sahiplerinin ve alacaklıların dolaylı zarara dayanarak açtıkları sorumluluk davalarında ortaklığın uğradığı zararı ispat etmeleri oldukça güçtür. Zira bu kimselerin ortaklığın ticari işlem kayıtlarına vakıf olmaları beklenemeyeceği gibi gerekli belgelere ulaşabilmeleri de çok zordur. Bu sebeple dolaylı zararı dava eden alacaklı ya da pay sahibi çoğu zaman dava açmadan önce zararın miktarını tespit edemeyebileceği gibi dava açıldığı sırada da zararı net bir biçimde ortaya koyamayabilir.Anonim ortaklıklara özgü sorumluluğun gündeme gelebilmesi için, organların kendilerine kanun ya da esas sözleşme ile verilen görevleri ihlal etmiş olmaları gerekmektedir. Organa özgü görevi ihlal eden bir fiil, kanuna veya esas sözleşmeye göre yapılmaması gereken bir eylemin yapılması şeklinde meydana gelebileceği gibi, yapılması gerek bir eylemin yapılmaması şeklinde de ortaya çıkabilir.Hukuk düzeninde, meydana gelen zarar ile sorumluluğun kaynağı olan olay arasındaki bağ illiyet bağı olarak ifade edilmektedir. İlliyet bağı hukuki sorumluluğun asli şartı ve tazminat hukukunun en temel ilkesidir. Uygun illiyet bağının bulunduğunu kabul edebilmek için zarar verici fiili gerçekleştiren kimsenin o sonucu öngörmüş olması zorunluluğu yoktur. Objektif olarak o fiil olayların normal akışına ve hayat tecrübelerine göre o zarara sebep olacak nitelikte kabul edilebiliyorsa bu durumda illiyet bağı mevcuttur. Bir sebep, olayların normal akışına ve hayat tecrübelerine göre somut olayda meydana gelen zararı doğurmaya elverişli olmasına rağmen, araya giren bir başka sebep yüzünden geri plana atılmışsa ve zarara sebep olan asıl sebep ikinci sebep ise, bu durumda ilk sebep ile meydana gelen zarar arasındaki illiyet bağı kesilmiş olur.Kanun koyucu anonim ortaklıklara özgü sorumluluk hukukunda kusur sorumluluğunu benimsemiş ve TTK md. 553/1’de sorumluluğun doğabilmesi için organların kusurlarıyla yükümlülüklerini ihlal etmeleri gerektiği ifade edilmiştir. TTK m. 369/1 hükmü, her bir yönetim kurulu üyesinin tedbirli bir yöneticiden beklenen objektif özen ölçütüne göre görevini yerine getirmesi gerektiğini ifade ederek özen yükümlülüğünü düzenlemenin yanı sıra; görev yürüttüğü şirket menfaatlerini dürüstlük kuralı çerçevesinde gözetmesini gerektiğini belirterek üyelerin sadakat yükümlülüğüne de işaret etmektedir. Tüm bu yükümlülüklerin yanı sıra TTK m. 340’ta düzenlenen emredici hükümler ilkesi çerçevesinde şirket esas sözleşmesinde de ayrıca yükümlülükler düzenlenebileceği de aşikardır.Yönetim kurulu üyelerinin şirket zararından dolayı hukuken sorumlu kılınabilmesi açısından temel şartlardan biri TTK m. 553/1 hükmü çerçevesinde yükümlülüklerin ihlal edilmesi olsa da söz konusu yükümlülükler yalnızca yönetim kurulu üyeleri açısından düzenlenmektedir. Diğer bir deyişle şirket karar alma organlarından bir diğeri olan genel kurulda oy kullanan pay sahipleri açısından söz konusu yükümlülükler, TTK m. 553/1 doğrultusunda herhangi bir sorumluluk doğurmaz. Dolayısıyla pay sahibinin aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olması durumunda TTK m. 553/1 hükmü çerçevesinden doğabilecek hukuki sorumluluk yalnızca yönetim kurulu üyeliği sıfatından ileri gelebilir.Anonim şirket yönetim kurulu üyeliği sıfatı ilk esas sözleşme ile kazanılabileceği gibi daha sonrasında alınabilecek genel kurul kararıyla (TTK m. 359/1) veya herhangi bir sebeple bir üyeliğin boşalması halinde geçici olarak yönetim kurulu kararıyla kazanılabilir. Üyeliği sona erdiren sebepler seçilmeye de engeldir ve yönetim kurulu üyeleri en çok üç yıl süreyle görev yapmak üzere seçilirler.Yönetim kurulu üyeliği sıfatı, genel kurul tarafından alınacak azil kararıyla (TTK m. 364) veya üyenin istifasıyla sona erebileceği gibi; TTK m. 363/2 hükmü doğrultusunda üyenin iflasına karar verilmesi veya ehliyetinin kısıtlanması veyahut da üyelik için gerekli kanuni şartları veya esas sözleşmede öngörülen nitelikleri kaybetmesi halinde de son bulabilir. Bunun dışında Türk Borçlar Kanunu (TBK)’nun m. 513 hükmünde ölüm, ehliyetini kaybedilmesi ile de üyelik sıfatı kendiliğinden sona ermiş olur.Tarafların iddia ve savunmaları, celp edilen tüm deliller, mahkememizce aldırılan kök ve ek bilirkişi raporları ile tüm dosya kapsamına binaen;Somut olayda
