Anahtar kelimeler: Bam Başkan Açılmadan Yazim Katip Bursa Üye Hallerden Karara Yoluna

T.C. BURSA BAM .... HUKUK DAİRESİ

T.C.
BURSA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
... HUKUK DAİRESİ K A R A R
DOSYA NO
: 2....
KARAR NO
: ....
BAŞKAN
: ... ...
ÜYE
: ... ...
ÜYE
: ... ...
KATİP
: ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ....
KARAR NO
: ....
KARAR TARİHİ
: █████/2019
İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ
: █████/2019
DAVACI
: ... - ....
VEKİLİ
: Av. ... -....
DAVALI
: ... - ...
VEKİLİ
: Av. ... -....
DAVANIN KONUSU
: İtirazın İptali
B.A.M. KARAR TARİHİ
: █████/2024
KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2024
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının davalı şirket tarafından temin edilen ipliklerin büküm işlemini gerçekleştirdiğini, taraflar arasında bu ticari ilişkinin 2013 yılından itibaren devam ettiğini, yapılan iş karşılığında davalının çeşitli tarihlerde kısmi ödeme yaptığını, davalının █████/2014 tarihi itibariyle 51.787,18.-TL borcunun olduğunu, 2015 yılında yapılan kısmi ödemeler sonucunda bakiye 41.324,41.-TL’nın icra takibine rağmen ödenmediğini, davalının icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini, borca ve faize yapılan itirazın haksız olduğunu belirterek .... 3. İcra Müdürlüğü’nün....Esas sayılı dosyasındaki takibe yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, % 20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, taraflar arasında uzun süredir devam eden ticari ilişki gereğince davalının davacıya büküm işlemi yapmak üzere iplik gönderdiğini, davacının büküm işlemini yaptığı ipliklerin de davalı tarafından başka firmalara satıldığını, davacıya gönderilen ve davacı tarafından bükümü yapılan 10 top ipliğin 3 tonunun dava dışı EDT şirketine satıldığını, ancak bu şirketin bükümdeki hatadan kaynaklanan nedenlerle 10.786,80.-TL reklamasyon bedeli keserek iplikleri iade ettiğini, iplik bedellerini de ödemediğini, iade nedeninin bükümden kaynaklanan hataya ilişkin olduğunu, bu durumun 16/2/2015 tarihli tutanak ile tespit edildiğini, davacıya bilgi verilmesine rağmen tutanağa katılmadığını, reklamasyon faturasının davacı tarafından karşılanmasının istenilmesine rağmen davacının ödeme yapmadığını, EDT şirketi tarafından davalıya kesilen reklamasyon faturasının toplamının 15.317,63.-TL olduğunu, davacıdan bu bedel ile büküm bedeli olarak faturası kesilen 14.035,85.-TL 6.600 kg ipliğin teslim edilmesi için ihtar gönderildiğini, davacının cevabi ihtarında iddiaları kabul etmediğini, reklamasyon tutarı ile davalıya teslim edilmeyen 6.600 kg iplik bedelinin cari hesaptan düşülmesinin gerektiğini, bu hesabın yapılması halinde davalının alacaklı konuma geldiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacının ticari defter kaydının aksine alacağının 41.324,41.-TL olduğu, bu alacaktan ipliklerin 15.317,63.