Anahtar kelimeler: İttiği Binerken Vapur Eminönünden Eminönü Motora İskeleden Boşluktan İskelesinde Bebek

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ12. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: ████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2025NUMARASI
: ████████ Esas ████████ KararDAVA
: TazminatDAVA TARİHİ
: █████/2022İSTİNAF KARAR TARİH
: █████/2026İlk derece mahkemesince verilen kararın davacı ve davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;DAVA
: Davacılar vekili; müvekkili küçük ...'un, annesi ... ve ablası ... eşliğinde 04.04.2014 tarihinde saat 16.30 civarında Eminönü'nden Üsküdar'a gitmek için Eminönü ... Vapur İskelesinde ... isimli yolcu motoruna binerken, iskele ile vapur arasındaki boşluktan denize düşerek hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandığını, olay tarihinde küçük ...'in 1 yaşında olduğunu, iskeleden motora taşınması sırasında annesi ...'nın ittiği bebek arabasında bulunduğunu, ceza yargılamasındaki bilirkişi raporlarına da yansıdığı şekilde davalıların kusuru neticesinde bebek arabasından kayarak denize düştüğünü ve 15 dk suda kaldığını, dalgıçlar tarafından büyük güçlükle iskele altından çıkarıldığını, ölümle burun buruna gelen küçüğün acil müdahale ile hayata döndüğünü, olaydan sonra 2.5 ayı aşkın süre yoğun bakım ünitesinde, sonrasında da 4.5 ay serviste tedavi gördüğünü, ancak yapılan tedavilere rağmen müvekkilinin %99 oranında malul kaldığını, müvekkilinin halen yatağa bağlı ve bakıma muhtaç olarak yaşadığını, olayın oluş tarihinden bugüne kadar davacılardan anne ve baba, küçük ...'in tedavisi için gerekli olan özeni gösterdiğini, raporlarda belirtilen şekilde fizyoterapi ve konuşma terapisi alması için çocuklarını başta İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesi olmak üzere birçok hastaneye götürdüklerini, ancak davacı ...'un beden gücü kayıp oranında %1den fazla bir azalma görülmediğini, dava konusu olay sonrası sorumlular hakkında başlatılan kovuşturma neticesinde sanıklar ... (İskele Hareket Amiri), ... (İskele Amiri), ... (İskele Memuru), ... (Motor Kaptanı), ...'ın (Tekne Güverte Sorumlusu) İstanbul 24. Asliye Ceza Mahkemesinin ████████ E. ████████ K. sayılı ilamı ile taksirle yaralama suçundan cezalandırılmalarına karar verildiğini, istinaf incelemesinden geçmek suretiyle 25.03.2020 tarihinde kesinleştiğini, ceza davasında davalı kaptan ...'nın olayda asli kusurlu kabul edildiğini, ayrıca davalı taşıyanların ve çalışanlarının/adamlarının kusurlu kabul edildiklerini, TTK hükümleri uyarınca taşıyanın ve kaptanın yolcunun yolculuk sırasında herhangi bir zarara uğramaması için tedbirli bir taşıyandan ve tedbirli bir kaptandan beklenen tüm özeni göstermesi, geminin denize ve yola elverişliliğini sağlaması, kazaları önleyecek tüm emniyet tedbirlerini alması gerektiğini, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Kaza İnceleme Kurulu tarafından dava konusu olaya ilişkin olarak hazırlanan kaza raporunda davalı taşıyanların, kaptanın ve adamlarının kusurlu olduğunun açıkça belirtildiğini, davalı ... AŞ'nin kendisine yapılan başvuru neticesinde poliçe limitleriyle sorumlu olduklarını beyan ile sadece 200.000-TL ödeme yaptığını, bakiye 200.000-TL'yi ve yapılan kısmi ödemeye ilişkin vekalet ücretini ödemediğini, bu sebeple müvekkillerin zararının davalı sigorta şirketi tarafından da giderilmediğini belirterek fazlaya ilişkin dava ve talep hakkı saklı kalmak üzere dava konusu olayda bedensel zarara uğrayan ... için maluliyet tazminatı, tedavi giderleri, ilaç giderleri, yol giderleri, bakıcı-yardımcı giderleri, bez giderleri, tedavi ve bakıma yönelik araç-gereç giderleri ile ilerde doğması muhtemel her türlü tedavi ve ameliyat, araç, gereç, protez vb. gideri, ilaç, yol ve sair giderleri karşılamak üzere belirsiz alacak davası kapsamında şimdilik 10.000-TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, sigorta şirketi yönünden zorunlu mali mesuliyet sigortası kapsamında (poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla) yetersiz ödemeye ilişkin bakiye 200.000-TL maddi tazminatın, yapılan eksik-kısmi ödemeye ilişkin vekalet ücreti ile birlikte tahsiline, küçük ...'in ve annesi ile babasının ve kardeşlerinin yaşı, ailenin yaşadığı geçim sıkıntısı, sosyal hayatta yaşadıkları zorluklar ve ekonomik durumları dikkate alınarak mağdur ... için 5.000.000-TL, baba ... için 1.000.000-TL, anne ... için 1.000.000-TL, kardeş ... için 500.000-TL, kardeş ... için 500.000-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizden az olmamak kaydı ile mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalılardan (... Ticaret Limited Şti., ....... A.ş., Ve ... ve ... Kooperatifi ve ...) müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.BEDEL ARTIRIM
: Davacılar vekili; █████/2025 tarihli dilekçe ile davacı ... için talep ettiği toplam 210.000-TL maddi tazminat talebini 48.742.478,68-TL'ye yükseltmiştir.CEVAP
