Anahtar kelimeler: Süreç Edenin Görüşü Anadolu Yağma Kısıtlanarak Hazır Muhalefet Neticesinde Edilebilir
6. Ceza Dairesi         ████████ E.  ,  ██████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI
: █████████ E., █████████ K.
SUÇ
: Nitelikli yağma
HÜKÜM
: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle,
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. Bozma
İstanbul Anadolu 13.Ağır Ceza Mahkemesinin 02.04.2019 tarihli kararının O yer cumhuriyet savcısı ve sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesi tarafından 20.06.2019 tarihli kararı ile sanık müdafii hazır bulunmaksızın karar verilmek suretiyle savunma hakkı kısıtlanarak 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 289/1-e ve 280/1-b maddelerine muhalefet edildiğinden bozulmasına ve dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
B. Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci
Bozma üzerine İstanbul Anadolu 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.09.2019 tarihli kararı ile sanık hakkında nitelikli yağma suçundan verilen mahkûmiyet kararının o yer cumhuriyet savcısı ve sanık müdafiince istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 30.01.2020 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı ilamı ile dosyada mevcut 10.04.2018 tarihli tutanakta imzaları bulunan mümzi tanıkların çağrılarak müştekinin tutanak tanzim edilirken cep telefonunun gasp edildiğine dair bir beyanda bulunup bulunmadığı ve müştekinin beyanında belirttiği cep telefonunun kendisine teslim edilmesi hususuna ilişkin müştekiye cep telefonunu ne şekilde bularak teslim ettiklerinin mümzi tanıklardan sorulmadan, müştekiden telefonunu kendisine teslim eden kişilerin kim olduğu sorulmadan ve bu hususlar tartışılıp değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 289/1-i maddesine aykırı davranılması nedeniyle bozulmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş olup İstanbul Anadolu 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.04. 2022 tarih ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı ilamı ile sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun149/1-a-h, 53... . maddeleri uyarınca 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince kurulan bu hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun "Sanık hakkında TCK'nın 53. maddesinin uygulanması ile ilgili olarak hüküm kurulurken Anayasa Mahkemesinin █████/20 15... /1 40... /85 sayılı iptal kararının ve █████/2020 gün ve 13100 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı 10. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesinde yapılan değişikliğin gözardı edildiği anlaşılmakla infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden bozma nedeni yapılmamıştır" eleştirisi ile esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Kararın usul ve kanuna aykırı olduğu gibi maddi gerçeğe de aykırı olduğuna, yargılama neticesinde kelimesi kelimesine aynı mütalaa ve aynı kararın verilmesinin hukuka aykırı olduğuna, yapılan araştırmaların sanığın nitelikli yağma suçunu işlemediğini, müştekinin telefonunun zaten kendisinde olduğunu ve bir zararının bulunmadığını gösterdiğine, sanığın müştekiye karşı yağma suçunu işleme kastının bulunmadığına, nitelikli yağma suçunun maddi unsurları ile saik şartının oluşmadığına, suçun hukuki vasıf ve mahiyetinin değişme ihtimalinin dikkate alınmadığına, tefrik edilen dosyada aynı kişilerin aynı eylemlerine ait aynı olayın farklı yorumlandığına, farklı gerekçe ile sanığa daha ağır ceza verildiğine, kararın 5271 sayılı Kanun'un 34, 230, 2 32... . maddelerine aykırı mevcut çelişkiler giderilmeden hakkaniyete aykırı şekilde verildiğine, kararda hüküm verilen suç ve cezanın dayanağı oluşturulması amacıyla olmayan ibarelerin hükme esas alındığına, çelişkisi giderilmemiş mağdur beyanlarının hükme esas alındığına, yerel mahkemenin mahkumiyet kararının kaldırılarak bölge adliye mahkemesinin kararının bozulmasına, sanık hakkında beraat kararı verilmesine, mahkeme aksi kanaatte ise bölge adliye mahkemesinin kararının bozulmasına, sanık hakkında lehe olan hükümlerin uygulanması ve beraat kararı verilmesi amacıyla dosyanın seçilecek başka mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
5271 sayılı Kanun’un 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, İstanbul Anadolu 13. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.09.2019 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı dosyasında verilen mahkumiyet kararına yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 30.01.2020 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararında belirttiği gerekçe ile hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bu bozma kararının 5271 sayılı Kanunu’nun 280/1-e. maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, bölge adliye mahkemesince yapılan uygulama kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiği gibi bazı hallerde sanığın temyiz hakkını ortadan kaldırılmasına yol açabilmektedir. Anayasa Mahkemesi bu konuda verdiği bir kararında "İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermesi başvurucu yönünden önemli sonuçlar doğurmaktadır. Nitekim İstinaf Dairesi, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açarak ve tarafları da çağırarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi gerekirken dosya üzerinden karar vermiş; başvurucuyu mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanmadan ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakmıştır." değerlendirmeler bulunarak bölge adliye adliye mahkemesinin kanuna aykırı bozma kararının başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir(Ömer Oral [GK], B. No: ██████████, 9/1/2025, § …). Aynı konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise "Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir:
1. İlk derece mahkemesinin kararında 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması,
2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması. ..........
Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir.
Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. CMK'nın 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmetmiştir (YCGK, T.:30.04.2025, E.: 2024/6-490, K.:████████).
Bu açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 30.01.2020 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı bozma kararı ile bozma kararı üzerine verilen İstanbul Anadolu 13. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.04.2022 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükümlerin bozulmasına karar verilmesi, hukuka aykırılık bulunmuştur.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, diğer yönleri incelenmeyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
23.12.2025 tarihinde karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!