- TL kısmında hata olduğu belirlendiğinden bu miktarın mahsup edildiği, davalı tarafından davacıya teslim edilen 6.600 kg ipliğin, taraflar arasındaki anlaşmaya göre büküm işlemi yapılıp teslim edilmediğinden davacının cari hesap ekstresinden kaynaklı icra takip tarihi itibariyle iplik büküm işleminden kaynaklı hak ediş alacağın muaccel olmadığı, yargılama sırasında teslim edilen iplikler için alacağın ise ayrı bir talep ve ayrı bir dava ile istenebileceğinden 6.600 kg iplik bedeli olan 14.035,85 TL alacağın mahsup edilerek nihai olarak davacının cari hesap ekstreden kaynaklı (41.324,41-15.317,63-14.035,85 TL) 11.970,73 TL alacağının olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, icra takibindeki itirazın kısmen iptaline, takibin 11.970,73 TL asıl alacak üzerinden ve bu asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, tarafların icra inkar ve kötüniyeti tazminatlarının reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, yargılama sırasında dosyanın teslim edildiği tekstil mühendisi bilirkişinin teslimden 3,5 ay sonra verdiği dilekçe ile dosyayı kaybettiğini bildirdiğini, dosyanın ihyasından sonra aynı bilirkişinin rapor düzenlediğini, ilk raporun düzenlenmesinin 12 ay aldığını, aynı bilirkişinin pasif kaydı aktif hale getirildikten sonra ek raporun düzenlenmesinin de 15 ayı bulduğunu, davanın 3 yıllık döneminin bilirkişi incelemesi aşamasında geçtiğini, HMK’nun 274.maddesinin defalarca çiğnendiğini, davacının alacağını ve ilam ferilerini tahsil imkanının kalmadığını, zimmetindeki dosyayı kaybeden, ek rapor aşamasında da bilirkişilik kaydı pasif olan bir bilirkişinin sunduğu rapora güven duymadıklarını aşamalarda beyan ettiklerini, ek raporda itirazlarının karşılanmayarak ilk rapordaki kanaatin aynen ek rapora geçirildiğini, davacının taraf olmadığı 16/2/2015 tarihli tutanaktaki beyanlar nedeniyle davacıya kusur verildiğini, bu tutanakta kusurun iplik üreticisi kaynaklı olduğunun ifade edildiğini, davacının satıcı olmayıp iplik büküm hizmeti verdiğini, huzurdaki davanın gündeme gelmesinden sonra bile davalı ile ticari ilişkinin devam ettiğini, davalı şirketin davacıya iplik teslim etmesinin davacının verdiği hizmete güvendiğini gösterdiğini, davacıya sonradan verilen ipliklerde benzer lekelerin olduğunun tespiti üzerine davalının deposunda yaptırılan tespit işlemi sırasında sekiz kutudan 6 adetinin yüzeyinde siyah ve sarı lekelerin bulunduğunun belirlendiğini, buna ilişkin rapora davalının itiraz etmemesinin davacıya gönderilen ambalajı açılmamış ipliklerde dahi benzer sorunun çıktığının tespit ile ispatlanmasına rağmen tekstil mühendisi bilirkişinin bu hususta açıklama sunmadığını, hapis hakkı karşılığı davacı bünyesinde tutulan 6.600 kg bükülmüş iplik daha önce bildirildiği üzere 6/1/2016 tarihli tutanak ile davalıya teslim edildiğini, bu iplikler için davacının 14.035,85.-TL büküm alacağının tahakkuk ettiğini, ticari defterlerin incelenmesi ile belirlenen reklamasyon faturasına konu ayıbın davacıdan kaynaklanmadığını, davalı şirketin piyasadan temin ettiği ayıplı ipliklerden kaynaklandığını, reklamasyon faturasının davacı şirketi imzam etmemesi nedeniyle davacının alacağından düşülmesinin hukuka aykırı olduğunu, ayıp ve ayıp bedelinin mahsubunu kabul etmemekle birlikte bu hususun kabul edilmesi halinde dahi ilk derece mahkemesi kararının hesap şeklinin hatalı olduğunu, 15.317,63.-TL mahsubun ticari defterlerde işli olan 51.100,68.-TL üzerinden yapılabileceğini, 14.035,85.-TL büküm alacağı faturasının tarihinin icra takibinden sonra olduğu için bu faturanın dava değerinin içinde olmadığını, takip ve dava konusu yapılmayan bir alacağın mahsubunun hukuken mümkün olmadığını belirterek mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın 2004 sayılı İİK’nun 67.maddesi gereğince iptali istemine ilişkindir.