: 1-Davalı ... AŞ vekili; dava tarihi itibari ile zamanaşımı süresi dolduğundan davanın bu nedenle reddedilmesi gerektiğini, olaydan sonra davacının müvekkili şirkete yaptığı başvuru neticesi yapılan araştırma doğrultusunda müvekkili şirket nezdinde düzenli 67295679 nolu denizyolu yolcu taşımacılığı sigorta poliçesi kapsamında poliçe azami teminat limiti olan 200.000-TL'nin ödendiğini, bu şekilde müvekkilinin tüm hukuki sorumluluğunu yerine getirdiğini, poliçe teminat limitini aşan zararlar yönünden sorumluluğu bulunmadığını, davacının bakiye 200.000-TL ve vekalet ücreti talebinin haksız olduğunu sürekli sakatlık teminatının müvekkili şirketçe tüketildiğini, tedavi gideri teminatına ilişkin ise müvekkili şirkete herhangi bir tedavi masrafına ilişkin belge sunulmadığını, ayrıca davacının müvekkili şirketten kaza tarihinden işleyen faiz talebinin de haksız olduğunu, sigorta şirketlerinin haksız fiil sorumluları olmayıp sigortalısı ile arasında düzenli poliçe/akit/sözleşme uyarınca sözleşmesel bir sorumluluk söz konusu olduğunu, müvekkili şirketin faiz ve diğer feriler yönünden sorumlu olabilmesi için sigorta şirketi yönünden temerrüt oluşması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydı ile dava konusu talepler herhangi bir ticari iş olmayıp en yüksek mevduat faizi talebi haksız olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.2-Davalı ... ve ... Koop vekili; 04.04.2014 tarihinde kooperatif üyesi bulunan donatanı ... ...Ltd Şti olan ve kaptan ... idaresindeki tekne ile Eminönü ... iskelesine bağlı olduğu sırada yolcu alırken kaza olduğunu, olayın başında kooperatif yetkililerince tedavinin Kadıköy'de kendi nezaretleri altında yapılması önerildiği halde oturduklara yere uzak olduğundan bahisle kabul görmediği gibi uzlaşma sırasında önerilen bedelin davacı tarafından kabul edilmediğini, kazanın oluşumunda anne ...'un birinci derecede kusurlu olduğunun dikkate alınmadığını, İstanbul 24 Asliye Ceza Mahkemesinde iddianame de yer aldığı gibi birinci derecede kusurlu bulunan annenin kusur durumunun dikkate alınması yönündeki ısrarlarının bilirkişi tarafından dikkate alınmadığını, verilen rapor çerçevesinde ... İskele amiri ... asli, iskele memuru ... ve ...'nun tali kusurlu olarak ceza aldığını, ceza mahkemesinin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararının hukuk hakimini bağlamayacağını, müvekkilinin işleten sıfatıyla sorumlu kılınarak açılan davada, istihdam edilen iskele sorumlusu ... ve memurlar ... ve ... atfedilen ceza dosyasından belirlenen kusur oranlarının kazada birinci derecede kusurlu bulunan annenin durumu ve kazanın oluş şekli incelendiğinde gerçekçi olmadığını, diğer davalı ...'ya ait sigortadan davacıya ödeme yapıldığını. ... iskelesinin inme ve binmeye müsait olmadığı dile getirilmiş olmasına rağmen 2014 yılı itibarı geçerli kabul edilen teknik konuma göre yapıldığını, davacı tarafından talep edilen mevduat faizinin yasal olmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... Deniz..AŞ vekili; 04.04.2014 tarihinde ... Taşıyıcılar kooperatifinin, İBBnden kiraladığı iskelede, kooperatif üyesi bulunan ... şirketinin donatanı olduğu ve kaptan ... idaresindeki tekne ile Eminönü ... iskelesine bağlı yolcu alırken kaza vuku bulduğunu, olayın taraflarının, iskeleyi kiralayan ve iskele elemanlarını istihdam eden kooperatif, yolcuyu alan ... ...Ltd Şti'nin donatanı olduğu kaptan ... yönetiminde ... gemisi olduğunu, olayın müvekkili ile alakalı olmadığını, müvekkilinin turizm ve uluslararası yolcu taşıma mevzuatı çerçevesinde turistik amaçlı yolcu ile Ayvalık, Midilli, Çeşme Sakız, Kuşadası Samos adaları arasında uluslararası yolcu ve yük taşıma amacıyla faaliyet gösterdiğini, ceza dosyasında adı geçen sanıkların beyanlarından da anlaşılacağı gibi dava konusu olay ile alakası bulunmayan müvekkiline husumet düşmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... ve ... Den..vekili; alacağın zamanaşımına uğradığını, olayın meydana gelmesinde müvekkillerinin herhangi bir kusur ve sorumluluğu bulunmadığını, davaya konu kazanın tamamen davacılar ile davalılar ... ve ... ...AŞ'nin dikkatsiz ve özensiz hareketleri neticesinde meydana geldiğini, annenin gözetiminde bulunan davacı küçüğün bebek arabasından kayarak denize düştüğünü, müvekkilinin kaptan köşkünde bulunduğunu, kazanın meydana gelmesine herhangi bir kusuru bulunmadığını, zira müvekkilinin gerekli tüm önlemleri aldığını, hayatın olağan akışı içerisinde iskelede görevli personeller tarafından son uyarılar yapılmadan, deniz taşıtının kara ile irtibatı kesilmeden hareket etmesinin mümkün olmadığını, davacı küçüğün denizden kurtarılana kadar müvekkilinin idaresinde bulunan geminin hareket ettirilmediğini, gemi personelinin derhal denize atladığını, yardım çağrıldığını, olaya müdahale edildiğini, yaşanılan elim kazaya müvekkili sebep olmuş gibi gösterme çabalarını ise hayretle karşıladıklarını, olayın meydana gelmesinde müvekkillerinin herhangi bir kusuru bulunmadığını, aksine davacı anne ile birlikte müşterek ve müteselsil olarak sorumlu olduğunu, davacıların talep ettiği tazminat miktarları fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEME KARARI
:Mahkemece; dosyada bulunan ... Gemi Sicil Kitabı’nda davalı ..., hem gemi maliki hem de "işletmeci" olarak yer aldığı, diğer davalı ... tarafından düzenlenen Denizyolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Sorumluluk Poliçesi’nde sigortalı olarak davalı ...'nun gösterildiği, davalı ...’nun, ... gemisinin hem maliki hem de işleteni olduğu, dolayısıyla donatan sıfatını haiz bulunduğu, dosyaya sunulan “gemi kiralama ve işletme sözleşmesi” başlıklı belgede davalı ... ve ... Kooperatifi tarafından ... gemisinin kiralandığı, kiracı geminin kendisine teslimi ile geminin zilyedi hâline geldiğinden TTKnın 1061/2 anlamında işleten olup, bu madde uyarınca üçüncü kişilere karşı donatan sayılacağı, Denizyolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Sorumluluk Poliçesi’nde anılan sözleşmede, “... tarafından kiralanan geminin ...Ana sözleşmesi ve Çalışma Yönetmeliği esaslarında çalıştırılacağı; donatanın kiraya verdiği gemiyi kooperatifin ana sözleşmesine ve çalışma yönetmeliğine uygun olarak ve