Anahtar kelimeler: Kızılcahamam Güvenerek Taksim Yazıldığını İmzaladığını Hazinesi Maliye Miras Kaydında Nezdinde

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ███████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Kızılcahamam 1. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; Maliye Hazinesi dışındaki davalılar ile davacı arasında Tapu Müdürlüğü nezdinde 25.07.2013 tarihli miras taksim sözleşmesinin imzalandığını, sözleşme gereğince dava konusu 1899 parsel sayılı taşınmazın davacıya taksim edildiğini, 1899 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında 7.700.00 m² olarak yazıldığını, davacının buna güvenerek sözleşmeyi imzaladığını, ancak taşınmazın 7.700,00 m² değil, 1.748,00 m² olduğunu öğrendiğini, bu durumun 2016 yılında yapılan uygulama kadastrosu ile ortaya çıktığını, davacının bu nedenle mağdur olduğunu, bu yanlışlıkta Tapu Sicil Müdürlüğünün de hatası olduğunu ileri sürerek, miras taksim sözleşmesinin iptaline karar verilmesini, bu talebin kabul görmemesi hâlinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL'nin sözleşme tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP1. Davalı Maliye Hazinesi vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın İdare yönünden öncelikle husumet nedeniyle, olmadığı hâlde esastan reddini savunmuştur.2. Bir kısım davalılar davanın reddini istemişlerdir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı ile asıl ve terditli talepler yönünden davanın ispatlanamadığından ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz NedenleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde;1. Miras taksim sözleşmesine göre kendisine kalan taşınmazlardan biri olan 1899 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında yüz ölçümünün 7.700.00 m² olduğunun yazdığı, gerçekte ise anılan taşınmazın 1.748.97 m² olduğunu, tapu kütüğüne güvenerek taşınmazın bu büyüklükte olduğuna inandığını ve bu nedenle miras taksim sözleşmesini kabul ettiği,2. Taşınmazın gerçek büyüklüğü 1.748.97 m² olduğundan davalıların sebepsiz zenginleştiği,3. Davacının 74 yaşında olduğunu, Mahkemece ''taşınmazın gerçek yüz ölçümünün tapulama tutanağında belirtildiği şekilde 1700 m² olduğunu bilen yahut bilmesi gereken kişi konumunda olduğu''nun kabul edildiğini, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan güven duygularını sağlamak bakımından 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1007. maddesi ile tapu sicilinin tutulmasından doğan zararlardan ötürü Hazinenin doğrudan doğruya sorumlu olacağı ilkesinin benimsendiğini,4. Yapılan yanlışlığın tapulama tutanağındaki maddi hatadan kaynaklandığı, taşınmazın büyüklüğü konusunda kendisinin kusurlu, davalıların kusursuz sayıldığını,5. Edinmeyi beklediği taşınmaz ile edindiği taşınmaz arasında 5.951,00 m² fark olduğunu, 5.951,00 m² taşınmazdan tapu müdürlüğünün maddi hatası nedeniyle mahrum olduğunu, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmektedir.B. Değerlendirme ve GerekçeDava, miras taksim sözleşmesinin iptali ve terditli olarak 4721 sayılı Kanun'un 1007. maddesi gereğince tazminat istemine ilişkindir.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,05.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.