Davacı alacaklı vekili .... 3. İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı dosyasında 6/3/2015 tarihinde 41.324,41.-TL alacağın tahsili içil davalı borçlu aleyhine ilamsız icra takibi başlatmış, ödeme emrinde borcun sebebi olarak cari hesap ekstresi gösterilmiş, davalının itirazın üzerine süresinde itirazın iptali için dava açılmıştır.
Davacı vekili davalı şirket tarafından temin edilen ipliklerin büküm işlemini gerçekleştirmesine rağmen bakiye alacağının ödenmediğini ileri sürmüş, davalı vekili davacının yaptığı işin ayıplı olması nedeniyle davalı aleyhine düzenlenen reklamasyon faturasının davacı tarafından karşılanmasının istenilmesine rağmen davacının ödeme yapmadığını savunmuş, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında davalıya ait ipliklerin davacı tarafından büküm işleminin yapılması hususunda devam eden bir ticari ilişki bulunduğu hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık takip konusu yapılan alacak ile ilgili işlerin ayıplı yapılıp yapılmadığı, ayıplı iş bulunması halinde davacının bu ayıptan sorumlu olup olmadığı, davacının alacak miktarının ne kadar olduğu hususundadır.
Dosyada bulunun iplik büküm sözleşmeleri ile sevk irsaliyesine göre davalı şirketin ipliklerin büküm için davacı ile yapılan anlaşma doğrultusunda iplikleri davacıya gönderdiği, davacının da bu ipliklerin büküm işlemini gerçekleştirdiği, taraflar arasındaki ticari ilişki bu şekilde devam ederken davalının iplikleri sattığı dava dışı şirketin büküm işlemi sonrası gönderilen ipliklerin ayıplı olduğu iddiasıyla davalı aleyhine reklamasyon faturası düzenlediği, davalının bu fatura tutarınca davacıyı sorumlu tuttuğu anlaşılmaktadır.
Dosya kapsamındaki ihtarnameler, faturalar ve bilirkişi raporu da dikkate alındığında davacı tarafından büküm işlemi yapılan ipliklerin ayıplı olduğu, dava dışı şirket tarafından düzenlenen 13/3/2015 tarihli faturaya konu reklamasyon bedeli olan KDV dahil 15.317,63.-TL’dan davacının sorumlu olduğu, davacının ayıplı iş bedeli olan bu miktar yönünden alacak talebinin haksız olduğu anlaşılmaktadır.
Büküm işlemi için davacıda kalan 6600 kg ipliği davacının keşif tarihinden sonra davalıya teslim ettiği davalının da kabulündedir. Söz konusu ipliklerin davalıya iade edilmesine rağmen mahkemece 6.600 kg iplik bedeli olan 14.035,85.-TL’nın davacı alacağından mahsubuna karar verilmesi hatalı olmuştur.
Dava dilekçesinde davalının █████/2014 tarihi itibariyle 51.787,18.-TL borcunun olduğu, 2015 yılında yapılan kısmi ödemeler sonucunda bakiye 41.324,41.-TL’nın icra takibine rağmen ödenmediği açıklanarak davalının itirazının iptali istenilmiştir. Bilirkişi raporunda davacının 51.100,68.- TL alacaklı olduğu, bu miktardan ayıplı iş bedelinin indirilmesi gerektiği açıklanmış ise de dava dilekçesindeki borç miktarı ile ilgili açıklamalar ve davacının borç miktarına ilişkin kabulü karşısında davacının takip konusu yaptığı 41.324,41.-TL tutarındaki alacak üzerinden inceleme yapılması gerekmektedir. Dava konusu yapılan bu bedelden ayıplı işler bedeli olarak belirlenen 15.317,63.-TL’nın mahsubu sonucu davacının talep edebileceği miktar 26.006,78.-TL olacaktır. Davacının yargılama sırasında iade ettiği davalıya ait 6.600 kg iplik davalı tarafından dava konusu yapılmadığından ipliklerin bedelinin mahsubuna karar verilmesine olanak bulunmamaktadır.