yeterli personelle donatarak hazır bulunduracağı (m. 3-a); donatanın kiraya verdiği gemisinin gemi personeli giderleri, bakım, onarım, yedek parça, yağlama yağı, tatlı su ve tersane giderlerini karşılayacağı (m. 3-c)” hususlarının kararlaştırıldığı, buna karşılık geminin kullanımının bırakıldığına, malik tarafından kiracıya teslim edileceğine, kira sözleşmesi sonunda kiracı tarafından malike iade edileceğine vb. dair herhangi bir hükmün sözleşmede yer almadığı, yukarıda zikredilen hükümlerden, taraflar arasındaki sözleşmenin TTKnın 1119 vdnda düzenlenen gemi kira sözleşmesinin özelliklerini taşımadığı, zira sözleşmedeki bu koşullarla, gemi kira sözleşmesine ilişkin 1124/3, 1126 ve 1127 hükümlerinde öngörülen çözümlerin tersinin benimsendiği, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin, kullanılan “kiracı” ve “kiraya veren” terimlerine rağmen, gemi kira sözleşmesi olmadığı, TTK nın 1131 vdnda düzenlenen zaman çarteri sözleşmesi olduğu, zaman çarteri sözleşmesinde ise tahsis eden gemi malikinin geminin zilyedi olması sebebiyle donatan sıfatını haiz olduğu, davalı ...’in kaza tarihinde Eminönü İskelesi’nin işleticisi olduğu, davalı ...’un web sitesinde yer açıklamalar dikkate alındığında ... ile kooperatif tüzel kişilikleri arasındaki organik bağ ilişkisinin bulunduğu, her iki tüzel kişilik bakımından adres ortaklığı, faaliyet alanı ortaklığı ve şirket yetkililerinin aynı veya benzer kişilerden oluşması kriterlerinin sağlandığı, dolayısıyla ... AŞ’nin de TTKnın 1061/2maddesi anlamında işleten sıfatıyla sorumlu olduğu, davalı ...'nın kaptan sıfatıyla sorumlu olduğu, TTKnın1256/f.2 maddesi gereğince taşıyanın, yolcunun, gemi kazasından kaynaklanmayan ölüm ve yaralanmasının sebep olduğu zarardan, bu zarara yol açan kazanın meydana gelmesinde kusuru varsa sorumlu olacağı ve kusuru ispat yükünün ise davacıya ait olduğu, TTK m. 1262/1'de yolcunun ölümü veya yaralanmasından dolayı taşıyanın 1256.madde gereğince sorumluluğunun hiçbir hâlde her olay için yolcu başına 400.000 özel çekme hakkını geçemeyeceğinin düzenlendiği, dosya kapsamı ve bilirkişi raporlarına göre kazanın meydana gelmesinde kazalının annesinin %10 oranda kusurlu olduğu, kaza ve dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan TBKnın 61. ve 62. maddelerinde birden çok zarar verenin zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları, TTK m.1257/f.4'de de taşıyan ile fiili taşıyanın sorumluluklarının, birlikte sorumlu oldukları takdirde ve ölçüde müteselsil olarak kabul edildiği, kazanın meydana gelmesinde kazalı ...'un annesinin %10 oranında kusurlu görüldüğünden, davalılar ortaya çıkan zararın %90'nından dolayı davacıya karşı birlikte ve müteselsilen sorumlu oldukları gerekçesiyle davalı ... A.Ş. hakkında açılan davanın reddine, davalılar ... ...Kooperatifi, ... ...AŞ, ..., ... ...Ltd Şti hakkında açılan maddi tazminat davasının kabulü ile 48.742.478,68-TL'nin olay tarihi olan 04.04.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte bu davalılardan müteselsilen tahsil edilerek davacı çocuk ...'a velayeten davacılar ... ile ...'a verilmesine, davacıların manevi tazminat taleplerinin kabulü ile davacı ... için 5.000.000-TL, davacı ... için-1.000.000 TL, davacı anne ... için 1.000.000-TL, davacı ... için 500.000-TL ve davacı ... için 500.000-TL olarak taktir edilen toplam 8.000.000-TL manevi tazminatın olay tarihi olan 04.04.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ...Kooperatifi, ... ...AŞ, ..., ... ...Ltd Şti'den müteselsilen tahsil edilerek davacılara ödenmesine karar verilmiştir.TASHİH KARARI
: Mahkemece █████/2026 tarihli tashih kararıyla; karar tarihinde SDR kuru 58.3336-TL olduğundan 400.000 ÖÇH’nin TL karşılığının 23.333.440-TL olmasına rağmen maddi hata (hesap hatası) sonucunda üst sınırın 233.334.400-TL olarak tespit edilmek suretiyle maddi tazminat talebi yönünden hatalı hüküm kurulduğundan, hükmün diğer yönleri aynı kalmak kaydıyla, hükmedilen maddi tazminat tutarı 400.000 ÖÇH’nin TL karşılığı 23.333.440-TL olarak tashih edilmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİ
: 1-Davacı ... vekili; █████/2026 tarihli tashih şerhinin HMK'ya aykırı olduğunu, tashih şerhi ile yeni bir hüküm kurulduğunu, tashih şerhi ile davalıların kusur durumunu göz ardı ederek yapılan yargılama ve bilirkişi raporlarını hiçe sayarak kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluk gerekçesi değiştirildiği, maddi hatanın düzeltilmediğini, bu şekilde kararın gerekçesinin değiştirildiğini, gerekçeli kararda 400.000 özel çekme hakkı sorumluluklarının uygulanması hususunda herhangi bir hukuki gerekçe oluşturulmadığı halde tashih kararında bu yönde yeni bir hukuki gerekçe oluşturularak hükmün değiştirildiğini, davalı taşıyanların müvekkilinin bedensel zarara uğramasında kusurlu olduklarının ceza mahkemesi kararıyla hüküm altına alındığından davalı taşıyanlar ve kaptan yönünden TTK'nın 1267. Maddesi uyarınca sınırlı sorumluluk hakkın kaybedildiğini, bilirkişi raporunda hem kaptanın hem de taşıyanın pervasızca hareketinin olduğunun açık ve net bir şekilde tespit edilmesine rağmen tashih şerhiyle sınırlı sorumluluk hükümlerinin uygulanmasının doğru olmadığını, sigorta poliçesinde 200.000-TL tedavi gideri ve 200.000-TL sakatlanma ve ölüm teminatı yazılı olduğu halde müvekkilline sadece sakatlanma teminatı ödendiğini, tedavi gideri ödemesi yapılmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.2-Davalılar ... ...AŞ ve ... ...Koop vekili; kazanın meydana geldiği teknenin kooperatif üyesi olup müvekkil ile bir ilgisi olmadığını, yine kooperatifle