: Davacının ...... yönetim kurulu üyeleri olan davalıların kanundan ve şirket esas sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ihlal edip etmedikleri TTK 553/1 ve 555/1 maddelerine göre şirkete karşı sorumluluklarının doğup doğmadığı, sorumlulukları var ise belirsiz alacak davası olarak yönetim kurulu üyelerinden tahsili ile temerrüt faizi ile birlikte şirkete sermaye olarak ödenmesini talep ettiği, şirketin ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi neticesinde; şirketin kaydi stokları ile envanter işlemlerinin incelenmesi 12.187.413,02 tutarında stok kaybının bulunduğu, araçların kasko tutarları ile satış sözleşme tutarları arasında 263.906,00 TL fark bulunduğu, ancak kasko değer listesindeki bedellerin, araçların teknik özelliklerine göre belirlenen soyut ve genel nitelikteki sigorta matharları olduğu, aracın fiili piyasa değeri ise km durumu, hasar kaydı ve yıpranma gibi somut unsurlara bağlı olarak serbest piyasada belirlendiğinden, iki değer arasında fark bulunması doğal ve hukuken normal bir durum olması sebebiyle, şirketin borca batık durumda olduğu ve aşırı kredi borçlanmalarının bulunduğu, stok kayıpları ve araç satışlarından kaynaklı şirketin zararının ortaya çıktığı, ancak bunların davacının yöneticilik görevinin sona erdiği 2016 yılından itibaren gerçekleştirildiği iddiasının ticaret sicil kayıtları ile örtüşmediği, davacının kendi görev dönemiyle bağlantılı olarak davacının da sorumluluk taşıdığı, ....'nin ..... aleyhine açmış olduğu Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... esas sayılı dosyası ile açılan haksız rekabetten kaynaklanan tazminat davasında "Davacının davalılar ... ve ... aleyhine açmış olduğu davanın KISMEN KABULÜ ile; Davacı tarafın tazminat talebinin KISMEN KABULÜNE, 277.946-TL'nin █████/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılar ... ve ........ müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine," karar verilmiş olduğu, bunun da şirketin içinde bulunduğu durumda talep edilen dönem itibariyle davacının sorumluluğunu gösterir kuvvetli bir delil olduğu, davalıların dosya kapsamındaki deliller ile sorumluluklarının bulunduğu hususunda kusur şartının da tam olarak tespit edilemediği anlaşılmakla; davanın reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davanın REDDİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00 TL harç peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile eksik 552,10 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatırılan avanstan kullanılmayan gider avansının (iş bu kararın tebliğ gideri avanstan karşılanmak ve bu gider mahsup edilmek kaydıyla) kararın kesinleşmesinden sonra resen davacıya iadesine,5-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden Yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca dava değeri üzerinden hesap edilen 10.000,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,6-Davalı tarafından yatırılan avanstan kullanım yapılmadığı anlaşılmakla, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, HMK'nun 333. maddesi uyarınca kullanılmayan bakiye avansın kararın kesinleşmesinden sonra resen davalıya iadesine,7-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 1.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,Dair karar, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde HMK'nun 342.maddesi gereğince dilekçe ile mahkememize veya başka bir yer mahkemesine İstinaf kanun yolu harcı, tebliğ giderleri dahil olmak üzere tüm giderler ödenerek istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerine yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026Başkan ...e-imzalıdırÜye ...e-imzalıdırÜye ...e-imzalıdırKatip ...e-imzalıdır