Davacı vekili bilirkişinin dosyayı kaybettiğini, raporu geç verdiğini ileri sürmüş ise de dosyadaki belgelerin örneklerinin dosya içinde bulunması, geri çevirme kararı üzerine dosyanın ihya işlemlerinin de usulüne uygun tamamlanması, davacının dosyanın kaybı sonrasında eksik belge olduğuna ilişkin bir iddiasının da olmaması karşısında dosya kapsamındaki delillere göre uyuşmazlığı çözer nitelikte bulunan rapordaki ayıba ilişkin açıklamalara itibar edilerek hüküm kurulmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.
Davacı ayıbın davacıdan kaynaklanmadığını, davalı şirketin piyasadan temin ettiği ayıplı ipliklerden kaynaklandığını ileri sürmüş ise de dosyada davalının ayıplı ip teslim ettiğine ilişkin bir delil bulunmadığı gibi davacı yüklenicinin bu hususta 6098 sayıl Türk Borçlar Kanunu’nun 472/3.maddesindeki yükümlülüğü yerine getirdiğini ispatlayamaması nedeniyle bu yöndeki itiraza itibar edilmemiştir.
Mahkemece davacının 41.324,41.-TL alacağı olduğuna ve 15.317,63.-TL tutarında ayıplı iş yapıldığına ilişkin kabulü dosya kapsamına uygun olup davacının aksine itirazları yerinde değil ise de yargılama sırasında davalıya iade edilen ipliklerin bedeli olarak hesaplanan 14.035,85.-TL’nın davacının alacağından mahsubu hatalı olduğundan davacının istinafı bu miktar yönünden yerinde olup kararın açıklanan nedenle düzeltilmesi gerekmiştir.
Davalının ayıplı iş savunması ve alacağın miktarının bilirkişi incelemesi ile belirlenmesi dikkate alındığında alacak likit olmadığından davacının icra inkar tazminatı talebi ile davalının kötüniyet tazminatı talebi yerinde değildir.
6100 sayılı HMK'nun 355.maddesi gereğince istinafa başvuranın sıfatı, istinaf konusu yapılan nedenler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, mahkemece davanın 26.006,78.-TL yönünden kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken takibin 11.970,73.-TL üzerinden devamına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup davacı vekilinin istinaf başvurusunun bu sebeple esas bakımından kabulü ile bu durum yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK’nun 353/1-b-2 maddesi gereğince mahkeme kararının düzeltilerek yeniden hüküm kurulmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm verilmiştir.
HÜKÜM
:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ ile ....Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2019 tarih ve ....sayılı kararının HMK'nun 353/1-b-2 maddesi gereğince DÜZELTEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMASINA,
a)Davanın KISMEN KABULÜNE;
Davalının .... 3. İcra Müdürlüğünün .... esas sayılı icra takip dosyasına yapılan itirazın KISMEN İPTALİNE,
Takibin 26.006,78.-TL asıl alacak ile bu alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte DEVAMINA,
Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
b)Davacı vekilinin icra inkar tazminatı talebinin reddine,
c)Davalı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin reddine,
d)Alınması gerekli 1.776,52.-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 499,10.-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 1.277,42.-TL harcın ilk derece mahkemesince davalıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına,
e)Davacı tarafından yapılan toplam 2.097,60.-TL yargılama giderinden kabul-red oranına göre 1.320,08.-TL'nın ilk derece mahkemesince davalıdan alınarak davacıya verilmesine, artan gider avansının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,
Davacı tarafından yapılan 499,10.-TL peşin alınan karar ve ilam harcının ilk derece mahkemesince davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
f)Davacı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince 3.120,81.-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
g)Davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince 2.725,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan istinaf harçlarının talep halinde ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,
3-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yapılan 121,30.-TL istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Karar tebliği, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile █████/2024 tarihinde karar verildi.
...
Başkan
...
...
Üye
...
...
Üye
...
...
Katip
...

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!