müvekkili şirketin farklı tüzel kişiliklere sahip olduğunu ve iştigal konularının birbirinden farklı olduğunu, davanın öncelikle husumet nedeniyle reddi gerektiğini, kazanın meydana gelmesinde anne ...’un asli kusurlu olduğunu, yanında iki çocuk daha bulunan davacı annenin gerekli dikkati göstermediğini, bebek arabasında emniyet kemerinin takılı olmadığını, nihayetinde bebek arabasının yan yatmasıyla çocuğun denize düştüğünü, davacı babanın ise uzlaşma tutanağı düzenlendiği halde iki gün sonra uzlaşmak istemediklerini beyan ettiklerini, olayın vuku bulduğu 2014 yılı itibari ile açılır kapanır sistem değil, basamaklı iskelet sistemi geçerli olduğunu, bilirkişi raporunda küçük ...’un %100 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiği ve sürekli bakıcı ihtiyacı olduğu tespitlerinin bilimsel verilere dayandırılmadığını, sorumluluğun üst sınırına ilişkin değerlendirmenin kararda yer almasına rağmen özel çekme hakkının olay tarihi itibarıyla hesaplanması yerine karar tarihi itibari ile hesaplanması ve geriye doğru faiz yürütülmesinin kanun koyucunun amacına aykırı olduğunu, asli kusurun annede olması nedeniyle 250.000 özel çekme hakkı uygulanması gerektiğini, yine özel çekme hakkının olay tarihi itibarıyla belirlenmesi gerektiğini, davacı ...’un bakiye ömür süresi hesabının kabulünün mümkün olmadığını, hesaplamanın PMF tablosuna göre yapılması gerektiğini, yine ...’un en erken 18 yaşında kazanç sağlayabileceği dikkate alınmaksızın tüm ömür süresince hesaplama yapılmasının da hatalı olduğunu,2024 yılı brüt asgari ücret tutarının 20.002,50-TL olmasına rağmen 23.502,94-TL olarak kabul edilmek suretiyle yapılan bakım gideri hesabının hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda 20.000-USD olarak saptanan ve her sene asgari ücrete göre arttırma tabi tutulan tedavi giderinin somut dayanağının bulunmadığını, davacının ulaşım gideri olarak belirlenen ve ömür boyu artırma tabi tutan değerin kararı esas alınamayacağını, yine sigorta şirketi tarafından ödenen 200.000-TL’nin ödeme tarihi itibari ile uyarlanmamasının da hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.3-Davalı ... ve ... ...Ltd Şti vekili; davanın zamanaşımına uğradığını, bir yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, husumetin ... ...Kooperatifine ve ... ...AŞ’ye yönetilmesi gerektiğini, taşımacılığın yapıldığı teknenin güvenli sefer için her türlü belgesinin bulunduğunu, yine liman başkanlığınca iskelenin gemiye uygun bulunduğunu ve yolcuların iniş ve binişinde emniyetli olarak değerlendirildiğini, müvekkilinin fiili taşıyan olarak ne iskelelerden ne de yanaşma yeri uygunluğunundan ne gemiye biniş rampasına ne de iniş biniş emniyetinden sorumlu olmadığını, kaptanın sorumluluğunun yolcunun gemiye biniş ile başladığını, Liman başkanlığına sefer için her türlü izin belgesi kira sözleşmesi dahil işletici ... tarafından imzalanarak verildiğini, husumet tespitinin eksik yapıldığını, kazanın gemide değil iskelede olduğunu, iskele üzerinde bariyer gibi engelleyici unsurların bulunmadığı, liman üzerinde gerekli yönlendirme hizmetinin yeterince yapılmadığını, bu haliyle limanın yük yolcu ve araç için kullanıma müsait olmadığını, buna rağmen ...AŞ tarafından gerekli inceleme ve denetleme yapılmaksızın kullanıma müsait olmayan limana kıyı tesisi işletme izni verildiğini, dolayısıyla Ulaştırma Bakanlığının da kusurunu bulunduğunu, dosyada kusur incelemesinin davanın tarafları bakımından yapıldığını, oysa bu davada taraf bulunmayan kişilerinin de kusurunun araştırılması gerektiğini, en azından buna ilişkin evrakların tedarik edilerek ona göre kusur değerlendirilmesi yapılması gerektiğini, mahkemece eksik tahkikata ve gerekli belgeler toplanmadan karar verildiğini, tüm itirazlara rağmen aynı heyetten rapor alınarak karar verildiğini, müvekkiline affedilen %60 kusurun isabetsiz olduğunu, kıyı tesisi geçici işletme izin belgesinden de anlaşılacağı üzere izin belgesinin ... ve Bakanlık arasında olduğunu, taşımanın tamamen veya kısmen fiili taşıyan tarafından ifa olunduğu hallerde iki ayrı hukuki ilişki söz konusu olacağını, müvekkilinin olayda sadece fiili taşıyıcı olup taşıyanın ... ...AŞ olduğunu, Ulaştırma Bakanlığı deniz kazası inceleme raporunda da ...‘un sorumluluğuna değinildiğini, raporda gemiye biniş rampası kurulması ve sağlanmasından kimin sorumlu olduğunun veya rampanın güvenli olup olmadığının, iskeleden rampa kadar kimin sorumlu olduğunun hiç irdelemediğini, fiili taşıyan sorumluluğunun gemiye binişten itibaren başladığını, biniş rampalarını sağlayanın ... olduğunu, rampanın iki yanına güvenlik demirinin tüm iskelelerde kazadan sonra ... tarafından yalnız ızgaralı şekilde yeniden koyulduğu, müvekkilinin fiili taşıyan olması sebebiyle iskele ve rampa güvenliğinden sorumlu olmadığını, buna rağmen müvekkilin %60 gibi ağır bir kusur ithaf edilmesinin hakkaniyete uygun olmadığını, somut olayda yolcunun gemiye alınmasının söz konusu olmadığını, gemiye alınan sadece kaza sonrasında boş bebek arabası olduğunu, oysa kanun hükmünün çok açık olduğunu, yolcunun fiilen gemiye binmesi gerektiğini, görüntülerden de anlaşılacağı üzere davacı annenin gemiye binerken telaş içinde olduğunu, arabadaki bebeğin son derece emniyetsiz bulunduğunu, bebeğin battaniyesine bastığı için ve bebeği gemiye kendi tek başına kaldırarak değil emniyet kemeri takılı bindirmek yerine ya da yardım isteyerek bebeği kucağa almak suretiyle bindirmediğinden olayın meydana geldiğini, bebek arabası kaldırılmadan önce başka bir yolcunun davacı anneyi uyardığını, bu durumda görevlilerin yapacakları bir şey bulunmadığını, bilirkişiler tarafından davacı annenin asli kusurunun basitçe geçiştirildiğini, emniyet kemerinin takılı olması halinde ya da gemiye uzanan rampanın yandan kapalı olması halinde çocuğun suya düşmesinin mümkün olmayacağını, iskele amirinin ve görevlisinin gemiye binmeden önce gerekli uyarıları yapması halinde yine bu kazanın gerçekleşmeyeceğini, bu kişilerce en büyük hatanın kusuru oranı tespiti yerine mutlak risk değerlendirmesi ve söz konusu riskin meydana gelen netice bağlamında alınacak tedbirlerle engellenmesinin mümkün olup olmadığı noktasında toplandığını, davacı babanın uzlaşma talebinin mahkemece değerlendirilmediğini, yine müvekkilden pervasız bir davranışı olmadığından, ağır kusurunun bulunmadığından özel çekme hakkının 400.000 değil 250.000 olması gerektiğini, maddi tazminat hesabında desteğin bakiye ömrü, desteğin aktif pasif yaşam dönemi, desteğin kazancı ile destekten yoksun kalanların paylarının yanı sıra tazminattan yapılacak indirim nedenlerinin de göz önünde bulundurulması gerektiğini, yine hesaplanacak zarardan %5 yetiştirme giderini indirilmesi gerektiğini, yine destek 19 yaşın ikmaline kadar asgari ücretin %15’i pay ayrılacağı kabul edilerek hesaplama yapılmış ise de oranın hatalı olduğunu, maddi zararın 18 yaşından itibaren hesaplanması gerekirken kaza tarihinden itibaren hesaplama yapılmasının yerleşik yargı kararlarına aykırı olduğunu, askerlik süresinin dışlanmamasının hatalı olduğunu, hesaplamaya esas alınan asgari ücret miktarının yüksek olduğunu, tedavi giderlerinin de USD para birimi baz alınarak asgari ücrete endeksle belirlenmesinin hatalı olduğunu, sigorta şirketi tarafından ödenen tutarın karar tarihi itibari ile uyarılarak zarardan düşürmesi gerektiğini belirterek kaldırılmasını talep etmiştir.GEREKÇE
: Dava; davacı ...'un, davacı anne ... refakatinde davalı ...'nın sevk ve idaresindeki, davalı ... ...Ltd Şti tarafından işletilen tekneye iskeleden binerken denize düşmesi neticesinde sürekli iş göremezlik, bakım ve tedavi masraflarından kaynaklı maddi zarar ile davacı ... ile annesi, babası ve kardeşleri olan diğer davacıların manevi zararlarının geminin donatanı, işleteni, kaptanı ve sorumluluk sigortacısı olan davalılardan tazmini istemine ilişkindir.Mahkemece, davalı ... AŞ hakkında davanın reddine, davalılar ... ...Kooperatifi, ... ...AŞ, ..., ... ...Ltd Şti hakkında açılan maddi tazminat davasının kabulü ile 48.742.478,68-TL'nin olay tarihi olan 04.04.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte bu davalılardan müteselsilen tahsiline, davacıların manevi tazminat taleplerinin kabulüne, toplam 8.000.000-TL manevi tazminatın olay tarihi olan 04.04.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar davalılar ... ...Kooperatifi, ... ...AŞ, ..., ... ...Ltd Şti'den tahsiline karar verilmiştir.Davalı ... ...Kooperatifi vekilinin mahkemeye müracaatı üzerine, mahkemece; karar tarihinde SDR kuru 58.3336-TL olduğundan 400.000 ÖÇH’nin TL karşılığının 23.333.440-TL olmasına rağmen maddi hata (hesap hatası) sonucunda üst sınırın 233.334.400-TL olarak tespit edilmek suretiyle maddi tazminat talebi yönünden hatalı hüküm kurulduğundan, maddi tazminatına ilişkin hükmün 400.000 ÖÇH’nin TL karşılığı 23.333.440-TL üzerinden tashih edilmiştir.HMK'nın 304. maddesinde; hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hataların, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebileceği düzenlenmiştir.Anılan düzenlemeden de anlaşılacağı üzere hükmün tashihi yoluyla mahkeme kararındaki yazı, hesap veya benzeri açık maddi hataların, hükmün esasını değiştirmemek kaydıyla düzeltilebilmesine imkan tanınmıştır. Somut olayda kanunda öngörülen sorumluluk sınırının hatalı hesaplanması sonucunda maddi hataya dayalı olarak gerçek zarara hükmedildiği gerekçesiyle ek kararla hüküm tashih edilmiş ise de mahkemenin ilk kararının gerekçesinde TTK'nın 1267. maddesi çerçevesinde davalıların sorumluluk sınırından yararlanma şartlarının bulunup bulunmadığı hususunda herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır. Mahkemece zararın davalıların pervasız davranışından meydana gelip gelmediği, buna bağlı olarak sorumluluk sınırı koşullarının uygulanıp uygulanmayacağı ile ilgili değerlendirme yapılmadan verilen tashih kararı, asıl hükmü genişletecek, tarafların hak ve borçlarında değişiklik meydana getirecek niteliktedir. Bu nedenle hükmün esasını değiştirecek nitelikte tashih kararı verilemeyeceğinden davacı vekilinin tashih kararına karşı istinaf başvurusu haklı görülmüştür.İstinafa gelen uyuşmazlık, kazanın meydana gelmesinde tarafların kusur oranı ve maddi tazminatın miktarı hususundadır.04.04.2014 tarihinde meydana gelen dava konusu kazada küçük ...'un, bebek arabasının içinde iken annesi refakatinde Eminönü'nden Üsküdara gitmek için Eminönü ... Vapur İskelesinde "..." isimli yolcu motoruna binerken, iskele ile vapur arasındaki boşluktan denize düştüğü, ATK'nın █████/2023 tarihli raporunda tespit edildiği üzere geçirdiği kaza nedeniyle meslekte kazanma gücünü % 100 oranında kaybettiği, sürekli bakıma muhtaç hale geldiği anlaşılmaktadır. Davalı ... ...Ltd Şti'nin “...” isimli geminin hem maliki hem işleteni olduğu, davalı şirketin donatan sıfatının bulunduğu, kaza sırasında geminin kaptan olarak davalı ... sevk ve idaresinde olduğu, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Deniz ve İçsular Düzenleme Genel Müdürlüğü’nün 21.01.2014 tarihinde düzenlediği, ... Nolu Kıyı Tesisi Geçici İşletme İzin Belgesi’nden, kazanın meydana geldiği tarihte iskelenin diğer davalı ...tarafından işletildiği dosyadaki belgelerle sabittir. Yine, davalı ...’i kazanın gerçekleştiği ... gemisini şehir içinde belirli hatlarda tarifeli seferlerde yolcu taşımacılığında kullandığı anlaşılmaktadır. Davalı ... AŞ ise dava konusu kaza ile bir ilgilerinin bulunmadığını ileri sürerek husumet nedeniyle davanın reddini talep etmiş ise de ... ...AŞ ile davalı ...arasında adres ortaklığı; faaliyet alanı ortaklığı ve şirket yetkililerinin aynı veya bağlantılı kişilerden oluşması nedeniyle organik bağ bulunduğu tespit edilmiştir. Bu halde davalıların husumete ilişkin itirazları yerinde görülmemiştir.TTK'nın 1268. maddesinde yolcunun ölümünden, yaralanmasından, bagajının zıyaı veya hasarından dolayı, taşıyana veya fiilî taşıyana karşı, yalnızca bu Bölüm hükümleri uyarınca tazminat davası açılabileceği düzenlenmiştir. TTK'nın 1270. maddesinde yolcunun ölümünden ve bedensel zararından ilgilisi lehine doğan bütün tazminat istemlerinin on yılda zamanaşımına uğrayacağı düzenlenmiştir. Bir kısım davalılar yönünden davanın zamanaşımına uğradığı ileri sürülmüş ise de olayın meydana geldiği tarih ile dava arasında 10 yıllık süre dolmadığından zamanaşımına ilişkin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Taşıyanın deniz yoluyla yolcu taşıma sözleşmesinden doğan sorumluluğu TTK’nın 1247 vd maddelerinde düzenlenmiştir.TTK'nın 1256/1 maddesinde "(1) Taşıyan, yolcunun gemi kazası yüzünden ölmesi veya yaralanmasından doğan zarardan sorumludur. Taşıyanın sorumluluğu, zarar gören yolcu başına her bir gemi kazası için 250.000 Özel Çekme Hakkı ile sınırlıdır. Şu kadar ki, kazanın savaş, terör, iç savaş, isyan veya istisnai nitelikte, kaçınılamaz ve engellenmesi mümkün olmayan nitelikteki bir doğa olayından veya tamamıyla bir üçüncü kişinin onu meydana getirmek kastıyla gerçekleştirdiği bir fiil veya ihmalinden kaynaklandığını ispatlayan taşıyan, sorumluluktan kurtulur. Taşıyan kusurlu ise, yolcunun yukarıdaki miktarı aşan zararından da sorumlu olur; kusurlu olmadığını ispat yükü taşıyana aittir. (2) Taşıyan, yolcunun, gemi kazasından kaynaklanmayan ölüm ve yaralanmasının sebep olduğu zarardan, bu zarara yol açan kazanın meydana gelmesinde kusuru varsa sorumlu olur. Kusuru ispat yükü davacıya aittir..." Bahsi geçen ilk iki fıkrada yolcunun ölümünün ya da yaralanmasının gemi kazasından kaynaklanıp kaynaklanmasına göre farklı bir sorumluluk sistemi benimsenmiştir. TTKnın 1256/f.5-(a) maddesi uyarınca “gemi kazası”, geminin enkaz hâline gelmesini, alabora olmasını, karaya oturmasını, çatmayı, gemideki infilâkı, yangını ve arızayı ifade etmektedir. Ancak somut olayda davacının yaralanması gemi kazası olarak nitelendirilebilecek bir olay neticesinde meydana gelmediğinden sorumluluğun hükmün ikinci fıkrasına göre belirlenmesi gerekir. Bu durumda TTKnın 1256/2 maddesi gereğince taşıyan, yolcunun, gemi kazasından kaynaklanmayan ölüm ve yaralanmasının sebep olduğu zarardan, bu zarara yol açan kazanın meydana gelmesinde kusuru varsa sorumluluğu doğacaktır.TTKnın 1256/7 maddesi uyarınca taşıyanın bu maddeye göre sorumluluğu, sadece taşıma sırasında meydana gelen kazaların sebep olduğu zararlara ilişkindir. TTK'nin 1258. maddesinde ise taşıma süresi açıklığa kavuşturulmuştur. Hükmün birinci fıkrasının a bendine göre taşıma süresi; yolcu bakımından yolcunun bir yolcu salonunda, rıhtımda, iskelede veya diğer herhangi bir liman tesisinde bulunduğu süre hariç, yolcunun gemide bulunduğu veya gemiye alındığı veya gemiden çıkartıldığı süreyi kapsamaktadır. Somut olayda da yolcu gemiye biniş esnasında yaralandığından, kaza taşıma sırasında meydana gelmiştir.TTK m. 1256/5-b uyarınca “taşıyanın kusuru”, taşıyanın adamlarının görevlerini yerine getirdikleri sırada işledikleri kusurunu da kapsamaktadır. TTKnın 1257/1 maddesi uyarınca “Taşımanın tamamının veya bir kısmının yapılması, bir fiilî taşıyana bırakılmış olsa bile, taşıyan taşımanın tamamından bu Bölüm hükümlerine göre sorumlu kalmakta devam eder. Fiilî taşıyan da, taşımanın kendisi tarafından yapılan bölümü için, bu Bölüm hükümlerine göre sorumludur.” Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre ise “Taşıyan, taşımanın fiilî taşıyan tarafından yapıldığı hâllerde, fiilî taşıyanın kusurundan ve onun adamlarının görevlerini yerine getirdikleri sırada işledikleri kusurdan sorumludur”.TTKnın 1262/1 maddesi uyarınca “yolcunun ölümü veya yaralanmasından dolayı taşıyanın 1256.madde gereğince sorumluluğu, hiçbir hâlde, her olay için yolcu başına 400.000 Özel Çekme Hakkını geçemez”. TTK nın 1265 maddesi uyarınca davalı kaptanın sorumluluğu da bu üst sınıra tâbidir.Somut olayda; bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen rapordan anlaşıldığı üzere, motorların iskeleye baş taraftan yanaştıkları, iskeleye yanaşan yolcu motorlarının çok farklı baş bodoslama yüksekliğine sahip olmalarından dolayı yolcuların motora iniş ve binişlerinde bir veya iki basamaklı sacdan üretilmiş basamaklar kullanıldığı, motorların baştan yanaşması ve motorlarının baş üstü güvertesinin kavisli bir yapıya sahip olması nedeniyle iskele ile motorun temas yüzeyini sınırladığı, dolayısıyla yolcuların gemiye binmeleri için çok kısıtlı bir alanın olduğu, bu durumun da yolcuların motoruna emniyetli bir şekilde iniş biniş yapabilmelerini güçleştirdiği, bunun yanı sıra, Haliç içinde seyir yapan yolcu motorlarının/gemilerin oluşturduğu dalgaların Eminönü iskelesine ulaşabildiği, böylelikle Eminönü iskelesinde yanaşık bulunan motorlarının oluşan bu dalgalardan etkilenmeleri sonucu baş üstü yüksekliklerinin ani olarak alçalıp yükseldiği, bu durumun yolcuların, yolcu gemilerine emniyetli şekilde inip binmelerini olumsuz yönde etkilediği anlaşılmaktadır. Ulaştırma Bakanlığı Kaza Araştırma ve İnceleme Kurulu tarafından düzenlenen raporda ... Emniyetli Yönetim Sistemi (EYS) incelenmiş; kitapçıkta yer alan prosedüre rağmen kaza anında geminin baş tarafında yalnızca bir gemicinin yolcuların girişlerine refakat ettiğinin tespit edildiği, diğer gemicinin ise motorda görevlendirilmiş makine personeli bulunmadığından, makine dairesinde olduğu ve dolayısıyla da yolcuların iniş biniş operasyonuna refakat edemediğinin tespit edildiği, ... yolcu motoru kaptanının, yolcuların binişi sırasında, motorun kalkmasına birkaç dakika kala motor makinelerini ileri yolda çalıştırdığı, motorun henüz yolcuların tam olarak gemiye binmesi beklenmeden halatların alındığı, makine gücü ile konumlarını koruyarak kalkışa kadar yolcu almaya devam ettiği, yolcu alımının tamamlanmasını müteakip rıhtımdan ayrıldığı anlaşılmaktadır. Kazanın yolcuların gemiye binişi sırasında ... Emniyetli Yönetim Sistemi kitapçığında öngörülen prosedüre riayet edilmemesinden kaynaklandığı sabittir. İş bu tespitler ve kesinleşen ceza dava dosyasındaki tespitler dikkate alındığında kazanın oluşumunda gerekli önlemleri almayan davalıların kusurlu olduğu açıktır. Gemiye biniş sırasında gerekli dikkat ve özeni göstermeyen annenin de kusurlu olduğu anlaşılmakta ise de geminin yolcu alış biçimi itibariyle suların ani alçalıp yükselmesi sonucunda yolcuların gemiye güvenli bir şekilde inip binmelerini olumsuz yönde etkileyen unsurların bertaraf edilmesi annenin alacağı tedbirlerden ziyade davalıların alacağı tedbirlere bağlı olduğundan davacı annenin daha az kusurlu kabul edilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davalılarca mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporundaki kusur oranlarına itiraz edilmiş ise de “... ...Ltd. Şti. ile ... yolcu gemisi Kaptanı ... için takdir edilen % 60 oranında kusur ile ... ...Kooperatifi ile ... ...AŞ için tayin edilen %30 oranında müştereken kusur somut olayın koşullarına uygundur. Kesinleşen ceza dava dosyasında da iş bu dava dosyasında belirlenen kusur oranları ile tezat oluşturacak bir sonuca varılmadığı anlaşılmakla davalıların kusura yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Davacı küçüğün bakiye ömür hesabında TRH 2010 tablosu kullanılarak hesaplama yapılmıştır. Tazminat hesabında hak sahiplerinin bakiye ömürlerinin belirlenmesi gerekir. Gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir tespit olduğundan, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu nedenle yapılan bilimsel çalışmalar sonucu TRH 2010 adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmış olup bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içerir nitelikte olduğu genel yargı uygulaması ile kabul edildiğinden, somut olayda tazminata esas bakiye ömür süresinin belirlenmesinde TRH 2010 yaşam tablosunun kullanılması yerindedir.Meslekte kazanma gücünü % 100 oranında kaybettiği tespit edilen davacı ...’un █████/2014 tarihinde geçirdiği kazaya bağlı olarak TRH 2010 yaşam tablosu ve güncel asgari ücret esas alınarak belirlenen sürekli iş göremezlik nedeniyle maddi zararının 16.640.895,06-TL, bakım nedeniyle maddi zararının 19.765.212,75-TL, tedavi giderleri nedeniyle maddi zararının 18.279.357,43-TL, ulaşım giderleri nedeniyle maddi zararının 210.666,78-TL tespit edildiği, tespit edilen bu zarar toplamından davalı sigorta şirketince yapılan ödemenin 313.934,25-TL güncellenerek zarardan mahsup edildiği, neticeten davacı annenin müterafik kusuruna isabet eden tutarın düşülmesiyle davacının toplamda 48.742.478,68-TL maddi tazminata hak kazandığı anlaşılmaktadır. Maddi tazminat hesabında karar tarihi itibariyle geçerli olan asgari ücret esas alınmış olup, güncel asgari ücrete göre yeniden hesaplama yapıldığı,kök raporda tazminat hesabına asgari ücretin işverene maliyeti esas alınması doğru değil ise de ek bilirkişi raporunda bu hususun düzeltildiği, sigorta şirket tarafından ödenen tutar hesaplamanın yapıldığı tarih itibariyle güncellenerek tazminattan düşüldüğü, bunun dışında ileride de devam edecek tedavi giderlerinin endekslenerek hesaplandığı dikkate alındığında tarafların tazminat hesabına yönelik itirazları yerinde değildir.Ancak, TTK'nın 1262. maddesinde yolcunun ölümü veya yaralanmasından dolayı taşıyanın 1256.madde gereğince sorumluluğunun, hiçbir hâlde, her olay için yolcu başına 400.000 Özel Çekme Hakkını geçemeyeceği düzenlenmiş olup bu sınır ilk derece karar tarihi itibariyle 400.000 ÖÇH’nin TL karşılığı 23.333.440-TL'dir. TTK'nın 1267. maddesinde zarara, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinci ile işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği ispat edilen taşıyan ve fiili taşıyanlarla bunların adamlarının 1262. ve 1263. maddelerle 1264. maddenin birinci fıkrasında öngörülen sorumluluk sınırlarından yararlanamayacağı düzenlenmiştir. Somut olayda yolcuların binmeleri için çok kısıtlı bir alanın olduğu, yolcuların binişi sırasında geminin baş üstü yüksekliklerinin ani olarak alçalıp yükseldiği anlaşılmakla, yolcuların gemilere emniyetli şekilde inip binmelerini olumsuz yönde etkileyen bu durumun varlığına rağmen kaptanın halatları çözmesinden sonra son anda gelen davacının gemiye binmesindeki riskleri göz ardı ettiği, binişin iki görevlinin nezaretinde gerçekleşmesi gerekirken talimatlara aykırı olarak 1 kişi bulundurulduğu dikkate alındığında zararın taşıyanın ve adamlarının pervasız davranıştan ileri geldiğinin kabulü gerekir. Bu durumda davalıların TTK'nın 1267. maddesi gereğince sorumluluk sınırından yararlanmaları mümkün olmadığından tazminatın sorumluluk sınırı üzerinden değil gerçek zarar üzerinden belirlenmesi gerekir.Meslekte kazanma gücünden % 100 oranında kaybettiği tespit edilen davacı ...’un █████/2014 tarihinde geçirdiği kazaya bağlı olarak TRH 2010 yaşam tablosu ve güncel asgari ücret esas alınarak belirlenen sürekli iş göremezlik nedeniyle maddi zararının 16.640.895,06-TL, bakım nedeniyle maddi zararının 19.765.212,75-TL, tedavi giderleri nedeniyle maddi zararının 18.279.357,43-TL, ulaşım giderleri nedeniyle maddi zararının 210.666,78-TL tespit edildiği, tespit edilen bu zarar toplamından davalı sigorta şirketince yapılan 200.000-TL ödemenin 313.934,25-TL olarak güncellenerek zarardan mahsup edildiği, neticeten davacı annenin müterafik kusuruna isabet eden tutarın düşülmesiyle davacının toplamda 48.742.478,68-TL maddi tazminata hak kazandığı anlaşılmakla bu tutar yönünden davanın kabulü gerekirken, sonradan tashih kararı adı altında hüküm değiştirilerek sınırlı sorumluluğa hükmedilmesi doğru olmamıştır.Yine davalı ... ...Ltd Şti'nin sigortalısı olduğu Denizyolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Sorumluluk Poliçesinde hem "sakatlık ve ölüm" için hem de "tedavi giderleri" için ayrı ayrı kişi başına 200.000'er TL teminat öngörüldüğü ve somut olayda davalı sigorta şirketi tarafından sadece 200.000-TL ödeme yapıldığı anlaşılmakla, davalı sigorta şirketinin, belirlenen tazminat miktarının 200.000-TL'sinden diğer davalılarla birlikte sorumlu tutulması gerekirken, davalı sigorta şirketi yönünden davanın reddi doğru olmamıştır.Açıklanan nedenlerle; davalılar tarafından mahkemece hükmedilen manevi tazminata yönelik bir istinaf nedeni ileri sürülmediği, taraflarca ileri sürülen istinaf nedenleri ve re'sen dikkate alınması gereken nedenler çerçevesinde yapılan inceleme neticesinde, somut olayda sınırlı sorumluluk hükümlerinin şartlarının oluşmadığı ve davalı sigorta şirketinin "sakatlık ve ölüm" ve "tedavi giderleri" teminatlarından biri için sorumluluğun devam ettiği dikkate alınmadan karar verilmesi doğru olmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına,yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından, maddi ve manevi tazminat davasının kabulüne, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2025 Tarih ████████ Esas ████████ Karar sayılı kararın ve █████/2026 tarihli tashih kararının HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA;"Davacı ...'un maddi tazminat talebi yönünden davanın kabulü ile 48.742.478,68-TL'nin olay tarihi olan 04.04.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen (davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun 200.000-TL ve bu tutara █████/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile sınırlı tutulmasına) tahsil edilerek davacı çocuk ...'a velayeten davacılar ... ile ...'a verilmesine,Davacıların manevi tazminat taleplerinin kabulü ile davacı ... için 5.000.000-TL, davacı ... için 1.000.000-TL, davacı anne ... için 1.000.000-TL, davacı ... için 500.000-TL ve davacı ... için 500.000-TL olarak takdir edilen toplam 8.000.000-TL manevi tazminatın olay tarihi olan 04.04.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... Kooperatifi, ...Tic. AŞ, ..., ... Tic. Ltd Şti'den müteselsilen tahsil edilerek davacılara ödenmesine, (Davacı çocuk ... için hükmedilen manevi tazminatın çocuğa velayeten davacılar ... ile ...'a ödenmesine)İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak;"Alınması gereken 3.876.078,71-TL karar ve ilam harcından davacı tarafça peşin yatırılan 194.419,34-TL harcın mahsubu ile eksik olan 3.681.659,37-TL harcın davalılar ... ve ... Kooperatifi, ... Tic. AŞ, ..., ... Tic. Ltd Şti'den müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafça yatırılan 194.500,04-TL peşin harçların davalılardan (davalı ... AŞ 13.742,70-TL'sinden sorumlu olmak kaydıyla) müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,Davacı tarafça yapılan 8.000-TL bilirkişi ücreti ve 2.211,25-TL posta ücreti olmak üzere toplam 10.211,25-TL yargı giderinin davalılardan (davalı ... AŞ 45-TL'sinden sorumlu olmak kaydıyla) müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,Davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,Davacılar lehine manevi tazminat yönünden takdir olunan 910.000-TL vekalet ücretinin ... A.Ş dışındaki davalılardan müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,Davacı ... lehine maddi tazminat yönünden takdir olunan 1.552.524,78-TL vekalet ücretinin davalılardan (davalı ... AŞ 45.000-TL'sinden sorumlu olmak kaydıyla) müteselsilen alınarak adı geçen davacıya verilmesine,Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.640-TL arabuluculuk ücretinin davalılardan (davalı ... AŞ 7,50-TL'sinden sorumlu olmak kaydıyla) müteselsilen alınarak Hazine'ye ödenmesine,"Alınması gereken 2.140.387,28-TL istinaf karar harcından davalılar tarafından peşin yatırılan toplam 1.605.290,46-TL harcın mahsubu ile kalan 535.096,82-TL harcın ... AŞ dışındaki davalılardan müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı ... tarafından yatırılan 732-TL peşin istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve istek halinde kendisine iadesine,Davalılar tarafından yapılan istinaf yargı giderinin üzerlerinde bırakılmasına, davacı ... tarafından yapılan 803,75-TL istinaf yargı giderinin davalılardan (davalı ... AŞ 3,50-TL'sinden sorumlu olmak kaydıyla) müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.█████/2026